12-03-2020 ALİ GENÇLİ (SIRADIŞI)

 

Sı­cak­lar­la bir­lik­te, ağaç­la­rın çi­çek­len­me­siy­le yaz iyice ken­di­ni his­set­tir­me­ye baş­la­dı. Ülke içten dış­tan hı­zı­na ye­ti­şe­me­di­ği gün­dem ana­for­la­rın­da sav­ru­lu­yor bi­lin­mez bir yöne doğru... İç si­ya­se­tin kar­ma­ka­rı­şık­lı­ğıy­la, sı­nır­la­rı­mız­da­ki bi­lin­mez­lik­le , ya­şa­nan acı­lar ve ana­la­rın göz­yaş­la­rıy­la daha bir ivme ka­za­na­rak. Ül­ke­miz in­san­la­rın­da bir yor­gun­luk, kır­gın­lık ve kaygı ar­ta­rak devam edi­yor. Ne­re­dey­se her geçen gün bir ön­ce­ki­ni ara­tır oldu. Ya­pı­lan an­ket­ler­de mut­suz insan sa­yı­sı yük­sek oran­lar­da çı­kı­yor. An­ti­dep­ra­san kul­la­nı­mın­da ina­nıl­maz ar­tış­la­rın ol­du­ğu­nu ya­zı­yor ga­ze­te­ler. Diğer yan­dan co­ra­na virüs fe­la­ke­ti. “ Bin­dik bir ala­me­te , gi­di­yo­ruz se­la­me­te.” der­ler ya… Her geçen gün bir ön­ce­ki­ni ara­tır oldu.
- Ço­cuk­lu­ğu­muz­da uzun yaz gün­le­ri­ne er­di­ği­miz­de, so­kak­lar­da gün bo­yun­ca güzel şey­ler yap­mış, ha­ya­ta değer kat­mış in­san­la­rın yor­gun ama mutlu yüz­le­ri vardı. O yüz­ler­den gü­lü­cük­lü se­lam­lar ya­yı­lır­dı çev­re­ye.
- Şimdi in­san­lar­da bir koş­tur­ma­ca, sanki bir şey­ler­den ka­çı­yor­muş ya da bir yer­le­re ye­tiş­me te­la­şı. Yıl­gın­lık, umut­suz­luk, hoş­gö­rü­süz­lük yüz­ler­den yan­sı­yan. O gün­ler­de­ki gibi aynı ka­sa­ba­da değil, aynı ma­hal­le­de değil aynı apart­man­da otu­ran­lar bile bir­bir­le­ri­ni ta­nı­mı­yor­lar. Mer­ha­ba­laş­mak hak ge­ti­re. İnsan­lar ken­di­le­rin­den bile kaçar olmuş. - Bir top­lum bu kadar mı de­je­ne­re olur? Çevre kir­len­miş, in­sa­ni de­ğer­ler yitip git­miş. Kimin umu­run­da? Sevgi saygı, hoş­gö­rü yok olmuş. Her­kes bur­nun­dan so­lu­yor, kü­çü­cük bir tat­sız­lık, sonu bi­lin­me­yen pat­la­ma­la­ra gö­tü­recek in­san­la­rı. De­ğer­bil­mez­lik, ben­cil­lik bu denli mi ku­şa­tır ya­şa­mı? Hay­ret! - Şimdi mumla ara­dı­ğı­mız o yıl­lar­da ço­cuk­lu­ğu­muz, genç­li­ği­miz ne kadar yaşam do­luy­du. Tüm yok­luk­la­ra, yok­sun­luk­la­ra kar­şın. O za­man­lar so­kak­la­rı­mız vardı, akşam üst­le­ri kapı ön­le­rin­de oy­na­dı­ğı­mız, bü­yük­le­ri­mi­zin söy­leş­ti­ği kapı ön­le­ri­miz vardı. Çi­çek­li pen­ce­re­le­ri­miz vardı, karşı pen­ce­re­ler­den bir­bi­ri­mi­ze ses­len­di­ği­miz.
- O za­man­lar; kış ge­ce­le­rin­de masal an­la­tı­lır­dı. Mısır pat­la­tı­lır, kes­ta­ne çıt­la­tı­lır­dı. Mer­di­ven çı­kı­lır, aidat öden­mez, yö­ne­ti­ci se­çil­mez­di. Sokak lam­ba­la­rı sa­de­ce direk dip­le­ri­ni ay­dın­la­tır, gece bek­çi­le­ri­nin dü­dük­le­ri ku­lak­la­rı­mı­zı çın­la­tır­dı. Yurt­tan ses­ler ko­ro­su tür­kü­ler söy­ler, bü­yük­le­ri­miz ajans sa­at­le­rin­de mem­le­ket ha­ber­le­ri din­ler­di. So­ka­ğı­mız­dan her gece bo­za­cı ge­çer­di.
- Def­ter­le­ri­mi­zin ara­sın­da çiçek ku­ru­tur, ke­nar­la­rı süslü kâ­ğıt­lar­da sev­gi­li­le­re mek­tup ya­zar­dık. Sarı saman renk­li def­ter­le­ri­miz vardı, ke­nar­la­rı­nı çi­çek­ler­le süs­le­di­ği­miz. Ar­ka­sı ya­rın­lar din­ler­di genç kız­lar ve yaşam ar­ka­sı ya­rın­lar gibi geçer, gi­der­di. So­kak­lar­da gör­dü­ğü­müz yüz­ler mas­ke­siz­di ve her­kes kendi ha­ya­tı­nı ya­şar­dı, gün boyu.
- Siyah beyaz film­ler­de kendi düş­le­ri­mi­zi, ha­yal­le­ri­mi­zi ku­rar­dık. Her hafta sonu yeni film baş­lar, Çar­şam­ba ma­ti­ne­le­rin­de ka­dın­lar si­ne­ma­ya gi­der­di. Her­kes kendi ha­ya­tı­nın ro­ma­nı­nı yazar, üret­me­nin ve pay­laş­ma­nın er­de­mi­ni ya­şar­dı. Pazar gün­le­ri kü­tüp­ha­ne­le­re koşar, Sait Fa­ik­le­ri, Orhan Ve­li­le­ri, Nazım Hik­met­le­ri okur­duk. Cem Ka­ra­ca'yı, Barış Manço'yu, Zeki Müren'i din­ler­dik
- Pos­ta­cı­la­rı­mız vardı. Özlem yüklü mek­tup­lar ge­ti­ren. En çok da bay­ram teb­rik­le­ri yo­rar­dı ma­hal­le pos­ta­cı­mı­zı. Peh­li­van tef­ri­ka­la­rı ve kah­ra­man­lık öy­kü­le­ri oku­nur­du ga­ze­te­ler­de en çok. Maç­lar rad­yo­dan din­le­nir, Zambo çik­let­ten çıkan spor­cu, ar­tist re­sim­le­ri bi­rik­ti­ri­lir­di. Çelik çomak, sak­lam­baç, istop, köşe kap­ma­ca oy­na­nır, akşam olun­ca, ço­cuk­lar oyu­nun en tatlı ye­rin­de an­ne­ler ta­ra­fın­dan eve çağ­rı­lır­dı.
- Şimdi her­kes bir selam ve­re­me­yecek kadar yor­gun, iki satır mek­tup ya­za­ma­ya­cak kadar yoğun ve bunca ka­la­ba­lık­lar için­de ya­pa­yal­nız. Ves­se­lam; ne­re­de o gün­ler? daha sık so­ru­lur oldu sü­rek­li ek­si­le­rek ço­ğal­dı­ğı­mız şu gün­ler­de...
- Bil­ge­nin de­di­ği gibi “Dünya nü­fu­su art­tık­ça, insan sa­yı­sı aza­lı­yor.”


Bu yazı 2953 defa okunmuştur.



ALİ GENÇLİ (SIRADIŞI) Diğer Yazıları
Çok Okunan Haberler
Köşe Yazarları
Anketimize Katılın

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer