05-05-2022 Puya Sevi Mimiroğlu

Nazi kültür politikalarının gitgide daha gerici ve daha uzlaşmaz hale gelmesi, Ekspresyonizm, Kübizm ve Soyut Sanat için “Dejenere Sanat” (Entartete Kunst) teriminin icat edilmesi, Bauhaus’un Berlin’e taşınması, en yakın dostu Klee’nin, Düsseldorf’taki bir öğretmenlik teklifini değerlendirmek için ayrılması, son olarak da 1933’ün Nisan ayında Gestapo’nun, aşağılayıcı ve küçük düşürücü bir tavır içinde Bauhaus öğretmen ve öğrencilerini tetkik etmesi Kandinsky’yi sıkıntı dolu yılların eşiğine getirir.

Daha en başında eşi Nina ile Paris yakınlarında Neuilly-sur-Seine’e yerleşen sanatçının Fransa’nın başkenti ile ilişkisi hiç kolay olmamıştır. Buna tanık olan Nina şöyle der: “1933’de sadece bir sene kalıp Almanya’ya dönmek üzere buraya geldiğimizde, durum bizim için olumlu olmaktan çok uzaktı. Wassily’nin de benim de Paris’in sanat çevresi hakkındaki bilgilerimiz tamamıyla yanlıştı. Bir sürü umutla gelmiştik, ama böyle durumlarda genelde olduğu gibi derin bir hayal kırıklığına uğradık. 1937 yılında Nazi rejiminin kültür uzmanları; Kirchner, Nolde, Dix, Marc, Grosz, Klee ve Kandinsky’nin yapıtlarını “Avangard Bir Sergi” adı altında toplarlar. Yirmi binden fazla kişinin ziyaret ettiği sergiden sonra eserlerin bir kısmı yurt dışına satılır, çoğu da herkesin önünde yakılır.

Devlet müzelerinde Kandinsky’nin elli yedi eserine el konulur; bunların arasında Birkaç daire, Mavi dağ, Kırmızı ve Kırmızı, Sükûnet ve Katı Madde satılır. Sanatçının Sovyetler Birliği’nde bıraktığı yapıtları da benzer kaderi paylaşırlar. 1938’de Alman Büyükelçiliği Kandinsky’nin ülkeye girişini yasaklar.

Son Başyapıtları Alman askerlerinin Hitler’in emriyle Polonya’yı işgal etmesi Avrupa politikasını altüst etmiş, II. Dünya Savaşı patlak vermiştir. Sanatçının son yıllarında eşsiz bir anlatım rahatlığına ulaştığı gözlemlenirken,yaşamı boyunca incelediği o resimsel gramer, konuştuğu dil haline gelir. İzleyiciye olağanüstü bir rahatlık ve serbestlikle ulaşır. Paris dönemi boyunca suluboya ve 31 Wassily Kandinsky, Collections du Centre Georges Pompidou Musée des Beaux-arts, Nantes, corédition (1998) 34 guvaş kullanarak 250’den fazla yapıt çıkarmış olan sanatçının bu döneme rastlayan tüm yapıtları Paris’te Centre Georges Pompidou’da bulunmaktadır. Kandinsky, beyin ve omuriliğindeki rahatsızlık nedeniyle 13 Aralık 1944’te sessizce yaşama veda ederken, en az kendisi kadar inançlı olan Nina, eşinin acı çekmeden gözlerini yummasını 13 rakamının gizemli büyüsüne bağlar ve bu zorlu süreci “yaşamı boyunca,sürgünlüğü ve tüm manevi acıları huzurlu ve mutlu bir şekilde son buldu” sözleriyle ifade eder.

(Wassily Kandinsky, Collections du Centre Georges Pompidou Musée des Beaux-arts, Nantes, corédition (1998))


Bu yazı 601 defa okunmuştur.



Puya Sevi Mimiroğlu Diğer Yazıları
reklam
Çok Okunan Haberler
Köşe Yazarları
Anketimize Katılın

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer