27-02-2018 11:49 GÜNDEM

‘’DATÇA AN­LA­TIL­MAZ YA­ZI­LIR’’;DEMİŞ ÇİĞDEM AKIN

İlçemizde yaşayan Çiğ­dem Akın Datça'nın ye­mek­le­ri­ni, adet­le­ri­ni, anı­la­rı an­la­tan “Eski Zaman Ba­tır­lı­la­rı” adın­da bir kitap çı­kar­dı. Hı­zır­şah­lı olan Akın ki­ta­bın­da be­lirt­ti­ği ön­söz­de çok çe­şit­li bir kül­tü­re ve ye­mek­le­re sahip ol­du­ğu­nu dü­şün­dü­ğü kö­yü­nü ka­le­me aldı. Akın an­ne­si­nin düğün ye­mek­çi­si ba­ba­sı­nın da lo­kan­ta iş­let­me­ci­si ol­ma­sıy­la ha­fı­za­sın­da bir çok yemek ol­du­ğu­nu uzun sü­re­dir ha­fı­za­sın­da olan yemek ta­rif­le­ri­ni ka­ğı­da dök­mek is­te­di­ği­ni ki­ta­bı­nın ön­sö­zün­de be­lirt­ti. Ki­ta­bın­da sa­de­ce Datça'nın ye­mek­le­ri­ni yaz­ma­dı. Köyle il­gi­li bilgi top­lar­ken kar­şı­sı­na çıkan aka­de­mik ya­zı­lar­la bir­lik­te Datça ta­ri­hi­ni, ge­le­nek gö­re­nek­le­ri­ni en sa­mi­mi şe­kil­de ka­le­me ala­rak, oku­yu­cu­ya ak­tar­dı.

‘’DATÇA AN­LA­TIL­MAZ YA­ZI­LIR’’;DEMİŞ ÇİĞDEM AKIN

Datça'da Hı­zır­şah'ı ge­nel­de Batır ola­rak tabir eder­ler. 1914 yı­lın­da ismi Hı­zır­şah ola­rak de­ğiş­ti­ril­miş. Köyün et­ra­fın­da pek çok fark­lı kül­tü­rün ka­lın­tı­la­rı yer alı­yor.Bu ka­lın­tı­la­rın ara­sın­da en bi­li­nen­le­ri ta­ri­hi Kni­dos Am­fo­ra ve Ki­re­mit Atöl­ye­le­ri, Or­to­doks Rum Ki­li­se­si, çe­şit­li küçük ka­le­ler ve ha­ber­leş­me amaç­lı ateş ku­le­le­ri yer alı­yor.

Ki­ta­bın içe­ri­ğin­de Hı­zır­şah adet­le­ri­ne göre, as­ke­re uğur­la­ma, kız is­te­me, nişan, düğün, düğün ye­mek­le­ri, geçim kay­nak­la­rı, sos­yal ha­yat­la­rı yer alı­yor. Hı­zır­şah adet­le­ri­ne göre as­ke­re gitme vakti gelen genç­ler, Hı­zır­şah Eski Camii'ne gidip na­ma­zı­nı kıl­dık­tan sonra ca­mi­inin bah­çe­sin­den bir avuç top­rak alıp evi­nin doğu böl­ge­si­ne asar­lar­mış. As­ker­den sağ salim dönen genç al­dı­ğı top­ra­ğı geri ye­ri­ne bı­ra­kır­mış. Ca­mi­nin ko­ru­yu­cu­lu­ğu­na ina­nıl­dı­ğı için böyle bir adet or­ta­ya çık­mış. 1950'li yıl­lar­da asker ve as­ke­rin aile­si, Mar­ma­ris'e ya da Muğla'ya kadar bir­lik­te yü­rü­ye­rek gider, aile evine geri döner, asker varsa araç­la ya da atla görev ya­pa­ca­ğı şu­be­ye gi­der­miş.Datça'da 1950'li yıl­lar­da genç­le­rin bir­bi­ri­ni be­ğe­nip ar­ka­daş­lık kur­ma­sı hoş kar­şı­lan­maz­mış, bu yüz­den de gö­rü­cü usulü ev­li­lik­ler ger­çek­le­şir­miş. Bir kızı be­ğe­nen erkek aile­si­ne söy­ler, aile kızın aile­si­ne bir aracı gön­de­rip ağız ara­ma­sı ya­pı­lır­mış.

Kıza sa­de­ce usu­len so­ru­lur­muş gön­lün var mı? Yok mu? diye. Ka­ra­rı kızın aile­si ve­rir­miş. Eğer sonuç olum­lu ise kız evi naz evi cüm­le­sin­den yola çı­ka­rak erkek ta­ra­fı 3-4, defa kız evine gelir gi­der­miş. Erkek ta­ra­fı kızı is­te­mek için aile­den bir gün alır, is­te­me­ye gi­di­lir­miş, ancak is­te­me­de ev­le­necek olan kız da er­kek­te bu­lun­maz­mış, aile­ler kendi ara­la­rın­da söz ke­ser­ler­miş. Nişan sü­re­ci­ni genç­le­rin yaşı be­lir­ler­miş. Yaş­la­rı kü­çük­se 2 yıla yakın ni­şan­lı ka­lı­nıp öyle ev­le­nir­ler­miş. Yaş­la­rı bü­yük­se is­te­me­den 10 gün sonra nişan için ha­zır­lık­lar baş­lar­mış. Düğün adet­le­ri her yerde fark­lı fark­lı ger­çek­le­şir. Peki ya Datça'daki durum ne? Şim­di­ler­de ol­du­ğu gibi düğün sa­lon­la­rı tu­tul­maz­mış, dü­ğün­ler köy ca­mi­inin ya­nın­da Oda yanı de­ni­len alan­da ger­çek­le­şir­miş. Düğün ta­ri­hi be­lir­len­di­ğin­de ilk ola­rak o ta­rih­ten bir gün önce nikah kı­yıl­ma­sı ge­re­ki­yor­muş. Çünkü ni­kah­sız ge­li­ne kına ya­kıl­maz­mış. Düğün za­ma­nı gel­di­ğin­de ka­dın­lar keş­kek ya­pı­mı ile uğ­ra­şır­ken er­kek­ler­de köy mey­da­nın­da düğün ye­me­ği­nin ate­şi­ni ya­kar­lar­mış. Düğün ha­zır­lık­la­rın­da köy halkı aile­ye yar­dım­cı olur, ya­pı­la­cak olan iş­le­ri bir­lik be­ra­ber­lik için­de ya­par­lar­mış.
Düğün de­yin­ce akla ilk gelen düğün ye­me­ği­dir. Datça'da düğün ye­me­ği ola­rak ge­nel­de kuru fa­sul­ye, lokum çor­ba­sı, keş­kek, et ye­me­ği, elde ya­pıl­mış düdük ma­kar­na, tatlı ola­rak da pe­li­ze ikram edi­lir­miş. Dü­ğün­den bir ön­ce­ki gece ya­pı­lan yemek için köy­lü­den tabak, kaşık, çatal, top­la­nır köylü ka­dın­lar ve ye­mek­le­ri be­lir­le­yen ye­mek­çi kadın ye­mek­le­ri hep bir­lik­te pi­şi­rir­ler­miş. Köylü ka­dın­lar kendi ürün­le­ri­ni ayırt ede­bil­mek için çatal ka­şık­la­rı­na renk­li ip ve isim­le­ri­nin baş har­fi­ni bo­yay­la ya­zar­mış. Düğün der­nek böyle ge­çer­ken gün­de­lik ha­yat­la­rı çoğu zaman ipek­bö­cek­çi­li­ği ile ge­çer­miş. Dat­ça­lı ka­dın­lar için ipek­bö­ce­ği­nin ve ipek­ten ya­pıl­mış ürün­le­rin yeri baş­ka­dır. Datça'daki va­tan­daş­la­rın ön­ce­den tek geçim kay­na­ğı ta­rım­dı. Bu tarım ürün­le­ri­nin ba­şı­nı tütün, pa­la­mut, buğ­day, incir çeker.

Datça'nın şuan en önem­li geçim kay­na­ğı badem ise o za­man­lar­da ba­de­min ye­ri­ni pa­la­mut alır­mış. Pa­la­mut İtalya'da teks­til sek­tö­rün­de boya ham­mad­de­si ola­rak kul­la­nıl­dı­ğın­dan o dö­nem­de talep çok­muş. Fakat gi­de­rek iler­le­yen tek­no­lo­ji sen­te­tik boya kul­la­nı­mı­nı art­tı­rın­ca pa­la­mu­ta talep kal­ma­mış. Bu ne­den­le za­man­la köylü pa­la­mut ağaç­la­rı­nın ye­ri­ne badem dik­me­ye baş­la­mış. 1980'li yıl­lar­dan sonra tarım ba­de­me da­ya­lı ola­rak Datça'da devam etti. Ba­de­min ya­nın­da zey­tin de var tabi ki. Tür­ki­ye'nin en lez­zet­li ba­dem­le­ri Datça'da ye­ti­şir. Nur­lu­su, akı, ga­ba­ba­ğı, de­de­ba­ğı, sı­ra­sı ve di­şiy­le çeşit çe­şit­tir.
Son ola­rak Dat­ça­lı­la­rın gün­de­lik ha­ya­tı­na de­ği­necek olur­sak ki­tap­ta da an­la­tıl­dı­ğı gibi tar­la­da ça­lı­şıp evine yor­gun argın dönen in­san­lar ken­di­le­ri­ne güzel bir eğ­len­ce bul­muş­lar. O za­man­lar­da tüm dün­ya­yı et­ki­si al­tı­na alan si­ne­ma Dat­ça­lı­la­rı da et­ki­le­miş. Akşam olun­ca tüm köy halkı be­yaz­per­de­nin kar­şı­sın­da yer­le­ri­ni alır­mış. Özel­lik­le yaz mev­si­min­de si­ne­ma keyfi iki ka­tı­na çı­kar­mış. Çe­şit­li köy­ler­den si­ne­ma­cı­lık yapan in­san­lar olur­muş. Si­ne­ma­nın el­bet­te köyün gün­de­lik hayat akı­şı­na et­ki­le­ri olmuş, yeni doğan be­bek­le­re be­ğe­ni­len aktör ya da akt­ris­tin isim­le­ri ko­nur­muş; Cü­neyt, Hakan, Bel­gin gibi... Ki­tap­ta yazan il­ginç adet­le­re de­ğin­dik. Geç­miş­ten gü­nü­mü­ze neler de­ğiş­ti­ği­ni göz­lem­le­mek için de bi­re­bir yar­dım­cı ola­bi­lecek bir eser.

Datça ve Dat­ça­lı­lar hak­kın­da bir­bi­rin­den il­ginç bil­gi­le­ri bize sunan kitap in­san­da Datça'yı sevme is­te­ği uyan­dı­rı­yor.Ki­ta­bı oku­yan­la­rın büyük keyif al­dı­ğı “Eski Zaman Ba­tır­lı­la­rı” adlı eser­de oku­yu­cu­lar hem Datça'nın adet­le­ri­ni hem de Datça'nın hiç du­yul­ma­mış hi­ka­ye­le­ri­ni öğ­re­ni­yor.Kitap oku­yu­cu­la­rın­dan edin­di­ği­miz tav­si­ye­le­re göre Datça'yı merak eden Datça'ya karşı sem­pa­ti duyan her­ke­sin oku­ma­sı ge­re­ken bir kitap.​Sa­de­ce Datça'yı merak eden­le­rin değil Dat­ça­lı­la­rın da ba­ka­lım bizim hak­kı­mız­da neler yaz­mış­lar de­di­ği bir kitap olan “Eski Zaman Ba­tır­lı­la­rı” oku­yu­cu­dan tam not aldı.
        
    (Sebiha ARSLAN)


Bu haber 530 defa okunmuştur.

HABERE YORUM YAZIN

DİĞER GÜNDEM HABERLERİ
Çok Okunan Haberler
Köşe Yazarları
Anketimize Katılın

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer