01-01-1970 Rafet Laçin

İnsanoğlunun kendi tarihi boyunca geçirmiş olduğu evrimden en fazla, dönemin güçlerinin esaretinde kalarak, dayatılan tabulara sadakatle bağlı kalmanın, yanlışlığını yaptığının farkına varıp, yaşamında değişiklik yaptığı konuların başında, bilgi eksiksizliği ile yarattığı tabuları yıkmakla yapmıştır.

İlk insanların kendilerinden daha etkili her güce karşı teslim olmayı ve o güce sadakatle bağlı kalmayı, itiat etmeyi, tapmayı, ona ibadet etmeyi, çıkar yol olarak kabul etmişlerdir. İlk tapınak adayları da doğanın en güçlü enerjisi olan Güneş, ateş ve su olmuştur. Zaman içinde insanlığın, hırs, sahiplenme duygusu, ihtıras, düşmanca davranışların yaratığı, acı, zulum, gibi sorunların karşısından duyarsızlıklarını keşif ettikçe, bu taptıkları doğa güçlerine karşı senpatileri, “tapınmaktan, sevmeye doğru evrilmiştir.

Yakın tarihimize kadar, gelişmiş toplumların çıkarları için suistimal ettikleri, ilkel kabilelerde yönetme ve idare etmek için yaratıkları olağan üstü yöntemlerle hala putperestlik ile sömürü dönemleri  yaşaltılmaya kullanılmış ise de bu toplumların gelişmişlik düzeyine bağlı olarak, yavaş, yavaş, ilkel tabuların yok olduğu bilinmektedir.

Zaman, zaman toplumun bozulan ahlaki değerlerini disipline etmek için bazı davranış biçimlerini konumlarına göre sevap veya günah gibi tariflerle anlamlandırılarak yaşamın biçimlendirilmesine çalışılır genellikle. Hayali düşmanlar üretilir, hayali korkularla kutsiyeti olan değerlere karşı tehlike çığırtkanlığı yapılarak, toplumu teakuz durumda olmaya zemin hazırlanır.

Bu nedenlerle; günümüzde anarşi ve kargaşayı önlemek, toplumu disipline etmek, bütün dikkatleri bir noktaya çekmek için, halkın ortak paydasını oluşturan değerler etrafında bir tabu oluşturulur. Çeşitli korku ve kehanetler söylemlerini de geliştirerek, yaratılan tabuya sadakatle bağlı yaşamanın, huzur, mutluluk, özgürlük, için şart olduğu inancı yaygınlaştırılır. Zaman her dönemde göstermiştir ki, bu gelişmeler, önlemler, sadece insanların özgürlüklerini kısıtlayan önlemler olmuştur,

Kundakta iken annemizin” uyu yoksa öcü gelecek” deyip bizi korkutması ile, günümüzde suni olarak yaratılan korkuların arasında bir fark göremiyorum. Bu ülkede Atatürk karşıtı, Cumhuriyet karşıtı, Vatanını sevmeyen, birilerinin olduğu iddiasına katılmıyorum. Bu ortak değerlerimize, birilerinin sahiplenip, sanki bir karşıt gurup varmış gibi göstermesi bölücülüğün ve gericiliğin yaratığı kendi tabularıdır.

                

 


Bu yazı 39761 defa okunmuştur.



Rafet Laçin Diğer Yazıları
reklam
Çok Okunan Haberler
Köşe Yazarları
Anketimize Katılın

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer