22-01-2019 Savaş Ünlü

Yeni yer­ler, yeni me­kan­lar, yeni in­san­lar hep ka­za­nım ol­muş­tur benim için.1986-2000 yıl­la­rı ara­sın­da se­ve­rek ça­lış­tı­ğım ko­lej­de­ki öğ­ret­men­li­ğim.Oku­lu­muz­da Ana­do­lu bö­lü­mü ol­ma­sı ne­de­niy­le bir­çok ulus­tan in­san­la ta­nış­ma ola­na­ğı bul­muş­tum.Al­man­lar­la dost­lu­ğu­muz bir baş­kay­dı.Sü­la­lem­de Enver Paşa yan­lı­sı da yok ;ama,bu hay­ran­lık ne­den­di bi­le­mi­yo­rum.?Belki de söy­le­nen­le­rin ak­si­ne sıcak in­san­lar­dı…
Zi­eg­len­de, Al­man­ya'dan ül­ke­mi­ze ça­lış­ma­ya gel­miş bir öğ­ret­men­di. Aziz Nesin'i bi­li­yor­muş. Hak­kın­da epey bil­gi­si vardı. Merak edi­yor­muş. Bana bir gün, Aziz Nesin'in Ça­tal­ca'daki vak­fı­na gi­de­lim, dedi.?Tamam gi­de­riz,dedim. Gez­mek ara­yıp da bu­la­ma­dı­ğım bir şeydi. Aziz Nesin'in ya­nı­na git­me­nin gü­zel­li­ği neye de­ği­şi­lir­di ki…
Ya­rı­yıl ta­ti­li baş­la­mış­tı. Tatil baş­lar baş­la­maz ver elini İstan­bul. Bir gün İstan­bul'da kalıp Ça­tal­ca'ya yola ko­yul­duk. Va­kıf­tan gi­rin­ce Aziz Nesin bizi büyük bir sı­cak­lık­la kar­şı­la­dı. Hava çok so­ğuk­tu. İçe­ri­nin sı­cak­lı­ğı Aziz Nesin'in sı­cak­lı­ğıy­la bir­le­şin­ce üşü­me­miz bir­den­bi­re geç­miş­ti. Büyük Usta'nın ça­lış­ma oda­sı­na geç­tik.Büyük bir soba ya­nı­yor­du içe­ri­de.Üze­rin­de büyük bir çay­dan­lık.Çay­dan­lı­ğın alt ta­ra­fı is tut­muş.Sim­si­yah­tı.Sapı telle bağ­lan­mış­tı.Biz­le­re kendi eliy­le çay ikram etti.?Zi­eg­len­de ,Türk­çe'yi an­lı­yor,ko­nu­şu­yor­du. An­la­ma­dı­ğın­da in­gi­liz­cem­le yar­dım­cı olu­yor­dum. Oda­nın tüm du­var­la­rı ki­tap­lık­tı. O gö­rün­tü bana sev­gi­li Ahmet Çu­ha­cı'nın di­ze­le­ri­ni anım­sat­tı. Sev­gi­li Çu­ha­cı,Aziz Nesin'in Fe­ner­yo­lu'ndaki evini gö­rün­ce yaz­mış bu şiiri :Ya­za­rın evin­de/Hiç duvar yoktu/-var­dı da-/ ki­tap­tan gö­rün­mü­yor­du/Sırf pen­ce­re­le­ri vardı./
Du­var­lar­da kendi eliy­le yaz­dı­ğı şi­ir­ler. Sol eliy­le yaz­dı­ğı için ya­zı­lar biraz dü­zen­siz. Daha önce felç ge­çir­di­ği için bir elini kul­la­na­mı­yor­du. Yıl 1987.?Biz git­ti­ği­miz­de sağ­lı­ğı iyiy­di. Şi­ir­le­ri de has­ta­ne­de yaz­dı­ğı­nı söy­le­di. Du­var­lar­da res­sam ve ka­ri­ka­tü­rist­le­rin çiz­di­ği kendi re­sim­le­ri.
Bize vakfı gez­dir­di. Al­dı­ğı ödül­ler, şilt­ler ca­me­kan­lar do­lu­su.?Ken­di­si­ne git­ti­ği ül­ke­ler­de ve­ri­len çe­şit­li ar­ma­ğan­lar.Bul­ga­ris­tan'da altın çatal ve kaşık ver­miş­ler anı ola­rak .Yılda bir kez bu çatal ve ka­şık­la­rı kul­lan­dı­rı­yor­muş öğ­ren­ci­le­ri­ne.Ço­cuk­la­ra so­ru­yor­muş,bir farkı var mı? diye. Ço­cuk­lar hayır, yok, di­yor­lar­mış. Altın gibi adama, altın ver­me­yi iyi akıl et­miş­ler.
Vakfı ge­zer­ken oğlu Ali Nesin'i gö­rü­yo­ruz. Bize hoş gel­di­niz, diyor. O yıl­lar­da ,as­ke­re git­mek is­te­me­di­ği için hak­kın­da dava açıl­mış­tı.Va­kıf­ta kalan öğ­ren­ci­le­rin ya­nı­na gi­di­yo­ruz. Hepsi de tatlı birer ışık de­me­ti. Aziz Nesin'in kitap ka­pak­la­rı­nın ar­ka­sın­da­fo­tog­ra­fı olan ço­cuk­lar. Alman ar­ka­daş fo­toğ­raf­la­rı­nı çe­ki­yor. Ben o ge­zi­ye fo­tog­raf ma­ki­ne­mi gö­tür­me­miş­tim. Al­man­la­rın bir özel­li­ği var­dır. Ki­şi­nin,me­ka­nın fo­toğ­ra­fı­nı çe­ker­ler,ken­di­le­ri onun ya­nın­da poz ver­mez­ler.O gün,Aziz Nesin'le tek poz olsun fo­tog­raf çek­ti­re­me­dim.Daha son­ra­la­rı git­ti­ğim­de de akıl ede­me­dim.
Biz vakfı ge­zer­ken sofra ku­rul­muş. Hep bir­lik­te ye­me­ğe otur­duk. Bi­zim­le bir­lik­te 12 Eylül'de as­ke­ri­ye­den ay­rıl­mış- ya da ihraç edil­miş, tam ola­rak bi­le­me­ye­ce­ğim-bir yar­bay ve eşi de ma­sa­day­dı­lar.Karı koca gö­nül­lü ola­rak va­kıf­ta ça­lı­şı­yor­lar­mış.Ye­mek­te ıs­pa­nak,fı­rın­da tavuk,elma vardı.Ye­mek­le­ri gö­rün­ce Aziz Nesin'e ta­kıl­dım.” Ye­mek­ler güzel, ilgi çok sıcak ,gel­miş­ken ya­rı­yıl ta­ti­li­ni bu­ra­da ge­çi­re­lim.” dedim.?Aziz Nesin,bu sözün al­tın­da kal­ma­dı. “ Biz de ko­uk­luk bir öğün­lük­tür. Yok öyle be­da­va iş.”dedi.
Zi­eg­len­de el­ma­la­rı gö­rün­ce, çok güzel. Çok güzel, dedi.Güzel de­di­ği el­ma­lar,ya­ra­lı be­re­li,içi kurt­lu el­ma­lar­dı.Aziz Nesin,”Nasıl da bi­li­yor­lar ya­rar­lı mey­ve­yi.?Bahçe­miz­de­ki mey­ve­ler ilaç­sız,güb­re­siz,doğal ola­rak ye­ti­şi­yor.Bizim in­sa­nı­mız bu el­ma­la­rı görse ,bize kurt­lu el­ma­la­rı ye­dir­di,diye söy­le­nir.Tarım ilacı de­dik­le­ri ze­hir­den başka bir şey değil. Bö­ce­ği , asa­la­ğı yok eden in­sa­na zarar ver­mez mi ?” dedi.?El­ma­lar,ye­diğ­miz tavuk va­kıf­ta ye­tiş­ti­ril­miş.Ko­nuş­ma­lar uzadı.Her şey üre­ti­me dönük ol­ma­lıy­mış.Tü­ke­ti­ci ol­duk­la­rı için kedi,köpek bes­le­me­di­ği­ni be­lirt­ti Aziz Nesin.
Ye­mek­ten sonra birer çay daha içtik. Ab­da­lın karnı do­yun­ca gözü pa­bu­cun­da olur­muş ,dedim.İzninz­le biz kal­ka­lım,dedim.?Aziz Nesin,” Kalın bu­ra­da,ye­ri­miz var.?Bu sa­at­te ne­re­ye gi­de­cek­si­niz?”dedi.?Gi­de­lim,gi­de­lim,dedim.?Aziz Nesin,” Bir gece ka­lır­sa­nız,ücret al­ma­yız.”diye ta­kıl­dı.Ken­dim­ce ,Büyük Usta'yı daha fazla ra­hat­sız et­me­ye­lim , diye dü­şün­düm.Zi­eg­len­de de kal­mak is­ti­yor­du.
Te­şek­kür üs­tü­ne te­şek­kür ede­rek va­kıf­tan ay­rıl­dık. Bizi, 12 Eylül mağ­du­ru yar­bay gö­tü­rü­yor­du.Vak­fın ara­ba­sıy­la Ça­tal­ca'ya gi­di­yor­duk .Yolda gi­der­ken “Keşke kal­say­dı­nız,bu sa­at­te Ça­tal­ca'da ne­re­ye gi­de­cek­si­niz?”dedi yar­bay bey.
Ça­tal­ca'da indik. Son İstan­bul ara­ba­sı da git­miş­ti. Bir otel bul­duk. Yıkık dökük,viran bir yerdi.İçeri gi­rin­ce bir otel az­ma­nı kar­şı­la­dı bizi.?Onu gö­rün­ce Yusuf Atıl­gan'ın Ana­yurt Oteli ro­ma­nın­da­ki Ze­ber­cet'i çağ­rış­tır­dı bana.Kısa bir sor­gu­la­ma­dan sonra te­le­fo­na sa­rıl­dı.”Otele iki öğ­ret­men geldi,biri Alman'mış.” Kim­lik­le­ri­mi­zi aldı ve gitti. Yirmi da­ki­ka sonra geldi.”Tamam, ka­la­bi­lir­si­niz.”dedi. Kayıt def­te­ri­ni açtı. Bana bir şey sor­ma­dan iki ayrı oda ,dedim. İste­se­niz de aynı odayı ve­re­mem, dedi...
Sa­bah­le­yin bir pas­ta­ne­de kah­val­tı edi­yor­duk. Zi­eg­len­de, dün gece kapım iki kez ça­lın­dı.Sen miy­din ?dedi.?Sa­nı­rım,kimin ya­pa­bi­le­ce­ği­ni dü­şün­müş­sün­dür,de­yin­ce gü­lüş­tük. Güzel Alman kı­zı­nı gö­rün­ce, otel gö­rev­li­si­nin ak­lı­na kötü şey­ler mi gel­miş­ti(!)
Gece boyu dü­şün­düm. Keşke va­kıf­ta kal­say­dık, dedim kendi ken­di­me. O büyük in­san­la pay­la­şı­lan her da­ki­ka dün­ya­la­ra be­del­di. Ara­dan bir­kaç yıl geçti. Aziz Nesin'le sa­nı­rım İzmir'de gö­rüş­tük.”Vakfa gel­di­ği­niz Alman kız çok yar­dım se­ver­miş. Al­man­ya'dan ço­cuk­la­ra epey eşya yol­la­mış. Gö­rür­sen ken­di­si­ne te­şek­kür et. Şimdi ne­re­de o kız ?”de­miş­ti.
Ara­dan yıl­lar geçti. Tam 21 yıl olmuş. Anı­la­rın dı­şın­da, şimdi ne­re­de acaba?


Bu yazı 453 defa okunmuştur.



Savaş Ünlü Diğer Yazıları
Çok Okunan Haberler
Köşe Yazarları
Anketimize Katılın

Web sitemize nasıl ulaştınız?

Reklam
Tavsiye
Arama Motorları
Diğer