18-05-2020 Orhan Keskinsoy
Orhan Keskinsoy

Orhan Keskinsoy

BAN­DIR­MA VA­PU­RU Ya Da Yeni Ar­go­nat­la­rın(*) Se­fe­ri

Mus­ta­fa Kemal. Ga­la­ta rıh­tı­mın­da Rauf Bey ve bir iki ar­ka­da­şıy­la oto­mo­bil­den in­di­ğin­de öbür ar­ka­daş­la­rı­nın tam kadro orada bek­le­dik­le­ri­ni gördü.
-Va­pu­ra niye bin­me­di­niz, ne bek­li­yor­su­nuz bu­ra­da? Diye sordu.
-Va­pur uzak­ta paşam, mo­tor­la gi­de­ce­ğiz! diye kar­şı­lık ver­di­ler.
Oysa Mus­ta­fa Kemal'e va­pu­run rıh­tı­ma ya­naş­mış ol­du­ğu­nu söy­le­miş­ler­di.
Rauf Bey(Orbay) sabah erken Mus­ta­fa Kemal'e uğ­ra­mış. Şöyle de­miş­ti:
-Pa­şam, çok gü­ve­ni­lir bir yer­den mev­suk(sağ­lam) bir haber aldım. İngi­liz­ler sizin Ana­do­lu'ya ge­çe­ce­ği­ni­zi haber al­mış­lar. Fakat,şim­di­lik ses çı­kar­ma­ya­rak yola çık­ma­nı­zı bek­li­yor­lar­mış,yolda bin­di­ği­niz Ban­dır­ma Va­pu­ru­nu ba­tı­ra­cak­lar­mış. Yalan, doğru bil­mem. Ben de baş­ka­sı­nın ya­lan­cı­sı­yım. Fakat çok dik­kat­li ol­ma­lı­sı­nız paşam.
Mus­ta­fa Kemal, epey öf­ke­len­di, şöyle dedi:
-Dün akşam da is­mi­ni bil­dir­me­yen ve bir dost ol­du­ğu­nu bil­di­ren bi­ri­se bana te­le­fon ede­rek, aynı şey­le­ri söy­le­miş­ti. BU­RA­DA ESİR GİBİ YA­ŞA­MAK­TAN­SA, KA­RA­DENİZ'DE BAT­MA­YI TERCİH EDERİM…
-Yal­nız kap­ta­na söy­le­yi­niz, bir rota üze­rin­de, ya da alı­şıl­mış bir rota üze­rin­de git­me­sin..
Vapur tam ha­re­ket etmek üze­rey­ken, iti­laf Dev­let­le­ri su­bay­la­rı­nı ta­şı­yan bir motor,va­pu­ra ya­naş­tı..”M.?Kemal:”İşte Rauf Bey'in de­di­ği oldu. Ka­ra­de­niz'e kadar sab­re­de­me­di­ler…” He­ye­tin va­pur­da silah ara­ma­ya gel­dik­le­ri­ni öğ­re­nin­ce ra­hat­la­dı. Ve on­la­ra:
-Va­zi­fe­ni­zi yapın, ne­ti­ce­sin­den beni ha­ber­dar edin! Dedi ve ar­ka­daş­la­rı­na dö­ne­rek:
-Bun­lar, işte, böyle. Yal­nız de­mi­re,çe­li­ğe ve silah kuv­ve­ti­ne da­ya­nır­lar. Mad­de­den başka bir şey bil­mez­ler. İstik­lal Ve Hür­ri­yet uğ­ru­na mü­ca­de­le­ye az­met­miş bir mil­le­tin kud­ret ve kuv­ve­ti­ni id­rak­ten aciz­dir­ler. Biz,silah ve cep­ha­ne değil, ideal ve iman gö­tü­rü­yo­ruz.
Kont­rol he­ye­ti bütün va­pu­ru aradı ve Mus­ta­fa Kemal'i se­lam­la­ya­rak git­ti­ler.
Kazım(Dirik), Arif(Ayıcı), Hüs­rev(Ge­re­de), Bin­ba­şı Kemal(Doğan), Dr. Refik(Say­dam), Yüz­ba­şı Müm­taz, İsmail Hakkı, Üs­teğ­men Arif Hik­met, Üstğm. Ha­ya­ti, Yüzbş. Ali Şev­ket, Cevat aB­bas­Mu­zaf­fer (Kılıç), Yüzbş. Mus­ta­fa İaşe su­ba­yı Ab­dul­lah, şifre ka­tip­le­ri Faik ve Mem­duh Bey'ler­Bir de ka­rar­gah dok­to­ru.
Bu güzel ve va­tan­se­ver in­san­lar­dan başka va­pur­da iki kişi daha vardı. Bi­ri­si Sinop'a yeni atan­mış mu­ta­sar­rıf Maz­har Tev­fik, öteki de vapur kalk­tık­tan sonra am­ba­ra ine­rek, Yaver Maz­har'ın keş­fet­ti­ği Albay Refet Bele idi.
Va­pu­ra alı­şık ol­ma­yan­la­rın ço­ğu­nun içi dı­şı­na çık­mış­tı. Ayak­ta ka­lan­la­rın ba­şın­da Mus­ta­fa Kemal kal­mış­tı. Ten­ha­la­şan va­pur­da, ba­ba­can bir gö­rü­nüm çi­i­izen kap­tan İsmail Hakkı(Dur­sun') ya­naş­tı:
-Ka­ra­de­niz'de bu ka­çın­cı se­fe­ri­niz­dir,kap­tan? Diye sordu.
-Mar­ma­ra'dan dı­şa­rı ilk çı­kı­şım­dır, paşam!
-O halde,bu de­ni­zin teh­li­ke­li nok­ta­la­rı­nı bilir mi­si­niz? İca­bın­da ne­re­le­re ya­na­şa­bi­li­riz?
Kap­tan ha­ri­ta üze­rin­de gös­te­re­rek:
-Pa­şam, şu Ke­rem­pe Burnu'nu ge­çer­sek teh­li­ke­yi kıs­men at­lat­mış olu­ruz.?dedi.
-Fır­tı­na pek şid­det­li değil mi?
-Evet,Paşam.
-Peki hangi ro­ta­yı takip edi­yor­su­nuz?
Kap­tan, bir­den so­murt­kan bir du­ru­ma geldi, biraz da öf­ke­li..
-Ne ro­ta­sı Paşam? Allah'a sı­ğın­dık gi­di­yo­ruz…
-Peki ama niçin böyle gi­di­yo­ruz?
-Ha­re­ket için iki gün evvel emir ver­di­ler. Ge­mi­yi göz­den ge­çir­dim. Bir­çok nok­san­la­rı var”Ben bu gemi ile yola çık­mam “de­dim­se de, kim­se­ye söz din­let­mek müm­kün ol­ma­dı. Elde pu­su­la yok, pa­ra­ke­te bozuk, böyle bir ge­mi­nin ro­ta­sı olur mu?
Mus­ta­fa Kemal:
-De­mek de­vam­lı teh­li­ke için­de­yiz? Di­ye­rek kap­ta­na şöyle dedi:
-Bu nor­mal ro­ta­yı takip et­me­ye­cek­si­niz. Ka­ya­la­ra çarp­ma­mak şar­tıy­la,müm­kün ol­du­ğu kadar sa­hi­li takip eden bir rota ile gi­de­cek­si­niz ve ge­re­ğin­de, ge­mi­yi hiç dü­şün­me­den sa­hi­le vu­ra­cak­sı­nız…
-Ge­mi­yi feda et­tik­ten sonra is­te­di­ği­niz nok­ta­ya çı­ka­rız, paşam.
-Evet, ge­re­kir­se is­te­di­ği­miz yere gi­de­ce­ğiz.
17 mayıs'ta İne­bo­lu'ya var­dı­lar. Ancak çok fır­tı­na ol­du­ğun­dan ya­na­şa­ma­dı­lar.
18 Mayıs 1919 sa­ba­hı küçük Ban­dır­ma va­pu­ru Sinop li­ma­nı­na girdi. Orada mu­ta­sar­rıf Maz­har Tev­fik'i bı­rak­tı­lar…
19 Mayıs 1919 sa­ba­hı saat al­tı­da Sam­sun Li­ma­nı­na gir­di­ler.
Ama hala Fe­ner­bur­nu'ndan çı­ka­cak bir İngi­liz top­pi­do­su ile yerle bir edi­le­bi­lir­ler­di.
“Onlar, mi­to­lo­ji­nin Ar­go­nat­la­rı gibi ül­ke­le­ri­ne hür­ri­yet ge­ti­recek tıl­sı­mı bul­mak üzere kal­kıp bu şehre gel­miş­ler­di Yason(**)ve ar­ka­daş­la­rı da mem­le­ket­le­ri­nin kur­tu­lu­şu için aynı deniz yo­lu­nu ge­çe­rek,kur­tu­lu­şun tıl­sı­mı olan altın ya­pa­ğı­yı ara­yıp bul­ma­ya gel­miş­ler­di….”
Bir­kaç dev­let me­mu­run­dan başka on­la­rı kar­şı­la­yan kimse yoktu. Ol­sun­du, hiç de­ğil­se on­la­rı taş­la­yan bir halk yoktu! İlk Ka­ra­ya ayak basan Mus­ta­fa Kemal oldu. Her­kes teker teker in­dik­ten sonra Mus­ta­fa Kemal şöyle dedi:

HAYDİN AR­KA­DAŞ­LAR,DEDİ. ARTIK KA­RA­DA BİZE ÖLÜM YOK…
Mus­ta­fa Kemal'in hür­ri­yet düşü,artık ger­çe­ğin kır­mı­zı gra­nit ka­ya­lık­la­rı­na ilk adı­mı­nı at­mış­tı. Bu­ra­da ka­za­na­ca­ğı za­fer­ler­le onun hür­ri­yet düş­le­ri, etten,ke­mik­ten,kan­dan ve can­dan yeni bir mil­let ger­çe­ği­ne ula­şa­cak­tı…


Bu yazı 1239 defa okunmuştur.



Orhan Keskinsoy Diğer Yazıları
Çok Okunan Haberler
Köşe Yazarları
Anketimize Katılın

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer