18-07-2019 Aydın BALCI

Datça o yıl­lar­da Rum­la­rın hüküm sü­re­bil­di­ği bir mer­kez idi. Çünkü ihmal edil­miş ya­pı­sı; kor­san­lık­la, yan­ke­si­ci­lik­le, yağ­ma­cı­lık ile ge­çi­nen Rum­la­ra rahat ha­re­ket ede­bil­me şansı ta­nı­yor­du. Türk­ler de Os­man­lı dev­le­ti­nin hi­ma­ye­sin­den uzak kendi ör­güt­len­me­le­ri ile ha­yat­la­rı­nı sür­dü­re­bi­li­yor­lar­dı. Rum ağa­la­rı Datça ve Betçe' de kendi sa­ha­la­rı­nı baskı ve zulüm ile oluş­tur­muş, bütün yaşam mal­ze­me­le­ri­ni gasp et­tik­le­ri alan­lar­da ra­hat­ça ta­sar­ruf edi­yor­lar­dı. İç ke­sim­ler­de ço­ğun­luk ola­rak ya­şa­yan Türk­ler de ken­di­le­ri­nin alış­kın ol­du­ğu ağa­lık sis­tem­le­ri ile kıt ka­na­at ge­çi­ni­yor­lar­dı. Datça ta­ra­fın­da Far­ma­ki­dis Yanni

ile Hris­to­fu­ros ağa­lar Rum ça­pul­cu­la­rın­dan çe­te­ler kur­muş, zorla kon­duk­la­rı çift­lik­le­rin­de bol­luk ve be­re­ket için­de ya­şı­yor­lar­dı. Ha keza Betçe ta­ra­fın­da ise Ka­ra­bı­yık Rumu ile Şarlo Pet­ro­mas Ağa yine kendi zen­gin­le­rin­den Vasil İstadi ile bir­lik olmuş böl­ge­nin ger­çek sa­hip­le­ri Türk­ler' i ezi­yor, on­la­ra ya­şa­ma şansı ver­mi­yor­du.

O dö­nem­de önem­li bir geçim yolu olan ka­çak­çı­lık için ' nın Yunan ada­la­rı­na olan ya­kın­lı­ğı ve kı­yı­la­rı­nın coğ­ra­fi ya­pı­sı da dik­ka­te alın­dı­ğın­da bu­ra­sı bir üss gö­re­vi gö­rü­yor­du. Ancak hem ada­la­rın Yu­nan­lı­lar­da ol­ma­sı hem de Os­man­lı dev­le­ti­nin bu böl­ge­le­ri ihmal et­me­si se­be­biy­le bu ka­çak­çı­lık işini Rum­lar gö­rü­yor ve git­tik­çe se­mi­ri­yor­lar­dı. Datça' nın bu Yunan ada­la­rı­na açı­lan kıyı köy­le­rin­de Rum nü­fu­su önüne ge­çi­le­mez şe­kil­de ar­tı­yor ve Türk­le­rin nü­fu­su­nu geç­miş bu­lu­nu­yor­du.

Daha iç ke­sim­ler­de yer alan Ka­ra­köy, Kız­lan, Hı­zır­şah gibi köy­ler­de Türk­ler nü­fus­la­rı­nı ko­ru­sa­lar da bu Yunan zul­mü­nü his­se­di­yor­lar, Yunan kom­şu­la­rın­dan çe­ki­nir hale ge­li­yor­lar­dı.

İşte böyle bir or­tam­da iyice azı­tan ve diğer dev­let­ler ta­ra­fın­dan şı­mar­tı­lan Yu­na­nis­tan' ın ar­ka­la­rın­da ol­du­ğu inan­cı ile Türk böl­ge­le­ri­ne bu Rum ahali göz dik­me­ye baş­la­mış­tı. Hedef Ka­ra­köy ve Kız­lan idi.

KA­RA­KÖY BAS­KI­NI VE SABİT EFE

Ka­ra­köy' de hakim olan ağa­lık sis­te­mi ile Türk ahali nis­pe­ten daha iyi şart­lar­da ya­şı­yor­du. Ancak Rum­lar bunu iç­le­ri­ne sin­dir­me­miş ola­cak ki büyük bir bas­kın plan­la­dı­lar. Bu bas­kın­da akla ge­le­bi­le­ce­ği gibi büyük ke­sim­le­ri kı­yı­ma uğ­rat­mak de­ğil­di amaç ve ne kadar güçlü ol­sa­lar da ona ce­sa­ret ede­mez­ler­di. Sa­de­ce önde gelen isim­le­re ve­ri­lecek zarar ile hal­kın gö­zü­nü kor­kut­mak is­ti­yor­lar­dı. O yüz­den köyün ileri ge­len­le­rin­den Sabit Efe ka­çı­rı­lıp öl­dü­rü­le­cek­ti. Bu­nun­la da kal­ma­yan Rum ça­pul­cu­la­rı hırs­la­rı­nı ala­ma­yıp Sabit Efe' nin na­aşı­nı parça parça edip köye yol­la­dı­lar. Rum­la­rın planı önde gelen bu isim­den hem in­ti­kam almak hem de TÜRK halkı kor­ku­tup sin­dir­mek­ti. Lakin durum böyle ol­ma­dı. Türk­le­rin bin­ler­ce yıl­dır uy­gu­la­dı­ğı ağa­lık/ boy bey­li­ği sis­te­mi dev­re­ye girdi ve ne kadar Rum ağa­lar kadar zen­gin ola­ma­sa da o böl­ge­nin ağa­la­rı top­la­nıp Rum­la­ra karşı daha güçlü bir ör­güt­len­me­ye gi­dil­me­si ge­rek­ti­ği­ni ka­rar­laş­tır­dı­lar. Bu ağa­la­rın ara­sın­da ile­ri­ki yıl­lar­da Re­şa­di­ye Kuv­va-ı Mil­li­ye­si' nın fi­nan­sö­rü, Milli Mü­ca­de­le' ye 500 lira ile ha­va­li­de­ki en büyük yar­dı­mı yapan Ka­ra­köy' ün ağası Hasan Ağa (1870- 1958)da vardı.

KIZ­LAN BAS­KI­NI VE RUM ÇE­TE­LERİN SA­PIK­LI­ĞI

Kız­lan da Datça' nın iç ke­sim­le­rin­de yer al­dı­ğı ve top­rak­la­rı­nın be­re­ke­ti ne­de­niy­le Türk aha­li­nin rahat ya­şa­dı­ğı bir yerdi. Bunu içine sin­di­re­me­yen Rum çe­te­ler Türk­le­rin na­mus­la­rı­na göz­le­ri­ni dik­miş­ti. Büyük bir plan yapıp kit­le­sel bir ha­re­ke gi­de­me­ye­cek­le­ri belli olan Rum çe­te­ler bir Türk kı­zı­nı ka­çır­mış­tı. Pa­paz­la­rın da suç or­ta­ğı ol­du­ğu bu te­rö­rist eylem Türk aha­li­de büyük yankı uyan­dır­dı. Bu ha­re­ket tüm Türk­le­rin na­mu­su­na ta­sal­lut et­mek­ti. Son­ra­dan du­yul­du ki Re­şa­di­ye Ma­nas­tı­rın­da bu Türk kızı önce te­ca­vüz edil­miş sonra da Rum pa­pa­zı­nın da ka­tıl­dı­ğı bir tören ile ke­sil­miş adeta sap­kın bir şe­kil­de Tanrı' ya kur­ban edil­miş­ti.(!)

İşte bu olay­lar zaten da­yan­ma güç­le­ri­nin sı­nı­rın­da olan Türk­le­rin sab­rı­nı ta­şır­mış, bütün güç sa­hip­le­ri to­par­lan­mış ve böl­ge­sel bir örgüt kur­muş­lar­dı. Artık bu şı­ma­rık Rum çe­te­le­ri­ne gün yüzü gös­te­ril­me­ye­cek­ti. Ata yur­dun­dan dağ­la­rı, bent­le­ri aşa­rak ge­tir­dik­le­ri ölümü Rum­la­ra gös­ter­me­nin za­ma­nıy­dı. Türk­ler ye­ni­den Tanrı' nın kır­ba­cı ol­duk­la­rı­nı ha­tır­la­mış­lar­dı.

(KAY­NAK: Ünal TÜR­KEŞ, Kur­tu­luş Sa­va­şın­da Muğla,1973)


Bu yazı 4231 defa okunmuştur.



Aydın BALCI Diğer Yazıları
Çok Okunan Haberler
Köşe Yazarları
Anketimize Katılın

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer