11-03-2022 Puya Sevi Mimiroğlu

Sa­na­tın ma­ne­vi ve tin­sel bo­yu­tu­nu ir­de­le­mek amaç olun­ca ger­çek­li­ğe zi­hin­sel-ruh­sal bo­yut­lar ge­ti­ren anti na­tü­ra­list ta­vır­lar bizim için be­lir­le­yi­ci ola­cak­tır. Bu ba­kım­dan Rö­ne­sans'a ba­kı­şı­mız bu pers­pek­tif­le sı­nır­lı ola­cak­tır. Ya da so­yut­la­yı­cı iç tep­ki­nin bo­yut­la­rı­na ge­tir­di­ği de­ği­şik­lik­le­rin ir­de­len­me­si an­la­mın­da.
Şimdi he­pi­mi­zin bil­di­ği gibi Ort­a­çağ ya da daha ön­ce­sin­de bir­leş­miş bir top­lum duy­gu­su, din­sel ya da başka ne­den­ler­le ait olma duy­gu­su, nes­nel dün­ya­nın gö­re­li­li­ği­nin ve de­ğiş­ken­li­ği­nin hu­zur­suz­lu­ğu­nu gi­de­ri­yor­du. Bu­ra­da kar­ma­şık ve uzun açık­la­ma­la­ra gir­me­den an­lat­ma­ya ça­lı­şa­cak olur­sak; top­lum­sal ha­yat­ta ya­şa­nı­lan evrim, Hris­ti­yan dini ve kli­şe­nin sor­gu­lan­ma­sıy­la ge­li­şen re­for­mas­yon, bi­lim­sel bu­luş­lar, yeni kı­ta­la­rın keşfi, ev­ren­sel ve in­san­sal olay­la­ra ha­ki­mi­yet (ha­ya­tın öte dünya değil de bu dün­ya­da ol­du­ğu) , An­ti­ki­te­de­ki de­ğer­le­rin tek­rar gün­de­me gel­me­si­ni ve Doğa ve ev­ren­le ba­rı­şık bir hayat ta­sa­rı­mı­nın doğ­ma­sı­nı sağ­la­dı. Bu da tüm or­ta­çağ de­ğer­le­ri­nin alt üst ol­ma­sı­na neden oldu. Tanrı ta­sa­rı­mı­nı insan temel alı­na­rak ya­pı­lı­yor­du. Bu da An­ti­ki­de ki ide­alar an­la­yı­şı­nın dine uy­gu­lan­ma­sıy­la ol­muş­tu. Yani ''İnsan tanrı ide­asın­dan tü­re­miş bir ruha sa­hip­tir. Ölüm­den sonra yine tan­rı­ya ula­şa­cak­tır. Evren en ba­şın­da tan­rı­nın bu­lun­du­ğu ba­sa­mak­lar ül­ke­si­dir. Ev­re­nin tüm bağ­lan­tı­la­rı insan ru­hun­da top­la­nır-dü­ğüm­le­nir. Bu yüz­den insan da büyük ev­re­ni bilme gücü var­dır.''(Macit Gök­berk)
Buna göre insan evren için­de küçük bir evren ol­du­ğu­na göre, Pla­ton'un gü­zel­lik ide­ası te­me­lin­de uyum­lu bir bütün ola­rak al­gı­lan­ma­lı; dü­şün­ce­si yer etti. Böy­le­ce göz­ler do­ğa­ya döndü ve müt­hiş bir bilme me­ra­kıy­la her alan­da her şey didik didik edil­me­siy­le baş­lan­dı. Wor­rin­ger' in öz­de­yiş­le­yim iç tep­ki­si de­di­ği me­ka­niz­ma iç­le­me­ye baş­la­dı. Doğal mekan an­la­yı­şı ve yer­yü­zü­ne bağ­lı­lık sa­nat­sal çö­züm­le­yi­ci­le­rin üs­tün­de dur­duk­la­rı fe­no­men­ler ha­li­ne geldi.
İnsan­lar ba­ğım­sız ha­re­ket edip dü­şün­me­ye baş­la­dık­ça bi­rey­sel öz­gür­lük de de­ğiş­ti. Ancak bi­rey­sel öz­gür­lü­ğün­de ele ge­çi­ril­me­siy­le yeni so­run­lar doğ­ma­ya baş­la­dı. Birey ola­rak vardı. Artık ait olma duy­gu­su­nu yi­tir­miş­ti. Yal­nız ve kay­gı­lıy­dı. Yeni çağın in­sa­nı­nın yaşam ko­nu­sun­da yeni çö­züm­ler bul­ma­sı ge­re­ki­yor­du. Böy­le­ce ken­di­ne özgü ben­cil­lik bi­lin­ci ta­şı­yan top­lu­luk­lar ''Ulus'' bi­lin­ci­ni oluş­tur­ma­ya baş­la­dı­lar ve bu çağda ulu­sal­laş­ma ha­re­ket­le­ri de baş­la­mış oldu.
Bi­rey­sel­leş­me­nin aç­tı­ğı çok bo­yut­lu ge­li­şim zin­ci­ri için­de ve üre­tim-tü­ke­tim me­ka­niz­ma­la­rı­nın yer et­me­ye baş­la­ma­sıy­la sınıf çe­liş­tik­le­ri ve ça­tış­kı­la­rı da or­ta­ya çık­ma­ya baş­la­dı. Çünkü öz­gür­lük de­ği­şik top­lum kat­man­la­rın­da eşit de­ğil­di. Yeni öz­gür­lü­ğün mey­ve­le­ri do­ğuş­tan Aris­tok­rat olan ve bu yüz­den ba­şa­rı­lı olan grup ta­ra­fın­dan, yük­se­len ka­pi­ta­list sis­tem için­de top­lan­dı ve efen­di­lik, ini­si­ya­tif duy­gu­su edin­di­ler. Pek çok zen­gin ve soylu aile­le­rin (Me­di­ci­ler v.b) seç­kin zevki doğ­rul­tu­sun­da ki si­pa­riş­le­ri sa­nat­çı­lar ta­ra­fın­dan kar­şı­la­ma­ya ça­lı­şıl­dı.
Yu­ka­rı da ki özet­le­di­ğim de­ği­şik­lik­ler, daha önce bi­re­yin ait olma ve top­lu­ca huzur is­te­miy­le ger­çek­leş­tir­di­ği sa­nat­ta tin­sel yak­la­şım­la­rın bo­yu­tu birey bo­yu­tu­na in­dir­ge­di. Şimdi Rö­ne­sans'ta nes­ne­le­rin keş­fin­den du­yu­lan ve hızla ger­çek­leş­ti­ri­len sa­na­tın tin­sel-ruh­sal bo­yu­tu dö­ne­min fel­se­fe­si­nin oluş­tur­du­ğu­nu da söy­le­ye­bi­li­riz…


Bu yazı 895 defa okunmuştur.



Puya Sevi Mimiroğlu Diğer Yazıları
reklam
Çok Okunan Haberler
Köşe Yazarları
Anketimize Katılın

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer