19-06-2019 ALİ GENÇLİ (SIRADIŞI)

“Doğa”nın bize en büyük ar­ma­ğa­nı beş duyu or­ga­nı­mız. Tüm al­gı­la­rı­mı­zın, duyu or­gan­la­rı­mız­la baş­la­yan yol­cu­lu­ğu bey­ni­miz­de “Hi­po­kam­pus”ta son bulur. Bunca kar­ma­şık­lı­ğı­na kar­şın, bu beyin par­ça­sı al­gı­la­nan her şeyi sı­nıf­lan­dı­ra­rak bi­lin­ci­mi­ze ya da bi­lin­çal­tı­mı­za yön­len­di­rir. İşte bu süreç, ruh­sal ve be­den­sel var­lı­ğı­mı­zın oluş­ma­sı­nı sağ­lar. Al­gı­sal et­ki­le­şim dü­şün­ce­le­ri­mi­zi, dü­şün­ce­le­ri­miz de ter­cih ve se­çim­le­ri­mi­zi be­lir­ler. Ha­ya­tı­mız se­çim­le­ri­miz­den ve ter­cih­le­ri­miz­den iba­ret­tir. Ya­şa­mı­mı­zın ka­li­te­si, al­gı­la­rı­mı­zın bizi yön­len­dir­me­siy­le bağ­lan­tı­lı­dır. Son za­man­lar­da top­lum­da ya­şa­nan al­gı­sal kar­ga­şa, al­gı­la­rı­mız üze­rin­de­ki oy­nan­mak­ta olan oyu­nun bir so­nu­cu­dur. Bu yüz­den ter­cih­le­ri­miz ve se­çim­le­ri­miz ya­şa­mı­mız­da­ki ka­li­te­yi artan bir hızla dü­şür­mek­te­dir. Tüm çe­liş­ki­le­re ve ra­hat­sız­lık­la­ra kar­şın sus­kun­lu­ğun ne­de­ni de budur…
Aşa­ğı­da­ki iki öykü bu gün top­lum ola­rak ya­şa­dık­la­rı­mı­zı çok güzel an­la­tı­yor.
Öykü; Biri kay­na­mak­ta olan suyla , di­ğe­ri soğuk suyla dolu ve al­tın­da ateş ya­kıl­mış iki ka­za­na ayrı ayrı atı­lan iki kur­ba­ğa­nın öy­kü­sü­dür. Kay­nak suya düşen kur­ba­ğa bir fır­la­yış­ta ken­di­ni dı­şa­rı atıp ya­şa­mak için di­re­nir­ken, diğer ka­zan­da­ki kur­ba­ğa yavaş yavaş ısı­nan suyun için­de re­ha­ve­te ka­pı­la­rak ke­yif­le zaman ge­çir­di­ğin­den, bir süre sonra kay­na­yan suyla bir­lik­te ka­de­ri­ne razı olmuş ve haş­lan­mak­tan kur­tu­la­ma­mış­tır.
Diğer öy­kü­müz­de ise, tez­le­ri­ni yaz­mak üzere bir dağ kö­yün­de ses­siz­li­ği seçen Pro­fe­sö­rün bir ço­ba­nın al­gı­sı­nı yön­len­di­re­rek ya­şa­dı­ğı so­ru­nu man­tık­lı­ca nasıl çöz­dü­ğü an­la­tıl­mak­ta­dır.
Pro­fe­sö­rü­müz yer­leş­ti­ği evde, sa­ba­hın erken sa­at­le­rin­de ça­lış­ma­ya baş­la­dı­ğın­da, köyün ço­ba­nı, sü­rü­sü­nü gü­rül­tüy­le evin önün­de­ki yol­dan ge­çir­mek­tey­miş. Bir, iki der­ken her gün aynı gü­rül­tü­den ra­hat­sız olan pro­fe­sör, ço­ba­nı azar­la­yıp, ra­hat­sız­lı­ğı­nı be­lirt­se ada­mın nasıl bir tepki ve­re­ce­ği­ni kes­ti­re­me­di­ğin­den, bir sabah ço­ba­nın önüne ge­çe­rek, “ Kar­de­şim, ko­yun­la­rı­nı her sabah bu­ra­dan ge­çi­ri­yor­sun, bu bana ina­nıl­maz keyif ve­ri­yor. Sa­bah­la­rı bu­ra­dan ge­çer­sen, sana her gün elli lira ve­ri­rim.” demiş. Çoban buna çok se­vin­miş. Bir gün, iki gün. Der­ken, bir hafta sonra pro­fe­sö­rü­müz para ver­me­yi kes­miş. Çoban da tepki ola­rak, madem hoca pa­ra­yı kesti, ben de sü­rü­yü başka yol­dan gö­tü­rü­rüm. O da gü­nü­nü görür.” deyip. Sü­rü­sü­nü başka yol­dan ge­çir­me­ye baş­la­mış.
Ha­ya­tı­mız seçim ve ter­cih­le­ri­miz­den olu­şur. Seçim ve ter­cih­le­ri­miz dü­şün­ce­le­ri­mi­zin so­nu­cu­dur. Dü­şün­ce­le­ri­miz ise “algı”la­rı­mı­zın ürü­nü­dür… Al­gı­la­rı­mı­zın bizi ka­li­te­li ya­şa­ma gö­tür­me­si di­le­ğiy­le…El­bet­te, doğru seçim ve ter­cih­le­ri­miz­le…Esen kalın.


Bu yazı 812 defa okunmuştur.



ALİ GENÇLİ (SIRADIŞI) Diğer Yazıları
Çok Okunan Haberler
Köşe Yazarları
Anketimize Katılın

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer