<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Datça Haberler, Datça Güncel Olayları Yayınlayan Tek Yerel Gazetedir.</title>
        <link>https://www.datca-haber.com/</link>
        <description>Muğla&#039;nın Datça ilçesinde haftanın iki günü Datça yarımadasındaki olayları, haberleri  yayın yapan yerel gazetedir. Datça ile ilgili günlük olan olayları güncel</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>YENİ GİYSİLERİNİZ SAĞLIKLI MI?</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/yeni-giysileriniz-saglikli-mi-2667</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/yeni-giysileriniz-saglikli-mi-2667</guid>
                <description><![CDATA[YENİ GİYSİLERİNİZ SAĞLIKLI MI?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Zevkli bir alışveriş yaptınız( ne kadar yapabildiyseniz) Şöyle havalı bir tişört aldınız yaz<br />
için. Eh altına da bir kot gider, renkli çoraplar da hoşunuza gitti.<br />
Bunları hemen giymek cazip gelebilir. Sakın giymeyin! Diyeceğiz sizlere…<br />
Öncelikle hemen yıkayın diyoruz peşinen<br />
KANSERE BİLE NEDEN OLABILIR…<br />
Diyor, konuyla ilgili bilim insanları. Zararın bir kısmı giysilerin kullanılan parlak renkli<br />
kumaş boyalarıyla ilgili.<br />
Yeni ya da koyu renkli kıyafetler , kumaşa tam olarak bağlanmamış fazla boya<br />
içerebilir. Hızlı moda ürünlerin çoğu petrol bazlı sentetik boyalarla renklendirilir.<br />
Bu boyalar özellikle polyester kumaşlarda yaygındır. Ve benzen gibi katkılar olduğu<br />
için kanser riski düşünülebilir. Yumuşaklık ve su geçirmezlik sağlamak için kullanılan<br />
kimyasallar da tehlike arz edebilir.<br />
AĞIR METALLER VAR<br />
Tekstil üretiminde arsenik, kadmiyum ve krom gibi metaller kullanılabilir. Bu<br />
metallerin üçü de insan sağlığı açısından oldukça tehlikeli ve kanserle ilişkilidir.<br />
Kurşuna maruz kalmak, davranış bozukluklarından, beyin hasarına kadar birçok<br />
etkiye yol açabilir.<br />
BAKTERİLER VE DİĞER RİSKLER<br />
Mağazada askıda duran giysiler üzerinde bakteriler bulunabilir. Özellikle iç<br />
çamaşırlarına dikkat.<br />
Uzmanlara göre bazı giysiler giyilip, çıkarıldıktan sonra üzerinde bakteri ve hatta<br />
virüsler bırakabilirmiş.<br />
Kovit 19 virüsü kumaşlar üzerinde üç güne kadar canlı kalabilirmiş. Gripe yol açan<br />
virüs ise 12 saat canlı kalabilirmiş.<br />
Ayrıca toz akarları, uyuz ve bit de cabası deniyor.<br />
Aldığınız her giysiyi mutlaka çok iyi yıkayın. Hatta çamaşır makinesine atın hemen.<br />
Acele bir giysi alıp giymek istiyorsanız, bir iki gün önceden alın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 14:37:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUĞLA TÜRKÜLERİ   BÖĞÜRTLENİN DİKENİ(20)</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri-bogurtlenin-dikeni20-2666</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri-bogurtlenin-dikeni20-2666</guid>
                <description><![CDATA[MUĞLA TÜRKÜLERİ   BÖĞÜRTLENİN DİKENİ(20)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dere içi böğürtlen<br />
Dertli dertli söyletmen<br />
Götürün beni de<br />
Yanmadığa böğürtlen<br />
***<br />
Böğürtlenin dikeni<br />
Kesivedi elimi<br />
Böğürtleni severdim<br />
Eli keser bilemzdim<br />
***<br />
Ganlı açar dere içi<br />
Bilseydim geçmezdim<br />
Böğürtlenin dikeni<br />
Kesivedi elimi<br />
***<br />
Dere içi giderken<br />
Geçemedim böğürtlenden<br />
Yanıp da ayrı düşene<br />
Yanmadığa böğürtlen<br />
***<br />
Böğürtlenin dikeni<br />
Kesivedi elimi</p>

<p>Yatağan köylüklerinin birinde, köy gençleri inek gütmek için “YANMADIK” dağına<br />
giderler. Buraya giderken de dere içinden geçerler.<br />
Genç aşıklar inekleri saldıktan sonra gizli gizli buluşurlar. İki sevgilinin evlenmesini<br />
isteyen aileler evliliğe engel olurlar. Kızın babası, kızını başka birisine verir. Bunun üzerine bu<br />
olayı bilen çobanlardan birisi bir mani yakar ve bu maniden de türkü doğar.<br />
İlk söylenişi dilli düdükledir. Araştırmacı yazar Tarcan Oğuz, Erdoğan Damarası adlı<br />
kaynak kişiden, türkü sözlerini derleyerek notaya alma çalışmasını başlatmıştır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 14:36:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ONUR  DUYDUM..</title>
                <category>Av. Yusuf Ziya Özalp</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/onur-duydum-2665</link>
                <author>filiyet83@gmail.com (Av. Yusuf Ziya Özalp)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/onur-duydum-2665</guid>
                <description><![CDATA[ONUR  DUYDUM..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>1926 &nbsp;yılında inşaatı tamamlanan&nbsp;<br />
Biz Datçalılara &nbsp;genç &nbsp;Cumhuriyetin hediyesi olan<br />
&nbsp;Sömbeki adasından getirilen Rum taş &nbsp;ustalarının<br />
&nbsp;inşa ettiği &nbsp;Çeşme köy okulunun&nbsp;<br />
tamir ediliyor olması &nbsp;gercekten sevinç kaynağı.<br />
Daha önceleri bu okulun harap perişan halini<br />
bir cok defalar dile getirmiş olmam nedeniyle&nbsp;<br />
Milli Eğitim Müdürümüz tarafından &nbsp;&nbsp;<br />
okulun açılışına &nbsp;onur konuğu olarak &nbsp;davet edilmem&nbsp;<br />
benim için ayrı bir &nbsp;övünç ve gurur &nbsp;kaynağı oldu..<br />
Datça kültürümüze &nbsp;ufak tefek katkılarım olabiliyorsa<br />
Ne mutlu bana !</p>

<p>30-03-2026 &nbsp;Y.Ziya Özalp</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 14:36:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/av-yusuf-ziya-ozalp_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HİKMET PINARINDAN DAMLALAR (1)</title>
                <category>A. Hikmet GÜL</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/hikmet-pinarindan-damlalar-1-2664</link>
                <author>a.hikmetgul@gmail.com (A. Hikmet GÜL)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/hikmet-pinarindan-damlalar-1-2664</guid>
                <description><![CDATA[HİKMET PINARINDAN DAMLALAR (1)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Can Dostlar! geçen hafta sonlandırdığımız "Kur'an'a Soralım" yazı dizimizin son cümlesinde de ifade ettiğimiz gibi bu hafta da başka bir konu ile yine beraberiz. Yazımızın konusu, başlıktan da anlaşılacağı gibi "Hikmet Pınarından Damlalar" olacaktır. Bu konuyu da herhalde 4 veya 5 hafta içinde tamamlarız diye düşünüyorum. Kıymetli Dostlar! Hikmet kelimesi Arapça'da "Hkm" kökünden gelir. Türk Dil Kurumunun sözlüğünde mânâsı en fazla olan kelimelerden biridir. Bu manalardan biri de ÖZLÜ SÖZ dür. Kur'an'da türevleri ile beraber 120'ye yakın yerde geçer. İşte Gönül Kâsemize düşen damlalar kelimelere dönüşmüş, bu kelimeler de birleşerek cümlelere dökülmüştür. Nasihat içerikli olan bu cümleler umarım Ruhlar da yankılanır, hayatlara hayat katar. &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;O halde konuyu fazla uzatmadan Gönül Dudaklarımızı uzatıp bu damlalardan nasiplenmeye bakalım . &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;+Hakkı kendine şeyh edinen dervişe kimse şeyhlik yapamaz. +Dünyadaki bostandan, bahçeden geç ki Cennet bahçesine kavuşasın. +Âlemlere toprak ol ki, ademler sende bitsin. +Derdini dert edin ki başka dertlilere de gebe kalasın. &nbsp; &nbsp; +Özün özü olduğunu unutmazsan alemlere göz olursun &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;+ Her şeyin bir düşmanı var. Nasıl ki odunun düşmanı ateş, ateşin düşmanı su, suyun düşmanı da güneşse, insanın düşmanı da nefsi hevası ve şeytandır. Bunların ikisini de hakikat potasında erit ki, sana düşman kalmasın. &nbsp; &nbsp; +Malla, evlatla &nbsp;böbürlenme! &nbsp; &nbsp; &nbsp; Zira hepsi geçicidir .Kalıcı şeyler için savaş ver. &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;+Rehber, yolunu bulamayan içindir. Doğru yolu bulmuş olanın rehbere ihtiyacı olamaz. Eğer rehber arıyorsan Allah'ın işaret ettiği Kur'an ve son elçisi sana yetmez mi? +Hakikat Pınarından sulan ki içeceğin acı sular da şerbete dönüşsün. &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;+ Nefis, Firavun'a benzer.Sakın onu boğmaya kalkma! Zira o da Rab'binin emrindendir. Musa ol, yanına Harun'ları da al onu öğüt törpüsü ile törpüle! Ama sakın yok etme! &nbsp; &nbsp;O da Rabbin katında bir değerdir. &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Kıymetli Dostlar! Konumuza haftaya kaldığımız yerden devam edeceğiz inşallah. Sağlıkla kalın. Esen kalın. Hoş kalın .Allah'a emanet olun.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 14:35:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2024/12/a-hikmet-gul-1733901285.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnsanlığın Unutulmuş Mezbahası:  Antik Mahkemeler</title>
                <category>Okan ÖZALP</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/insanligin-unutulmus-mezbahasi-antik-mahkemeler-2663</link>
                <author>arkeologdatca@gmail.com (Okan ÖZALP)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/insanligin-unutulmus-mezbahasi-antik-mahkemeler-2663</guid>
                <description><![CDATA[İnsanlığın Unutulmuş Mezbahası:  Antik Mahkemeler]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yıl 2077. Tarih profesörü Aleyna ve genç arkeolog Kaan, geçmişe yolculuk için “Kronos” adlı zaman otobüsüne bindiler. Kronos’un kapıları açıldığında, kendilerini Atina’nın hareketli Agora’sında buldular.<br />
Güneş tepede parlıyor, etraftan gelen çığlıklar ve tartışma sesleri kulaklarını dolduruyordu. Ancak kısa süre sonra, pazar yerinin ortasında garip bir gerginlik hissettiler. Kalabalık, bir mahkeme binasına doğru akın ediyordu. Meraklarına yenik düşerek, onlar da kalabalığa karıştılar.<br />
Mahkeme salonu dışarıdan basit görünse de içerideki atmosfer ağırdı. Mermer sıralar insanlarla doluydu ve ortada, bir yargıç heyetinin önünde, elleri bağlı iki adam duruyordu. Aleyna, içgüdüsel olarak Kaan’a fısıldadı: "Sanırım bir duruşmaya denk geldik. Bak, cellatlar da orada olmalı."<br />
İki iri yarı adam, sahnenin bir köşesinde sessizce bekliyordu. Kaslı kolları ve sert yüz ifadeleri, görevlerinin doğasını açıkça belli ediyordu. Cellatların üzerinde koyu renkli, basit tunikler vardı ve yanlarında duran aletler, Aleyna ve Kaan’ın okudukları tarih kitaplarındaki korkunç tasvirleri anımsatıyordu: kalın bir kırbaç, ucu sivri demir çubuklar ve paslı görünen bir mengene.<br />
İlk sanık, orta yaşlı bir adamdı. Suçu, komşusunun tarlasından ürün çalmakmış. Yargıç, gür bir sesle kararını açıkladı: "Hırsızlığın cezası, elinin kesilmesidir!" Kalabalıktan uğultular yükseldi. Cellatlardan biri, sessizce öne çıktı. Kurbanın bileğini mengene ile sıkıştırdı. Diğer cellat ise keskin bir balta çıkardı. Aleyna, gözlerini ve kulaklarını kapattı ama keskin çığlık ve ardından gelen acı acı bağırış seslerini engelleyemedi.<br />
Sıra ikinci sanığa geldi. Bu genç bir köleydi ve efendisine karşı komplo kurmakla suçlanıyordu. Aleyna, daha önce okuduğu metinlerde kölelere uygulanan acımasız cezalara dair bilgileri hatırladı. Bu genç adamın kaderi ne olacaktı? Yargıç, bu kez daha sert bir tonda konuştu: "Bu köle, isyan tohumları ekmiştir. Cezası, kazığa bağlanıp yakılmaktır!"<br />
Kalabalığın sesleri bu kez daha heyecanlı bir uğultuya dönüştü. Cellatlar, tereddüt etmeden köleyi sürükleyerek dışarı çıkardı. Aleyna ve Kaan, dehşet içinde birbirlerine baktılar. Bu, tarihin acımasız yüzüydü ve tüm çıplaklığıyla önlerinde duruyordu. Aleyna ve Kaan, hırsızın kesilen eli ve kölenin ölüme sürüklenişiyle sarsılmışken, mahkeme salonundaki yargıç durmaya niyetli değildi. Elindeki asayı mermer zemine vurarak sıradaki sanıkların getirilmesini emretti. Cellatlar, adeta mekanik bir soğukkanlılıkla yeni kurbanları yerlerine yerleştirdiler. Aleyna, cebindeki tablete notlar alırken ellerinin titrediğini fark etti; çünkü okuduğu metinlerdeki en vahşi yöntemler şimdi birer birer sahnelenecekti.&nbsp;<br />
Yargıç, borcunu ödeyemeyen yaşlıca bir adama bakıp kararını açıkladı: "Vatandaşlık hakkın elinden alınmıştır! Borcun ödenene kadar özel zindanda efendine hizmet edeceksin. Cellatlar, onu kırbaçlayarak uyarın!" Cellat, ucu kemik parçaları ve kurşun toplarla ağırlaştırılmış flagellumu (kırbaç) havada şaklattı. İlk darbede adamın sırtında derin yarıklar açıldı. Kaan, bu kırbacın antik metinlerde "insan eti yiyen" olarak tanımlandığını hatırlayıp yüzünü ekşitti. Mahkemede bir sessizlik oldu. Soylu bir Romalı, hainlikle suçlanıyordu. Yargıç, sınıf farkının burada geçersiz olduğunu haykırdı: "İhanette herkes eşittir! Suçlu equuleus (işkence tezgahı) üzerine yatırılsın ve itiraf edene kadar kemikleri gerilsin!" Cellatlar, adamı ahşap düzeneğe bağlayıp kurbanın kollarını ve bacaklarını zıt yönlere çeken aksları çevirmeye başladılar. Kemiklerin yerinden çıkma sesi, kalabalığın tezahüratları arasında yankılandı.<br />
Beşinci sanık babasını öldürmüştü. Yargıcın yüzü tiksintiyle buruştu. "En kutsal bağı kopardın! Cezan Poena Cullei'dir!" Cellatlar, devasa bir deri çuval getirdiler. Sanığı içine tıkıştırdıktan sonra çuvalın içine zehirli yılanlar attılar. Çuval dikilirken Aleyna, bu adamın cenaze töreni hakkını da kaybedeceğini, bir hayvan gibi nehrin sularına atılacağını biliyordu.<br />
Altıncı sanık yalan yere yemin etmekten suçlanıyordu. Yargıç sadece iki kelime söyledi: "Uçurumdan atılsın!" Cellatlar, adamı kollarından yakalayıp şehrin dışındaki dik kayalıklara doğru sürüklediler. Hiçbir alet kullanılmadan uygulanan bu ceza, halk tarafından büyük bir ilgiyle takip edildi.<br />
Yedinci sanık, kralı yalancılıkla suçlayan dedikodular çıkarmak ile suçlanıyordu. Meydanın ortasına parlatılmış, devasa tunçtan bir boğa getirildi. Bu, Atinalı Perilaus’un icat ettiği meşhur Boğa İşkencesiydi. Yargıç, sanığın boğanın içine giriş kapağının açılarak boğanın içerisine sokulmasını emretti. Cellatlar boğanın altındaki odunları ateşledi. Kaan dehşet içinde, boğanın burun deliklerine yerleştirilen flütler sayesinde kurbanın çığlıklarının nasıl "müzikal bir böğürtüye" dönüştüğünü dinlemek zorunda kaldı.<br />
Sekizinci sanık borçlarını geciktiren bir tüccardı. Onun için Sparta Tiranı Nabis’in meşhur icadı "Demir Kız" getirilmişti. Dışarıdan güzel bir kadın heykeli gibi görünen bu aletin kapakları açıldığında, içindeki keskin çiviler gün ışığında parladı. Cellatlar adamı heykelin içine itip kapakları yavaşça kapattılar; çiviler hayati organlara gelmeyecek şekilde tasarlanmıştı, böylece adamın çevresi adamın borcunu ödeyene kadar tüccar günlerce acı içinde Demir Kız’ın içinde kalacaktı.<br />
Dokuzuncu sanık kaçak bir köleydi. Yakalanan ve direnç gösteren bu köle için yargıç "damgalama" emri verdi. Cellat, ateşte kızdırdığı demiri çıkardı. Kölenin alnına "F" (fugitivus) harfi ile "Ben bir kaçağım, beni yakalayın" anlamına gelen yazıyı kızgın metalle alına damgalandı. Et kokusu havaya yayıldığında Kaan, bu aşağılamanın ölümden daha beter olduğunu düşündü.<br />
Onuncu sanık düşman orduları ile iş birliği yapan bir ajandı. Yargıç, en uzun süren cezayı ajana saklamıştı: Sandal İşkencesi (Mithridates yöntemi). İki sandalın arasına, sadece kafası ve elleri dışarıda kalacak şekilde yerleştirilen kurbana zorla süt ve bal yedirildi. Cellatlar, adamın yüzünü balla sıvayıp onu güneşin altına bıraktılar. Aleyna, bu adamın on yedi gün boyunca böcekler tarafından canlı canlı tüketileceğini hatırlayınca midesinin bulandığını hissetti.<br />
On birinci sanık kocasını aldatan bir kadındı. Mahkeme salonunda bir kadın feryadı yükseldi. Antik toplumda aile kavramına verilen önemi hatırlatan yargıç, kadına bakmadan hükmü verdi: "Sadakatsizliğin bedeli topraktır! Diri diri gömülsün!" Cellatlar, kadını ağzını bağlayarak sürüklemeye başladılar. Aleyna, antik metinlerde bekaretini yitiren genç kızların da aynı kaderi paylaştığını, bu cezanın "iffeti koruma" adı altında nasıl normalleştirildiğini dehşetle hatırladı.<br />
On ikinci sanık efendisine suikast planlayan bir köleydi. Bu kez sanık kürsüsünde zayıf düşmüş bir köle vardı. Yargıç, Roma tarihinin en ikonik ve korkunç cezasını telaffuz etti: "Furca boynuna takılsın ve ölene kadar çarmıha gerilsin!" Cellat, 'V' şeklindeki ağır tahta bir tasmayı (furca) kölenin ensesine bağlayıp kollarını uyluklarına sabitledi. Kaan, bu adamın yol boyunca halk tarafından kırbaçlanacağını ve sonunda şehrin dışındaki yolda, Spartakus isyanındaki binlerce köle gibi, ibret-i alem için çarmıha gerilip günlerce can çekişeceğini biliyordu.<br />
On üçüncü sanık bir sapıktı. Yargıç, sapığın üst düzey yönetici ve kendinden rütbeli olmasını bilmesine rağmen bu adamı köle ilan ettiğini duyurdu. "Vücudu küçük kesiklerle parçalansın!" Cellat, elindeki küçük bıçakla adamın vücuduna binlerce küçük kesik atmaya başladı. Çinlilerin "bin kesik" işkencesini anımsatan bu yöntemde, kurban kendi kanının yavaş yavaş akışını ve ölümünün yaklaşmasını her saniye hissediyordu. En sonunda adamın başı yukarıda kalsın diye çenesinin altına bir kılıç dayandı ve sokaklarda sürüklendi.<br />
Mahkeme sona erdiğinde, cellatlar aletlerini temizlemeye başlamıştı. Onlar için bu sadece bir işti, halk içinse bir eğlence. Aleyna ve Kaan, "Zaman Otobüsü"ne doğru koşar adımlarla ilerlerken, antik dünyanın görkemli mahkeme salonlarının gölgesinde yükselen bu organize şiddeti asla unutamayacaklarını biliyorlardı.<br />
Kaynakça: Sevim Ateş, Antik Yunan ve Roma’da Ceza Yöntemleri; işkence teknikleri ve işkence aletleri, Yüksek Lisans Tezi,2023.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 14:34:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2026/02/okan-ozalp-1770905444.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>PESTİSİT SADECE BİR İLAÇ KALINTISI DEĞİLDİR!</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/pestisit-sadece-bir-ilac-kalintisi-degildir-2662</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/pestisit-sadece-bir-ilac-kalintisi-degildir-2662</guid>
                <description><![CDATA[PESTİSİT SADECE BİR İLAÇ KALINTISI DEĞİLDİR!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hep şöyle diyorduk, hatta yapıyordu; meyveleri, sebzeleri karbonatlı, sirkeli suyla<br />
yıkarsak, üstündeki ilacı etkisiz hale getirebiliriz, ya da meyveyi soyarak pestisit kalıntısını<br />
etkisizleştirebiliriz. Gibi söylemler vardı. Ne yalan söyleyeyim ben de bunlara<br />
inananlardandım. Bırakın inanmayı, önerdim bile yazılarımda.<br />
Şu doğrudur; karbonat pestisite karşı faydalıdır. Ancak bu meyve veya sebzenin<br />
üstündeki kalıntıyı bir nebze olsun etkisizleştiriyor. Ama yok etmiyor!<br />
Konuyla ilgilenen bilim insanları; pestisitin sadece bir böcek ilacı olmadığını söylüyor.<br />
-Solunan havadan, içilen su, bebeğin eşinden, soframıza kadar sızan bir tehlike!<br />
-Tehlike anne karnında başlıyor.<br />
-Pestisit IQ seviyesini bile düşürebiliyormuş.<br />
-Davranış bozukluğuna yol açabilirmiş,<br />
-Hatta otizm denilen belayı bile tetikleyebilirmiş.<br />
Yukarıda anlattık, ancak bir kez daha tekrar edelim; karbonat, sirke vs. aldatıcıdır.<br />
Tamam bir miktar etkili olabilir. Ancak pestisit, besin maddesinin içine girmektedir. Buna bir<br />
şey yapamazsınız.<br />
Pestisitler, insan vücuduna;<br />
-Gıdalarla,<br />
-Drift(Pestisit sürüklenmesi) İlaçlama Yapılan bölgelerde rüzgarla taşınmasıyla;<br />
-Cilt temasıyla,<br />
-İç mekan kullanımında. İç mekanlarda yanlış fare, sivrisinek vb. gibi zararlılara karşı<br />
kullanılan ilaçlarla,<br />
-Tarımda yapılan bilinçsiz ilaç kullanımıyla,<br />
Tüm bunlar;<br />
*Parkinson etkisini tam yedi kat arttırır.<br />
*Lenfoma, Lösemi, Prostat meme kanseri gibi etkileri arttırır.<br />
*Vücut bu toksinleri karaciğer ve böbreklerde biriktirirken hasar geri dönülemez aşamaya geldiğinde fark ediliyor.</p>

<p>ENÇOK PESTİSİT KALINTISI GÖRÜLEN ÜRÜNLER:<br />
-Yaban mersini, patates, armut, böğürtlen, elma, kiraz, şeftali, nektarin, üzüm, çilek, kara lahana, ıspanak</p>

<p>EN AZ KALINTI OLAN, YADA ETKİLENEN ÜRÜNLER;<br />
-Ananas, tatlı mısır, Avokado, papaya, soğan, bezelye, kuşkonmaz, karpuz, mango, muz, mantar, kivi.<br />
Yazımı bitirirken siz tüketicilere bir çağrıda bulunuyorum; bazı marketlerde, şöyle<br />
reklamlara rastlıyorum:&nbsp;<br />
“BU ÜRÜNLERDE PESTİSİT YOKTUR…” inanmayın! Eğer inanmak<br />
istiyorsanız, belge isteyin.<br />
Yani:<br />
Yapılan ölçümlerde, “…ürünlerde pestisit tespit edilmemiştir…” Yazısını görmeden<br />
inanmayın.<br />
Bunu yapacak Tarım İlçe/İl görevlileridir.<br />
Ancak, yapamazlar. Çünkü olay siyasidir. Hiçbir Tarım ilçe/il memuru gidip, bu yalancı<br />
market hakkında rapor yazamaz.<br />
Bu belgeyi siz isteyin.<br />
Veremiyorlarsa, bizim derneğimizi arayın. Buraya telefonumu veriyorum. Türkiye’nin<br />
her yerinden arayabilirsiniz.<br />
05355256998</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 15:34:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUĞLA TÜRKÜLERİ BOŞ BEŞİK(19)</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri-bos-besik19-2661</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri-bos-besik19-2661</guid>
                <description><![CDATA[MUĞLA TÜRKÜLERİ BOŞ BEŞİK(19)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Elmalı’dan çıktım yayan,<br />
Dayan hey dizlerim dayan<br />
Dayım atlı, emmim yayan,<br />
Bebek beni del’eyledi<br />
Yaktı yaktı kül eyledi.</p>

<p>***<br />
Ala kilime sardığım<br />
Yüksek mayaya koyduğum,<br />
Yedi yılda bir bulduğum,<br />
Bebek beni del’eyledi<br />
Yaktı yaktı kül eyledi.</p>

<p>***<br />
Havada kuzgunlar dolaşır,<br />
Kargalar üleş bölüşür,<br />
Kara haberler dolaşır,<br />
Bebek beni del’eyledi<br />
Yaktı yaktı kül eyledi.</p>

<p>NOT:Elazığ ve değişik yörelerde<br />
türkü sözlerinde şunlar da vardır:</p>

<p>Nenni nenni nenni<br />
Dere olup taşamadım<br />
Kader dağın aşamadım<br />
Gelin olup yaşamadım</p>

<p>***<br />
Bebeğin beşiği çamdan<br />
Su sızıyor yufka damdan,<br />
Kurtulur mu gelin gamdan</p>

<p>Ben türkünün bu formatını Muzaffer Akgün’den<br />
yıllarca….<br />
Yurdumuzun değişik bölgelerindeki , özellikle Toroslardaki bir öyküden derlenmiş<br />
türküdür.</p>

<p>Haziran ayında başlayan bu göçler, Kasım ayında geriye doğru yol alır. Burada bu<br />
göçleri anlatmak değil maksadımız.</p>

<p>Bu öykü yazılı kaynaklarda vardır. Muğla ili Ula ilçesi yöresinden çıktığı da söylenir.</p>

<p>Eski dönemlerde Ula’nın köylerinden birinde Fatma(Fadime) adında bir kız<br />
yaşamaktadır. Anası, babası kardeşlerinin küçüklüğünde ölür. Ailenin tüm yaşamını Fatma<br />
üstlenir. Komşularının oğlu Halil de onlara yardım eder. Halil, Fatma’ya gizliden yanıktır.<br />
Fatma üzüm satmak için Kırobalı yörüklerinin köyüne gider. Köpekler etrafını çevirir.<br />
Onu bir kadın kurtarır. Evine davet eder. Fatma’yı davet eden Bey’in karısıdır. O arada beyin<br />
oğlu Fatma’yı görüp abayı yakar!</p>

<p>Yörük beyinin oğlu anasına bana kızı isteyin der. Neyse uzatmayalım, Fatma’nın kimi<br />
kimsesi olmadığı için yörük kızını muhtar ve Halil’den isterler. Halil Fatma’yı sevmesine<br />
rağmen onun mutluluğu için kızı bey’in oğluna verirler.</p>

<p>Fatma’nın yedi yıl çocuğu olmaz. Yedi yılın sonunda bir oğlu olur. Sarıp sarmalayıp,<br />
göçmeye giderler. Fatma kardeşlerinin köyüne yaklaştıkça heyecanlanır. Çok az bir yol kalır.<br />
Ancak müthiş bir fırtına başlar. Ortalıkta bir telaş başlar, göz gözü görmez olur. Fatma<br />
devenin ipini hiç bırakmamıştır. Onu çöktürür ve devenin üstündeki yüklükte beşik boştur.<br />
Oğlu yoktur. Gerisin geriye koşturup, aramadık delik bırakmazlar, ancak çocuk yoktur.</p>

<p>Bir zaman sonra Fatma’nın dayısı kuzgunlardan kalan çocuğun kemiklerini bulur.</p>

<p>Bir kuzgun onu oğlunun olduğu yere götürür, Fatma eline ne geçtiyse atar, sonra Fatma nın gittiği yerde bir kuzgun dolaşır.</p>

<p>Herkes Fatma’nın bir akkuşa dönüştüğünü söyler.</p>

<p>Bu türkü Yeşilçam filmlerine konu olmuştur.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 15:33:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CUMA\&#039;NIN HİKMETİ   KUR\&#039;AN\&#039;A SORALIM(15)</title>
                <category>A. Hikmet GÜL</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/cumanin-hikmeti-kurana-soralim15-2660</link>
                <author>a.hikmetgul@gmail.com (A. Hikmet GÜL)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/cumanin-hikmeti-kurana-soralim15-2660</guid>
                <description><![CDATA[CUMA\'NIN HİKMETİ   KUR\'AN\'A SORALIM(15)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Can Dostlar! Bundan 2 ay önce yani Şubat başında başladığımız soru/ cevap şeklindeki "Kur'an'a Soralım" başlıklı yazı dizimiz ,bugün son buluyor. Yazı dizimizin bu son bölümünde Kur'an'a çok önemli bir soru sorduk.ve bu soru ile ilgili onlarca cevap bulduk. Merak ettiğinizi hisseder gibiyim. &nbsp;Dinimizdeki ibadetlerin en başında yer alan Şüphesiz ki namazdır. O namaz ki vazgeçilmeyecek, mazeret gösterilemeyecek bir ibadettir. Ayaktayken, otururken, yan yatarken, hatta ima ile eda edilecek bir görevdir. Ne mutlu bu görevi aksatmadan yerine getirenlere. Selam olsun. Mağfiret olsun. Kıymetli Dostlar! Yazımızı fazla uzatmadan hemen konuya girelim ve soruya geçelim Soru: Şeytan insanı Allah hakkında da aldatabilir mi ? Cevap :O çok aldatan( şeytan) sizi Allah hakkında bile aldattı( Hâdid: 14) Burada zihinlerdeki bulanıklığı gidermek için bir açıklamaya ihtiyaç var &nbsp;diye düşünüyorum. Şunu unutmamak gerekir ki; insan hayatında şüphe, kuruntu ve vesveseler de vardır .İşte bu &nbsp;şeytanın SİLAH larından biridir. Onun içindir ki; Rabbimiz Şeytanın bu vesveselerinden korunmak için bizlere Nâs sûresinde ifade edildiği gibi Kendisine sığınmamızı öğütler. Gelin o ayeti bir daha hatırlayalım. Bismillah. "İnsanların göğüslerine, (kalplerine) vesveseler fısıldayan cinlerden ve insanlardan( olan o) sinsi vesveseci'nin (şeytanın) şerrinden Allah'a sığınırım ". &nbsp; &nbsp; &nbsp; Değerli Dostlar! &nbsp; &nbsp;Bu vesveselerin başında Allah'ın yasaklarını bizlere süslü gösterip arkasından da Allah'ın affının, mağfiretinin büyük olduğunu, hatta büyük günahları bile affedeceğini ilham eder. Kurduğu tuzağın büyüklüğünü tahmin edebiliyor musunuz? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Bu açıklamalardan sonra konumuza devam edelim. Aşağıdaki cevapların bazılarına önceki haftalarda rastlamış olabilirsiniz. Olsun. Soruyu ve cevabı tekrarlayalım Soru: Şeytan insanı Allah hakkında da aldatabilir mi? Cevap: O çok aldatan (şeytan) sizi Allah hakkında bile aldattı (Hâdid:14 ) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Soru :Mü'minin hayatında namazın yeri ve önemi nedir? Kur'an, namaz kılmayanları nasıl vasıflandırıyor ve bunların akıbetleri konusunda neler anlatıyor? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;+Beni anmak için namaz kıl (Tâhâ:14) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;+Siz beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin sakın nankörlük etmeyin (Bakara :152) +Muhakkak namaz hayasızlıktan ve kötülükten alıkoyar Allah'ı anmak elbette ibadetlerin en büyüğüdür (Tâhâ: 132). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;+Ey inananlar! Allahı çok anın (Ahzâb :41). &nbsp; &nbsp; &nbsp;+İman eden kullarıma söyle! Namazlarını dosdoğru kılsınlar, kendisinde ne alışveriş ne de dostluk bulunan bir gün gelmeden önce kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli açık harcasınlar (İbrahim :31) &nbsp; &nbsp; &nbsp;+Onlar( mü'minler) namazlarını dos doğru kılan &nbsp;ve kendilerine rızık olarak verdiğimizden Allah yolunda harcayan kimselerdir( Enfal:3). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;+İşte onlar gerçek mü'minlerdir.( Enfal :14 ). &nbsp; &nbsp; &nbsp;+Allah'ı anmak hususunda kalplere katılaşmış olanlara yazıklar olsun! İşte bunlar apaçık sapıklık içindedirler (Zümer :22). &nbsp; &nbsp;+İsmail , halkına namazı ve zekatı emrederdi .Rabbin nezdinde beğenilen bir kimse idi (Meryem: 55). &nbsp; &nbsp; +Kim beni anmaktan yüz çevirirse ,şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu kör olarak haşredeceğiz.(Tâhâ :124) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;+Kim Rahman'ı anmaktan gafil olursa yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz. (Zuhruf :36). &nbsp; &nbsp; &nbsp; +Nihayet onların peşinden öyle bir nesil geldi ki bunlar namazı bıraktılar nefislerinin arzularına uydular Bu yüzden ileride azgınlıklarının cezasını çekecekler. (Meryem: 59) +Allah'ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz. (Enfâl :45) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;+Ey iman edenler! Rükû edin secdeye kapanın ,Rabbinize ibadet edin hayır işleyin ki &nbsp;kurtuluşa eresiniz . &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; +O, gerek daha önce( gelmiş kitaplarda) gerekse bunda (Kur'an'da )size Müslümanlar adını verdi Öyleyse namazı kılın ,zekatı verin ve Allah'a sımsıkı sarılın O sizin Mevlanızdır. ne güzel Mevladır ne güzel yardımcısıdır (Hâc: 78 ). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Can dostlar! &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;15 bölümlük "Kur'an'a soralım" konulu yazı dizimizi böylelikle &nbsp;tamamlamış olduk. Önümüzdeki günlerde başka konularda buluşmak üzere.. Esen kalın ,sağlıkla kalın iyilik ve güzelliklerle kalın Allah'a emanet olun.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 15:31:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2024/12/a-hikmet-gul-1733901285.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İLÇEMİN  DERDİ</title>
                <category>İ.Yekta Kolcu</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/ilcemin-derdi-2659</link>
                <author>yektakolcu48@gmail.com (İ.Yekta Kolcu)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/ilcemin-derdi-2659</guid>
                <description><![CDATA[İLÇEMİN  DERDİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Datça Mızın &nbsp; renkli &nbsp; &nbsp;simalarından &nbsp;,ismini &nbsp; söylesen &nbsp;hepimizin &nbsp;yakından &nbsp; tanıdığı &nbsp; bir &nbsp; sevgili &nbsp;dostumun ,sözü &nbsp; &nbsp;aklıma &nbsp; &nbsp;geliverdi.&nbsp;<br />
İLÇE &nbsp; &nbsp;SORUNLARINI &nbsp;KENDİ &nbsp; PROBLEMLERİNDEN &nbsp; &nbsp;ÖNDE &nbsp; &nbsp; TUTTUĞUMU &nbsp; söylediği &nbsp; &nbsp;iltifatına &nbsp; ben &nbsp; bir &nbsp; &nbsp;ekleme &nbsp; yapmak &nbsp; &nbsp;isterim.</p>

<p>EVET &nbsp; DATÇA NIN &nbsp;DERDİ &nbsp; BENİ &nbsp; HER &nbsp; ZAMAN &nbsp; &nbsp;GERDİ/GERECEKTE</p>

<p>Bu &nbsp; ülkede &nbsp; &nbsp;,dolayısı &nbsp; &nbsp;ile &nbsp; &nbsp;bu &nbsp; ilçede &nbsp; yaşıyorsanız, kenri &nbsp; sorunlarınızı &nbsp;hep &nbsp; &nbsp;öne &nbsp; &nbsp;alıp,bunu &nbsp;bir &nbsp; yaşam &nbsp;biçimi &nbsp; olarak &nbsp;,hayatınızı &nbsp; bu &nbsp; &nbsp;felsefe &nbsp;sarmalıyla &nbsp; şekillendirmeye &nbsp; çalışıyorsanız,kusura &nbsp; &nbsp;bakmayın &nbsp; &nbsp;ben &nbsp; sizin &nbsp; yanınızda &nbsp; &nbsp;olamam.</p>

<p>Sizlerden &nbsp; kaynaklanan ,bir &nbsp; yapılaşma &nbsp; sorunu,yasaların &nbsp; &nbsp;arkasından &nbsp; &nbsp;dolaşarak , &nbsp;temsil &nbsp; ettiğiniz &nbsp; makam &nbsp;/mevki &nbsp;,kişisel olanakları &nbsp;kullanarak &nbsp; çözmeyi &nbsp; tercih &nbsp; ediyorsanız, &nbsp;yanınızda &nbsp; olamam.</p>

<p>Bu &nbsp; ilçede &nbsp; yaşamış &nbsp; olmakla &nbsp;sahip &nbsp; &nbsp;olduğunuz &nbsp;hertürlü &nbsp; kazanımınızı &nbsp;, &nbsp;TAŞA /KUŞA /AŞA &nbsp;paylaştırarak &nbsp;sarf etmiyorsanız &nbsp;,yanınızda &nbsp; değilim,</p>

<p>Sorumsuzca ,sokağa &nbsp; &nbsp;attığınız &nbsp; evcil &nbsp;hayvanlarınız &nbsp; &nbsp;için &nbsp;bane &nbsp; ne &nbsp;bakan &nbsp; &nbsp;baksın,zevkiniz &nbsp; &nbsp;için &nbsp; &nbsp;ürettiğiniz &nbsp; evsel &nbsp; atıklarınızı &nbsp; Belediye &nbsp; kaldırsın diyorsanız, sizinle &nbsp; &nbsp;aynı &nbsp;düşüncede &nbsp; değilim.</p>

<p>Olanaklarınızı &nbsp;. &nbsp; insan /çevre &nbsp; odaklı &nbsp; kullanmıyorsanız &nbsp; &nbsp;aynı &nbsp;hedefi &nbsp; &nbsp;amaçlıyoruz &nbsp;diyemem.</p>

<p>Dedikodu &nbsp; &nbsp; ve &nbsp;LAF &nbsp; &nbsp; üretimi &nbsp; &nbsp; &nbsp;ile &nbsp; gün &nbsp;doldurursanız, bir &nbsp; &nbsp;fidan &nbsp;dikmeyi &nbsp; ibadet &nbsp; &nbsp;gibi &nbsp;benimsemiyorsanız, sizinle &nbsp;değilim.</p>

<p>Üretime /istihdama &nbsp;dayalı &nbsp; &nbsp; olmayan &nbsp;yatırımı &nbsp; &nbsp;alkışlayamam.</p>

<p>Datça'nın/Datça lının &nbsp; derdi &nbsp;birazda &nbsp; &nbsp;sizleri &nbsp; &nbsp; gersin &nbsp; &nbsp;artık. Bu &nbsp; ilçede &nbsp;yaşamanın &nbsp;bir &nbsp;diyeti &nbsp; &nbsp;var &nbsp; ,hepimize .<br />
&nbsp;<br />
SAĞLICAKLA<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 15:30:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2025/12/iyekta-kolcu-1766133208.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GEÇMİŞ ZAMAN  OLUR Kİ...</title>
                <category>Av. Yusuf Ziya Özalp</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/gecmis-zaman-olur-ki-2658</link>
                <author>filiyet83@gmail.com (Av. Yusuf Ziya Özalp)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/gecmis-zaman-olur-ki-2658</guid>
                <description><![CDATA[GEÇMİŞ ZAMAN  OLUR Kİ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Foto ; 1980.li yıllarda bir köyümüzde çekmiştim bu fotoğrafı.Tanıyanlar lütfen yazsın.<br />
(Datça Mesudiye -Mezgit mshallesinden S a m ı t ça N i n e lakaplı Fatma Yıldız ninemiz imiş.<br />
Samıt : dilsiz )<br />
&nbsp;Ne zaman Dünya gailelerinden,mesleki ailevi sorunlardan bunalsam,nefes almakta zorlansam..<br />
Rakımı,nevalemi torbama koyar,külüstür motoruma<br />
Atlar,köy köy ,Dağ bayır dolaşır,bir kaç gün izimi kaybettirir kendime gelirdim..<br />
Yalnızlığı severim amma pekte yalnız değildim.<br />
Torbamdaki rakım,ağız armonikam flütüm can ciğer,kuzu sarması dostlarımdı..<br />
Sakin,sessiz havalarda Dağ başlarında keşfettiğim<br />
Akustiği sonsuz ve sihirli belirli &nbsp;kanyonlar,vadiler vardı..<br />
Nevalemi önüme serer..rakımı ağır aksak sulandırır,flütümü elime alır..<br />
Yalnızlık zevkimin doruklarına ulaşırdım.<br />
O nasıl bir akustik..ses yankısı,yansımasıydı yarabbim..<br />
Parmağını flütün delikleri üzerinde rastgele dolaştır..vadide müziğin ilahi akışını dinle de dinle..<br />
Yine böyle akustiğin &nbsp;ritmine ve sihrine kspıldığım bir günde birden bir şeyler hissedip etrafıma birde baktım ki..<br />
Oralarda koyun otlatmakta olan Nur yüzlü bir ninecik huşu içinde beni dinliyor..<br />
Birazcık kafam Dumanlı ya.<br />
Utana sıkıla yanına gittim..<br />
Ezile büzüle..<br />
--Beni dinlediğin için çok teşekkür ederim nine.<br />
S a ğ o l.. dedim.<br />
Öyle bir cevap verdi ki..<br />
o karmaşık ruh hali içinde bana ilaç gibi geldi..<br />
--Hep beraber sağ olalım yavrum.<br />
&nbsp; Sende sağ ol.</p>

<p>01-03-2026 Y.Ziya Özalp</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 17:08:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/av-yusuf-ziya-ozalp_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İ  N C İ L\&#039; D E --D A T Ç A..</title>
                <category>Av. Yusuf Ziya Özalp</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/i-n-c-i-l-d-e-d-a-t-c-a-2657</link>
                <author>filiyet83@gmail.com (Av. Yusuf Ziya Özalp)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/i-n-c-i-l-d-e-d-a-t-c-a-2657</guid>
                <description><![CDATA[İ  N C İ L\' D E --D A T Ç A..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İncilde Datça'nın ne işi var ? demeyin.<br />
Lafımın gerisini dinleyin.</p>

<p>"...Günlerce ağır ağır yol alarak Knidos kentinin açıklarına güçlükle gelebildik.<br />
&nbsp; &nbsp; Rüzgar bize engel olduğundan Salmone &nbsp;burnundan dolanarak G i r i t 'in rüzgar altın geçtik.Kıyı boyunca güçlükle ilerleyerek.."</p>

<p>(İ n c i l ; Elçilerin işleri-27 ,-Pavlus..)<br />
Hadi konuyu biraz sulandıralım.<br />
Gerçekten bu konulara meraklı bir kişicik olarak<br />
Yıllar önce ciddi bir kaynakta rastlamıştım bu anlatacaklarıma.<br />
Hıristiyan azizlerinden birisi(Pavlus veya Lukas olabilir ) bu dinı yaymak için çıktığı yolculuklardan birinde yolu Datça-Knidos'a düşüyor.<br />
Devir Roma dönemi ve Knidos'un görkemli yılları.<br />
Havarimiz Knidostaki kültür ve sanat faaliyetlerine ,ekonomik politik sosyal yaşama Özellikle p a g a n (çok tanrılı din )kültürüne hayran kalıyor..Knidos'un çekimine öyle bır kapıyor ki..<br />
İnançları zayıflıyor..&nbsp;</p>

<p>Maalesef Dünya cenneti Datçamızda eskiden beri insanlar birini aşağıya çekmek,birbirinin kuyusunu ..hatta ve hatta mezarını kazmak için öküzün altında buzağı arıyor..<br />
En büyük hünerim yıllardır biriktirdiğim tarihi kayıt ve belgeleri ona buna yağmalattırmak.<br />
Bu konudaki kaynağa tekrar ulaşabilirsem.konuyu<br />
Ciddi bir şekilde ele alıp renklendirerek.anlatıp paylaşmak isterim.Datça kültürüne önemli bir katkısı olacağına eminim.<br />
İnançsızım ama her dinden her mezhepten samimi inançlılara saygım sonsuz&nbsp;<br />
"...Allah herkesi kendi dinine göre dinlendirsin..hidayete erdirsin"<br />
Diyerek saygılarımı sunuyorum.</p>

<p>03-03-2026&nbsp;<br />
Y.Ziya Özalp</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 17:06:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/av-yusuf-ziya-ozalp_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DÜNYA TİYATRO GÜNÜ…</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/dunya-tiyatro-gunu-2656</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/dunya-tiyatro-gunu-2656</guid>
                <description><![CDATA[DÜNYA TİYATRO GÜNÜ…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada Uluslararası Tiyatro Enstitüsü 1948 yılında kuruldu. 1961 yılında, aldığı bir<br />
kararla 27 Mart’ı Dünya Tiyatro Günü olarak kabul etti.</p>

<p>27 mart Avrupa’da önceleri Tiyatro Bayramı olarak kutlandı. O gün tüm tiyatrolar<br />
halka ücretsiz gösteri sundular.<br />
Dünya Tiyatro Günü nedeniyle, Türkiye’de ilk Tiyatro Ulusal bildirisini Muhsin Ertuğrul okudu.<br />
Tiyatronun,nasıl , nereden doğduğuna dair çeşitli görüşler var.En bilineni, ilk<br />
insanların av partilerinden döndükten sonra, avladıkları hayvanların çevresinde, sevinç<br />
dansları etmelerinden doğduğu sanılıyor.<br />
Daha sonra yine ilk çağlarda, halkı sevindirmek için, bir kişinin yüksek bir yere çıkıp, hikayeler<br />
anlatması, gibi etkinliklerle kendini göstermiş. Daha sonraki yıllarda birden çok kişi ile tiyatro<br />
yapılır olmuş.<br />
Geleneksel Türk Tiyatrosu’nun dünyada sayılı bir yeri vardır. Bunu ayrı bir başlık<br />
altında yazmak istiyorum.<br />
Tiyatro denince şu güzel sözler aklıma gelir:<br />
“Efendiler; hepiniz milletvekili olabilirsiniz; bakan olabilirsiniz; dahası<br />
Cumhurbaşkanı olabilirsiniz. Ama sanatçı olamazsınız. Yaşamlarını büyük bir sanata<br />
adayan bu çocukları sevelim”&nbsp;<br />
M.K.Atatürk</p>

<p>11.04.1930 AnkaraTürk Ocağı Tiyatrosu’nun açılışında yaptığı konuşmadan.</p>

<p>“Tiyatro posta arabası gibi bir şeydir, ister dolu olsun, ister boş, saatinde harekete<br />
mecburdur”&nbsp;<br />
Honora de Balzac,-Cousin Pons. Cilt II.-L.</p>

<p>-Tiyatro bütün insanlığın aynasıdır”&nbsp;<br />
Moliere-Kadınlar Mektebinin Tenkidi, Perde I</p>

<p>-Tiyatrolar da insanlar gibi kaderin cilvelerine tabidirler”&nbsp;<br />
Honore de Balzac-<br />
Sönmüş hayaller-İkinci kısım<br />
Gerçek tiyatroculara; ( Müjdat Gezen, Şevket Çoruh gibi,, Selen Uçer , Metin Akpınar<br />
gibi, Yaşar Gündem gibi, )selam ve sevgilerimle, DÜNYA TİYATRO GÜNÜ’nü kutlarım.</p>

<p>NOT: Dünya Tiyatrolar Günü değildir. Tiyatro günüdür.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 17:05:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUĞLA TÜRKÜLERİ   BODRUM SARAYI(18)</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri-bodrum-sarayi18-2655</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri-bodrum-sarayi18-2655</guid>
                <description><![CDATA[MUĞLA TÜRKÜLERİ   BODRUM SARAYI(18)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir saray yaptırdım bir uçtan bir uca<br />
İçinde yatamadım üç gün üç gece<br />
Olur mu değişmek altını tunca<br />
***<br />
Yaşa Osman paşa sen binler yaşa<br />
On iki gaymakam dört yanı paşa<br />
***<br />
Bağımı belledim yemedim üzüm<br />
Harmanı kaldırdım görmedi gözüm<br />
Allah nasip ederse döneriz güzün<br />
***<br />
Yaşa Osman paşa sen binler yaşa<br />
On iki gaymakam dört yanı paşa<br />
1850 li yıllarda Bodrum7un zenginlerinden Tahancı Hafız’ın tarla, bağ<br />
bahçe işlerini yevmiyeli olarak Fethiyeli Fettahoğlu ya da bazen Karakayalı<br />
lakabıyla ayakkabıcı İsmail yapar.<br />
Aynı dönemlerde Bozdoğanlı Sarı Zeybek namlı eşkıyalardan biri<br />
dağlardadır. Artık bıkar bu hayattan. Sarı Zeybek hükümetin affına sığınarak<br />
teslim olur. Teslim olmadan önce, para dolu testiyi Tahancı Hafız’a teslim eder.<br />
Kendisine mahpusta bakması için. Tahancı ‘da testiyi bir yere gömer.<br />
Sarı Zeybek gidip Milas’ta teslim olur. Ancak Milas’ta oranın<br />
mütegallibesinin kışkırtmasıyla hükümetçe öldürülüp, başı bir sırığa geçirilip,<br />
sokaklarda gezdirilir. Olayı ilk öğrenen ayakkabıcı İsmail olur.<br />
İsmail gidip Milas’ta olayı görünce, paraları gömdüğü yeri değiştirir.<br />
Tahancı Hafız;<br />
-Oğlum İsmail getir paraları da rahmetlinin çoluk çocuğuna verelim,<br />
yoksulluk çekmesinler, der.<br />
Fakat Fettahoğlu, Tahancı’nın Sarı Zeybek’e yataklık ettiğini ihbar<br />
edeceğini söyleyerek, paraların üzerine yatmak ister.<br />
Tahancı’dan ayrılarak kendi işini kurar, ticaret yapmaya başlar. Kız Ahmet<br />
lerin güzel kızını istetir. Kız kapıya çıkarak;<br />
-Beni Tahancı’nın orfanasına (Hizmetçi) mı vereceksiniz? Beni hangi<br />
sarayına götürecekmiş? O, önce kendine kümes yapsın, der.<br />
Buna çok üzülen İsmail, Kızahmetlerin evinin karşısında yer alır. Rum taş<br />
ustalarını çağırıp;<br />
-Buraya saray gibi ev yapmanızı istiyorum, der.<br />
Ev zevkine göre yapılırken, gözüne kireç kaçar, tedavi için Kıbrıs’a gider ve<br />
bir daha dönemez.<br />
Kimi kimsesi olmayan İsmail’in koca konağı Bodrum’un nahiye olması<br />
üzerine Hükümet Konağı yapılır.<br />
Bodrum Sarayı türküsü , araştırmacı yazar ve müzisyen Mehmet Uslu<br />
tarafından derlenip, Muğla folklarına kazandırılmıştır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 17:04:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUTLULUĞUN RESMİ…</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mutlulugun-resmi-2654</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mutlulugun-resmi-2654</guid>
                <description><![CDATA[MUTLULUĞUN RESMİ…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Nazım Hikmet “Saman Sarısı “adlı şiirin içinde Abidin Dino’ya bir çağrıda bulunuyor.</p>

<p>Şöyle bir çağrı:</p>

<p>Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?<br />
işin kolayına kaçmadan ama.<br />
gül yanaklı bebesini emzirirken melek yüzlü anneciğin resmini değil,<br />
ne de ak örtüde elmaların<br />
ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolaşan kırmızı balığınkini<br />
Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin?<br />
1961 yazı ortalarındaki Küba’nın resmini yapabilir misin?<br />
Çok şükür çok şükür bugünü de gördüm<br />
ölsem gam yemem gayrının resmini yapabilir misin üstat?</p>

<p>Buradaki sorudan, “sen böyle mutluluk resmi yapamazsın” gibi anlam çıkaranlar<br />
olmuştu zamanında. Oysa durum bambaşkadır. İki dostun dertleşmesidir. Ki Dino şöyle<br />
demişti Nazım’a</p>

<p>MUTLULUĞUN RESMİ</p>

<p>Kokusu buram buram tüten<br />
Limanda simit satan çocuklar<br />
Martıların telaşı bambaşka<br />
İşçiler gözler yolunu.<br />
İnebilseydin o vapurdan<br />
Ayağında Varna’nın tozu<br />
Yüreğinde ince ince bir sızı<br />
Mavi gözlerinde yanıp tutuşan<br />
hasretle kucaklayabilseydim<br />
seninle, bir daha.<br />
Davullar çalsa, zurnalar söyleseydi<br />
Bağrımıza bassaydık seni Nazım,<br />
Yapardım mutluluğun resmini<br />
Başında delikanlı şapkan, kolların sıvalı<br />
kolların sıvalı kavgaya hazır<br />
Bahriyeli adımlarla düşüp yola<br />
Gidebilseydik Meserret Kahvesine<br />
İlk karşılaştığımız yere<br />
Ve bir acı kahvemi içseydin.<br />
Anlatsaydık<br />
o günlerden geçmişken, gelecekten<br />
Ne günler biterdi<br />
Ne geceler…<br />
Dinerdi tüm acılar seninle<br />
Bir düş olurdu ayrılığımız,<br />
anılarda kalan.<br />
Ve dolaşsaydık Türkiye’yi<br />
bir baştan bir başa.<br />
Yattığımız yerler müze olmuş.<br />
Sürgün şehirler cennet.<br />
İŞTE O ZAMAN NAZIM,<br />
YAPARDIM MUTLULUĞUN RESMİNİ<br />
BUNA DA NE TUAL YETERDİ<br />
NE BOYA…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 17:04:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CUMA\&#039;NIN HİKMETİ KUR\&#039;AN\&#039;A SORALIM(14)</title>
                <category>A. Hikmet GÜL</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/cumanin-hikmeti-kurana-soralim14-2653</link>
                <author>a.hikmetgul@gmail.com (A. Hikmet GÜL)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/cumanin-hikmeti-kurana-soralim14-2653</guid>
                <description><![CDATA[CUMA\'NIN HİKMETİ KUR\'AN\'A SORALIM(14)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Can dostlar ! Kur'an'a Soralım yazı dizimizin bugün 14 bölümü ile yine sizlerle beraberim.<br />
Uzun soluklu olan BİR ÇALIŞMANIN ÜRÜNÜ OLAN bu yazı dizimiz nasip olursa önümüzdeki günlerde bitecek. Yılların birikimiyle ele alınan bu çalışma umarım siz değerli okuyucularımız için faydalı olmuştur .Takdir edersiniz ki Kur'an bizim Hayat Kitabımız dır Rabbimizin de ifade buyurduğu gibi Onda her şeyi buluruz. Onda hiçbir şey eksik bırakılmamıştır. (Enam sûresi 38) O halde geçici olan bu dünya da ve ebedi olan ahirette rahat yaşamanın formülü Kur'an'ı Azimüşşandadır. Bunu da bize yine Yunus suresi 64. ayeti bir müjde olarak verir. Konuyu fazla dağıtmadan sorulara ve kutsal kitabımızın verdiği cevaplara geçelim.&nbsp;<br />
Soru : İnsanın bir nimet veya bir şerle karşılaştığında ki tutumu nasıldır? Cevap:İnsana bir nimet verdiğimiz zaman (bizden) yüz çevirir ve yan çizer. Fakat ona bir şer dokunduğu zaman da yalvarır durur.(Fussilet: 51)&nbsp;<br />
Soru:Allah'ın dinine yardım etmenin sonucu nedir? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Cevap: Ey iman edenler! Eğer siz Allah'a( Allah'ın dinine) yardım ederseniz O' da size yardım eder, ayaklarınızı kaydırmaz. (Muhammed: 7)&nbsp;<br />
Soru :Doğru yolu bulanlara Allah'ın yardımı nasıl olur? Cevap :Doğru yolu bulanlara gelince; Allah onların hidayetlerini arttırır ve sakınmalarını sağlar (Muhammed :17)&nbsp;<br />
Soru:İşlerin boşa çıkmaması için ne yapmak gerekir? Cevap :Ey iman edenler! Allah'a itaat edin peygambere itaat edin işlerinizi boşa çıkarmayın. (Muhammed: 33)&nbsp;<br />
Soru:İnananların birbirlerine karşı konumu nedir? Cevap :Mü'minler ancak kardeştirler. Öyle ise kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki esirgenesiniz. (Hucurât: 10) &nbsp;<br />
Soru :Birinin kusurunu araştırmak neye benzer? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Cevap:Birbirinizin kusurunu araştırmayın ! Biriniz diğerini arkasından çekiştirmesin! Biriniz ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı ?( Hucurât :12)&nbsp;<br />
Soru: Öğüt vermenin faydası var mıdır ? &nbsp; &nbsp; &nbsp;Cevap: Sen yine de öğüt ver.Çünkü öğüt mü'minlere fayda verir.(Zâriyat:55 ). &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Soru:Ufak tefek kusurları Allah'a affeder mi? &nbsp; &nbsp; &nbsp;Cevap:Ufak tefek kusurları dışında büyük günahlardan ve edepsizliklerden kaçınanlara gelince; bil ki Rabbin affı bol olandır.(Necm: 32) Soru: Yaratılan her şeyde bir ölçü var mıdır ? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Cevap :Biz her şeyi bir ölçüyle yarattık. (Kamer :49) ve Allah her şey için bir ölçü koymuştur (Talâk: &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Soru: Yeminleri bozmamıza izin verilmiş midir? Cevap:Allah (gerektiğinde) yeminlerinizi bozmanızı size meşru kılmıştır (Tahrim:2). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Soru: Allah'ın mü'minlerden istediği nedir? Cevap :Ey insanlar! Kendinizi ve ailelerinizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun (Tahrim:2). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Soru :Allah'ın sırlarını bildirdiği peygamber var mıdır? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Cevap: O bütün görülmeyenleri bilir. Sırlarına kimseyi muttali kılmaz.Ancak (bildirmeyi) dilediği peygamber bunun dışındadır &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;(Cin :26-27). &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Soru: Namazın insan hayatındaki yeri nedir? &nbsp; &nbsp; &nbsp; Cevap :Onlar (sağdakiler) Cennetler içindedir. Günahkarlara:"Sizi şu yakıcı ateşe sokan nedir"? diye uzaktan uzağa sorarlar. Onlar şöyle cevap verirler ."Biz namaz kılanlardan değildik, yoksulu doyurmuyorduk, batıla dalanlarla birlikte dalıyorduk".(Müddessir: 45) &nbsp;<br />
Soru: Geçici arzulara ne kadar itibar edilmelidir? Cevap" Geçici arzusunu ilah edinen kimseyi gördün mü? (Furkan: 43). &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Soru: Dinde haset var mıdır? &nbsp; &nbsp; &nbsp; Cevap:Başkaların &nbsp;da olup da siz de olmayan şeyleri hasretle arzu etmeyin.( Nisa: 32)&nbsp;<br />
Soru: Karada ve denizdeki düzen bozukluğu nedendir? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Cevap: İnsanların bizzat kendi işledikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu ki Allah yaptıklarından bir kısmını onlara tattırsın. Belki de tuttukları kötü yoldan dönerler.(Rûm:41).&nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;Kıymetli Dostlar! Bugünlük de bu kadar. Bundan sonraki yazımızda buluşmak üzere sağlıkla kalın,esen kalın, hoşça kalın</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 17:02:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2024/12/a-hikmet-gul-1733901285.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CUMA\&#039;NIN HİKMETİ  KUR\&#039;AN\&#039;A SORALIM(13)</title>
                <category>A. Hikmet GÜL</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/cumanin-hikmeti-kurana-soralim13-2652</link>
                <author>a.hikmetgul@gmail.com (A. Hikmet GÜL)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/cumanin-hikmeti-kurana-soralim13-2652</guid>
                <description><![CDATA[CUMA\'NIN HİKMETİ  KUR\'AN\'A SORALIM(13)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Can Dostlar! &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Bir haftalık aradan sonra yine beraberiz .Şubat'ın hemen başında başladığımız "Kur'an'a Soralım" konulu Soru/Cevap şeklindeki yazı dizimize bugünkü 13. bölümü ile devam ediyoruz. Herhalde 14 veya 15 bölümde &nbsp;konuyu tamamlayacağız diye düşünüyorum inşallah . &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Daha fazla uzatmadan hemen soru/ cevaplara geçelim . &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Soru: Hak yoluna davetin ve mücadelenin niteliği nasıl olmalıdır? &nbsp; &nbsp; &nbsp; Cevap :(Resûlüm) Sen Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et.( Nahl:125). &nbsp;Soru:Bu davet ve mücadeleye Kur'an'dan bir örnek verebilir miyiz? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Cevap: Ona (Firavun) yumuşak söz söyleyin. Belki o aklını başına alır ve korkar.(Tâhâ:44). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Soru :Allah kimler &nbsp;le beraberdir? Cevap: Allah kötülükten sakınanlar ve güzel amel edenlerle beraberdir.(Nahl: 128). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Soru:İnsan şerri de isteyebilir mi? Cevap:İnsan hayrı istediği gibi şerri de ister.( İsrâ:18) &nbsp;Soru: Bizi en iyi bilen kimdir ?Cevap: Rabbiniz sizi en iyi bilendir. (İsra:54). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Soru: İnsan şerle de denenebilir mi? Cevap: Her canlı ölümü tadar. Bir deneme olarak sizi hayırla da şerle de imtihan ederiz.(Enbiya:35) Soru: Allah kimleri korur? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Cevap: Allah iman edenleri korur. Şu da muhakkak ki Allah hain ve nankör olan herkesi sevgisinden mahrum eder.(Hac: 38) &nbsp; &nbsp; &nbsp; Soru:İnsanı temize çıkaracak olan nedir? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Cevap: Eğer üstünüzde Allah'ın lütfu ve merhameti olmasaydı içinizden hiçbir kimse asla temize çıkamazdı(Nûr:21) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Soru: Her ümmete bir peygamber gönderilmiş midir? Cevap :Biz hiçbir memleketi öğüt vermek üzere (gönderdiğimiz) uyarıcılar (peygamberler) olmadan yok etmemişizdir.Biz zalim değiliz.(Şuarâ: 208- 209) Soru: Şeytanlar kimlere musallat olur ? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Cevap :Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi? Onlar günaha, iftiraya düşkün olan herkesin üstüne inerler. (Şuarâ: 221- 222) Soru :Muhsin insanların nitelikleri nelerdir? Cevap: O kimseler namazı kılarlar, zekatı verirler, onlar ahirete de kesin olarak iman ederler(Lokman:4)Soru: Bu kimselere Allah'ın iltifatı nasıl olur ? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Cevap :Kendisine kavuştukları gün Allah'ın onlara iltifatı "Selam"dır. (Ahzâb :44) &nbsp; &nbsp; &nbsp; Soru: Ömür verilmesi veya azaltılması önceden belirlenmiş midir? Cevap: Bir canlıya ömür verilmesi de onun ömründen azaltılması da mutlaka bir kitaptadır.(Fatır:11) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Soru: Büyük fazilet hangisidir? &nbsp; &nbsp; &nbsp;Cevap:Onlardan (insanlardan) kimi kendisine zulmeder,kimi ortadadır, kimi de Allah'ın izniyle hayırlarda öne geçmek için yarışır. İşte büyük fazilet budur(Fâtır: 32). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Soru: Allah'tan hiçbir şey gizli kalmaz mı? &nbsp; &nbsp; Cevap: Allah gözlerin hain bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir.(Mü'min:19). &nbsp; &nbsp; &nbsp; Soru: Dua etmenin veya etmemenin sonucu nedir? Cevap: Bana dua edin kabul edeyim. Çünkü bana ibadeti bırakıp büyüklük taslayanlar aşağılanarak Cehenneme gireceklerdir. (Mü'min: 60) &nbsp; &nbsp; Soru: Kötülüğü güzel bir şekilde önlemenin sonucu nedir? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Cevap:İyilikle kötülük bir olmaz! Sen kötülüğü en güzel bir şekilde önle! O zaman seninle aranızda düşmanlık bulunan kimse, sanki candan bir dost olur.(Fussilet: 34). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Kıymetli Dostlar! Bugünlük de bu kadar. Bundan sonraki bölümde buluşmak üzere sağlıkla kalın. Esen kalın. Hoşça kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 15:23:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2024/12/a-hikmet-gul-1733901285.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BUGÜN   ONSEKİZ   MART</title>
                <category>İ.Yekta Kolcu</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/bugun-onsekiz-mart-2651</link>
                <author>yektakolcu48@gmail.com (İ.Yekta Kolcu)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/bugun-onsekiz-mart-2651</guid>
                <description><![CDATA[BUGÜN   ONSEKİZ   MART]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Birinci &nbsp; Dünya &nbsp; Savaşının &nbsp; dönüm &nbsp;noktalarından &nbsp; biri &nbsp; &nbsp;olan &nbsp; 18 &nbsp; Mart &nbsp;tarihi ,Çanakkale &nbsp; savaşlarının &nbsp;yıldönümü. &nbsp;Emperyal &nbsp; &nbsp;güçlere &nbsp; DUR &nbsp;diyerek &nbsp; &nbsp;geçit &nbsp; &nbsp;vermediğimiz &nbsp;,hatta &nbsp; ters &nbsp;yüz &nbsp; ederek &nbsp; geri &nbsp; göndererek &nbsp; ,geldiklerine &nbsp;pişman &nbsp; ettiğimiz &nbsp;bir &nbsp;tarihin &nbsp;yıl &nbsp; dönümü.Bu &nbsp; savaşlarda &nbsp; &nbsp;canları &nbsp; pahasına bu &nbsp; vatanı &nbsp;savaşarak &nbsp; şehit &nbsp; düşen &nbsp; bir &nbsp;neslin &nbsp;torunları &nbsp; &nbsp;olarak ,başta &nbsp; Rahmetli &nbsp; ulu &nbsp; önderimiz &nbsp;MUSTAFA &nbsp;KEMAL &nbsp; ATATÜRK &nbsp; olmak &nbsp; üzere hepsine &nbsp;rahmetler diliyorum.<br />
Çanakkale &nbsp; &nbsp;savaşları, 1919 &nbsp;yılında &nbsp;başlattığımız &nbsp; &nbsp;İstiklal &nbsp; savaşının,başlangıcı &nbsp; olabilir mi &nbsp; bilmem &nbsp; ama, Cumhuriyetimizin &nbsp;oturduğu &nbsp; temel &nbsp;taşlarından &nbsp;biridir. Bu &nbsp;nedenledir ki, &nbsp;her &nbsp; TÜRK &nbsp; &nbsp; vatandaşının &nbsp; &nbsp;mutlaka &nbsp; &nbsp;ziyaret &nbsp; &nbsp;etmesi &nbsp; &nbsp; gereken &nbsp; yerlerden &nbsp;birincisidir. İnsan &nbsp;burasını &nbsp; &nbsp;ziyaret &nbsp; ettiğinde, bu &nbsp; ülkemizin &nbsp;öyle &nbsp; ucuz &nbsp; kazanılmadığını &nbsp; daha &nbsp; &nbsp;iyi &nbsp; &nbsp;anlıyor.<br />
Burada &nbsp; gerçekleşen &nbsp; savaşta &nbsp;şehit &nbsp; düşen ,ülkemizin &nbsp; her &nbsp; yöresinden &nbsp; &nbsp;gelen &nbsp; Atalarımız &nbsp;,bu &nbsp;topraklarda &nbsp; koyun &nbsp;koyuna &nbsp; yatmaktadırlar. &nbsp; Kendilerine , &nbsp;Gazi &nbsp;Mustafa &nbsp; Kemal tarafından &nbsp;ölmeleri &nbsp; &nbsp; emredildiğinde ,bunu &nbsp; &nbsp;sorgulamadan &nbsp;Şehadete &nbsp; koşmuş &nbsp; olan &nbsp;Atalarımızın &nbsp; başında &nbsp;da &nbsp;ATATÜRK &nbsp; diyeceğimiz &nbsp;,Rahmetli &nbsp; o &nbsp; &nbsp;ulu &nbsp; önderimiz &nbsp; vardı.<br />
Hamasi &nbsp; protokol &nbsp; &nbsp;konuşmaları &nbsp; &nbsp;ile &nbsp; andığımız &nbsp; Çanakkale &nbsp; &nbsp;Zaferimiz &nbsp; &nbsp;ve &nbsp; İstiklal &nbsp; Savaşımız &nbsp; &nbsp;sonunda , &nbsp;bizlere &nbsp; emanet &nbsp; &nbsp; edilen &nbsp; bu &nbsp; vatanımıza &nbsp; &nbsp;karşı &nbsp; &nbsp;olan &nbsp; sorumluluklarımızı &nbsp;yeterince &nbsp; &nbsp;yerine &nbsp; &nbsp; getirebiliyor muyuz.? Bence &nbsp;kendimize &nbsp; sormamız &nbsp;gereken &nbsp;soruların birincisi.</p>

<p>Takdir &nbsp; ve &nbsp; değerlendirmeyi &nbsp; &nbsp; hep birlikte &nbsp; yapalım. &nbsp;!!! &nbsp;<br />
&nbsp;SAĞLICAKLA,,,</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 15:22:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2025/12/iyekta-kolcu-1766133208.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÜRETİM   ÜRETİM   ÜRETİM</title>
                <category>İ.Yekta Kolcu</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/uretim-uretim-uretim-2650</link>
                <author>yektakolcu48@gmail.com (İ.Yekta Kolcu)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/uretim-uretim-uretim-2650</guid>
                <description><![CDATA[ÜRETİM   ÜRETİM   ÜRETİM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizin &nbsp; &nbsp;son &nbsp; yıllardaki &nbsp; popüler &nbsp; sanayicilerinden &nbsp;biri &nbsp; &nbsp;olan , &nbsp;rahmetli &nbsp; &nbsp;Sakıp &nbsp; &nbsp;SABANCI &nbsp;nın &nbsp; &nbsp;o &nbsp; ünlü &nbsp;sözünü &nbsp; hatırlıyorum.<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;ÜRETİM &nbsp; ÜRETİM &nbsp; &nbsp;ÜRETİM<br />
Evet &nbsp;, &nbsp;ülkemizin &nbsp; &nbsp;en &nbsp; büyük &nbsp; sorunlarından &nbsp; ,belkide &nbsp; &nbsp;en &nbsp; başta &nbsp; &nbsp;geleni, &nbsp;üretim &nbsp; &nbsp; eksikliğidir. Gerçekleştirdiği &nbsp; yatırımların &nbsp; önceliği, &nbsp;çeşitli &nbsp;biçimlerde &nbsp; tenkit &nbsp; edilebilir. &nbsp;Ancak &nbsp;, &nbsp;üretimin &nbsp;bir &nbsp; &nbsp; felsefe &nbsp; olarak &nbsp; kabul edilmesinin &nbsp; öncülerinden &nbsp; biri &nbsp; &nbsp;oldu. &nbsp;Şimdi &nbsp; sizler &nbsp; bana &nbsp; üretim/sabancı &nbsp; &nbsp;ve &nbsp; Datçamız &nbsp; &nbsp;arasında &nbsp; &nbsp; ne &nbsp; gibi &nbsp; bir &nbsp; inilti &nbsp; &nbsp; &nbsp;var &nbsp;diye &nbsp; soracaksınız .<br />
Anlatayım &nbsp;:<br />
Defalarca &nbsp; yazdım - &nbsp;söyledim ,çeşitli &nbsp; ortamlarda &nbsp; &nbsp;dile &nbsp; &nbsp; getirmeye &nbsp; çalıştım. DATÇA MIZ &nbsp; &nbsp; TÜRKİYEMİZİN &nbsp; MİNYATÜRÜDÜR &nbsp; &nbsp; diye.Ülkemizin &nbsp; ne &nbsp; sıkıntısı/sorunu &nbsp; &nbsp; varsa, ilçemizinde &nbsp; &nbsp;derdi &nbsp; &nbsp; aynıdır.</p>

<p>Bazılarımız : &nbsp;;DATÇA MIZIN &nbsp;KURU &nbsp; LAFI &nbsp; TÜKENMEZ &nbsp; &nbsp; &nbsp;derler ya, &nbsp;şöyleki:<br />
-Planlı /akılcı &nbsp; bir &nbsp; yerleşimi &nbsp;üretemedik,-</p>

<p>-Güneş &nbsp; &nbsp;ve &nbsp;Rüzgardan &nbsp; &nbsp;yararlanarak yeterli &nbsp; &nbsp;enerjimizi &nbsp; üretemedik,<br />
-Kendimize &nbsp; olsun &nbsp; yeterli &nbsp; tarım &nbsp; ürünü &nbsp; Üretemiyoruz, İlçeye &nbsp; &nbsp;dışarıdan tarım &nbsp;ürünü &nbsp; &nbsp; gelmese, &nbsp;AÇIZ.<br />
-Üç &nbsp; tarafımız &nbsp; denizle &nbsp; çevrili &nbsp; &nbsp;olmasına &nbsp; rağmen,yeterli &nbsp; MARİNAMIZ &nbsp; YOK<br />
-Badem-Bal -Balık hatta &nbsp; buna &nbsp; Zeytin &nbsp; üretiminde &nbsp; söyleyecek &nbsp; sözümüz &nbsp; yok.<br />
-Sebze /Meyve &nbsp; üretiminde &nbsp;yöresel &nbsp; &nbsp;olarak &nbsp; &nbsp;adımız &nbsp; bile &nbsp; &nbsp; anılmaz.<br />
-Su &nbsp; &nbsp;sorununun ,sondajlar &nbsp; dışındaki &nbsp; kaynaklardan &nbsp; temin &nbsp; &nbsp;etmek &nbsp; &nbsp;gibi &nbsp;bir &nbsp; çabamızda ,laftan &nbsp; &nbsp; öte &nbsp; &nbsp;gitmiyor.<br />
-İnşaat &nbsp;sektörümüz ;,yalnızca &nbsp; konut/ Apart/Otel &nbsp; &nbsp;dışında &nbsp;başka &nbsp; tesislere &nbsp; yönelmiyor., (Sarnıçlı &nbsp; yapılaşma &nbsp; &nbsp;modeli &nbsp; &nbsp;sözcüğü ,sorumlu &nbsp; yetkililerin &nbsp; literatüründe &nbsp; &nbsp;YOK)<br />
-Gıda &nbsp;üreticileri , (bilhassa &nbsp; yerel) &nbsp; kamunun &nbsp; &nbsp;gözünde &nbsp; &nbsp;üvey &nbsp; &nbsp;evlat.<br />
-Yalnızca &nbsp; beton &nbsp; yapılarımız &nbsp; &nbsp;övünç &nbsp;kaynağımız.<br />
-Bir &nbsp; sahil &nbsp; yerleşimi &nbsp; olmamıza &nbsp;rağmen, bir &nbsp; &nbsp;GÜMRÜK &nbsp; &nbsp;çıkış &nbsp; kapımız &nbsp; YOK..<br />
-Ülke &nbsp; &nbsp;içine &nbsp; &nbsp;ve &nbsp; dışına &nbsp;satabileceğimiz &nbsp; ürettiğimiz &nbsp; bir &nbsp;tarım &nbsp; ürünü de &nbsp; yok.<br />
-Son &nbsp; yıllarda &nbsp; &nbsp; güz &nbsp;DOMATESİ &nbsp;üretimi &nbsp;bir &nbsp; ümit &nbsp; gibi &nbsp; &nbsp;görünüyordu,o da &nbsp; BİTTİ.<br />
Beni &nbsp; &nbsp;asıl &nbsp; kaygılandıran &nbsp; konu &nbsp; &nbsp;ise, yeni &nbsp; kuşaklarımız ,tarımsal &nbsp; alandan &nbsp; &nbsp;hızla &nbsp; &nbsp;uzaklaşmak ta.<br />
ÜRETMEDEN &nbsp; &nbsp; TÜKETMEYE &nbsp; &nbsp;KOŞMAKTAYIZ .SONUMUZ &nbsp; HAYROLA!!!<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 15:21:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2025/12/iyekta-kolcu-1766133208.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUĞLA TÜRKÜLERİ BODRUM HAKİMİ(17)</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri-bodrum-hakimi17-2649</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri-bodrum-hakimi17-2649</guid>
                <description><![CDATA[MUĞLA TÜRKÜLERİ BODRUM HAKİMİ(17)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bodrumlular erken biçer ekeni<br />
Feleğe kurban gitti Bodrum hakimi<br />
***<br />
Nasıl astın Mefaret Hanım ipe de kendi kendini<br />
Altın makas gümüş bıçak ile doğradılar tenini<br />
***<br />
Hakim Hanım senin adın Mefaret Tüzün<br />
Ağlaya sızlaya da uğurladık seni yazın<br />
***<br />
Şu Bodrumun sokakları dardır geçilmez<br />
Hakime Hanımın kardeşleri birbirinden seçilmez<br />
***<br />
Hakim Hanım memleketi Kütahya Tavşan<br />
Hakim Hanım Sen eyledin bizleri perişan</p>

<p>Bodrumluların ekinleri erkenden bitti<br />
Hakim hanım kendini intihar mı etti<br />
***<br />
Bodrumun dağları fundalık orman<br />
Hakime hanım yazmadın mı ferman<br />
***<br />
Bodrum’un da galesi var denize bakar<br />
Hakime hanımın ölüsü yürekler yakar<br />
***<br />
Bodrum’dan da giderken onu görmüşler<br />
Hakime Hanımı duyanlar çarşıya inmişler<br />
***<br />
Bodrum’un dağlarında silah sesi var<br />
Silah sesi değil anam Hakim yası var.</p>

<p>&nbsp; &nbsp; Aslen Ardeşenli olan, Kütahya’nın Tavşanlı ilçesi Tapu memuru Temel Bey’in kızı<br />
Mefaret Tüzün, 24 Eylül 1951 yılında Bodrum’a hakim olarak atanır. Bodrum halkı<br />
tarafından, cesur, gözü pek oluşu ve adaletiyle çok sevilir.<br />
Ancak mesai arkadaşlarıyla da samimi davranışları ve giyimindeki serbestlikten dolayı da,<br />
yobazlarca yadırganır, Hakkında Savcı Ahmet Türdü ile aşk dedikodusu yayılır.<br />
Arkadaşlarına davetli gittiği bir gün, savcı Ahmet Bey’in karısınca söylenen “ Benim<br />
kocamın bir karısı var sanırdım, meğer iki karılıymış” sözlerinden çok alınır ve üzülür, ikinci<br />
olarak da hizmetçi olarak aldığı kızın bozuk yaşamı onu çok üzer. Aynı akşam, Hakime<br />
Hanım, Milas’ta ünlü sanatçı Zeki Duygulu’nun konserine gider ve orada sanatçıdan üç kez<br />
şu parçayı okumasını ister:</p>

<p>Uslu dur kadınım çıldırtma beni<br />
Ben artık bildiğin ben değilim<br />
Bir başka yağmurla ıslak mendilim<br />
Yeter artık aldatma beni<br />
Uslu dur kadınım çıldırtma beni<br />
***<br />
Dökülmüş yaprağım, sararmış yüzüm<br />
Çiğli kirpiklerle yaşlıdır gözüm<br />
Bu gurbet ellerde ben bir öksüzüm<br />
Yeter artık aldatma beni<br />
Uslu dur kadınım çıldırtma beni…</p>

<p>Hakime Hanım hakkında çıkarılan dedikodulara dayanamaz 14 Mayıs 1954<br />
yılında kendini evinde asar. Görevine geç kalınca davalılardan Bekir Akkaya, davasını<br />
gördürmek için evine haber iletmeye gider. Pencere kenarından Hakime Hanım’ın kendini<br />
astığını görür. Olay hemen duyulur, bütün kasaba üzüntüye boğulur.<br />
Yörenin Çelik Usta lakaplı Kemancısı, Mustafa Bacaksız tarafından türkü<br />
olarak yakılır. Daha sonraları birçok sanatçı tarafından seslendirilir.<br />
Ancak, Çelik Usta türkünün ilk altı dizesini kendisinin söylediğini, diğer<br />
dizelerinin ise sonradan uydurulduğunu, söylemiştir.<br />
Zaten türküyü okuyunca sonlarında bir zorlama olduğu görülmektedir( O.K)<br />
Bu türkünün TRT kayıtlarına “ BODRUMLULAR ERKEN BİÇER EKİNİ” adıyla,<br />
hem de eksik olarak girdiği söylenmektedir</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 15:20:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>NEVRUZ BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/nevruz-bayraminiz-kutlu-olsun-2648</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/nevruz-bayraminiz-kutlu-olsun-2648</guid>
                <description><![CDATA[NEVRUZ BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>-İlk kez 2 Yüzyılda Pers kaynaklarında adı geçer.<br />
-İran ve Bahai takvimlerine göre yılın ilk gününü temsil eder.<br />
-Bazı topluluklarda bu bayram 21 Mart olarak kabul görür. Kuzey yarım kürede<br />
ilkbaharın başlamasını temsilen, 22-23 Mart’ta kutlanır. Aynı zamanda bu bayram Zerdüştlük<br />
dininde kutsaldır.<br />
Kürtlerde Nevruz bayramının Kürt ve İran mitolojisindeki Demirci Kawa efsanesine<br />
dayandığına inanılır.<br />
-Anadolu ve Orta Asya Türk halklarında da, Göktürklerin Ergenekon’dan çıkışı ve<br />
baharın gelişi olarak kutlanır.<br />
-2010’da BM. Genel Kurulu 3 bin yıldan bu yana kutlanmakta olan bu şenliği Nevruz<br />
bayramı olarak ilan etmiştir.<br />
-Sözcüğün aslı, eski Farsça’dan gelir. “yeni “ anlamındaki “Nava” ve “gün ”<br />
anlamındaki “rezan” ın birleşerek, “Yeni Gün”, “Gün Işığı” olmuştur.<br />
-İrani dillerinde” gün” “Ruz” anlamına kullanılır.<br />
-Nevruz geleneği “buzul çağı” nın bitmesinden hemen öncesine kadar uzanır.<br />
DEMİRCİ KAWA EFSANESİ…<br />
*Günümüzden 2500 yıl kadar önceki yıllarda Zuhak(Dehak) adında Asurlu çok ama<br />
çok zalim bir kral varmış. Demirci Kawa’da bu ülkede yaşıyordu.<br />
Bu kral tam canavardı. Efsaneye göre her iki omzunda birer yılan bulunuyordu. Her yıl<br />
bu yılanları beslemek için Kürtlerden, iki genci sarayına kurban olarak getirtip, bu gençlerin<br />
beyinlerini yem olarak yılanlara veriyordu. Bununla kalsa iyi. Baharın gelmesini de<br />
engelliyordu.<br />
En sonunda bu zulümden bıkan ve bir şeyler yapmak isteyen Armayel ve Garmayel<br />
adlı iki kişi kralın sarayına aşçı olarak girmeyi başarırlar.<br />
Kralın yılanları beslemek için saraya getirdiği gençlerden birini saraydan kaçırırlar.<br />
Öteki gencin beyniyle, bir koyun beynini karıştırarak yılanlara verirler.<br />
Bu böyle uzun yollar sürer. Aşçılar Armayel ile Garmayel her iki gençten birini<br />
saraydan kaçırırlar.<br />
Bu gençler, Demirci Kawa tarafından eğitilir. Bunlardan bir ordu gücünde birlik<br />
oluşturulur.<br />
Nihayet, eğitilen bu gençler 20 Mart günü kralın sarayına yürürler. Kawa kılıç<br />
darbeleriyle kralı öldürmeyi başarır.<br />
Kawa çevredeki tüm tepelere ateşler yakar ve yanındakilerle birlikte bu zaferi<br />
kutlarlar. Böylece Kürt halkı zalim kraldan kurtulmuş olur. Ertesi gün yani 21 Mart günü<br />
bayram , bahar gelmiş olur.<br />
*Ateş üzerinden atlama ve örste çekiçle demir dövme ritueli buradan gelmektedir.<br />
TÜRKLER’DE NEVRUZ…<br />
Türkler , geniş bir coğrafyada bu bayramı değişik şekillerde kutlamaktadırlar. Ancak<br />
çoğunun kendine has bir efsanesi vardır. Bizim efsanemiz de ERGENEKON’dur.<br />
-Göktürklerin Ergenekon’dan demirden dağları eriterek çıkmalarını(Ergenekon<br />
destanı), baharın gelişini , doğanın uyanışını temsil eder.<br />
-Tüm Türk toplumlarında M.Ö 8 Yüzyıldan günümüze kadar her yıl 21 Mart’ta kutlanır<br />
-Türkiye’de 1995’den itibaren Türkiye Cumhuriyeti tarafından bayram olarak kabul<br />
edilmiştir.<br />
Zuhak’ların yok olduğu, Demirci Kawa’ların hep var olduğu bir dünya için<br />
Nevruz Bayramınızı kutlarım</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Mar 2026 15:19:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TIP BAYRAMININ  İKİ HİKMET’İ..</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/tip-bayraminin-iki-hikmeti-2647</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/tip-bayraminin-iki-hikmeti-2647</guid>
                <description><![CDATA[TIP BAYRAMININ  İKİ HİKMET’İ..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
“Tıbbiyeli Hikmet “adını duymayanınız yoktur.<br />
İşgal ordularının İstanbul’u işgali üzerine, 14 mart 1919 günü Tıp Fakültesinde , işgali<br />
protesto etmek için,toplanan öğrencilerin lideridir.<br />
Bu eylemden sonra öğrenci arkadaşları, Sivas Kongresi’ne onu temsilci olarak<br />
göndermişlerdir.<br />
Orada “Manda ve himaye kabul edilemez…” sözleriyle , özellikle Mustafa Kemal<br />
tarafından büyük bir sevgiyle karşılanmıştır.<br />
Bu eylemden sonra da her yıl 14 MART TIP BAYRAMI olarak kutlanmaktadır.<br />
Hikmet, 1901 doğumludur. Daha sonraki soyadı BORAN’dır.<br />
Yeri gelmişken yazayım, rahmetli Orhan BORAN’ın babasıdır.<br />
Çoğu kişi Dr. Hikmet Kıvılcımlı ile Hikmet Boran’ı karıştırmaktadır.<br />
Tarihin garip cilvesi , o da Kurtuluş savaşına katılanlardandır.<br />
1902 Priştine doğumludur. Yani 17 yaşında gönüllü olarak Kuva-yi Milliyeci olmuştur.<br />
Yörük Ali Efe çetesine katılmıştır. Ayrıca Köyceğiz Kuva-yi milliye Askeri Kumandanlığı<br />
görevinde bulunmuştur.<br />
İşte bugün kutlamaları gereken bayramlarını bile kutlayamayan, hekimlerimizin<br />
dedeleri, önderleri bu Kuva-yi Milliyeci’lerdir.<br />
Hepiniz benim gözümde birer Tıbbiyeli Hikmet ve Dr. Hikmet Kıvılcımlı’sınız…<br />
Mücadelenizi gönülden destekliyorum.<br />
Sağlığı bozulmuş bir toplumdan kimseye yarar gelmez, hele hekimlerinin morali<br />
bozuksa.<br />
Bu duygularla geçmiş 14 Mart Tıp Bayramınızı kutlarım.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 16:31:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>T E Ş E K K Ü R</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/t-e-s-e-k-k-u-r-2646</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/t-e-s-e-k-k-u-r-2646</guid>
                <description><![CDATA[T E Ş E K K Ü R]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Marmaris Devlet Hastanesinin Güzel insanları;<br />
Baş Hekim Sekreteri Sayın Nazan Bedük (Yön. Asistanı)<br />
Uz. Dr. Fizik Tedavi Rehabilitasyon Uzmanı Sayın Ela DÜZCE,<br />
Ela Düzce’nin yardımcısı , Tıbbi Sekreter Sayın Demet Kaba,<br />
Fizyoterapist Sayın Sanem Akbaş,<br />
Fizik Tedavi Bölümü Kat sorumlu Hemşiresi Şahide Talak,<br />
Burada adını sayamadığım, daha doğrusu adlarını bilmediğim,<br />
tedavim süresince, her türlü özeni gösteren, tüm çalışanlara, sonsuz<br />
teşekkür ederim İyi ki varsınız.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 16:31:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUĞLA TÜRKÜLERİ  BİZİM YAYLALARIMIZ(16)</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri-bizim-yaylalarimiz16-2645</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri-bizim-yaylalarimiz16-2645</guid>
                <description><![CDATA[MUĞLA TÜRKÜLERİ  BİZİM YAYLALARIMIZ(16)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Bizim yaylalarımız mor mor kekikli<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Yaylalar yaylalar yaylalar<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Gızları da vardır top top belikli<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Yaylalar yaylalar yaylalar oy</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Çobanın kavalı gediği aştı,<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Yaylalar yaylalar yaylalar<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Gediğe varmadan yol ayrı düştü<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Yaylalar yaylalar yaylalar oy</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Bizim yaylalarımız ardıç oluklu<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Yaylalar yaylalar yaylalar<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Suları da vardır ala balıklı<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Yaylalar yaylalar yaylalar oy</p>

<p>&nbsp; Fethiye yöresine ait bir türkümüzdür. Yöre ekibinden ünlü sanatçımız<br />
Ahmet Günday tarafından derlenmiştir.<br />
&nbsp; &nbsp;Gördüğünüz gibi, ileride anlatacağımız öykülü bir türkü değildir. Sadece<br />
doğa sevgisini ön plana çıkarmıştır.&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;Arada sırada böyle öyküsü olmayan türküleri bilerek koyuyorum ki, asıl<br />
Muğla türkülerinin tadına varasınız diyedir. Önümüzdeki haftalarda bunu<br />
göreceksiniz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 16:28:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İKİ   ESKİ  DOST</title>
                <category>İ.Yekta Kolcu</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/iki-eski-dost-2644</link>
                <author>yektakolcu48@gmail.com (İ.Yekta Kolcu)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/iki-eski-dost-2644</guid>
                <description><![CDATA[İKİ   ESKİ  DOST]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp;Her Gün &nbsp; bir /iki &nbsp; &nbsp;eski &nbsp;dostun &nbsp; &nbsp;yokluğunu /göçüp &nbsp; gittiğini &nbsp; &nbsp;haber &nbsp; aldığım &nbsp; &nbsp;şu &nbsp; &nbsp;günlerde,hafta &nbsp; ortasında &nbsp; iki &nbsp; Mustafa &nbsp; kardeşimle &nbsp; birlikte &nbsp; olabilmeyi &nbsp; başardık.Birisi &nbsp;,Reşadiye &nbsp; mahallemiz &nbsp; &nbsp;eşrafından &nbsp;,Rahmetli &nbsp; Belediye &nbsp; &nbsp;Başkanlarımızdan &nbsp;Mustafa &nbsp; SOYTOK &nbsp; &nbsp;un &nbsp;torunu, yine &nbsp; &nbsp;eski &nbsp; &nbsp;Belediye &nbsp;Başkanlarımızdan &nbsp; &nbsp;Mustafa &nbsp; SOYTOK &nbsp; &nbsp; ile eski &nbsp; Datça &nbsp; Mahallemiz &nbsp;eşrafından &nbsp; Mustafa &nbsp; &nbsp;KAPTANOĞLU. &nbsp;İki &nbsp; Mustafa &nbsp;kardeşimi &nbsp; &nbsp;yakalamışken ne &nbsp; dilersen &nbsp;dile &nbsp; kardeşim!<br />
Birkaç &nbsp; &nbsp;eksik &nbsp;yılları &nbsp; saymadan ,her &nbsp;üçümüzde &nbsp; 80 &nbsp; yaşına &nbsp; &nbsp;merdiven &nbsp; dayamış &nbsp; birileri &nbsp; olarak,1960'lı &nbsp; yıllarından &nbsp; 2026 &nbsp;yılına &nbsp; &nbsp;akıp &nbsp; &nbsp; giden &nbsp; &nbsp;zaman &nbsp; dilimimizi &nbsp; tekrar &nbsp; yaşamak &nbsp; bana &nbsp; şahsen &nbsp; &nbsp;doyumsuz &nbsp; bir &nbsp; &nbsp;anı &nbsp;.Hayat &nbsp; birimizi &nbsp; &nbsp;İzmir'e,birimizi &nbsp; &nbsp;İzmir/ Ankara ya,savursada, Mustafa &nbsp; SOYTOK &nbsp; kardeşim, &nbsp;doksanlı &nbsp; yıllarda &nbsp;Belediye &nbsp; &nbsp;Başkanı &nbsp; &nbsp;olarak, &nbsp;yokluk &nbsp;-imkansızlıklar &nbsp; &nbsp; içinde, İlçemiz &nbsp; &nbsp; için &nbsp;kendisini &nbsp; kurban &nbsp; &nbsp;edenimiz &nbsp; oldu. &nbsp;Günlerce &nbsp;Belediye &nbsp;işlerini &nbsp; takip &nbsp; etmek &nbsp; &nbsp;için &nbsp; Ankaraya &nbsp; yaptığı seyahatler &nbsp; nedeniyle, evini &nbsp; bile &nbsp; &nbsp; ihmal ettiği &nbsp;anları &nbsp; bizzat &nbsp; ben &nbsp; hatırlıyorum. Şimdi &nbsp; &nbsp;tüm &nbsp; eksikliğe &nbsp; ve &nbsp; yetersizliğe &nbsp; rağmen &nbsp;çözüm &nbsp;olan,SU-Kanalizasyon &nbsp; ve &nbsp; hatta &nbsp; &nbsp;Anfi Tiyatro &nbsp;yatırımlarının &nbsp; gerçekleşmesinde &nbsp; onun &nbsp; &nbsp; özverisi &nbsp; olmuştur. &nbsp; Yeterli Miydi &nbsp; derseniz, icraatları,yaşanılan &nbsp; zaman &nbsp;dilimi &nbsp; &nbsp; &nbsp;içinde &nbsp; değerlendirmek &nbsp; şarttır. Hangi &nbsp; kadroyla &nbsp; hizmet &nbsp; &nbsp; verildi &nbsp;acaba.? &nbsp;Ehil &nbsp;- &nbsp;yeterli &nbsp; kadroların &nbsp; bulunmaması, &nbsp;sorumlulukların &nbsp;tek &nbsp;kişiye &nbsp; &nbsp; fatura &nbsp; &nbsp; edilmesinin &nbsp;yorgunluğunu &nbsp; &nbsp;insan &nbsp;daha &nbsp; sonra &nbsp; &nbsp;anlıyor. &nbsp;Bunu &nbsp; yaşayanlar &nbsp; bilir. &nbsp;Şimdilerde &nbsp; her &nbsp; üçümüz &nbsp; kendi &nbsp; köşelerimizdeyiz<br />
Şimdi &nbsp; &nbsp;ise &nbsp; yaşadığımız &nbsp; yılların &nbsp; muhasebesini &nbsp; &nbsp;daha &nbsp; &nbsp;iyi &nbsp; yapabiliyoruz. Bu &nbsp;nedenle, &nbsp;Datçamıza &nbsp;hizmet &nbsp; vermiş &nbsp;Başkanların &nbsp; görüş &nbsp;ve &nbsp;düşüncelerinden &nbsp; yararlanılması &nbsp; &nbsp; için &nbsp; &nbsp;toplantıların &nbsp; düzenlenerek &nbsp; kendilerinin &nbsp; davet &nbsp; &nbsp;edilmeleri &nbsp; &nbsp; önerime &nbsp; &nbsp;bir &nbsp; karşılık &nbsp; bulamadım. YAŞANMIŞ &nbsp; &nbsp;TECRÜBE &nbsp; EN GÜZEL &nbsp;BİLGİ &nbsp;DEĞİLMİDİR. Ders &nbsp; almak &nbsp;,öğrenmenin &nbsp; yaşı &nbsp; var mıdır.?<br />
Seksen &nbsp;yaşına &nbsp; &nbsp;merdiven &nbsp;dayamışlar &nbsp; &nbsp;olarak, &nbsp;öğrendiklerimizi &nbsp; bildiklerimizi &nbsp; &nbsp;kendimize &nbsp; &nbsp;saklayacak &nbsp; değiliz.<br />
BUNCA &nbsp;YIL &nbsp; ÖMÜR &nbsp;TÜKETTİĞİMİZ &nbsp; &nbsp;BU &nbsp; ÜLKEDE,<br />
BİR &nbsp;BAŞKA &nbsp; &nbsp;ŞEHİR &nbsp; BULAMADIK,<br />
NEREYE &nbsp; &nbsp;GİTSEK &nbsp;DATÇA &nbsp; HEP &nbsp; ARKAMIZDAN &nbsp; &nbsp;GELDİ.<br />
&nbsp; AYNI &nbsp; SOKAKLARDA &nbsp; DOLAŞIYORUZ,<br />
AYNI &nbsp; MAHALLEDE &nbsp; KOCADIK,<br />
BU &nbsp; ŞEHİRDE &nbsp;DÖKÜLMEKTE &nbsp; KIR &nbsp; DÜŞMÜŞ &nbsp; SAÇLARIMIZ,<br />
DÖNÜP &nbsp;DOLAŞIP DATÇAYA &nbsp; &nbsp;GELDİK &nbsp; SONUNDA<br />
BAŞKA &nbsp; BİR ŞEY &nbsp; UMMUYORUZ<br />
ÖMRÜ &nbsp;NASIL &nbsp;TÜKETTİYSEK &nbsp; BURALARDA,<br />
ÖYLE &nbsp;TÜKETTİK &nbsp;DEMEKTİR,<br />
BU &nbsp;ÜLKEDE-YERYÜZÜNDE.</p>

<p>Sağlıcakla.......<br />
YK</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 16:24:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2025/12/iyekta-kolcu-1766133208.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ORUÇ VE ORUÇLUYA SAYGI</title>
                <category>A. Hikmet GÜL</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/oruc-ve-orucluya-saygi-2643</link>
                <author>a.hikmetgul@gmail.com (A. Hikmet GÜL)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/oruc-ve-orucluya-saygi-2643</guid>
                <description><![CDATA[ORUÇ VE ORUÇLUYA SAYGI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kıymetli Dostlar! 12 haftadır devam eden "Kur'an'a Soralım' konulu yazımıza bu hafta bir virgül koyup, önümüzdeki günlerde de devam edeceğiz inşallah. &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Bugün oruçlu günlerin sonuna gelindiyi ve bayramın da gölgesinin üzerimize düştüğü şu günlerde yazımızı "Oruca ve Oruçluya Saygı" konusunu ayırdık. Can dostlar! Hepimizin bildiği gibi Oruç, Rabbimizin müminlere farz kıldığı ibadetlerden biridir. Bu konu, Bakara suresi 183. ayette şöyle geçer. "Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi sizlere de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz". Ayetten de anlaşıldığı gibi tıpkı namaza benzer oruç ta mümin için bir korunma aracı görevi yapıyor.Yani bir savaşçı için kalkan neyse ,oruç ibadeti de böyle vasıflandırılıyor. Değerli Dostlar! Bugünkü yazımızda 1973 yılının Ramazan ayında yaşadığım bir oruç anımı sizlerle paylaşmak istedim.Evet .Sene 1973. Yanılmıyorsam aylardan Ekim ayı. Birçok mü'min oruçlu ...O tarihte Rum ve Ermenilerin çoğunlukta olduğu İstanbul Kumkapı &nbsp;semtinde özel bir bankada çalışıyorum. Oruçlu olduğum için öyle tatilleri, çevreyi ve müşterileri tanımam için bulunmaz bir fırsat. Kumkapı'dan Beyazıt'a çıkarken iki yokuş vardır. Biri Tiyatro caddesi, diğeri ise Gedikpaşa caddesi .İşte Gedikpaşa caddesi'nin hemen alt kısımlarında caddenin sol tarafında Ermeni Bir müşterim vardı. Adı Kirkor &nbsp;usta. Ayakkabı tamircisi ve imalatçısı. Tontonmu tonton, dünya iyisi yetmişine merdiven dayamış ahlaklı, temiz, dürüst bir insan. Gün içinde ayakkabı tamir eder, satar. Birkaç defa da dükkanına yakın olan evine giderek yatalak olan eşinin bir ihtiyacı olup olmadığını sorar, varsa ihtiyacını giderir di.İşte o oruçlu olduğum günlerden bir gün Kirkor Usta'yı ziyarete gitmiştim. Hatırını sorup, işlerinin nasıl gittiğini ve eşinin de sağlığını sorduktan sonra konu her nedense oruca geldi .Oruçlu olup olmadığımı sordu. Ve bana hemen bitişiğindeki çay ocağından çay söylemek istedi. Ben de oruçlu olduğumu söyleyince "Allah kabul etsin" diyerek hemen konuya girip çocukluğunda Ramazan ayında babasıyla dükkanda yaşadığı bir olayı anlattı bana. Anlattığını aynen sizlerle paylaşmak istiyorum." Hikmet Bey ! 12-13 yaşlarında bir çocuktum. Dükkanda babamla beraber çalışıyorduk. Aylardan Ramazan ayıydı ve Müslüman dostlarımız oruçluydu .Gün içinde müşterilerimiz gelir ,bayramın yaklaşması dolayısıyla bazen yeni ayakkabı alır, yeni ayakkabı almaya gücü yetmeyenler de sökük ,yırtık ayakkabılarının tamirini isterlerdi. İşte yine öyle bir gündü .Bir kaç müşterimizin işini gördükten sonra öğlen saatlerine yaklaşmıştık. Babam bana dönerek "Kirkor kalk kepenkleri indirde yavaş yavaş evden getirdiğimiz öğlen yemeğimizi yiyelim. Bir müslüman dostumuz gelip de bizi sofra başında görmesin ayıp olur, günaha girmeyelim" dedi. Ben de başka bir işe dalmış olmalıyım ki kepengi indirmeyi unuttum ve öğlen yemeğimizi dükkanın dip tarafında yemeğe koyulmuştuk ki tam yemeğin ortasında iken mahalleden bir Müslüman komşumuz selam verip yeni bir ayakkabıya ihtiyacı olduğunu söyleyerek dükkana girmez mi ? İşte o zaman ki babamın o kahredici bakışlarını unutamıyorum. Her neyse... Müşteri ayağına uyacak ayakkabıyı beğendikten ve parasını da ödeyip dükkandan çıktıktan sonra babamın bana bir tokat aşk ettiğini ömür boyu unutmadım .Zira o güne kadar bana tek bir fiske bile vurmamıştı. Tokadın arkasından bir de haykıran sesiyle "Ben sana kepengi indir dememiş miydim" dedi. &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
İşte Hikmet Bey! Her Ramazan geldiğinde ben o olayı hatırlarım ve dükkanda yemek yiyeceğim zaman da kepengi indirmeyi ihmal etmem.". &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Ermeni de olsan Rabbim günahlarını affetsin diyorum Kirkor Usta. Toprağın bol olsun Değerli dostlar! İşte bir Ermeni vatandaşın oruca ve oruçluya saygısı. Şimdi ne hallerdeyiz .Takdiri sizlere bırakıyorum. Az kalsın unutuyordum. Bu arada Ramazan Bayramı'nın asıl adı Arapça kökenli olup İ'dü l Fıtır dır. Fıtır ,oruç açma ve şükür anlamlarına gelir. &nbsp;Osmanlı döneminde İ'di Fıtr &nbsp;veya Şükür Bayramı olarak da anılan bu bayram, zamanla şükür kelimesinin şeker ile karıştırılması sonucu halk arasında Şeker Bayramı adıyla da bilinir. &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Kıymetli Dostlar! Ramazan ayını tamamladık sayılır. Bayramın gölgesi tam üzerimizde. Ne mutlu bu ayı layıkıyla oruçlu geçirenlere. Orucu sadece mideye değil bütün organlarına tutturanlara .Se &nbsp; &nbsp;lam olsun .Esenlik olsun. Nice Bayramlara .Nice Ramazanlara. &nbsp; &nbsp; &nbsp;Bu vesileyle Can Dostlarım 'ın Bayramlarını Kadir Gecelerini yürekten kutluyorum. &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Şu KADİR in kadrini bilenlerden et bizi. &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Ta ki ömür boyunca silinmesin hiç izi Sağlık, huzur ve afiyet dileklerimle, Sevgilerimi, Saygılarımı sunuyorum . Bayram sonrası görüşmek üzere Allah'a emanet olunuz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 16:23:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2024/12/a-hikmet-gul-1733901285.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Atatürk\&#039;ün Türk milletine Macaristan vasiyeti olduğunu biliyor muydunuz?</title>
                <category>İ.Yekta Kolcu</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/ataturkun-turk-milletine-macaristan-vasiyeti-oldugunu-biliyor-muydunuz-2642</link>
                <author>yektakolcu48@gmail.com (İ.Yekta Kolcu)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/ataturkun-turk-milletine-macaristan-vasiyeti-oldugunu-biliyor-muydunuz-2642</guid>
                <description><![CDATA[Atatürk\'ün Türk milletine Macaristan vasiyeti olduğunu biliyor muydunuz?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Macaristan Türkiye dostluk anlaşması yıl dönümünde bunu hatırlayalım ...<br />
18 Aralık 1923 tarihinde imzalanan Türk-Macar Dostluk Antlaşması, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nin Avrupa tarafından resmen tanınmasında önemli bir adım olmuş, iki ülkenin karşılıklı bağımsızlık ve egemenliklerini teyit etmiştir.<br />
Bu anlaşma, Mustafa Kemal Atatürk'ün vizyonu doğrultusunda, Türk ve Macar milletlerinin arasındaki tarihi ve kültürel bağları modern diplomatik zemine taşıyan, uzun soluklu bir iş birliğinin başlangıcı kabul edilir.<br />
Cumhuriyeti'in onuncu yıl bayramında bir Macar heyeti de Ankara'yı ziyaret etmiş ve şenliklerde bulunmuştu.<br />
Bu heyetten Mebus M. Pehar Guyula Peşti Hirlap gazetesine bir yazı yazmıştır. Mebus bu yazısında özetle diyor ki:<br />
Gazi, Fransızcayı mükemmel konuştuğu halde, Reşit Saffet Bey'e dönerek Türkçe cevap verdi. Reşit Saffet Bey her kelimeyi tartarak anlatıyor:<br />
-Reisicumhur Hazretleri Macar samimiyetinin bu suretle ifadesinden dolayı fevkalade mütehassis olduğunu beyan buyuruyorlar... Mustafa Kemal, Reşit Saffet Bey'in sözünü derhal keserek, bizim de anlamamız için Fransızca olarak dediler ki:<br />
Ben ne dedimse aynen tercüme et. Ben kardeş Macar milleti dedim. Çünkü Macarlar Türklerin hakiki kardeşidir. Macar, büyük bir millettir. Bir milletin büyüklüğü coğrafi yüzölçümüyle değil, yüreğinin asaleti, mefkûresinin yüksekliği ile ölçülür... Sözü yine Reşit Saffet Bey alarak, tercümeye devam etti: Kardeş Macar milletinin samimi tebriklerinden dolayı tekrar teşekkür ederim. Söylediğiniz gibi, Cumhuriyet'in onuncu yıldönümü münasebetiyle çok meşgulüm, fakat benim Macar milleti için daima vaktim olduğuna ve olacağına emin olabilirsiniz. Macar milletinin gelecekte muhakkak daha ziyade yükseleceğine tam kanaatim vardır.<br />
Gazi dikkatle yüzüme bakıyor. Ben tekrar söz alarak, Attila'nın bin beş yüzüncü yıldönümünü hatırlatarak program ve bu işle yalnız milletin değil, hükümetin de uğraştığını söyledim. Mustafa Kemal, gözleri parlayarak şunları söyledi:<br />
Profesör, Türkler ve Macarlar iki kardeş millettir. Dilleriyle, kültürleriyle, kökenleriyle iki kardeş millet. Fakat bu iki kardeş millet ne yaptı? İki kardeş millet gibi mi, kendi yüksek milli gayelerini ve büyük geleceği düşünen ve gören iki olgun kardeş millet gibi mi hareket etti?<br />
Hayır, ne yazık ki hayır.<br />
Biz Türkler, ilayı kelimetullah diye, bir fedai gibi İslam aleminin önüne geçtük, siz Macarlar ruhullah diye yine bir fedai gibi Hristiyan dünyasının önüne düştünüz ve asırlarca birbirimizi kırdık ve karşılıklı karıştık, değil mi?<br />
Fakat ne için? Hangi büyük maksat, hangi milli gaye, hangi yüksek gelecek için? Ve kimin için? Kimin hesabına?<br />
Böyle yapacağımıza, eğer gurur ve ihtirasa, boş davalara, manasız, hayalperest emellere ve başkalarının maksatlarına kapılmayıp da iki kardeş millet el ele barış içinde birleşseydik, hem kendi milletlerimizin, hem de bütün insanlığın refah ve saadetine hizmet etmez miydik?<br />
"Büyük ceddimiz Attila'nın yıldönümünü beraber kutlulamak hususundaki teklifinizi kabul eder ve buyurduğunuz gibi bu münasebetle toplanacak kültür kongresinin ırk birliği hakkındaki yüksek fikir hareketlerine memnuniyetle iştirak ederim. Irkımızın bütün dünya mefkûresine rehber olduğuna işaret etmesini bilhassa kongreden beklerim. Kendisine nazaran pek küçük olan Napolyon, İskenderi Kebir ve Sezar'ın yanında büyük Attila'nın mevkiinin kongre tarafından tespit edilmesi hakkındaki fikrinize tamamıyla iştirak ederim.<br />
Ben nasıl söyledimse öyle tercüme ediniz. Bunların her üçü de Attilâ'nın yanında ancak maiyet olabilirler... Bu hususta Maarif Vekili ile görüşerek, tekliflerimi ve tarih tespiti hakkındaki cevaplarımı bildireceğim. Allahaısmarladık. Tekrar ellerimizi sıktıktan sonra arslan gibi gitti. Gazi gittikten sonra odada birdenbire eksiklik hissettik. [...] Gazi ile geçirdiğimiz 30 dakika kalplerimizde unutulmaz bir hatıra olarak daima nakşedilmiş kalacak."[1]<br />
Turan'da Gönül Birliği Vurgusu: "Macar dostlarımızla aramızda derin ve sarsılmaz bir kök birliği vardır. Biz, Tuna Nehri'nin iki ayrı kıyısında olsak da, gönüllerimiz Türkistan’da birleşir." (30 Ekim 1933 görüşmesinin özünü oluşturan kilit ifade.)<br />
Askeri Yetenek ve Irkî Bağ: "Harbi Umumi'de Türklerden gördüğüm yüksek askerlik yeteneği, bir ırktan, Asyalı olmaklığımızdan gelir. Bu, bizim ortak kökenimizin bir yansımasıdır."<br />
Ebedi Dostluk Vasiyeti: "Türk milleti ile Macar milleti arasında mevcut olan samimi bağların ebediyete kadar sürmesi, en büyük arzularımdan biridir. Bu bağları korumak, her iki milletin de geleceği için önemlidir."<br />
Macarlar bizim dostumuz, Macarlar bizim kardeşimizdir. Tarihi bağlarımızın sağlamlığı, bu kardeşlik ve dostluğun esasıdır."<br />
"Türk milleti ile Macar milleti arasında mevcut olan samimi bağların ebediyete kadar sürmesi, en büyük arzularımdan biridir. Bu bağları korumak, her iki milletin de geleceği için önemlidir."<br />
"Harbi Umumi'de Türklerden gördüğüm yüksek askerlik yeteneği, bir ırktan, Asyalı olmaklığımızdan gelir. Bu, bizim ortak kökenimizin bir yansımasıdır." (Macar askeri dehasını, Türklerin askeri dehasıyla aynı Turanî genetik ve kültürel mirasa bağlar.)<br />
Macar basın temsilcilerine bütün Türk halkının dostluğunu ve saygısını sunuyorum. Bu toprağa bugün Türkiye denildiği gibi, Kral Géza zamanında sizin ülkenize Türkiye denilirdi." (Bu ifade, Macarların tarihsel olarak "Türkiye" adıyla anıldığına dair güçlü bir Türk tezini ortaya koyar ve bağın coğrafi boyutunu vurgular.)<br />
"Macar dostlarımızla aramızda derin ve sarsılmaz bir kök birliği vardır. Biz, Tuna Nehri'nin iki ayrı kıyısında olsak da, gönüllerimiz Türkistan’da birleşir." (Bu, iki milletin ruhen ve kökensel olarak Turan coğrafyasında bir olduğunu ilan eden kilit cümledir.)<br />
Bunları okuyunca bugün Atatürkçü olduklarını iddia eden ama ondan nemalanan sinsi düşmanları ve yalancıları ve Atatürk'ü ne kadar yanlış tanıttıklarını anlamaya devam edeceğiz ...<br />
Orcun Alacam<br />
Kanıtlar ve Kaynaklar :<br />
[1] Atatürk'ün Bütün Eserleri, Cilt 26, s. 275-276; Hakimiyeti Milliye. 1 Ocak 1934, Numara: 4473, s.3; Milliyet, 3 Ocak 1934, Numara: 2839, s.1-2; Cumhuriyet, 4 Ocak 1934, Numara: 3473, s.3. [2] Golden, Peter B., An Introduction to the History of the Turkic People, 261-262; Gyula Moravcsik-H. Jenkiss, Constantine Porphyrogenitus De Administrando [3] 6 ve 7 Numaralı Görsel; Kutsal Macar Tacı [4] Atatürk'ün Okuduğu Kitaplar, Anıtkabir derneği<br />
Orcun Alacam</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 15:25:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2025/12/iyekta-kolcu-1766133208.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ZEYTİNE /  BADEME     İHANET</title>
                <category>İ.Yekta Kolcu</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/zeytine-bademe-ihanet-2641</link>
                <author>yektakolcu48@gmail.com (İ.Yekta Kolcu)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/zeytine-bademe-ihanet-2641</guid>
                <description><![CDATA[ZEYTİNE /  BADEME     İHANET]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizin &nbsp; &nbsp;bu &nbsp;yapılaşma &nbsp; çılgınlığı &nbsp;nerelere &nbsp;kadar &nbsp; &nbsp; / &nbsp;ne &nbsp; zamana &nbsp;kadar &nbsp; sürüp &nbsp; &nbsp;gidecek &nbsp; bilmiyorum. Betonlaşma &nbsp; &nbsp; tercihimiz &nbsp; Datçamızın &nbsp; &nbsp; gelişmesinde &nbsp; &nbsp; lokomotif &nbsp; görevini &nbsp; yapıyor &nbsp; &nbsp;görünsede,bunun &nbsp; &nbsp;için &nbsp; Zeytin &nbsp; &nbsp;<br />
/Badem &nbsp; üretimimizi &nbsp; &nbsp; betona &nbsp; tercih &nbsp; &nbsp;etmemiz &nbsp; ne &nbsp;kadar &nbsp; &nbsp;akılcı &nbsp; bir &nbsp; çıkış &nbsp;yoludur,acaba.?</p>

<p>Gıdanın &nbsp;dolayısı &nbsp; ile &nbsp; tarımın &nbsp; &nbsp;ihmal &nbsp; &nbsp;edildiğini &nbsp;söylemek &nbsp; &nbsp;için &nbsp;kahin &nbsp; &nbsp;olmaya &nbsp; &nbsp; gerek &nbsp; yok. &nbsp;Son &nbsp; yıllarda gıda &nbsp; ürünleri &nbsp;ithalatındaki &nbsp; &nbsp;artış,ülkemiz &nbsp; &nbsp;için &nbsp;doğal &nbsp; olmayan &nbsp; bir &nbsp; &nbsp; görüntü.Bir gıda ürünü &nbsp; yoksa ,hemen &nbsp; &nbsp;ithalatı &nbsp;ucuz/kolay bir &nbsp;yol &nbsp; olarak &nbsp;tercih &nbsp;etmekle, &nbsp;geleceğimizi &nbsp; &nbsp;ipotek &nbsp; &nbsp;altına &nbsp; &nbsp;almakta &nbsp; olduğumuzun &nbsp; &nbsp; farkında mıyız.? Tarımla &nbsp;uğraşan vatandaşlarımızın &nbsp;yaş &nbsp; ortalamaları,elli &nbsp; hatta &nbsp; atmış &nbsp; yaşların &nbsp; üstünde &nbsp;diyor &nbsp; &nbsp;uzmanlar. &nbsp;Yeni &nbsp; &nbsp;gelmekte &nbsp; &nbsp;olan &nbsp; kuşak &nbsp; &nbsp; ise &nbsp;hayatını &nbsp; topraktan &nbsp;kazanmak &nbsp; &nbsp;gibi &nbsp;bir &nbsp; yolu &nbsp; aklından &nbsp; bile &nbsp; &nbsp; geçirmiyor.Onlarada &nbsp; hak &nbsp; &nbsp;vermemek &nbsp;mümkün &nbsp;değil. Yem &nbsp; &nbsp;ve &nbsp;gübre &nbsp; konusunda &nbsp; dışarıya &nbsp;bağımlılık ,enerji &nbsp;/akaryakıt &nbsp; giderlerinin &nbsp;değişkenliği,istikrarsızlığı &nbsp;çiftçimizi &nbsp;toprağa &nbsp; küstürdü. &nbsp;Toprağımı &nbsp;satar,iki &nbsp;Apart &nbsp;yapar &nbsp;yan &nbsp; &nbsp;gelir &nbsp; yatarım &nbsp;tercihini &nbsp; yaparken,Zeytini ,Bademi &nbsp;hatta &nbsp; İnciri &nbsp; kurban &nbsp; verdik. &nbsp; Burada &nbsp; elbette &nbsp; &nbsp;kamunun &nbsp; yol &nbsp; &nbsp;göstericilik /üretene &nbsp; &nbsp;destek &nbsp; &nbsp;vermek &nbsp; &nbsp;gibi &nbsp; &nbsp;görevinden &nbsp; &nbsp;uzaklaşarak,sosyal &nbsp;yardım &nbsp; &nbsp; yolunu &nbsp;tercih &nbsp; &nbsp;etmesi &nbsp; bence &nbsp; yanlış &nbsp; &nbsp;oldu. &nbsp; Son &nbsp; yıllarda &nbsp; &nbsp;bu &nbsp;konularda &nbsp; cılızcada &nbsp; &nbsp;olsa &nbsp; bir &nbsp;kıpırdanma &nbsp; &nbsp; olmak taysada, &nbsp;biraz &nbsp; &nbsp; geçmi &nbsp; kaldık &nbsp; &nbsp;acaba.?<br />
Yerel / yerli &nbsp; üretime bilhassa &nbsp; &nbsp;gıda &nbsp; alanında ,yerel &nbsp; yönetimlerin &nbsp; destek &nbsp; &nbsp; verme &nbsp; çabaları &nbsp;,genel &nbsp; kamu &nbsp; desteği ve halkımız sivil &nbsp;toplum &nbsp;kuruluşlarınca &nbsp; &nbsp; omuzlanmalı.Datça Mız &nbsp; &nbsp; için &nbsp; &nbsp;ne &nbsp;diyorsun &nbsp; derseniz, &nbsp;sebze &nbsp;/meyve &nbsp; &nbsp;üretimi &nbsp; alanında ,mevsimine &nbsp; &nbsp; göre &nbsp; yerel yönetimimizin &nbsp; hatta &nbsp; &nbsp;bazı &nbsp; kamu &nbsp; birimleri &nbsp;,fide &nbsp;-tohum -gübre &nbsp; desteği &nbsp;örneklerini &nbsp;göstermelerinin &nbsp; &nbsp;zamanıdır. Çünkü &nbsp;Datçamız üretim &nbsp; &nbsp;alanı &nbsp; &nbsp;olduğu &nbsp;kadar, &nbsp;tüketim &nbsp; merkezidir de. &nbsp; Ne &nbsp; dersiniz..!!??</p>

<p>Ben &nbsp; Datçamızda &nbsp; &nbsp;bir &nbsp; BADEMCİLİK &nbsp;ENSTİTÜSÜ &nbsp; &nbsp;önerimi &nbsp; tekrarlamak &nbsp; &nbsp;istiyorum. &nbsp; Sahi &nbsp; &nbsp; Ziraat &nbsp; &nbsp; Fakültelerinin &nbsp; &nbsp;görevi &nbsp; &nbsp;yalnızca &nbsp; diploma &nbsp; vermek midir. &nbsp;?</p>

<p>Üreticiye &nbsp; &nbsp;alım &nbsp; &nbsp; garantili &nbsp;ürün &nbsp; üretmesi &nbsp;konusunda ,bir &nbsp; &nbsp;öneri &nbsp; &nbsp;ile &nbsp; &nbsp;gittiğinizde ,size &nbsp; HAYIR &nbsp; &nbsp; &nbsp;olmaz mı &nbsp;dediler. &nbsp; Tütün &nbsp; üretimi &nbsp; böyle &nbsp;değil miydi.?</p>

<p>Sivil &nbsp;toplum &nbsp;kuruluşlarımızın ,bilhassa &nbsp; zincir &nbsp; marketleri &nbsp; bu &nbsp;tür &nbsp; &nbsp; önerilerle &nbsp;(alım &nbsp; &nbsp; garantili &nbsp; ürün &nbsp; talepleri) &nbsp; dikkatlerinin &nbsp; &nbsp;çekilmesi &nbsp; bir &nbsp; &nbsp;yöntem &nbsp; &nbsp;olabilir.Lütfen &nbsp; &nbsp; artık &nbsp; &nbsp; onlarda &nbsp;üretim &nbsp; alanında ,taşın &nbsp; altına &nbsp; &nbsp;ellerini &nbsp; &nbsp;koysunlar.Malını &nbsp; sat &nbsp;sonra &nbsp; al &nbsp;paranı &nbsp;çek &nbsp; git, &nbsp;olmuyor &nbsp; beyler.</p>

<p>ŞİMDİLİK &nbsp; SAĞLICAKLA....</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 15:23:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2025/12/iyekta-kolcu-1766133208.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUĞLA TÜRKÜLERİ(15) BEŞ PARMAKTAN İNMEM BEN</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri15-bes-parmaktan-inmem-ben-2640</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri15-bes-parmaktan-inmem-ben-2640</guid>
                <description><![CDATA[MUĞLA TÜRKÜLERİ(15) BEŞ PARMAKTAN İNMEM BEN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Beş Parmak’tan aman inmem (ben<br />
Gümüşlü mavzerim aman vermem (ben</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Haydah güzelim<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;El oğluna sarıldım ben,<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Haydah güzelim<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Kendi yarım sandım ben.</p>

<p>Kuzulu da kuzulu basması<br />
On beş lira kadunum kesmesi</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Dam ardına dolaştım<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Ot gazmaya bulaştım</p>

<p>El oğluna yandım ben<br />
Kendi yârim sandım ban<br />
Haydah güzelim<br />
Kendi malım sandım ben.</p>

<p>Fethiye türküsü olarak bilinir. Ancak yörede birçık yerde söylenir.<br />
Türkünün değişik varyantları vardır. Bu da çok eski bir türkü olduğunu gösterir.<br />
Türkünün bazen “ Beş muardan(pınardan) inemem ben” biçiminde<br />
görülmekte ve üçüncü dizesinde “Bene yardan geç dediler” söz dizimine rastlanmaktadır.<br />
İlk derlemelerini Hamdi Özbay, Fethiye yöresi mahalli sanatçısı Köçek<br />
Mustafa Lakaplı Mustafa Coşkun’dan yaparak, TRT türkü kayıtlarına alınmıştır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 15:22:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KUR\&#039;AN\&#039;A SORALIM (12)</title>
                <category>A. Hikmet GÜL</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kurana-soralim-12-2639</link>
                <author>a.hikmetgul@gmail.com (A. Hikmet GÜL)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kurana-soralim-12-2639</guid>
                <description><![CDATA[KUR\'AN\'A SORALIM (12)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Can Dostlar! Hepimizin bildiği gibi Ramazan ayı aynı zamanda Kur'an ayıdır. Zira Kur'an bu ayda indirilmeye başlanmıştır. Ne güzel bir rastlantıdır ki bundan 20 sene önce yazmış olduğum "Kur'an'a Sorular ve Ondan Cevaplar" isimli kitabımı da sizlerle bu ayda buluşturmak kısmet oldu. Şubat başında başlamış olduğumuz bu buluşturmada 11. yazımızı da geride bıraktık. Ramazan'ın geriye kalan günlerinde de bu buluşma devam edecek. Kısmet olursa Ramazan sonunda tamamlanacak inşallah. Umarım faydalı olmuştur. Sözü fazla uzatmadan bu yazı dizimizin 12'ncisine devam edelim . &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Soru :Ölüm ve hayat niçin yaratılmıştır. Cevap :O &nbsp;ki hanginizin daha güzel davranacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratmıştır.(Mülk:2) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Soru: Kur'an kimler için öğüttür? &nbsp; &nbsp;Cevap: doğrusu O (Kur'an) takvâ sahipler için bir öğüttür.(Hakka: 48). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Soru: İyilerin özenilecek vasıfı nedir? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Cevap: O iyiler ki kendi canları çekmesine rağmen yemeği yoksula, yetime ve esire yedirirler. (İnsan :8). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Soru :Sakınanlar için başarı ödülleri nelerdir? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Cevap: Sakınanlar için de başarı ödülü vardır. Bahçeler, bağlar, göğüsleri tomurcuklanmış yaşıt kızlar ve dolu kadehlerdir.(Neb'e: 31- 35). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Soru: İman edip de güzel işler yapanların Cennetteki duaları ve davranışları nasıldır? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Cevap: İman edip güzel işler yapanların Cennet'teki duası şöyledir." Allah'ım! Seni noksan sıfatlardan tenzih ederiz" Orada birbirleriyle karşılaştıklarında söyledikleri ise "Selam"dır. Onların dualarının sonu da şudur: "Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur".(Yunus :10) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Soru: İnsanın yaratılışındaki hammadde nedir? Cevap :Andolsun Biz insanı pişmemiş çamurdan, değişmiş cıvık balçıktan yarattık.(Hicr: 26) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Soru: Her isteyen inanabilir mi ? İnanmayanların durumu nedir? Cevap :Allah'ın izni olmadan hiç kimse inanmaz ve (Allah ) pisliği (huzursuzluğu, azabı )akıllarını kullanmayanların üzerine kor. &nbsp;(Yunus :100) &nbsp; Soru: İlimde derece sahibi olmak neye bağlıdır? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Cevap: Biz kimi dilersek onu derecelerle yükseltiriz. Zira her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen birisi vardır. (Yusuf :76) &nbsp; &nbsp; &nbsp;Soru: Allah'a secde eden varlıklar sınırlı mıdır? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Cevap: Göklerde ve yerde bulunanlar da onların gölgeleri de sabah akşam ister istemez sadece Allah'a secde ederler. (Ra'd:15). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Soru: Peygambe rin görevi nedir? Cevap :Biz onlara vadettiğimiz(aza bın) bir kısmını sana göstersek de seni öldürsek de sana ancak ( Allah'ın emirlerini) tebliğ etmek düşer. Hesap yalnız Bize aittir.(Ra'd:40) &nbsp;Soru: Halkların yerine yenisi getirilebilir mi? Cevap: O, dilerse sizi ortadan kaldırıp yepyeni bir halk getirir. (İbrahim: 19) &nbsp; Soru: Kur'an'ı indiren ve koruyacak olan kimdir? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Cevap: Kuran'ı kesinlikle Biz indirdik. Onu yine Biz koruyacağız (Hicr:9) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Soru: Allah'ın nimetleri sayılarak biter mi? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Cevap: Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız onu sayamazsınız. &nbsp;(Nahl: 18 ) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Soru: Allah zalimleri neden hemen cezalandırmıyor? Cevap: Eğer Allah, insanları zulümleri yüzünden cezalandıracak olsaydı yeryüzünde hiçbir canlı kalmazdı. fakat onları takdir edilen bir süreye kadar erteler.(Nahl: 61). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Soru: Allah insanlardan kimilerine rızkı neden bol vermiştir? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Cevap: Allah kiminize kiminizden daha bol &nbsp;rızık verdi. bol rızık verilenler rızıklarını ellerinin altındakilere verip de bu hususta kendilerini onlara eşit kılmazlar.(Nahl: 71) &nbsp; &nbsp; &nbsp; Soru: Güzel bir hayat yaşamanın şartı nedir? &nbsp; &nbsp; Cevap: Erkek veya kadın mü'min olarak kim iyi bir amel işlerse onu mutlaka güzel bir hayat ile yaşatırız(Nahl:97) Can dostlar! Bugünlük de bu kadar .Bundan sonraki yazımızda buluşmak üzere, esen kalın ,sağlıkla kalın hoş kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 15:20:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2024/12/a-hikmet-gul-1733901285.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KUR\&#039;AN\&#039;A  SORALIM (11)</title>
                <category>A. Hikmet GÜL</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kurana-soralim-11-2638</link>
                <author>a.hikmetgul@gmail.com (A. Hikmet GÜL)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kurana-soralim-11-2638</guid>
                <description><![CDATA[KUR\'AN\'A  SORALIM (11)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Can Dostlar! &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
2 Şubat'ta başladığımız "Kur'an'a Soralım" başlıklı yazımızın bugün 11'incisindeyiz. Zaman su gibi akıp gidiyor. Konumuza kaldığımız yerden devam edelim.&nbsp;<br />
Soru: Kur'an'da adâbı muaşeretten de bahsedilir mi?&nbsp;<br />
Cevap: Yeryüzünde tabii ol, sesini alçalt ! Unutma ki seslerin en çirkini merkeplerin sesidir.(Lokman: 19). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Soru: Allah'ın sözleri sınırlı mıdır? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Cevap: Şayet yeryüzündeki ağaçlar kalem, deniz de arkasından yedi deniz katılarak (mürekkep olsa) yine Allah'ın sözleri (yazmakla) tükenmez (Lokman :29). &nbsp;&nbsp;<br />
Soru: Kullar içinde Allah'tan gereğince korkan kimlerdir ? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;Cevap: Kulları içinde ancak alimler Allah'tan (gereğince) korkar. (Fâtır 28 ). &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Soru: İnsan Allah'a yalvarmayı ne zaman düşünür?<br />
&nbsp;Cevap: İnsana bir zarar dokunduğu zaman Bize yalvarır.<br />
Sonra kendisine tarafımızdan bir nimet verdiğimiz vakit" Bu bana ancak bilgimden dolayı verilmiştir" der. Hayır, o bir imtihandır.Fakat çokları bilmezler. (Zümer :49). &nbsp; &nbsp;<br />
Soru: Allah'ın rahmetinden ümit kesmek doğru mudur ? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Cevap: De ki :Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki o çok bağışlayan çok esirgeyendir. &nbsp; &nbsp;<br />
Soru: Allah'ın ayetleri hakkında kimler tartışır?&nbsp;<br />
Cevap: İnkar edenler müstesna hiç kimse Allah'ın ayetleri hakkında tartışmaz.(Mü'min: 4) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Soru: Bu tartışmanın sebebi nedir? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Cevap:Kendilerine gelmiş kesin bir delil olmaksızın Allah'ın ayetleri hakkında münakaşa edenler var ya! Hiç şüphe yok ki onların kalplerinde asla yetişemeyecekleri bir büyüklük hevesinden başka bir şey yoktur (Mü'min: 56). &nbsp; &nbsp;Soru: Herkese bol rızık verilseydi sonuç ne olurdu? Cevap: Allah kullarına rızkı bol bol verseydi yeryüzünde azarlardı fakat O, (rızkı)dilediği ölçüde indirir. (Şûrâ: 27). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Soru: Başımıza gelen musibet kimdendir? &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Cevap: Başımıza gelen musibet kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. Allah çoğunu affeder (Şûra :30). &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;Soru: Allah'ı anmaktan gafil olursak bizi bekleyen sonuç ne olur? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;Cevap: Kim Rahmân'ı anmaktan gafil olursa yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz. (Zuhruf: 36 ). &nbsp;&nbsp;<br />
Soru: Allah yanında en değerli olan kimdir? &nbsp;<br />
Cevap :Muhakkak ki Allah yanında en değerli olanınız O'ndan en çok korkanınızdır.(Hucûrat: 13)&nbsp;<br />
&nbsp;Soru: Mü'minin vasıfları nelerdir?&nbsp;<br />
Cevap: Mü'minler ancak Allah'a ve Resulüne iman eden, ondan sonra asla şüpheye düşmeyen, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşanlardır .İşte doğrular ancak onlardır. (Hucûrat:15). &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Soru: Dünya hayatını nasıl tanımlayabiliriz?&nbsp;<br />
Cevap: Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence , bir süs aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlat sahibi olma isteğinden ibarettir.(Hadid: 20). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;Soru: Kur'an bir dağa indirilseydi sonuç olurdu?<br />
&nbsp;Cevap: Eğer biz bu Kur'an'ı bir dağa indirseydik muhakkak ki onu Allah korkusundan baş eğerek parça parça olmuş görürdün Bu misalleri insanlara düşünsünler diye veriyoruz.(Haşr:21). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;Soru: Mallarımız ve çocuklarımız &nbsp;bizler etkilemeli midir ? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Cevap :Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah'ı anmaktan alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar ziyana uğrayanlardır. (Münafikûn: 9) Tekrar görüşmek üzere sağlıkla kalın, Esen kalın Kıymetli Dostlar!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 15:34:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2024/12/a-hikmet-gul-1733901285.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KADINLARIN EN ÇOK İSTEDİKLERİ SİZCE NEDİR?</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kadinlarin-en-cok-istedikleri-sizce-nedir-2637</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kadinlarin-en-cok-istedikleri-sizce-nedir-2637</guid>
                <description><![CDATA[KADINLARIN EN ÇOK İSTEDİKLERİ SİZCE NEDİR?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>“Hayatınız Seçtiğiniz Kadındır”<br />
Masal &nbsp;odur ki, Hannibal, savaşta galip gelmiş . &nbsp;Karşısına getirdikleri &nbsp;esir komutana şöyle demiş:<br />
“…Hayatını bağışlarım ama bir şartım var” demiş ve eklemiş:<br />
-Kadınlar hayatta en çok ne ister? Bu sorunun yanıtını getir , kurtar kelleni.Sana kırk gün süre…<br />
Mağdur komutan, sorup soruşturmaya başlamış; bu sorunun yanıtını kim bilebilir diye, araştırmaya koyulmuş.<br />
Demişler ki:<br />
…Dağının ardında bir cadı var. bilirse o bilir. Demişler.&nbsp;<br />
Günlerce, gecelerce koşturur kadını bulur.Ve soruyu sorar:<br />
-Kadınlar hayatta en çok ne ister?<br />
Başında masal dedik ya, &nbsp;Kadın adamdan öyle bir şey istemiş ki!<br />
-Evlen benimle!...O zaman öğrenirsin ancak kadınların ne istediğini.<br />
Mecburen kabul eder . Koşarak , Hannibal’a gider, öğrendiği cevabı verir. Cevap şu:<br />
-Kadınlar en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek ister!...<br />
Hannibal, komutanın hayatını bağışlar. Da…<br />
Yenik komutan, cadıya da evlenmek için söz vermiştir. Neyse evlenirler.<br />
İlk gece komutan bakar ki, o korkunç cadı dünyalar güzeli bir periye dönüşmüş, karanlık odada.<br />
Cadı şöyle konuşmuş:<br />
-Benim kaderim böyle. Günün sadece yarısı güzel olabilirim, diğer yarısı çirkinim.<br />
Sonra da can alıcı soruyu sorar:<br />
-Ne dersin? Geceleri seninleyken mi güzel olayım, yoksa sen gündüzleri dışarıdayken mi?<br />
Komutan düşünür ve “Sen bilirsin kararı kendin ver.<br />
İşte ondan sonra o korkunç cadı, sonsuza kadar güzel bir kadın olarak kalır.<br />
Peki bu masaldan bir ders çıkar mı? Ya da ne çıkar?<br />
1-Kadınlar en çok kendi özgür iradeleriyle hareket etmek isterler.<br />
2-Özgür iradesiyle hareket eden bir kadın her zaman güzeldir.</p>

<p>Özetlersek;<br />
*Hayatınız seçtiğiniz kadındır…<br />
*Zevkli bir kadına rastlarsanız, zevkiniz,<br />
*Bilgili bir kadına rastlarsanız, bilginiz,<br />
*Zeki bir kadına rastlarsanız zekanız gelişir.<br />
“Hayat kat kattır. Babil’in Asma Bahçeleri gibi teraslar halinde yükselir ve bir terastan bir terasa sizi kadınlar götürür. Ve bugün durduğunuz teras, seyrettiğiniz manzara, gördüğünüz hayat yanınızdaki kadının terası, manzarası ve hayatıdır.<br />
HAYATINIZ SEÇTİĞİNİZ KADINDIR…<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 15:32:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YENİ YIL ÜSTÜNE</title>
                <category>İ.Yekta Kolcu</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/yeni-yil-ustune-2636</link>
                <author>yektakolcu48@gmail.com (İ.Yekta Kolcu)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/yeni-yil-ustune-2636</guid>
                <description><![CDATA[YENİ YIL ÜSTÜNE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İki Bin &nbsp;yirmi altı yılının &nbsp; &nbsp;ilk &nbsp; &nbsp;iki &nbsp; ayını da &nbsp; tamamladık. &nbsp;Son &nbsp;yıllarda &nbsp; zaman &nbsp;daha mı &nbsp; çabuk &nbsp; &nbsp;geçip &nbsp; gidiyor,yakalayabilene &nbsp; aşk &nbsp; olsun.</p>

<p>Bin Dokuz Yüz &nbsp; &nbsp;otuzlu &nbsp;yılların &nbsp; &nbsp;son &nbsp;temsilcileri &nbsp; diyeceğim &nbsp; &nbsp;iki &nbsp; &nbsp; &nbsp;ağabeyimiz,eski &nbsp; Datça &nbsp; mahallemizin &nbsp; renkli &nbsp; simalarından &nbsp; Mustafa &nbsp; UZUN &nbsp; &nbsp;ile Nevzat &nbsp; AKKARACA &nbsp;ve demir &nbsp; yumruk &nbsp;lakaplı &nbsp;milli &nbsp; &nbsp;sporcularımızdan &nbsp; İli &nbsp; BAHÇETEPE &nbsp; &nbsp;de &nbsp; &nbsp;sonsuzluğa &nbsp; &nbsp;uçup &nbsp; &nbsp;gittiler. &nbsp;Kendilerine &nbsp; &nbsp;Allah'tan &nbsp;Rahmet &nbsp;yakınları &nbsp; &nbsp; &nbsp;ve &nbsp;sevenlerine &nbsp; &nbsp;sabırlar &nbsp;diliyorum. Az Yaşa &nbsp; çok &nbsp;yaşa &nbsp;hepimizin &nbsp; tanıştığı &nbsp; &nbsp;son &nbsp; bu &nbsp; &nbsp; O &nbsp;KADAR.</p>

<p>İşte &nbsp; bu &nbsp;nedenledir ki, &nbsp;vefalı &nbsp; &nbsp;olabilmenin &nbsp; bir &nbsp; erdem &nbsp;olduğunu ,sağlığımızda &nbsp; sevdiklerimizle &nbsp;,sahip &nbsp; olduğumuz &nbsp;değerleri &nbsp; &nbsp; paylaşmanın &nbsp;gereğini &nbsp; &nbsp;önemini &nbsp;defalarca &nbsp; tekrar &nbsp; eder &nbsp;dururum. Bir &nbsp;küçük &nbsp; tebessümün /tatlı &nbsp;dilin &nbsp; sermayesimi &nbsp; &nbsp;var.Bugün &nbsp; 8 &nbsp; MART &nbsp; &nbsp;DÜNYA &nbsp; KADINLAR &nbsp;GÜNÜ<br />
bizleri &nbsp;dokuz &nbsp;ay &nbsp; bedeninde, &nbsp; ömür &nbsp; boyu &nbsp; &nbsp;sırtında &nbsp;taşıyan &nbsp; &nbsp; Analarımızın &nbsp;hakkı &nbsp; &nbsp;ödenebilir mi.?Hepsine &nbsp; her &nbsp; zaman &nbsp;minnet &nbsp; &nbsp; ve &nbsp;şükranlarımızı &nbsp;sözlü &nbsp; ve &nbsp; fiili &nbsp; &nbsp;olarak &nbsp; &nbsp; göstermemiz &nbsp; &nbsp;,boynumuzun &nbsp; borcu..Her Birinin &nbsp;bu &nbsp;sembolik &nbsp; gününü &nbsp; kutluyor, aramızdan &nbsp; ayrılıp &nbsp; &nbsp;gidenlere &nbsp; rahmetler,hayatta &nbsp; olanlara &nbsp; &nbsp;sağlıklı &nbsp; bir &nbsp;yaşam &nbsp; diliyorum.</p>

<p>Elbette &nbsp; &nbsp;hayat &nbsp; herşeye &nbsp;rağmen &nbsp;devam &nbsp; edip &nbsp; &nbsp;gidiyor. Şantiyeye &nbsp; &nbsp;dönmüş &nbsp; olan &nbsp; ilçe &nbsp;merkezimizin &nbsp; &nbsp;yollarını &nbsp; &nbsp; görünce ,Rahmetle &nbsp; Nasrettin &nbsp; Hocanın &nbsp; &nbsp; fıkrası &nbsp; &nbsp;aklıma &nbsp; &nbsp; geliverdi. Bir &nbsp;köydeki &nbsp;kızına &nbsp; &nbsp;gider ,yağmur &nbsp; yağsın,diğerine &nbsp; gider &nbsp; yağmasın &nbsp; diye &nbsp; dua &nbsp; &nbsp; eder. &nbsp; Bizim &nbsp; işlerde &nbsp; &nbsp;ona &nbsp; benziyor.Asfalt &nbsp; için &nbsp;hazırlanan &nbsp; yol &nbsp;zeminine &nbsp; serilen &nbsp;kum &nbsp;/çakıl yağmurda &nbsp; sürüklenip &nbsp; &nbsp;gidecek. &nbsp;Yüklenicinin &nbsp; &nbsp; elini &nbsp;çabuk &nbsp;tutması &nbsp; şart.&nbsp;</p>

<p>Yağışlı &nbsp;mevsim &nbsp; biter &nbsp; bilmez, Hızırşah &nbsp; KÜLTÜR &nbsp; EVİ &nbsp;Kilisenin &nbsp; &nbsp; &nbsp;izolasyon &nbsp;işlemi &nbsp; inşallah &nbsp;hemen &nbsp;tamamlanır.</p>

<p>Hızırşah &nbsp;Mahallemizde &nbsp; bulunan &nbsp; &nbsp;iki &nbsp; &nbsp;LAHİT &nbsp; &nbsp;tekrar &nbsp; &nbsp;ÇÖP &nbsp; &nbsp;bidonuna &nbsp; dönüştürülmeden &nbsp; &nbsp;uygun &nbsp;bir &nbsp;yere taşınarak &nbsp;korunur &nbsp; &nbsp;inşallah.</p>

<p>Karaköy'deki &nbsp; 18,yy başlarında &nbsp; &nbsp;inşa &nbsp; &nbsp;edilmiş &nbsp; cami ni<br />
nde &nbsp; durumu &nbsp; aynı ,BİLEN &nbsp;DUYAN &nbsp; GÖREN &nbsp; &nbsp; İLGİLENEN &nbsp; &nbsp; VARMI.? &nbsp; Şu &nbsp;mübarek &nbsp; &nbsp;günlerde.</p>

<p><br />
&nbsp; KARGI &nbsp; semtinde &nbsp; bulunan &nbsp; &nbsp; küçük &nbsp; ŞAPEL &nbsp;SANKİ &nbsp;ÜVEY &nbsp; &nbsp;EVLAT &nbsp; &nbsp;GİBİ. &nbsp; Ne &nbsp; &nbsp;zaman &nbsp; hatırlanır ,bilinmez.!!!!</p>

<p>Sevgili &nbsp; yöneticilerimizin &nbsp;gözüne &nbsp;takıldığını &nbsp; umduğum &nbsp;Rahmetli &nbsp;DR. Turgut &nbsp; Ağabeyimizin &nbsp; &nbsp; vakfettiği &nbsp; karakesik &nbsp; mevkiindeki &nbsp; &nbsp;bina &nbsp; hali &nbsp; &nbsp;içler &nbsp; &nbsp;acısı.</p>

<p>Bizler &nbsp; &nbsp;gördüklerimizi, &nbsp;kimseleri &nbsp; &nbsp; incitmeden &nbsp; hatırlanarak &nbsp; düzeltilmesini &nbsp; &nbsp; öneririz .Amacımız &nbsp;üzüm &nbsp;yemek,bağcıyı &nbsp;dövmek &nbsp;değil.</p>

<p>SAĞLICAKLA,,<br />
YK</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 15:25:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2025/12/iyekta-kolcu-1766133208.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUĞLA TÜRKÜLERİ</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri-2635</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri-2635</guid>
                <description><![CDATA[MUĞLA TÜRKÜLERİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>BİZİM YAYLALARIMIZ(16)</p>

<p>Bizim yaylalarımız mor mor kekikli<br />
Yaylalar yaylalar yaylalar<br />
Gızları da vardır top top belikli<br />
Yaylalar yaylalar yaylalar oy</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Çobanın kavalı gediği aştı,<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Yaylalar yaylalar yaylalar<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Gediğe varmadan yol ayrı düştü<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Yaylalar yaylalar yaylalar oy<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;</p>

<p>Bizim yaylalarımız ardıç oluklu<br />
Yaylalar yaylalar yaylalar<br />
Suları da vardır ala balıklı<br />
Yaylalar yaylalar yaylalar oy</p>

<p>Fethiye yöresine ait bir türkümüzdür. Yöre ekibinden ünlü sanatçımız Ahmet Günday tarafından derlenmiştir.<br />
Gördüğünüz gibi, ileride anlatacağımız öykülü bir türkü değildir. Sadece doğa sevgisini ön plana çıkarmıştır.&nbsp;<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Mar 2026 15:24:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Datça’da Uzun Ömrün Sırrı</title>
                <category>Mehmet ÖLMEZ</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/datcada-uzun-omrun-sirri-2634</link>
                <author>mehmetolmez048@hotmail.com (Mehmet ÖLMEZ)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/datcada-uzun-omrun-sirri-2634</guid>
                <description><![CDATA[Datça’da Uzun Ömrün Sırrı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İki denizin buluştuğu bu yarımada, doğası, kültürü ve dingin yaşamıyla insanlara sadece uzun ömür değil, huzurlu bir hayat da armağan ediyor.<br />
“Tanrı, uzun ömürlü olmasını istediği kullarını Datça Yarımadası’na gönderirmiş.” Bu söz, Datça’nın doğası, kültürü ve yaşam biçimiyle birebir örtüşen bir hakikati anlatır. İki denizin buluştuğu noktada yer alan yarımada, temiz havası, düşük nem oranı ve yüksek oksijen seviyesiyle adeta bir sağlık kaynağıdır. Badem ağaçları, zeytinlikler, kekik kokulu dağlar ve tertemiz koylar, doğanın sunduğu bir reçete gibidir.<br />
Datça’da uzun ömürlü insanların sırrı sadece genetik değildir; burada hayat doğallığın üzerine kuruludur. Sofralar taze balıkla, zeytinyağlı yemeklerle, bahçeden toplanan sebzelerle donatılır. İnsanlar yürüyüş yapar, denize girer, doğayla iç içe yaşar. Modern dünyanın hızına kapılmadan sürdürülen dingin yaşam, ömrü uzatan en büyük etkendir.<br />
Taş evleri, begonvillerle süslü sokakları ve sakin meydanlarıyla Datça, zamanın yavaş aktığını hatırlatır. Burada acele yoktur; sohbetler uzun sürer, kahveler ağır ağır içilir. İnsan ilişkilerindeki samimiyet, huzurun en büyük tamamlayıcısıdır. Knidos antik kenti ise binlerce yıllık geçmişiyle bu toprakların bereketini ve güzelliğini gözler önüne serer.<br />
Datça mutfağı da sağlıklı yaşamın bir parçasıdır. Zeytinyağlı yemekler, bademle yapılan tatlılar, yöresel otlarla hazırlanan mezeler ve taze balık sofraları hem damak zevkine hitap eder hem de sağlıklı beslenmeyi destekler. Datça bademi, Türkiye’nin ötesinde dünyada da ün kazanmıştır.<br />
Turizm ise burada doğallığını koruyarak sürer. Kalabalık tatil beldelerinden farklı olarak Datça dinginliğiyle öne çıkar. Gelenler sadece deniz ve güneşin tadını çıkarmakla kalmaz; köy pazarlarında alışveriş yapar, yerel halkla sohbet eder. Günlük yaşam, turizmle iç içe ama doğallığını kaybetmeden devam eder.<br />
Benim için Datça, sadece bir coğrafya değil, aynı zamanda bir hatıralar sahnesi. Bir yaz akşamı Eski Datça’nın dar sokaklarında yürürken begonvillerin arasından yükselen kekik kokusunu hâlâ hatırlıyorum. Bir kahvehanede oturup yaşlı bir Datçalıyla sohbet ettiğimde, onun sakinliği ve hayata bakışı bana bu sözün neden söylendiğini düşündürmüştü. “Burada zaman yavaş akar,” demişti. O an anladım ki Datça’nın uzun ömür sırrı sadece doğasında değil, insanlarının kalbinde saklıydı.<br />
Datça, sadece bir tatil beldesi değil; yaşamın anlamını yeniden hatırlatan bir duraktır. Bu söz, bir kehanet değil, bir davettir aslında: “Gel, ömrünü güzelleştir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 16:39:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2025/12/mehmet-olmez-1765739910.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Datça’da Uzun Ömrün Sırrı</title>
                <category>Mehmet ÖLMEZ</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/datcada-uzun-omrun-sirri-2633</link>
                <author>mehmetolmez048@hotmail.com (Mehmet ÖLMEZ)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/datcada-uzun-omrun-sirri-2633</guid>
                <description><![CDATA[Datça’da Uzun Ömrün Sırrı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İki denizin buluştuğu bu yarımada, doğası, kültürü ve dingin yaşamıyla insanlara sadece uzun ömür değil, huzurlu bir hayat da armağan ediyor.<br />
“Tanrı, uzun ömürlü olmasını istediği kullarını Datça Yarımadası’na gönderirmiş.” Bu söz, Datça’nın doğası, kültürü ve yaşam biçimiyle birebir örtüşen bir hakikati anlatır. İki denizin buluştuğu noktada yer alan yarımada, temiz havası, düşük nem oranı ve yüksek oksijen seviyesiyle adeta bir sağlık kaynağıdır. Badem ağaçları, zeytinlikler, kekik kokulu dağlar ve tertemiz koylar, doğanın sunduğu bir reçete gibidir.<br />
Datça’da uzun ömürlü insanların sırrı sadece genetik değildir; burada hayat doğallığın üzerine kuruludur. Sofralar taze balıkla, zeytinyağlı yemeklerle, bahçeden toplanan sebzelerle donatılır. İnsanlar yürüyüş yapar, denize girer, doğayla iç içe yaşar. Modern dünyanın hızına kapılmadan sürdürülen dingin yaşam, ömrü uzatan en büyük etkendir.<br />
Taş evleri, begonvillerle süslü sokakları ve sakin meydanlarıyla Datça, zamanın yavaş aktığını hatırlatır. Burada acele yoktur; sohbetler uzun sürer, kahveler ağır ağır içilir. İnsan ilişkilerindeki samimiyet, huzurun en büyük tamamlayıcısıdır. Knidos antik kenti ise binlerce yıllık geçmişiyle bu toprakların bereketini ve güzelliğini gözler önüne serer.<br />
Datça mutfağı da sağlıklı yaşamın bir parçasıdır. Zeytinyağlı yemekler, bademle yapılan tatlılar, yöresel otlarla hazırlanan mezeler ve taze balık sofraları hem damak zevkine hitap eder hem de sağlıklı beslenmeyi destekler. Datça bademi, Türkiye’nin ötesinde dünyada da ün kazanmıştır.<br />
Turizm ise burada doğallığını koruyarak sürer. Kalabalık tatil beldelerinden farklı olarak Datça dinginliğiyle öne çıkar. Gelenler sadece deniz ve güneşin tadını çıkarmakla kalmaz; köy pazarlarında alışveriş yapar, yerel halkla sohbet eder. Günlük yaşam, turizmle iç içe ama doğallığını kaybetmeden devam eder.<br />
Benim için Datça, sadece bir coğrafya değil, aynı zamanda bir hatıralar sahnesi. Bir yaz akşamı Eski Datça’nın dar sokaklarında yürürken begonvillerin arasından yükselen kekik kokusunu hâlâ hatırlıyorum. Bir kahvehanede oturup yaşlı bir Datçalıyla sohbet ettiğimde, onun sakinliği ve hayata bakışı bana bu sözün neden söylendiğini düşündürmüştü. “Burada zaman yavaş akar,” demişti. O an anladım ki Datça’nın uzun ömür sırrı sadece doğasında değil, insanlarının kalbinde saklıydı.<br />
Datça, sadece bir tatil beldesi değil; yaşamın anlamını yeniden hatırlatan bir duraktır. Bu söz, bir kehanet değil, bir davettir aslında: “Gel, ömrünü güzelleştir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 16:39:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2025/12/mehmet-olmez-1765739910.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>VEFALI OLABİLMEK</title>
                <category>İ.Yekta Kolcu</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/vefali-olabilmek-2632</link>
                <author>yektakolcu48@gmail.com (İ.Yekta Kolcu)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/vefali-olabilmek-2632</guid>
                <description><![CDATA[VEFALI OLABİLMEK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Pek Çoğumuzun &nbsp;belleğinde &nbsp; olan &nbsp; &nbsp;ÜÇ &nbsp;deyim &nbsp; &nbsp;vardır &nbsp;:;KÖR &nbsp; ÖLÜR &nbsp;BADEM &nbsp; GÖZLÜ &nbsp;OLUR,/ KAÇAN &nbsp;BALIK &nbsp;BÜYÜK &nbsp; OLUR.-KEL &nbsp;ÖLÜR &nbsp; SIRMA &nbsp; SAÇLI &nbsp; OLUR. &nbsp;Tüm &nbsp;bu &nbsp;deyimlerin &nbsp; &nbsp; değerini &nbsp;,sağlığımızda &nbsp; hiç &nbsp; önemsemeyiz. &nbsp;Hiç &nbsp;yitirmeyeceğim izi &nbsp; &nbsp;düşünerek ,kendimizde &nbsp; &nbsp;inanırız.&nbsp;</p>

<p>Tanıdık &nbsp;bildik ,sevdiğimiz &nbsp;veya &nbsp;sevmediğimiz &nbsp; kişilerin &nbsp; &nbsp;vefatında ,Camilerin &nbsp; &nbsp;avlusunda &nbsp;ve &nbsp; mezarlıklarda &nbsp; &nbsp;kalabalık övünç &nbsp; konusu &nbsp; olabilir. &nbsp; Üç &nbsp;gün süren &nbsp; taziye &nbsp; ziyareti, defin &nbsp;sonunda &nbsp; üç &nbsp; lokmasıyla &nbsp; &nbsp;noktalanır,yavaş &nbsp;yavaş da &nbsp; &nbsp;unutulur &nbsp; &nbsp;gider. Zaman &nbsp; değirmeni &nbsp; herşeyi &nbsp; &nbsp;öğütür.Kişinin &nbsp; arkasından &nbsp;söylenen &nbsp;cömert &nbsp;methiyeler,hayatta &nbsp; &nbsp;iken &nbsp; neden esirgenir,birtürlü &nbsp; anlamam.</p>

<p>Bilhassa &nbsp; kamuda &nbsp; yetkiyi &nbsp; ellerinde &nbsp;tutanlar, &nbsp;başsağlığı &nbsp;mesajları &nbsp; &nbsp;ile &nbsp;konuyu &nbsp;kapatıverirler.Günümüzde &nbsp;bu tür mesajlar,basın &nbsp; &nbsp; ve elektronik &nbsp;basın &nbsp; yöntemi &nbsp; &nbsp;ile &nbsp; dahada &nbsp;kolaylaştırıldı. &nbsp;Sanki &nbsp; yasak &nbsp; savar &nbsp; gibi. Halbuki &nbsp; kamu &nbsp;hizmeti &nbsp; nöbetini &nbsp; &nbsp;tamamlayıp &nbsp;,köşelerine &nbsp; &nbsp;çekilenler ,sağlıklarında &nbsp;da &nbsp;hatırlanılması &nbsp; &nbsp;bir &nbsp; VEFA &nbsp;borcu &nbsp; değilmi.? &nbsp;Çok Mu &nbsp; zordur, &nbsp; &nbsp;bir &nbsp; ziyaret &nbsp; zamanı &nbsp; &nbsp;ayırmak. &nbsp;Bir &nbsp; geçmiş &nbsp; olsun &nbsp; ziyaretini &nbsp;hak &nbsp; etmiş &nbsp; olmalılar.</p>

<p>Bu &nbsp;konuda &nbsp;yerel &nbsp;yönetimin &nbsp;sorumluluğunu &nbsp; yüklenenlerin ,eski &nbsp; başkanların veya &nbsp; temsilcilerinin &nbsp; &nbsp; &nbsp;anma &nbsp; toplantısı &nbsp; &nbsp;ile &nbsp;bir &nbsp; masa &nbsp; etrafında &nbsp; biraraya &nbsp; &nbsp;getirilmeleri &nbsp;çokmu &nbsp; zor.? &nbsp;Hatta &nbsp; hasta &nbsp; olanların &nbsp; ziyaretle &nbsp; &nbsp;gönüllerinin &nbsp;kazanılması &nbsp; bir &nbsp; VEFA &nbsp; &nbsp;örneği &nbsp; olmazmı? Ne &nbsp;dersiniz.?<br />
&nbsp;&nbsp;<br />
Aile &nbsp;büyüğümüz ,rahmetli &nbsp; Babamın &nbsp; Ağabeyi &nbsp;,Karaköy &nbsp;Mahallemizin &nbsp;renkli &nbsp; simalarından &nbsp;Ali &nbsp;Çavuş/Kolcu &nbsp; Alisi &nbsp; yani &nbsp; Ali KOLCU &nbsp;dan &nbsp; bahsetmek &nbsp; &nbsp;istiyorum..(1893-16,06. 1977).Birinci &nbsp; dünya &nbsp; savaşında Yemen/Kanal &nbsp;savaşlarına &nbsp; katılmış, &nbsp;kaybedilen &nbsp; savaş &nbsp;sonunda,terhis &nbsp;edilen &nbsp;bir &nbsp;Osmanlı &nbsp; Askeri &nbsp; olarak Mısır/Kahireden &nbsp;deniz &nbsp; yolu &nbsp; &nbsp;ile &nbsp; Marmaris'e &nbsp;gelir.Karayolu &nbsp; &nbsp;ile &nbsp;Datçaya &nbsp; &nbsp;dönerken,yolda &nbsp; karşılaştığı &nbsp; kardeşi &nbsp;babamı &nbsp; bile &nbsp; tanımayan (savaşta &nbsp; &nbsp; geçen &nbsp; yıllar) &nbsp;bir &nbsp; kişi. Datça'da &nbsp; &nbsp;geçen &nbsp; bir &nbsp; &nbsp;iki &nbsp; &nbsp;ay &nbsp; sonunda,tekrar &nbsp; İstiklal &nbsp; Savaşına &nbsp;katılma &nbsp; çağrısı &nbsp;- Büyük &nbsp;Taarruzda &nbsp;tekrar &nbsp; muharip &nbsp; &nbsp;asker &nbsp; ve &nbsp;esir &nbsp; alınan &nbsp; Yunanlı &nbsp; General &nbsp;Tirikopis' i &nbsp;esir &nbsp; &nbsp;eden &nbsp;manganın &nbsp; &nbsp;başındaki &nbsp; &nbsp;Ali &nbsp; &nbsp;ÇAVUŞ &nbsp;tur &nbsp; o &nbsp;.Sahi &nbsp; &nbsp;onu, &nbsp;Datçamızda biz &nbsp; akrabalarından &nbsp; &nbsp;başka &nbsp; kaç &nbsp; kişi &nbsp;hatırlar. &nbsp; &nbsp; .Elbette &nbsp; &nbsp;Üç &nbsp;oğlundan &nbsp; olan &nbsp;üç &nbsp;ALİ &nbsp;torunlarından &nbsp; başka. Bir &nbsp; &nbsp;vefa &nbsp; örneği &nbsp; olak,çifte &nbsp;GAZİ &nbsp; &nbsp;diyeceğim &nbsp; sevgili &nbsp; Rahmetli &nbsp;Ali &nbsp; Amcamın &nbsp; &nbsp;ismi &nbsp;, Karaköyde &nbsp; &nbsp;bir &nbsp; sokakta &nbsp;anılmayı &nbsp; hak &nbsp; &nbsp;etmiyor mu.? İlgili &nbsp;makamların &nbsp; takdirlerine.!!!!!&nbsp;</p>

<p>Onun &nbsp; mezar &nbsp;taşındaki &nbsp; &nbsp;veciz söz &nbsp; hepimizin &nbsp;kulağına &nbsp;küpe &nbsp; &nbsp;olsun.;</p>

<p>DOSTU &nbsp; SAĞLIĞINDA &nbsp;KAZAN,SON &nbsp;DURAK &nbsp;KARA &nbsp;TOPRAK.</p>

<p>Rahmetle &nbsp; şükranla &nbsp; hatırlayalım.</p>

<p>SAĞLICAKLA</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 16:37:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2025/12/iyekta-kolcu-1766133208.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUĞLA TÜRKÜLERİ(14) BEN SUSADIM SULAR İSTERİM</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri14-ben-susadim-sular-isterim-2631</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri14-ben-susadim-sular-isterim-2631</guid>
                <description><![CDATA[MUĞLA TÜRKÜLERİ(14) BEN SUSADIM SULAR İSTERİM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Ben susadım sular isterim,<br />
Su deresi nereye gelir gösterin,<br />
Ben ellerin kahrını çekemedim<br />
Ben ille kendi yarımı isterim.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;Amanın yaylaların ormanı<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bulunur mu yangınların dermanı</p>

<p>Şu dağların kekliğini av ettim,<br />
Bir yosmayı kendime yar ettim,<br />
Ey sevdiğim ben nerelere gidem,&nbsp;<br />
Günlerimi sen başıma yıl ettin.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;Amanın yaylaların ormanı<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bulunur mu yangınların dermanı.</p>

<p>ULA yöresi türküsüdür. Ali Rıza Zorlu’ya aittir. Yeni sayılır. 70 yıllık bir türküdür. Belli bir olaya bağlı olarak yakılmamıştır. Güzelleme denilen türdedir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1942 yılında Muzaffer Sarısözen tarafından Ali Rıza Zorlu’dan alınarak, TRT müzik dairesi ne kaydedilmiştir. Türkü notaya da alınmıştır.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 16:35:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KUR\&#039;AN\&#039;A  SORALIM (10)</title>
                <category>A. Hikmet GÜL</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kurana-soralim-10-2630</link>
                <author>a.hikmetgul@gmail.com (A. Hikmet GÜL)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kurana-soralim-10-2630</guid>
                <description><![CDATA[KUR\'AN\'A  SORALIM (10)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Değerli Dostlar !&nbsp;<br />
Dokuz hafta önce başlamış olduğumuz "Kur'an'a soralım" başlıklı yazımıza bu hafta da kaldığımız yerden devam ediyoruz.<br />
Soru: Sadakalar (zekatlar) kimlere verilmelidir. &nbsp;<br />
Cevap: Sadakalar (zekatlar) Allah'tan bir farz olarak ancak yoksullara, düşkünlere (zekat toplayan memurlara) gönülleri( İslam'a) ısındırılacak olanlara (hürriyetlerini satın almaya çalışan) kölelere, borçlulara, Allah yolunda çalışıp cihat edenlere, yolcuya mahsustur. (Tevbe:60) &nbsp; &nbsp;<br />
Soru:Yeryüzünde kilerin hepsinin iman etmesi mümkün müdür?<br />
Cevap: &nbsp;Eğer Rab'bin dileseydi yeryüzündekilerin hepsi elbette iman ederlerdi. O halde sen inanmaları için insanları zorlayacak mısın? (Yunus: 99). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Soru: Kıyametin kopması ne kadarlık bir sürede olacaktır? &nbsp; &nbsp;</p>

<p>&nbsp; Cevap :Kıyametin kopması göz açıp kapama gibi veya daha az bir zamandan ibarettir.(Nahl: 77)&nbsp;<br />
Soru: Kötülük yapanların bağışlanabilmesi için hangi şartların oluşması gerekir? Cevap: Sonra Şüphesiz Rab'bin cahillik sebebiyle kötülük yapan, sonra da bunun ardından tevbe edip durumunu düzelteni bağışlayacaktır. Çünkü onlar tövbe ettikten sonra Rab'bin elbet çok bağışlayan, pek esirgeyendir.(Nahl 119 ). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Soru: İnsanlar arasında dereceler var mıdır? &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Cevap: Baksana biz insanların kimini kiminden nasıl üstün kılmışızdır( İsra: 21). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;Soru: Kur'an kime ne için indirilmiştir? &nbsp; &nbsp;<br />
Cevap: Biz Kur'an'ı sana güçlük çekesin diye değil ancak Allah'tan korkanlara bir öğüt olsun diye indirdik.(Tâhâ 2- 3)&nbsp;<br />
Soru: Allah'ın bağışlayacağını bildirdiği kişiler kimlerdir? &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; Cevap: Ben tövbe eden, inanan ve yararlı iş yapan sonra(böylece) doğru yolda giden kimseyi bağışlarım (Tâhâ -82). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;Soru: İnsanların yaratılışında acelecilik var mıdır? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;Cevap: İnsan aceleci bir tabiatta yaratılmıştır.(Enbi - &nbsp; &nbsp; ya:37). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</p>

<p>Soru: İhlaslı ve mütevazı insanların vasıfları nelerdir? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Cevap: Onlar öyle kişiler ki Allah anıldığı zaman kalpleri titrer, başlarına gelene sabrederler,namaz kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeylerden (Allah için) harcarlar (Hac: 35). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; Soru: Gerçek körlük göz körlüğü müdür? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Cevap: Gerçek şu ki gözler kör olmaz, lakin göğüsler içindeki kalpler kör olur. (Hac: 46 ). &nbsp; &nbsp;<br />
Soru: Allah'ın has kullarının vasıfları nelerdir ? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Cevap: Rahman'ın has kulları onlardır ki yeryüzünde tevazu ile yürürler ve kendini bilmez kimseler onlara laf attıklarında (incitmeksizin)"Selâm "derler (geçerler) (Furkan: 63). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Soru:Bu has kulların başka özellikleri var mıdır? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Cevap: Kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığında ise onlara karşı sağır ve kör davranmazlar. (Furkan: 73). &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Soru: Dünyada önem verdiğimiz şeylerin o gün de faydası olacak mıdır? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Cevap: O gün ne mal fayda verir ne de evlat.Ancak Allah'a kalbi selim ile gelenler( o günde fayda bulur)( Şuarâ: 88- 89). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Soru: Hidayete erdirme işi kime aittir? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Cevap: (Resulüm) Sen sevdiğini hidayete erdiremezsin. Bilakis Allah dilediğine hidayet verir ve hidayete girecek olanları en iyi O bilir( Kasas: 56). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;Soru: Rızkın miktarını kim tayin eder? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Cevap: Allah rızkı kullarından dilediğine bol bol verir dilediğine de kısar .Şüphesiz &nbsp;Allah her şeyi hakkıyla bilendir. (Ankebut: 62) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Soru: Kur'an'da her şeyin misali verilmiş midir?&nbsp;<br />
Cevap :Andolsun ki biz bu Kur'an'da insanlar için her çeşit misale yer vermişizdir(Rûm: 58). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; Kıymetli dostlar haftaya görüşmek üzere sağlıkla kalın Esen kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 16:30:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2024/12/a-hikmet-gul-1733901285.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HALİFELİĞİN KALDIRILMASI ( 03 Mart 1924)</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/halifeligin-kaldirilmasi-03-mart-1924-2629</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/halifeligin-kaldirilmasi-03-mart-1924-2629</guid>
                <description><![CDATA[HALİFELİĞİN KALDIRILMASI ( 03 Mart 1924)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>“Efendiler, yabancılar Türklere saldırmak için halifeliğin kaldırılmasını istemiyorlardı”<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Halifeliğin kaldırılmaması taraftarı çok büyük bir grup vardı TBMM ‘de.&nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Meclisteki uzun tartışmalar sonunda Halifelik kaldırılmış, Halife Abdülmecit’in yurt dışına sürülmesi karar altına alınmıştı. Bunu halifeye birinin bildirmesi ve hatta halifenin hemen hazırlanıp, terenle Türkiye topraklarını terk etmesini birilerinin sağlaması gerekiyordu.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;İstanbul Valisi Haydar ‘la, polis müdürü Sadettin bu görev için Abdülmecit’in kapısını çaldı. Abdülmecit öfkeliydi:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;-Bana yeterli bilgi belge verin. Bu karar 1 Ekim güvencesine aykırıdır. Beni C.Başkanı Mustafa Kemal ile görüştürün. İslamlığı siyaset dışına itmek için halifelik mi kaldırılmış?<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;-Saltanatı, yalnız halkımızı &nbsp;hoşnut etmek için bıraktım(kendi bırakmış gibi) ama hilafeti(halifeliği) bırakamam. Bunu Ankara’ya bildiriniz. Başımdan hemen gitmeniz için size emir veriyorum!...<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Vali Haydar:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;-Aldığım buyruk, TBMM in kararıdır, görevim sadene bu kararı size bildirmek değil, bunu yerine getirmektir de aynı zamanda.&nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Abdülmecit daha hiddetlenerek;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;-Olmaz vali Bey olmaz! Büyük bir din mercii olan , halifeye sizin de saygılı olmanızı anımsatırım. &nbsp;Sizi tekrar uyarıyorum ki, ülke dışı &nbsp;şöyle dursun, saraydan, hatta şu salondan bile bir adım dışarı çıkmam. Ve beni çıkartamazsınız da. Söylediklerimi Ankara’ya bildiriniz. Yoksa ben de….<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;O zamana kadar sakinliğini ve saygısını bozmayan Vali Haydar:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;-Efendi hazretleri, ben bu ülkeyi temsil eden TBMM’nin buyruğunu yerine getirmek istiyorum. Siz de bana uyacaksınız. Şimdi tekrar söylüyorum; direnmeyi bırakıp, derhal yolculuk hazırlığına başlayınız…<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bu arada polis müdürü Sadettin , saatine sık sık bakarak söze karıştı:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;-Efendi hazretleri, size ayrılan trenin Sirkeci’den kalkmasına bir buçuk saat bir süre kaldı. Lütfen hazırlansanız da, bizi de zor durumda bırakmasanız…<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Abdülmecit:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;-Beni sarayımdan zorla mı çıkaracaksınız?<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Polis müdürü Sadettin:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;-Evet, gerekirse, üzülerek…<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;-Yaaa! Öyle mi? Peki direnirsem ne yaparsınız?<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Daha hava kararmadan saray sarılmıştı. Telefon telleri kesilmişti.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bu arada Vali ile Polis müdürü, Ankara’yla görüşmüş gibi yaparak,A.Mecit Efendi’ye daha sert davranmalarını gerektiren durum varsa, o şekilde davranmaları emri aldıklarını söylediler.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Artık Mecit sonun geldiğini anlamıştı. Tüm odalar kilitlenmişti. Kimse kımıldayamıyordu.&nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;20 dakika kadar koltuğa yığılıp kalan Mecit, daha sonra:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;-Vali Bey, gönderileceğimiz yer Ankara tarafından belirlenmiş midir?<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;-Hayır efendim, bu sizin isteğinize bırakılmıştır.&nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;-Şu halde bizi hangi yöne göndereceksiniz?<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;-Özel bir trenle Balkan sınırına kadar…<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;-Peki bu tren, bizi son olarak nereye bırakacaktır?<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;-O da sizin arzunuza bırakılmıştır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;-O halde harem dairesine gidip, akşama kadar son hazırlıkları yapayım.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Vali ile Mecit arasında kutsal emanetlerin gidip gitmeyeceği, yani Mecit’in bir kısım eşyayı alıp almaması tartışması sürdü. Vali bir Türk vatandaşı olarak şöyle diyordu:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;-İstediğiniz şeyler Türk ulusuna aittir…<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Mecit umarsız:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;-Trene nereden bineceğiz Vali efendi.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Vali hemen yanıt vermedi. Çünkü, Çatalca’ya kadar gidip, orada trene bindirilecekti.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Mecit, gidişin biraz sorunlu olacağını anlamıştı.&nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;-Sirkeci’ye karadan mı, yoksa denizden mi gideceğiz?<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;-Hangi yolu isterseniz…<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Vali ile kara, deniz konuşulurken, Sadettin içeri girip, hazırlıkların tamamlandığını söyledi.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yola çıktılar…<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;İsviçre’nin soğuk martına sorunsuz gitti sayılır. Ama İsviçre’de, o halifelik, o şeriat başına iş çıkardı. Pasaport kontrolü sırasında, dört karılı &nbsp;birini ülkeye alamayacaklarını bildirdiler. İsviçre Cumhurbaşkanı’na telgraf çekerek içeri aldılar!...<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Orada İslam dünyasına bir bildiri yayınladı. Bu bildiride T.C ni kötülüyordu. Ama hiçbir İslam Devleti bu bildiriyi dikkate almadı. Artık o İslam devletleri de Mustafa Kemal Cumhuriyeti’ni tanımak için sıraya girmişlerdi…<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 17:41:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DATÇA VE KAVAK</title>
                <category>Av. Yusuf Ziya Özalp</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/datca-ve-kavak-2628</link>
                <author>filiyet83@gmail.com (Av. Yusuf Ziya Özalp)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/datca-ve-kavak-2628</guid>
                <description><![CDATA[DATÇA VE KAVAK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Foto; Elee(Reşadiye) Kavak dibi meydanı<br />
Biz Datçalılar Çınar ağacına nedense kavak deriz.<br />
Bununda yaşlılardan duyduğumuz bir öyküsü vardır ya.<br />
Neyse...<br />
Özellikle batı Anadolu köy yerleşimlerin de su başlarında meydanlarda rastladığımız çınar ağaçlarının derin ve anlamlı bir öyküsü vardır.<br />
Göçebe yaşamdan yerleşik yaşama geçmek için kolları sıvayan atalarımız özellikle su başlarını mekân tutmuşlar ve buralara yerleşirken&nbsp;<br />
Uzun ömürlü çınar ağacı dikmişlerdir.<br />
Bunun anlamı şudur.<br />
"Biz buralara yerleşmeye kök salmaya geldik. Burayı yurt belledik."<br />
Batı Anadolu'nun birçok köylerinin meydanlarında<br />
Su başlarında rastladığımız çınar ağaçlarının bu anlamlı öyküsünü bizde atalarımızdan dinledik.<br />
Bilinsin istedik.<br />
22-02-2026 Y. Ziya Özalp</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 17:39:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/av-yusuf-ziya-ozalp_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ANTİK DÖNEM’DE YÜN</title>
                <category>Okan ÖZALP</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/antik-donemde-yun-2627</link>
                <author>arkeologdatca@gmail.com (Okan ÖZALP)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/antik-donemde-yun-2627</guid>
                <description><![CDATA[ANTİK DÖNEM’DE YÜN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Zaman Otobüsü ile Bir Lif Yolculuğu<br />
Zaman Otobüsü, 2026 yılının modern laboratuvarından sessizce havalandı. Direksiyonda, gözlüklerinin üzerinden ekrana yansıyan verileri inceleyen Profesör Aleyna vardı. Yan koltukta ise heyecandan yerinde duramayan, elindeki tablete sürekli notlar alan genç arkeolog Kaan oturuyordu.<br />
"Kaan" dedi Aleyna sesi güven verici bir tonla, "Bugün sadece taşları değil, o taşların arasına sıkışmış yumuşak gücü, yünü arayacağız. Sicilya’dan Miletos’a, oradan da annelerimizin iğne kutusuna uzanan bir bağ bu."<br />
Rahmetli annemin bir şiiri vardı yün ile ilgili. Ağzıma takılmış, söyleyeyim de dur dinle sen de. Bugünkü zaman yolculuğumuz ile de çok bağlantılı bu şiir.&nbsp;<br />
İp<br />
Bağ. Göbek bağı. Anne, çocuk, ayrılık.&nbsp;<br />
Bağ kurmak, bağlanmak, öyle bağlanmak, böyle bağlanmak, uygun olmak ya da olmamak ve bağımlılık.&nbsp;<br />
Düğüm. Boğazın düğümlenmesi.&nbsp;<br />
Sarılmak. Tel sarmak, ip sarmak. Sarpasarmak.&nbsp;<br />
Eğirmek. Yün eğirmek, dönüştürmek. İnceleştirmek, düzenlemek. Islah.&nbsp;<br />
Annem. Pantalonumdaki yama.&nbsp;<br />
Annem. Anahtarlığımda yünden bir çiçek.&nbsp;<br />
Annem. Evdeki iğne iplik kutusu.&nbsp;<br />
Annem. Dikiş makinesi sesi.&nbsp;<br />
Annem. Yastıktaki nakış.&nbsp;<br />
Annem. Kulağımdaki küpe deliğinden geçen ip.&nbsp;<br />
Annem. Ayağımdaki patik.&nbsp;<br />
Annem. Kuş motifi.&nbsp;<br />
Annem. Yerde incecik ayaklarının üstünde duran kanatlı kuş.&nbsp;<br />
Annem. Doğarken ayrıldığım.&nbsp;<br />
Annem. Göbek bağım.&nbsp;<br />
Motif. Bir anlatım düzeninde en küçük öğe.&nbsp;<br />
Motif; bazen yanlış atılan bir ilmik.&nbsp;<br />
Motiflerin dili var. Madde değil artık ip; duyguya dönüşen bir şey insanın elinde.&nbsp;<br />
Kültür; insan eliyle yapılıp edilen her şey.&nbsp;<br />
Oyulan bir taş gibi, şekil verilen çamur gibi, ekmeğin hamuru gibi ve hatta jülyen doğranmış havuç gibi.&nbsp;<br />
İp bir ifade biçimi. Motif bazen bir haykırış, bazen de sessizlik.&nbsp;<br />
Kilim, perde, yastık, elbise, kazak, çanta ya da heybe…<br />
İnsan insana anlatamadığını ipe anlatır bazen.&nbsp;<br />
Duymak gerek.<br />
Profesör Aleyna dikiz aynasından Kaan’a baktı ve şöyle dedi: "Görüyor musun? Miletos'un en pahalı yünü bile bu şiirdeki o 'yama' kadar değerli olamadı tarihin gözünde. Çünkü biri parayla, diğeri göbek bağıyla ölçülür."<br />
İlk Durak: Sicilya – Endüstriyel Güç<br />
Şiir bitiminde otobüsün camlarından dışarı baktıklarında, masmavi Akdeniz’in ortasında devasa bir gemi belirdi. Syracusia. "Bak!" diye bağırdı Kaan. "Antik yazar Athenaeus’un bahsettiği o devasa gemi! Altı yüz ton yün yüklü... Mısır’a gidiyor olmalı." Aleyna başını salladı: "Yün burada sadece tekstil değil Kaan, bu bir devlet politikası. Sicilya’nın otlakları Roma’nın ekonomisini sırtında taşıyor."<br />
İkinci Durak: Miletos ve Efes – Estetiğin Zirvesi<br />
Otobüs hızla doğuya, Anadolu kıyılarına kıvrıldı. Miletos’un agorasında, bir yün yapağısının 100 drahmiye satıldığına şahit oldular. Kaan şaşkınlıkla, "Bir koyun eti 3 drahmi ama yünü 100! Diojen haklıymış, bu tam bir statü çılgınlığı," dedi. O sırada bir evin penceresinde, elinde özenle yün eğiren bir kadını gördüler. Aleyna fısıldadı: "İşte o kadın, evrensel düzenin (Oikos) mimarı. Aristofanes boşuna devleti yün işlemeye benzetmedi. Doğru yıkanmayan, doğru eğrilmeyen bir devlet, ilk yağmurda çeker."<br />
Üçüncü Durak: Datça – Müzik ve Göç<br />
Zaman Otobüsü, Datça Apollon Tapınağı’nın üzerinde asılı kaldı. Aşağıda, bir müzisyen koyun postundan tulumunu çalıyor, saçaklı etekleri rüzgârda savruluyordu. "Kaan, bak o saçaklara," dedi Aleyna. "Modern İskoç gaydasının kökeni burada, bu topraklarda. Yün sadece giydirmedi, müziği de kıtalar arası taşıdı."<br />
Dönüş: Kalbin Hafızası<br />
Otobüs tekrar 2026’ya, laboratuvara döndüğünde Kaan sessizleşmişti. Profesör Aleyna, masasının üzerindeki eski bir iğne iplik kutusunu açtı. İçinden yünden yapılmış küçük bir çiçek motifi çıkardı.<br />
"Kaan," dedi Aleyna yumuşak bir sesle, metindeki o şiirsel dizeleri mırıldanarak: "İp, aslında bir göbek bağıdır. Anne, çocuk ve ayrılık... İnsan insana anlatamadığını ipe anlatır bazen. Annemin yastığındaki nakış, aslında onun sessiz haykırışıdır."<br />
Genç arkeolog, elindeki binlerce yıllık yün iplik numunesine baktı. Artık gördüğü sadece bir lif değil; bir savunma kulesindeki yün dolgulu torba, bir rahibin başındaki kutsal şerit ve en önemlisi, annesinin ellerindeki o bitmek bilmeyen sabırdı.<br />
"Kültür," dedi Kaan, "gerçekten de jülyen doğranmış bir havuç gibi hayatın içinden ve ip gibi birbirine bağlıymış hocam."<br />
Zaman Otobüsü’nün ışıkları sönerken, laboratuvarın köşesindeki eski dikiş makinesi, antik çağın dokuma tezgahlarının ritmik sesini yankılıyor gibiydi.<br />
(Bu hikayeye İp şiiriyle katkıda bulunan Özden Özkan’a en kalbi teşekkürlerimi iletiyorum.)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 17:38:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2026/02/okan-ozalp-1770905444.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İLGİLİ  MAKAMLARA</title>
                <category>İ.Yekta Kolcu</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/ilgili-makamlara-2626</link>
                <author>yektakolcu48@gmail.com (İ.Yekta Kolcu)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/ilgili-makamlara-2626</guid>
                <description><![CDATA[İLGİLİ  MAKAMLARA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İlçemizin &nbsp; &nbsp; cadde &nbsp; sokaklarının &nbsp;,altyapı &nbsp; hizmetlerinin &nbsp; daha yeterli &nbsp; olması &nbsp; &nbsp;için &nbsp;şantiyeye &nbsp;dönüştürülmesi &nbsp;,ulaşımı &nbsp; biraz &nbsp; aksatıyor &nbsp; &nbsp;olmasına &nbsp;rağmen &nbsp; sevindirici. &nbsp;İnşallah &nbsp;yaz &nbsp; sezonundan &nbsp; &nbsp;önce &nbsp; bitirilirse &nbsp;hepimiz &nbsp; sevineceğiz. &nbsp;Ancak ,yolların &nbsp; &nbsp;asfaltla &nbsp; kaplanması &nbsp; &nbsp;görsel &nbsp; &nbsp;olarak &nbsp; &nbsp;iyi &nbsp; &nbsp;görünsede,yağmur &nbsp; suyu &nbsp;toplama &nbsp;kanallarının yeterli &nbsp; olup &nbsp; olmadığı ,insanın &nbsp;dikkatini &nbsp; çekiyor. &nbsp;Bilhassa eğimli &nbsp; yollarda ,yağmur &nbsp; anında &nbsp;dereye &nbsp; dönüşen &nbsp;yollarda &nbsp; biriken &nbsp; inşaat &nbsp; &nbsp;atıkları &nbsp; &nbsp;ve &nbsp; çalı &nbsp; çırpının &nbsp; tıkadığı &nbsp; mazgallar &nbsp; &nbsp; işlevini &nbsp; yitirmektedir. Konunun ilgililerince &nbsp; &nbsp;biraz &nbsp;daha &nbsp;hassas &nbsp; &nbsp;olmaları &nbsp; ,onların &nbsp; sorumluluğu &nbsp;olmalıdır.<br />
Hastane &nbsp; yolunun &nbsp; &nbsp; düzenlenmesi &nbsp; &nbsp;iyide, &nbsp;bulvardan &nbsp; girişteki &nbsp;heyelan &nbsp; tehlikesi &nbsp; &nbsp;hala &nbsp; yerinde &nbsp; duruyor.</p>

<p>Yerel &nbsp; yönetimin &nbsp; su &nbsp;konusundaki &nbsp; duyarlılığı &nbsp; &nbsp;iyide, &nbsp;su &nbsp;kaynaklarının &nbsp;çeşitlendirilmesi &nbsp; &nbsp; iyi &nbsp; olmazmı.Suyun &nbsp; mevsiminde &nbsp; stoklandırılması &nbsp; &nbsp; iyide,halen &nbsp;derin &nbsp;kuyulardan &nbsp; medet &nbsp; &nbsp;ummak &nbsp;,ne &nbsp;kadar &nbsp; doğrudur.Kocadağ &nbsp;ve &nbsp; Emecik dağı &nbsp; &nbsp;havzasından &nbsp; &nbsp; gökova &nbsp;körfezine &nbsp; &nbsp;akıp &nbsp; &nbsp;giden su &nbsp;kaynakları &nbsp; &nbsp;ile &nbsp;bilhassa &nbsp; Alavara &nbsp; mevkiindeki &nbsp; TEKESUYU &nbsp; &nbsp;neden &nbsp;sisteme &nbsp; kazandırılmaz. &nbsp;Akifer &nbsp;dediğimiz &nbsp;taban &nbsp;suyuna &nbsp;pek &nbsp;dokunmamak &nbsp;kanaatindeyim. Kısacası &nbsp; denize &nbsp; &nbsp;ulaşan &nbsp;sulara &nbsp;dur &nbsp; bakalım &nbsp;diyebilmek.</p>

<p>İlçemizde &nbsp;GÜMRÜK &nbsp; ÇIKIŞ &nbsp; &nbsp; kapısının &nbsp; &nbsp;açılması &nbsp; &nbsp;sevindirici &nbsp; bir &nbsp;haber. Yıllardır &nbsp; gündeme &nbsp; getirdiğimiz &nbsp; bir &nbsp;konu. &nbsp;İnşallah &nbsp; &nbsp;en &nbsp;kısa &nbsp; zamanda &nbsp; &nbsp;sonuçlanır.Ancak &nbsp; sınır &nbsp;ticaret &nbsp; merkezlerine de &nbsp; &nbsp; &nbsp;ihtiyaç &nbsp; yokmu.</p>

<p>Merkez &nbsp; İskele &nbsp; Mahallemizde &nbsp;yarım &nbsp;kalan &nbsp; MARİNANIN &nbsp; tekrar &nbsp; gündeme &nbsp; &nbsp;gelmesi &nbsp; iyi &nbsp; olmuş. &nbsp; Ancak &nbsp; işe &nbsp; başlamadaki &nbsp;eksikleri &nbsp; görmeyenlerde &nbsp; sorumluluk &nbsp; yokmu.?<br />
Diğer &nbsp;konulanda &nbsp; buluşmak &nbsp;üzere. Sağlıcakla.</p>

<p>YK&nbsp;<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 17:37:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2025/12/iyekta-kolcu-1766133208.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUĞLA TÜRKÜLERİ:13 BEN ÖYLE BİR GÜZEL SEVDİM Kİ</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri13-ben-oyle-bir-guzel-sevdim-ki-2625</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri13-ben-oyle-bir-guzel-sevdim-ki-2625</guid>
                <description><![CDATA[MUĞLA TÜRKÜLERİ:13 BEN ÖYLE BİR GÜZEL SEVDİM Kİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Ben ööle (öyle)bi güzel sevdim ki,<br />
Emme anam istimedi<br />
Köfün(keletir, büyük sepet)) başlı Hakma’nın gızından<br />
Gelin mi oluumuş (olur muymuş)dedi.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bubası(babası) Ellezlerin Deli İbram<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Soyu sopu guruyasıca<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Aşamdan sabaha ırakı içe duru<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ööle (öyle)deli adamdan<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Gayın buba mı olumuş(olurmuş) dedi</p>

<p>Ben ööle bi güzel sevdim ki<br />
Emme anam istimedi<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Deve gibiymiş boynu<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Pek çikinimiş huyu suyu<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Eli ayağı gara mı gara<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Üfürsen uçup gitcek<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kürek elli Hatça’dan<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Gelin mi oluumuş dedi</p>

<p>Ben ööle bi güzel sevdim ki,<br />
Emme anam istimedi</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hatça’mı beğenmeyen anam<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bene teeze(teyze) gızınnan everivedi.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Odun belli Aaaşa(Ayşe) bene yar oluvedi.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yüzüne baksan bakılmaz,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Goluna daksen dakılmaz<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Anamın gelini Aaaşa<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kessen (kesseniz de) bene yar olmaz&nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Nedem,</p>

<p>Ben ööle bi güzel sevdim ki<br />
Emme anam istimedi</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Dr. Füsun Gökduman Kökçü &nbsp;tarafından yakılmış türküdür. Söz ve müziği kendisine aittir. Muğla köylerinin konuşma dilinin tüm özelliklerini yansıtan ozan , annesi tarafından zorla evlendirilen oğlunun diliyle serzenişlerini aktarmıştır. Yazar H.İlker Altınsoy tarafından Dr. Füsun Gökduman’dan derlenerek kayıt altına alınmıştır.&nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 17:36:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KUR\&#039;AN\&#039;A  SORALIM (9)</title>
                <category>A. Hikmet GÜL</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kurana-soralim-9-2624</link>
                <author>a.hikmetgul@gmail.com (A. Hikmet GÜL)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kurana-soralim-9-2624</guid>
                <description><![CDATA[KUR\'AN\'A  SORALIM (9)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Can dostlar ! &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; Sekiz Hafta önce başlamış olduğumuz "Kur'an'a Soralım" başlıklı yazımıza Bu hafta da kaldığımız yerden devam ediyoruz.&nbsp;<br />
Soru :Allah'ın insanlara yakınlığı ne kadardır?&nbsp;<br />
Cevap: Andolsun insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne fısıldadığını biliriz. Çünkü biz ona şah damarından daha yakınız.(Kâf :16)&nbsp;<br />
Soru :Allah'ın ayetlerini kim tartışır? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Cevap: İnkar edenler müstesna hiç kimse Allah'ın ayetleri hakkında tartışmaz.(Mü'min:4) &nbsp; &nbsp;<br />
Soru: Cehennem kimler için barınaktır ? &nbsp; &nbsp;<br />
Cevap: Artık kim azmışsa ve dünya hayatını ahirete tercih etmişse şüphesiz Cehennem Onun için tek barınaktır (Nâziat:37-38- 39)&nbsp;<br />
Soru: Allah tehlikeden sakınmamızı istiyor mu? &nbsp; &nbsp;<br />
Cevap: Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. (Bakara: 195) &nbsp;Soru: Namaz kimlere zor gelir?&nbsp;<br />
Cevap :Şüphesiz o (sabır ve namaz) Allah'a saygıdan kalbi ürperenler dışında herkese zor ve ağır gelen bir görevdir.(Bakara :45). &nbsp; &nbsp;<br />
Soru: Gerçek dost kimdir? &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Cevap: Sizin dostunuz ancak Allah'tır, Rasulüdür, iman edenlerdir. (Mâide: 55) &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Soru:Dost edinilmeyecek kişiler kimlerdir?&nbsp;<br />
Cevap :Ey iman edenler !Sizden önce kendilerine Kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun konusu edinenleri ve kâfirleri dost edinmeyin. Allah'tan korkun; Eğer mü'minler iseniz.(Mâide :57)&nbsp;<br />
Soru: Kıyamet gününde insanlar kaç sınıfa ayrılacaktır ?&nbsp;<br />
Cevap: Ve sizler de üç sınıf olduğunuz zaman Sağdakiler, ne mutlu sağdakilere. Soldakiler, ne bahtsızdırlar onlar. Hayır da önde olanlar( ecirde de) öndedirler. İşte bunlar Nâim Cennetlerinde (Allah'a) en yakın olanlardır(Vâkıa:7-12) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Soru: Allah'a şükrün veya nankörlüğün karşılığı nedir?&nbsp;<br />
Cevap: Hatırlayın ki Rabbiniz size Eğer şükrederseniz elbette size (nimetimi) arttıracağım ve eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir diye bildirmişti.( İbrahim:7) &nbsp;<br />
Soru:Münafığın vasıfları nedir?&nbsp;<br />
Cevap:Onlar namaza kalktıkları zaman üşenerek kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar Allah'ı da pek az hatıra getirirler. (Nisâ: 142) &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Soru: Allah'ın sevmediği kişiler kimlerdir? &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Cevap: Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez. (Nisâ: 36) Haddi aşanları ,(Bakara: 190- Mâide :87) Fesat çıkaranları, (Bakara: 205- Maide: 64 ) Kâfirleri ,(Âl-i İmran: 32 -Rum: 45) Küfürde ve Günahta ısrar edenleri ,(Bakara: 276) Zalimleri ,(Âl-i İmran :57- Şûra:40 ) &nbsp;Hainleri, (Nisa: 107, Enfâl: 58 -Hac: 3) &nbsp; &nbsp; İsraf edenleri sevmez (En'am :141, A'raf: 31, İsra: 27) &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Soru: Allah kendisine nasıl dua etmemizi istiyor ? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Cevap :Rabbimiz! unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma! Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme! Ey Rabbimiz!Bize gücümüzün yetmediği İşler de yükleme, bizi affet, bizi bağışla bize acı! Sen bizim Mevlamızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et! (Bakara: 286) &nbsp;<br />
Cevap:Rabbinize gönülden yalvararak ve gizlice dua edin. (A'raf: 55). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Soru: İnsan hayatında düşünmenin önemi nedir?&nbsp;<br />
Cevap : Hâlâ Kur'an üzerinde gereği gibi düşünmeyecekler mi ?Eğer O Allah'tan başkası tarafından gelmiş olsaydı onda birçok tutarsızlık bulurlardı.( Nisa:82) &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Cevap :Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpleri kilitli mi ? (Muhammed: 24)&nbsp;<br />
Cevap :Andolsun Biz Kur'an'ı anlaşılıp öğüt alınması için kolaylaştırdık. O halde düşünüp öğüt alan yok mu? (Kamer: 17, 22, 32, 40, 51). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Cevap :Şüphesiz Allah katında hayvanların en kötüsü düşünmeyen sağırlar ve dilsizlerdir. (Enfal:22 &nbsp;) &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Cevap :İşte biz bu temsilleri insanlar için getiriyoruz, fakat onları ancak bilenler düşünüp anlayabilir. (Ankebût :43) &nbsp; Kıymetli Dostlar!&nbsp;<br />
Haftaya yazı dizimiz devam edecek. Sağlıkla kalın .Esen kalın Hak'la kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Mar 2026 17:35:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2024/12/a-hikmet-gul-1733901285.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HOŞ  BULDUK</title>
                <category>İ.Yekta Kolcu</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/hos-bulduk-2623</link>
                <author>yektakolcu48@gmail.com (İ.Yekta Kolcu)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/hos-bulduk-2623</guid>
                <description><![CDATA[HOŞ  BULDUK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir &nbsp;aydan &nbsp; birazcık &nbsp; &nbsp;fazla ,,ömrümün &nbsp; yarım &nbsp; &nbsp;asırlık &nbsp; &nbsp;zamanını &nbsp;harcadığım &nbsp; başkentimiz &nbsp; Ankaramızda &nbsp; tekrar &nbsp;yaşamak /geçirmek &nbsp; tüm &nbsp; aile &nbsp; &nbsp;efradı topluca &nbsp; &nbsp;görebilmek ,beraber olabilmek &nbsp; ayrı &nbsp; bir &nbsp;keyif &nbsp; &nbsp;olsada, ilçemin &nbsp; &nbsp; özlemi &nbsp; bambaşka. &nbsp;Hafifçe &nbsp; &nbsp; esen serin &nbsp; poyrazını &nbsp;bile &nbsp; &nbsp;özlemişim. &nbsp;İnsan &nbsp; &nbsp;ayrı &nbsp;kalınca, bunu &nbsp; &nbsp;daha &nbsp; &nbsp; iyi &nbsp; &nbsp;anlıyor. &nbsp;Neyse &nbsp;hayat &nbsp; herşeye &nbsp;rağmen &nbsp; &nbsp;acı &nbsp;tatlı &nbsp;devam &nbsp; &nbsp;ediyor.</p>

<p>Ankarada &nbsp; &nbsp;en çok &nbsp;hoşuma &nbsp; giden &nbsp; &nbsp; konu,metro &nbsp; &nbsp;ile &nbsp; &nbsp;bir uçtan &nbsp; bir &nbsp; uca &nbsp;kadar &nbsp;seyahat &nbsp; edebilme &nbsp;keyfi. (Heli &nbsp;biz &nbsp; 65 &nbsp;yaş &nbsp;üstünde &nbsp; olanlar &nbsp; &nbsp;için &nbsp; bedava &nbsp; olunca &nbsp;!!)<br />
&nbsp;Bir &nbsp;başka &nbsp; sürpriz &nbsp; sevinç &nbsp; &nbsp;ise,tatlı &nbsp; bir &nbsp;tesadüfle &nbsp;Ankara'da &nbsp; bulunan , Sevgili &nbsp;dostum &nbsp;Mustafa &nbsp; KAPTANOĞLU &nbsp; ve &nbsp;benim kardeş tertibim &nbsp;Şener &nbsp;TOKCAN &nbsp; &nbsp;ile &nbsp; üç &nbsp; Datçalı &nbsp; &nbsp; olarak &nbsp; &nbsp;buluşarak &nbsp;hasret &nbsp; &nbsp;gidermek. Seksenlere &nbsp; merdiven &nbsp;dayamış &nbsp;datçalılar &nbsp; olarak,sohbetin &nbsp;tadını &nbsp; &nbsp;yaşayanlar &nbsp; bilir. &nbsp;Her &nbsp; iki &nbsp; kardeşime &nbsp;sağlıklı &nbsp;nice &nbsp;yıllar &nbsp;diliyorum.</p>

<p>Politika &nbsp; arenasının &nbsp; tüm &nbsp;hızıyla &nbsp;yaşandığı &nbsp; &nbsp;Ankadamızda &nbsp;güzel &nbsp;dokunuşlarda &nbsp; &nbsp;yapılmış/yapılmaktada. Hıdırlık &nbsp;tepesi, Bentderesi &nbsp;mezbelelikten &nbsp;kurtulma &nbsp; yolunda. Restore &nbsp; edilen &nbsp; Roma &nbsp;dönemi &nbsp; açıkhava &nbsp;tiyatrosu &nbsp;,çevre &nbsp; ve &nbsp;karşı cephesi ninde &nbsp; restoresi &nbsp;tamamlanınca &nbsp; çok daha &nbsp; &nbsp;güzel &nbsp; olacak &nbsp; gibi.Ulus &nbsp; meydanı &nbsp;yıkılan &nbsp; ,ortadan &nbsp;kaldırılan &nbsp; çarşı &nbsp;buraya &nbsp; nefes &nbsp; aldırmış. &nbsp;Asıl &nbsp; ilgimi &nbsp; çeken :ANKARA &nbsp;PALAS &nbsp; &nbsp;otelinin &nbsp;müzeye &nbsp;dönüştürülmüş &nbsp; olması &nbsp; &nbsp;apayrı &nbsp; &nbsp; bir &nbsp; &nbsp;güzellik. Hele &nbsp;içi ve &nbsp; sergilenen &nbsp;objeler &nbsp; sizi &nbsp; İstanbuldaki &nbsp; saraylara &nbsp; &nbsp;götürüyor. Kamuda &nbsp; hizmet &nbsp; yaptığım &nbsp;yıllarda ;Yunanistan &nbsp;Milli &nbsp; günü &nbsp; &nbsp;resepsiyonu &nbsp; &nbsp;ve Bangladeş &nbsp; &nbsp;Çalışma &nbsp; Bakanına &nbsp; &nbsp;verdiğimiz &nbsp; yemek &nbsp;davetini,hatırlamadan &nbsp; &nbsp;edemedim. &nbsp;Rahmetli &nbsp; &nbsp;ulu &nbsp; &nbsp;önderimiz &nbsp; ATATÜRK &nbsp;ün &nbsp; aurasının &nbsp;sindiği &nbsp;bu &nbsp; ihtişamlı &nbsp; yapıda ,Karadağ Büyükelçisi &nbsp; &nbsp; &nbsp;ile &nbsp; &nbsp;Mustafa &nbsp; Kemal &nbsp; ATATÜRK /TİTO &nbsp; konulu &nbsp; sohbetimiz &nbsp; hala &nbsp;kulaklarımda.&nbsp;</p>

<p>Ulus &nbsp; semtine &nbsp; &nbsp; gelince &nbsp;,ATATÜRK &nbsp; Heykeli &nbsp; &nbsp;ve &nbsp; Ankara &nbsp; Palas &nbsp;Müzesi &nbsp; &nbsp;önünde &nbsp; kendimi &nbsp; resimlemeden &nbsp; &nbsp;edemezdim.</p>

<p>İkamet &nbsp; &nbsp;ettiğim &nbsp; Keçiören &nbsp; &nbsp; semtinde ,iki &nbsp;üç &nbsp;katlı &nbsp; yapıların &nbsp; yıkılarak &nbsp; dönüşüm &nbsp; adı &nbsp; altında 16 - 18 katlı &nbsp; &nbsp;yapılara &nbsp; &nbsp; dönüştürülmesi ,pek &nbsp; hoşuma &nbsp; &nbsp;gitmedi. &nbsp;Sanki &nbsp;buradada &nbsp; yeşile &nbsp; &nbsp;elveda &nbsp;rüzgarı &nbsp; &nbsp;esiyor &nbsp; &nbsp;gibi.</p>

<p>Toplu &nbsp; taşımada , elektrikli &nbsp;otobüs &nbsp; uygulaması &nbsp; &nbsp;çok &nbsp; güzel . &nbsp;Darısı &nbsp; Datçamızın &nbsp; başına,!!!!!!</p>

<p>Defalarca &nbsp; &nbsp;dile &nbsp; &nbsp;getirdiğim &nbsp; gibi, binlerce &nbsp; Ankara &nbsp;kökenli &nbsp; &nbsp; vatandaşımızın &nbsp; yaşadığı &nbsp; Datçamızda, &nbsp; &nbsp; Belediyemizin &nbsp; &nbsp;Başkent &nbsp; Belediyesi &nbsp; ile &nbsp;bir &nbsp; &nbsp;iletişim &nbsp; kanalı &nbsp; &nbsp; kurulmasının &nbsp; yollarını &nbsp; &nbsp;düşünmemizin &nbsp; &nbsp;bir &nbsp; zararı &nbsp; &nbsp;olmasa &nbsp; &nbsp;gerek. &nbsp; !!!!!</p>

<p>Herşeye &nbsp;rağmen, &nbsp;Datça'da &nbsp; yaşamak &nbsp; bir &nbsp; &nbsp;ayrıcalık mış. &nbsp; Bunu &nbsp; &nbsp;uzak &nbsp;kalınca &nbsp; anlıyor &nbsp; insan.</p>

<p>Tekrar &nbsp; HOŞ.BULDUK,,</p>

<p>Sağlıcakla.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 16:41:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2025/12/iyekta-kolcu-1766133208.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EKMEK YERKEN  BAŞINIZA NE GELEBİLİR?</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/ekmek-yerken-basiniza-ne-gelebilir-2622</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/ekmek-yerken-basiniza-ne-gelebilir-2622</guid>
                <description><![CDATA[EKMEK YERKEN  BAŞINIZA NE GELEBİLİR?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kanser bile olabilirsiniz.<br />
-Aldığınız esmer ekmek gerçek esmer mi?<br />
-Boyalı mı?<br />
-Böyle sahtecilikle yapılan ekmekler karaciğere fazladan yük bindiriyor.<br />
Çoğumuzun daha sağlıklı diye, tercih ettiği “ tam buğday” ekmeklerinin bazı işletmelerde beyaz undan yapıldığı ve renklendirici kullanılarak esmerleştirildiği ortaya çıktı.<br />
Denetimleri yapan da bizzat devlet. Tarım bakanlığı…<br />
Yapılan denetimlerde,<br />
-Renklendirici hilesi,<br />
-Etiket aldatmacası(“Tam Buğday” ibaresi de aldatıcı olmaktadır.&nbsp;<br />
-Ekmek ununda raf ömrü uzatıcısı kimyasallar tespit edildi.&nbsp;<br />
-Peki aldığımız ekmeklerin katkılı olup olmadığı tadına bakarak anlaşılır mı? Hayır!<br />
-Evde yapılacak bir test var mı? Hayır!<br />
-Hileli ekmek sağlığı nasıl tehdit ediyor? İnsan sağlığına etki eden kimyasallar yoluyla.<br />
-Peki ekmeği nereden almalıyım? Denetlenen fırınlardan. Fırınlar camlarına &nbsp;şu yazıyı asmalı” Bu işletme…tarihinde…tarafından denetlenmiştir. Ben bunu Datça’nın hiçbir fırınında okumadım. Zaten başka yerlerde de yok.<br />
Ekmeği nasıl &nbsp;test edebiliriz?<br />
Sizlere gıda mühendisleri ve ilgililerden aldığım bilgileri sunmak istiyorum:<br />
-Ekmeği avucunuzun içine alın, sıkın. Sünger gibi geri dönüyorsa, içinde katkı maddesi vardır.<br />
-Katkısız ekmek, düzensiz ve delikli olur, katkılı ekmek homojen ve elastiki bir haldedir.<br />
-Katkısız ekmek 1-2 günde sertleşir. Katkılı ekmek günlerce yumuşak kalır.<br />
-Aşırı beyaz ise, ağartıcı şüphesi olabilir. Aşırı koyu gıda boyası olabilir.<br />
-Doğal ekmek ekşi maya kokusu gibi bir koku yayar, Katkılı ekmek nötr veya yapay aroma.<br />
Bu yazıyı daha önce yazmıştım. Bir noksanı vardı. Şu esmer ekmek denilen ekmek üzerine bir küçük anımsatma yapmak istiyorum. Bu ekmeklerin ununun içerisine &nbsp;Kavrulmuş Malt unu konulmaktadır. Bu katkı maddesi Türk Gıda kodeksinde belirli ölçülerde yasak değil. Kavrulmuş Malt unu malt eksraktı ve bira maltı olarak da bilinir.<br />
Malt unu su kaldırma yeteneği bakımından önemlidir. Onun için tercih ediliyor.<br />
Ekmek yapımında en çok %3 ile %5 arasında katkı olarak sunulabilir. Şöyle anlatabilirim; 400 gramlık bir kepekli diye satılan ekmek içine en fazla 15-20 gram kadar konulabilir. Zaten fazlasını da koymazlar. Normal un 20, kepekli un 50-60 TL. Kavrulmuş malt unu ise 150-200 TL sıdır.&nbsp;<br />
Şimdi bu esmerletici hilesinin önüne geçmek için Sağlık Bakanlığı ile, Gıda ve tarım Bakanlığının ortak çalışma yaptıklarını duydum. Bundan böyle kepekli ekmeğin içindeki kepek oranı veya kepekli un oranı en az %70 olacak. Şimdi %20-25 kadar deniyor…<br />
Diyelim ki, aldığınız ekmekten şüphelendiniz.&nbsp;<br />
Hiç sağa sola gitmeyin. Alın telefonu elinizi ALO 174’ü arayın(Burası GIDA HATTI’dır.<br />
Size şunu diyemiyorum; Evde yapın…Ama sağlıklı unu nereden bulacaksınız? Gerçek siyez unu, karakılçık buğday unu bulursanız ekmeğinizi evde yapın. Ama bir gece derin dondurucuda bekletin.&nbsp;<br />
Aman ekmeğe dikkat. Özellikle çocuklarımıza sağlıklı ekmek yedirelim.&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 16:40:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ZINDARA</title>
                <category>Av. Yusuf Ziya Özalp</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/zindara-2621</link>
                <author>filiyet83@gmail.com (Av. Yusuf Ziya Özalp)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/zindara-2621</guid>
                <description><![CDATA[ZINDARA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Biz Datçalılar ilk baharın habercisi, doğanın uyanışının müjdecisi kırlangıç kuşuna<br />
Zındara deriz.<br />
Hiç emin değilim. Kökeni Farsça Zindan olabilir, zindan-mağara karanlıktır. Kırlangıcın kanatları da parlak karadır.<br />
Söyledim yaa…Tamamıyla kendi fikrim.<br />
Alkol batağında yüzdüğüm 1990’lı yıllarda merkez iskele mahallesi Sevgi yolu üzerindeki evimin ikinci katındaki balkon ilkbaharda kırlangıç yuvasıydı.<br />
Her yıl aynı kuşlar gelirler el birliğiyle yuvalarını kurarlar cıvıldaşıp dururlardı.<br />
Artık arkadaş dost olmuştuk ama asla masamdaki yiyeceklere saldırmazlardı.<br />
Bende balkona çilingir soframı kurar cıvıltılar arasında zevkle rakımı yudumlardım<br />
Sezon sonuna doğru yavrular yuvadan başlarını çıkarırlar meraklı bakışlarla etrafı seyre dalarlardı.<br />
Bazen göz göze sohbete dalardık.<br />
Hiç ama hiç unutmuyorum.<br />
Yavruların palazlanmaya başladığı bir akşam üstü anne kırlangıç yavrularını yuvadan dışarıya kaktırı verdi.<br />
Tam yere düşmek üzereyken kanatlarını açıverdiler pır pır uçmaya yuvadan uzaklaşmaya başladılar, görülecek bir manzaraydı doğrusu.<br />
Bunu zevkle seyretmek her defasında eskilerden duyduğum bir Yahudi fıkrasını aklıma getirirdi.<br />
Yahudi yeni yeni yürümeye başlayan çocuğunu merdivenden iki üç basamak yükseğe çıkartmış…<br />
Ellerini açmış ‘’atla’’ demiş. Tam çocuk atlamış ellerini çekivermiş, çocuk sendelemiş yere kapaklanmış.<br />
Yahudi çocuğu elinden tutup kaldırmış<br />
Kulağına fısıldamış<br />
---Bu dünyada babana dahi güvenmeyeceksin.<br />
Bu da...<br />
Eskilerden duyduğumuz öylesine bir fıkra işte...<br />
19-02-2026 Y. Ziya Özalp</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 16:37:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/av-yusuf-ziya-ozalp_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ...</title>
                <category>Av. Yusuf Ziya Özalp</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/gecmis-zaman-olur-ki-2620</link>
                <author>filiyet83@gmail.com (Av. Yusuf Ziya Özalp)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/gecmis-zaman-olur-ki-2620</guid>
                <description><![CDATA[GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Foto: Datça badem çiçeği festivali<br />
Gelin- alma…<br />
Üç gün üç gece süren eski Datça düğünlerinin anılar deryası içinde çok özel bir yeri vardır.<br />
Çünkü illa da Elee(Reşadiye) deki goca- dükkanımızın önünden geçen en önde at üstünde gelin düğün alayının üzerine dükkanımızdan şeker serpiştirmek benim görevimdi...<br />
Evlerin pencerelerinden genellikle payam serpiştirilirdi düğün alayına.<br />
Gelin illa da at üstünde Reşadiye’nin kuzey doğusunda ki yüksekçe bir yerde bulunan gelin tepesinden geçirilir ve burada şimdi hatırlayamadığım bazı geleneksel merasimler yapılır gelin kutsanırdı.<br />
Kökleri kim bilir nerelere dayanıyordu bu geleneğin.<br />
Düğünün ilk günü kına gecesini anlardım da,<br />
Son günkü paça merasimine bir anlam veremedim...<br />
Çocukluk işte...<br />
Paça deyince aklıma hep kelle paça veya pantolon paçası gelirdi.<br />
Hatırladığım kadarıyla paça günü özel bir odada gelinin mahrem olmayan çeyizi sergilenir herken "uğurlu gademe" gelirdi..<br />
Festivalde al yazmalı gelini görünce 50-60 yıl öncesine gittim.<br />
İçim burkuldu doğrusu...<br />
18-02-2026 Y. Ziya Özalp</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 16:35:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/av-yusuf-ziya-ozalp_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KUR\&#039;AN\&#039;A SORALIM (8)</title>
                <category>A. Hikmet GÜL</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kurana-soralim-8-2619</link>
                <author>a.hikmetgul@gmail.com (A. Hikmet GÜL)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kurana-soralim-8-2619</guid>
                <description><![CDATA[KUR\'AN\'A SORALIM (8)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Can Dostlar ! &nbsp;&nbsp;<br />
Yedi hafta önce başlamış olduğumuz "Kur'an'a Soralım"isimli yazı dizimize kaldığımız yerden devam edelim. &nbsp;<br />
&nbsp;Soru: Cinlerin ve insanların yaratılış gayesi nedir ?<br />
Cevap: Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.(Zâriyat:56) &nbsp;&nbsp;<br />
Soru: Gördüğümüz bir kötülüğe nasıl karşılık vermeliyiz? Cevap: Sen kötülüğü en güzel bir tutumla sav. &nbsp;(Mü'minûn:96). Soru :Allah'ı tesbih eden sadece insanlar mıdır? Cevap:Göklerde ve yerde bulunanlarla dizi dizi kuşların Allah'ı tesbih ettiklerini görmez misin? Her biri kendi duasını ve tesbihini (öğrenmiş) bilmiştir.(Nûr:41)<br />
&nbsp;Soru: Canlılar neden yaratılmıştır?&nbsp;<br />
Cevap :Allah her canlıyı sudan yarattı( Nûr:45)&nbsp;<br />
Soru:Refahtan şımaran toplulukların akıbeti ne olmuştur? &nbsp; &nbsp; Cevap: Biz refahından şımarmış nice memleketi helak etmişizdir işte yerleri..(Kasas:58)&nbsp;<br />
Soru: Kimlerin şefaati fayda verir? &nbsp;&nbsp;<br />
Cevap :Allah'ın huzurunda kendisine izin verdiği kimselerden başkasının şefaati fayda vermez.(Seb'e:23). &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Soru: Allah insana gücünün yetmeyeceğini yükler mi? &nbsp;&nbsp;<br />
Cevap:Allah her şahsı, ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar. (Bakara: 286)&nbsp;<br />
Soru :Allah insana gücünün yetmeyeceği yükü neden yüklemez?&nbsp;<br />
Cevap :Allah sizden (ağır teklifleri) hafifletmek ister. Çünkü insan zayıf yaratılmıştır.( Nisâ:28) &nbsp; &nbsp;<br />
Soru :Şer odaklarının etkisiz hale getirilmesi de Allah'ın takdiriyle mi olur ? &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Cevap:Eğer Allah bir kısım insanları (kötülüklerini) diğer bir kısmıyla def edip önlemeseydi, mutlak surette içlerinde Allah'ın ismi bol bol anılan manastırlar, kiliseler,havralar ve manastırlar yıkılır giderdi.(Hac:40). &nbsp;&nbsp;<br />
Soru: Allah'a iman ve şükür insanı neden korur?<br />
&nbsp;Cevap: Eğer siz iman eder ve şükrederseniz, Allah size neden azap etsin! Allah şükre karşılık veren ve her şeyi bilendir.(Nisâ:147)&nbsp;<br />
Soru: Ahirette insan için itiraz veya fidye söz konusu olabilir mi? Cevap: Bilinsin ki insan için kendi çalışmasından başka bir şey yoktur.(Necm:39)&nbsp;<br />
Cevap :Onun izni olmadan kendisinin katında kim şefaat edebilir? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;Soru: Güzel bir hayat yaşamanın şartı nedir, mükafatı ne olacaktır? &nbsp; &nbsp;<br />
Cevap: Erkek veya kadın mü'min olarak kim iyi amel işlerse onu mutlaka güzel bir hayat ile yaşatırız ve mükafatlarını elbette &nbsp;yapmakta olduklarının en güzeli ile veririz.(Nahl:97) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Soru:Sıkıntılı bir hayatı hazırlayan şartlar nelerdir, sonucu ne olacaktır? &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Cevap: Kim beni anmaktan yüz çevirirse şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olacak ve biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz. (Tâhâ: 124). &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Soru :Cennete girmenin şartları nelerdir? &nbsp;<br />
Cevap: İman edip, salih ameller işleyen ve Rab'lerine gönülden bağlananlara gelince ; işte onlar Cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır. (Hûd: 23). &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Soru: Hz Meryem'in dünya kadınları arasındaki konumu nedir?<br />
&nbsp;Cevap :Melekler demişti ki: "Ey Meryem Allah seni seçti temizledi ve seni dünya kadınlarına üstün kıldı".(Âl-i İmran: 42). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Soru: Mü'minlerin en belirgin vasfı hangisidir? &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;Cevap :Mü'minler o kimselerdir ki Allah'a ve elçisine gönülden inanmışlardır.(Nûr: 62). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;Soru: Allah'ın ayetleri hakkında ileri geri konuşanları gördüğümüzde sergileyeceğimiz tavır ne olmalıdır?&nbsp;<br />
Cevap :Ayetlerimiz hakkında ileri geri konuşmaya dalanları gördüğünde ;onlar başka bir söze geçinceye kadar onlardan uzak dur. (En'âm:68). &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Soru :Allah'ın merhametini talep etmenin şartları nelerdir? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Cevap: İşte bu (Kur'an ) bizim indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. O'na uyun ve korunun ki size merhamet edilsin. (En'âm: 155 &nbsp;<br />
&nbsp;Kıymetli Dostlar! Haftaya kaldığımız yerden devam etmek üzere sağlıkla kalın, esen kalın hoşçakalın</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Feb 2026 16:34:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2024/12/a-hikmet-gul-1733901285.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Datça’nın Sessiz Hafızası Muzaffer Özgen</title>
                <category>Mehmet ÖLMEZ</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/datcanin-sessiz-hafizasi-muzaffer-ozgen-2618</link>
                <author>mehmetolmez048@hotmail.com (Mehmet ÖLMEZ)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/datcanin-sessiz-hafizasi-muzaffer-ozgen-2618</guid>
                <description><![CDATA[Datça’nın Sessiz Hafızası Muzaffer Özgen]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medyada Datça ile ilgili bilinçli veya bilinçsiz paylaşım yaparak adeta Datça ya iyilik ettiğini zannedenlere inat yıllardır Datça yı Datçalılardan daha fazla tanıtan gezgin abimiz Muzaffer Özgen, Datça'nın sessiz ama en derin iz bırakan isimlerinden biri. Resim öğretmeni kimliğiyle başladığı yolculuk, 1985 yılında Datça'ya atanmasıyla bu yarımadaya dönüşmüş, emekliliğinden sonra ise tam bir sevda hikâyesine evrilmiş.1985'te, henüz genç bir öğretmenken, Datça Lisesi'ne (daha sonra Şehit Ersoy Yorulmaz Lisesi adını alacak okula) resim öğretmeni olarak geldi. O yıllarda Datça, bugünkünden çok daha sakin, turizmin henüz patlamadığı, doğanın ve yerel yaşamın hâkim olduğu bir yerdi. Muzaffer Özgen, sınıfında fırçaları, renkleri, perspektif derslerini anlatırken bir yandan da yarımadanın koylarını, taş evlerini, zeytin ağaçlarını, badem bahçelerini keşfetmeye başladı. Resim öğretmenliği onun için sadece meslek değil, Datça'yı görme ve anlama biçimiydi. Öğrencilerine renkleri öğretirken, kendisi de Datça'nın mavilerini, yeşillerini, gün batımlarının turuncularını tuvaline aktarıyordu. Sınıf dışında geçirdiği her an, eskiz defterleri ve fotoğraf makinesiyle doğada geçti. O dönemki Datça'nın dar yollarında, okul çıkışlarında yürüyüşler yaparak, öğrencileriyle birlikte bazen doğa gözlemi, bazen açık hava desen çalışmaları yaptı. Bu yıllar, onun Datça'yla kurduğu bağı kalıcı kılan temeli attı.2002'de emekli olduğunda, öğretmenlik serüveni geride kalmıştı ama Datça aşkı bitmedi; tam tersine hızlandı. Artık tüm vaktini yarımadanın detaylarına adadı. Resim öğretmenliğinden gelen estetik bakış, fotoğrafçılık ve video çekimlerine dönüştü. Datça Detay sitesi (www.datcadetay.com) (www.datcadetay.com), YouTube kanalı, Instagram @datcadetay<br />
&nbsp;hesabı, Facebook sayfası... Hepsi bu birikimin meyvesi. 2002 sonrası yıllarda, eskiden öğrencilerine anlattığı kompozisyon kurallarını şimdi doğaya uyguluyor: Bir koyun kadrajı, bir badem çiçeğinin makro çekimi, Karya Yolu'ndaki antik taşların ışığı... Videolarında hâlâ o öğretmen edası var; sakin, açıklayıcı, sabırlı. "Datça Günlüğü" serisinde bazen yağmur altında ıslanan patikaları, bazen Tekesuyu mağarasının gizemini, bazen de eski Datça'nın dar sokaklarını anlatırken, sanki sınıfta tahtaya bir şeyler çiziyormuş gibi hissettiriyor.Muzaffer Özgen'in en büyük başarısı, profesyonel bir turizmci ya da medya insanı olmadan, tamamen bireysel bir tutku ve resim öğretmenliğinden miras kalan sanatçı gözüyle Datça'yı belgelemek olmuş. Sitede yarımadanın bütün koyları, köyleri, tarihi yerleri, Knidos'u, Karya Yolu'nu sayfalarca anlatan, fotoğraflarla, haritalarla destekleyen içeriklerin çoğu, o emekli öğretmenin elinden çıkma. Pek çok pansiyon, kafe, hatta resmi kaynaklar yıllardır bu siteden alıntı yapıyor, teşekkür ediyor. Çünkü yaptığı iş ticari değil; bir sevda emeği. Datça'yı metalaştırmadan, bozmadan, sadece "gelin görün, yaşayın" diyerek sunuyor.65 yaşını geçmiş, hatta 70'lere yaklaşmış olmasına rağmen hâlâ her hafta yeni bir yürüyüş videosu, yeni bir doğa gözlemi paylaşıyor. Karantina dönemlerinde bile Datça'nın sessizliğini, kuşlarını, çiçeklerini evden çıkmadan hissettirmeyi başarmış. YouTube'da on binlerce izlenme, Instagram'da binlerce takipçi var ama o hâlâ mütevazı: Bir kamerası, eskiden kalma resim tutkusu ve kalbiyle Datça'yı anlatmaya devam ediyor. Muzaffer Özgen, Datça'nın yaşayan hafızası, gönüllü kronikçisi ve bir zamanların resim öğretmeni. Eğer bir gün Datça'ya yolunuz düşerse, önce onun kanalından bir video izleyin; sınıfında renkleri öğrettiği gibi şimdi size yarımadanın renklerini, kokularını, seslerini öğretsin. Sonra koylara, patikalara vurun kendinizi. O videolarda duyduğunuz rüzgârı, gerçekten hissedeceksiniz. Çünkü o, Datça'yı sadece göstermiyor; öğretmenlik yıllarından beri yaşatıyor, resmediyor, anlatıyor. Datça gibi özel bir yer, Muzaffer Özgen gibi içten seven, renkleri ve detayları bilen bir resim öğretmeniyle bu kadar güzel anlatılabilir. Teşekkürler Muzaffer Bey, hem sınıfınızdaki öğrencilere hem de bizlere Datça'nın güzelliklerini öğrettiğiniz için.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 17:33:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2025/12/mehmet-olmez-1765739910.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUĞLA TÜRKÜLERİ   BELALIM(12)</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri-belalim12-2617</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri-belalim12-2617</guid>
                <description><![CDATA[MUĞLA TÜRKÜLERİ   BELALIM(12)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çaya vardım çizmeyle(belalım<br />
Yar bulamadım gezmeyle,<br />
Çok hovarda aldattım<br />
İpekli mendil vermeyle<br />
Belalım belalım sen misin<br />
Sen de benim değil misin</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hana vardım han değil, belalım<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Penciresi cam değil,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yarim hamamdan çıkmış,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Dayanılacak can değil,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Belalım belalım sen misin<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Sen de benim değil misin</p>

<p>Çaya vardım çayladım(belalım)<br />
Çaydan balık avladım<br />
Vardım yârin yanına<br />
Oturdum da ağladım<br />
Belalım belalım sen misin<br />
Sen de benim değil misen?</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Çaya vardım çayladım(belalım)<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Gülü deste deste bağladım,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Birini gendim için<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Birini yâre sakladım<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Belalım belalım sen misin<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Sen de benim değil misin?</p>

<p>Yemenim dalda galdı( belalım)<br />
Gözlerim yolda galdı<br />
Tez gönder mektubunu<br />
Aklım hep sen de kaldı<br />
Belalım belalım sen misin<br />
Sen de benim değil misin?</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bodrum yöresi manilerinden üretilmiş bir türküdür. Türkünün her kıtasının başındaki “ belalım” sözcüğü iki kez söylenerek tekrar edilmektedir. Bu türkü ince saz, özellikle cümbüş çalınarak söylenmektedir. Ortaca yöresindeki “Bilal’ım” türküsüyle benzerlikler görülür. Araştırmacı yazar Mehmet Uslu tarafından kayıtlara geçirilmiştir…<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 17:32:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CEMRELER DÜŞMEYE BAŞLADI.</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/cemreler-dusmeye-basladi-2616</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/cemreler-dusmeye-basladi-2616</guid>
                <description><![CDATA[CEMRELER DÜŞMEYE BAŞLADI.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bugün birinci cemre havaya düştü. Yeri gelmişken Cemre hakkında birkaç &nbsp;cümle etmek istiyorum:<br />
Arapça Cemre; Kor , yani Ateştir.&nbsp;<br />
Osmanlı şairleri &nbsp;CEMRE zamanlarında önemli kişilere övgü şiirleri yazarlardı. Bu şiirlere CEMREVİYE denirdi.&nbsp;<br />
Cemreviye yazan ünlü şair Bosnalı Sabit ve Fıtnat Hanım’dır. Bir iki küçük örnek vereyim:<br />
“Dil, ateş-i muhabbet ile feyz-i ab olur<br />
Derya gibi cemrede pür ab u tab olur.<br />
“Ateşin sıcaklığı düşer, havaya , suya ve toprağa.<br />
Ateş varlığını havaya borçludur,<br />
Su ateşe düşman gibi görünür<br />
Toprak ateşe yurt olur”<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
Bosnalı Sabit’in 24 dizelik şiirinden en anlaşılır iki dize aldım. Devamı neredeyse yeniden çevrilmek gerektiriyor.</p>

<p>“Birbiri ardınca olmuştur revan<br />
…………………………………………….<br />
Birisi oldu hevaya munkalib<br />
Birisi ab içre tutdu aşiyan<br />
Gördü bulmuş her birisi yerlerin<br />
Birisi dahi eyledi haki mekan<br />
“Cemre havaya düşer<br />
Su telaş ve tebessümle hareket eder<br />
Toprak, yaradılışı gereği bekler,<br />
Ateş ısıta ısıta havadan suyu, sudan toprağı<br />
Her sene bir defa, üçünü de ziyaret eder”<br />
Fıtnat Hanım<br />
Türk ve Altay halk kültüründe ve mitolojisinde İMRE(İMERE VEYA EMİRE) &nbsp;adı verilen cinin neden olduğuna inanırlar.&nbsp;<br />
İlkbaharda görünüp, titrek ışıklar saçarak göğe yükselir.<br />
Sonra buzların üzerine düşerek onları eritir<br />
Oradan da yere girer<br />
Bundan sonra ısınmış topraktan buhar yükselir<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Emire baharın gelişini temsil eder.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bu kadar laf kalabalığından sonra gelelim cemrelerin düşüş tarih ve sırasına:<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;BİRİNCİ CEMRE….(19-20 Şubat) Havaya;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;İKİNCİ CEMRE…(26-27 Şubat Suya<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;ÜÇÜNCÜ CEMRE &nbsp;(5-6 Mart) toprağa düşer.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
Hepinizin gönlüne, yaşamına bahar gelmesi dileğiyle<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 17:30:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KUR\&#039;AN\&#039;A SORALIM (7)</title>
                <category>A. Hikmet GÜL</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kurana-soralim-7-2615</link>
                <author>a.hikmetgul@gmail.com (A. Hikmet GÜL)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kurana-soralim-7-2615</guid>
                <description><![CDATA[KUR\'AN\'A SORALIM (7)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;<br />
&nbsp; Can Dostlar!&nbsp;<br />
Mübarek Ramazan ayının neredeyse bir haftasını geride bırakıyoruz. Dostlarımızdan çeşitli nedenlerle bu ayda oruç tutamayanlar olabilir. Zekat mükellefi olmadığı için zekat veremeyenler çıkabilir. Hacca gidemeyecek kadar maddi durumu iyi olmayanlar olabilir. Ama hiç bir zaman ve hatta Ramazan'da namazdan asla kaçış yoktur. Bu ibadet ayakta yapılamadığı takdirde oturarak otururken bile yapılamıyorsa yatarak, bu da mümkün değilse ima (göz işaretleri) ile yapılmalıdır.&nbsp;<br />
Değerli Dostlar!&nbsp;<br />
Şu da iyi bilinmelidir ki oruç sadece mide ile tutulan (yani aç kalmakla yapılan) bir ibadet değildir .Hakiki oruç bütün âzâlara (organlara) tutturulan oruçtur .Bu ayda en azından gıybetten, yalandan, haramdan,velhasıl Rabbimizin yasakladığı şeylerden (günahlardan) sakınılmalıdır. Çünkü bu ay ARINMA/TEMİZLENME &nbsp;ayıdır.Bu &nbsp;ay &nbsp;bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesini barındırır. Rabbimiz bu ayı hayırlı işler yapmak için bizlere vesile kılsın inşallah. Eğer bu ayın feyiz ve bereketinden nasiplenmediysek inanın hayatımızdan bir ay yitirilmiş, yaşanılmamış demektir &nbsp;<br />
Aziz Dostlar !&nbsp;<br />
Bu kısa girişten sonra altı hafta önce başlamış olduğumuz "Kur'an'a Sorular" isimli yazı dizimize kaldığımız yerden devam edelim<br />
Soru: Yağan yağmur bir ölçü ile mi yağmaktadır?&nbsp;<br />
Cevap: Gökten uygun bir ölçüde yağmur indirip onu arzda durdurduk. Bizim onu gidermeye de elbet gücümüz yeter.&nbsp;<br />
(Mü'minûn 18) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Soru: İnsanlar arasında çirkin şeylerin yayılmasını arzulayan kimseleri bekleyen sonuç nedir?&nbsp;<br />
Cevap:İnsanlar arasında çirkin şeylerin yayılmasını arzulayan kimseler için dünyada da ahirette de çetin bir ceza vardır.(Nûr:19). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Soru: Ahirete inanmayanların &nbsp;işleri kendilerine nasıl gösterilmiştir? Cevap: Ahirete inanmayanların işlerini kendilerine süslü gösterdik.O yüzden bocalar dururlar.(Neml:4) &nbsp;<br />
Soru :Dağlar hareket eder mi?&nbsp;<br />
Cevap: Sen dağları görürsün de onları yerinde durur sanırsın. Oysa onlar bulutların yürümesi gibi yürümektedir. (Neml: 88). &nbsp;&nbsp;<br />
Soru: Allah'ın övgüyle bahsettiği kişilerin boş söz işittiklerinde sergileyeceği davranışları nasıldır? &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Cevap :Onlar boş söz işittikleri zaman ondan yüz çevirdiler ve" Bizim işlerimiz bize sizin işleriniz size. Size selam olsun. Biz kendini bilmezleri arkadaş edinmek istemeyiz "derler (Kasas: 55). &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Soru: İnsanların sadece iman ettik demeleri yeterli midir? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Cevap :İnsanlar imtihandan geçirilmeden sadece "iman ettik" demeleriyle bırakılıverecekleri &nbsp;ni mi sandılar.(Ankebut: 2).&nbsp;<br />
Soru: Kur'an ve namaz hakkında Allah'ın emri nasıldır? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Cevap :Kitaptan sana vahiyedileni oku ve namazı da kıl &nbsp;Çünkü namaz kötü ve iğrenç şeylerden men eder. Elbette Allah'ı anmak en büyük ibadettir Allah ne yaptığınızı bilir. (Ankebût: 45). &nbsp;<br />
Soru: Günah işlemeye devam ederek Allah'ın affını ummak şeytanın vesvesesi olabilir mi ? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Cevap: Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve şeytan Allah'ın affına güvendirerek sizi kandırmasın. (Lokman: 33). &nbsp;<br />
Soru: Allah'ın ayetleriyle kendisine öğüt verilen kişilerin yapacağı şey nedir? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Cevap: Bizim ayetlerimize ancak o kimseler inanırlar ki bunlarla kendilerine öğüt verildiğinde büyüklük taslamadan secdeye kapanırlar ve Rab'lerini hamd ile tesbih ederler (Secde:15). &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Soru: Allah'ın ayetlerinden yüz çeviren ne ile suçlanıyor? &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Cevap: Kendisine Rab'binin ayetleri hatırlatıldıktan sonra onlardan yüz çevirenden daha zalim kim olabilir? Muhakkak ki biz günahkarlara layık oldukları cezayı veririz.(Secde: 22)&nbsp;<br />
Soru: Kur'an'a göre peygamberin inananlara olan yakınlık derecesi ne kadardır ?<br />
Cevap:Peygamber mü'minlere kendi canlarından daha yakındır. (Ahzab:6)&nbsp;<br />
Soru: Her türlü işte kimi örnek almalıyız? &nbsp;<br />
Cevap:Andolsun ki Rasulullah sizin için Allah'a ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.(Ahzâb: 6)&nbsp;<br />
Soru: Allah'ı zikretmenin sınırı var mıdır ? &nbsp;<br />
Cevap: Ey iman edenler ! Allah'ı çokça zikredin (Ahzâb :41). &nbsp;&nbsp;<br />
Soru: Allah ve melekleri peygambere salavat getirirler mi? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Cevap: Allah ve melekleri peygambere çok salavat getirirler. Ey müminler!Siz de O'na salavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin (Ahzâb :56)&nbsp;<br />
Soru: Kıyametin zamanı belli midir?&nbsp;<br />
Cevap: İnsanlar sana kıyametin zamanını soruyorlar. De ki: Onun bilgisi Allah katındadır. Ne bilirsin, belki de zamanı yakındır &nbsp;(Ahzâb: 63). &nbsp; &nbsp;<br />
Soru: Uyarı ve öğüt kimlere fayda verir ? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Cevap: Sen ancak görmeden Rab'binden korkanları ve namaz kılanları uyarabilirsin. (Fâtır 18- A'lâ 10 ,13)&nbsp;<br />
Cevap: Sen ancak zikre (Kur'an'a) uyan ve görmeden Rahmandan korkan kimseyi uyarabilirsin (Yasin: 11). &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;Soru: Kur'an'la öğüt verildiğinde mü'minlerle günahkarların davranışları nasıldır? &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Cevap: müminlere Allah'ın ayetleri okunduğunda bu onların imanlarını arttırır. (Enfal:2)<br />
&nbsp;Cevap: Günahkarlara gelince, bunlar da adeta arslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibi öğütten yüz çevirirler. (Müddessir: 49 -51) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;Soru:İlahi merhamete nail olabilmek için yapılması gereken nedir? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Cevap: Namazı kılın ,zekatı verin peygambere itaat edin ki merhamet göresiniz.( Nûr:56)&nbsp;<br />
Değerli dostlar!&nbsp;<br />
Haftaya devam etmek üzere sağlıkla kalın ,esen kalın hoşça kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Feb 2026 17:29:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2024/12/a-hikmet-gul-1733901285.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TRAFİK CEZALARI CAN YAKACAK!...</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/trafik-cezalari-can-yakacak-2614</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/trafik-cezalari-can-yakacak-2614</guid>
                <description><![CDATA[TRAFİK CEZALARI CAN YAKACAK!...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><u><span style="font-size:14.0pt">TRAFİK CEZALARI CAN YAKACAK!...</span></u></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Değerli araç sahipleri, gözünüz yazımızda, kulağınız fren ve korna sesinde olsun! </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">Frenleri iyi kontrol edin. Çünkü, can yakıcı cezalar yolda.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><span style="font-size:14.0pt">İşte yeni trafik cezaları</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><strong><u><span style="font-size:14.0pt">İHLAL TÜRÜ&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 2025 YILI CEZASI&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 2026</span></u></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><u><span style="font-size:14.0pt">Hız sınırı cihazı imal edene………………………..35.339 Tl&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 370.000 TL</span></u></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><u><span style="font-size:14.0pt">Ehliyeti iptal edilen araç kullanması……….&nbsp;&nbsp;&nbsp; 18.706&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 200.000</span></u></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><u><span style="font-size:14.0pt">Emniyet şeridini kullanmak……………………&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 11.629&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 180.000</span></u></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><u><span style="font-size:14.0pt">Sahte plaka takmak………………………………………5.000&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 140.000</span></u></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><u><span style="font-size:14.0pt">Uyuşturucu ile araç kullanma………………………..6.909&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp; 150.000</span></u></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><u><span style="font-size:14.0pt">Plakasız araç sürme………………………………………..1.002&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; 46.000</span></u></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><u><span style="font-size:14.0pt">Ehliyetsiz araç kullanma………………………………..23.474&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp; 140.000</span></u></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><u><span style="font-size:14.0pt">Hurdaya ayrılan aracı sürme…………………………….2.018&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 46.000</span></u></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><u><span style="font-size:14.0pt">Tehlikeli şerit değiştirmek&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 2.167&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;90.000</span></u></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><u><span style="font-size:14.0pt">Kırmızı ışıkta geçmek&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 2.719&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 5.000</span></u></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><u><span style="font-size:14.0pt">Alkollü araç kullanma&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 11.629&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 25.000</span></u></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><u><span style="font-size:14.0pt">Seyir halinde telefon kullanma&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 2.719&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 5.000</span></u></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><u><span style="font-size:14.0pt">Geçici trafik belgesiz araç kullanma&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 3.600&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 46.000</span></u></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><u><span style="font-size:14.0pt">Hız sınırına uymamamın&nbsp; üst cezası&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 11.629&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 30.000</span></u></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,&quot;sans-serif&quot;"><u><span style="font-size:14.0pt">Drift atma&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 11.629&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; 140.000</span></u></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 17:55:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUĞLA TÜRKÜLERİ BAZARDA BAL VAR GELİNİM(11)</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri-bazarda-bal-var-gelinim11-2613</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri-bazarda-bal-var-gelinim11-2613</guid>
                <description><![CDATA[MUĞLA TÜRKÜLERİ BAZARDA BAL VAR GELİNİM(11)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Bazarda bal var gelinim, bazarda bal var.<br />
Sen de bir hal var gelinim, sen de bir hal var<br />
Ağana yalvar gelinim, paşana da yalvar gelinim</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Ahd eyle gelinim gelmeye gıymatlı olsun<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Gelinim güzelim de gınan kutlu olsun<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hem orda, hem burada dilin daklı olsun</p>

<p>Bazarın üstü gelinim, bazarın üstü<br />
Yar bana küstü gelinim, yar bana küstü<br />
Güveyin uslu gelinim, güveyin uslu,</p>

<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Ahd eyle gelinim gelmeye gıymatlı olsun<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp; Gelinim güzelim de gınan kutlu olsun,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hem orda, hem burada dilin daklı olsun</p>

<p>Bazarda guzu gelenim bazarda guzu<br />
Tüyü de gırmızı gelinim tüyü gırmızı<br />
Bir adam gızı gelinim bir adam gızı<br />
Ahd eyle gelinim gelmeye gıymatlı gelinim<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Gelinim güzelim de gınan kutlu olsun<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hem orda, hem burada dilin daklı olsun.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bir tür kına yakma havasıdır. Fethiye yöresine ait bir türküdür. Sözlerinin en doğru söylenişi bu şekildedir. Ancak, TRT kayıtlarına bazı sözler girmemiştir. Bunu ben biliyorum diyenlerin dediği gibi söylenir.&nbsp;<br />
Düğünün ikinci günü, “Kına Yakımı” sırasında söylenir. Aynı zamanda kına yakılırken &nbsp;türküyle oynanan bir oyundur.<br />
Düğüncü kadınlar tarafından &nbsp;Fatma kaya ve Ethem Yavuz ilk söyleyenlerdendir.&nbsp;<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 17:53:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KUR\&#039;AN\&#039;A SORALIM( 6)</title>
                <category>A. Hikmet GÜL</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kurana-soralim-6-2612</link>
                <author>a.hikmetgul@gmail.com (A. Hikmet GÜL)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kurana-soralim-6-2612</guid>
                <description><![CDATA[KUR\'AN\'A SORALIM( 6)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Can Dostlar! &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; Beş hafta önce başladığımız "Kur'an'a Soralım" konulu yazımıza kaldığımız yerden devam edelim. Soru: Kıyametin kopması ne kadar sürecektir? &nbsp; &nbsp; Cevap,: Kıyametin kopması göz açıp kapama gibi veya daha az bir zamandan ibarettir.(Nahl: 77) Soru: Müslüman için Kur'an'ın önemi nedir? Cevap: Ayrıca bu kitabı da sana her şey için bir açıklama, bir hidayet ve rahmet kaynağı ve Müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.(Nahl: 89) Soru: Allah'a inanan ve O'na dayananlar üzerinde şeytanın hakimiyeti olabilir mi? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;Cevap: Gerçek şu ki: İman edip de yalnız Rab'lerine tevekkül&nbsp;<br />
edenler üzerinde onun (şeytanın) bir hakimiyeti yoktur. (Nahl :99 ) &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Soru: Kur'an'ın indiriliş sebebi nedir? &nbsp; &nbsp;<br />
Cevap: (Resûlüm) Sana bu kitabı ayetlerini düşünsünler ve aklı olanlar öğüt alsınlar diye indirdik. Sâd:(29) Soru: Düşünmeyi ve öğüt almayı öneren Kur'an'dan kimler yararlanır? Cevap :(Allah'tan) korkan öğütten yararlanacak. En büyük ateşe girecek olan kötü kimse ise öğütten kaçınır. Sonra o ateşte ne ölür ne de yaşar.A'la:(10- 13 ) &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;Soru: Dünya hayatını veya ahiret hayatını tercih edenlerin akıbetleri nasıl olacaktır? &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;Cevap: Her kim bu çarçabuk geçen dünyayı dilerse ona , yani dilediğimiz kimseye dilediğimiz kadarını dünyada hemen verir sonra da onu kınanmış ve kovulmuş olarak gireceği cehenneme sokarız. Kim de ahiret diler ve bir mü'min olarak ona yaraşır bir çaba ile çalışırsa, işte bunların çalışmaları makbuldür.(İsrâ: 18 -19). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;Soru:Böbürlenme nin Kur'an'daki anlatımı nasıldır? Cevap:Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma çünkü sen (ağırlık ve azametinle ne yeri yarabilir ne de dağlarla ululuk yarışına girebilirsin. (İsra: 37). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;Soru: İnsanın fiil ve davranışlarına yön veren lokomotif güç nedir? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;Cevap: De ki: Herkes kendi mizaç ve meşrebine göre iş yapar. Bu durumda kimin doğru bir yol tuttuğunu Rabbiniz en iyi bilendir.(İsrâ:84). &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;Soru: Allah'ı tesbih etmeyen şey var mıdır ? &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Cevap: Yedi gök yer ve bunlarda bulunan herkes O'nu tesbih eder. O'nu övgüyle tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz onların tesbihini anlayamazsınız. (İsrâ:44) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;Soru: Kişisel ilişkilerde diyaloğun şekli nasıl olmalıdır?&nbsp;<br />
Cevap :Kullarıma söyle !Sözlerin en güzelini söylesinler .Sonra şeytan aralarını bozar Soru :Kur'an'la insanlar için neler indirilmiştir ? &nbsp; &nbsp;Cevap: Biz Kur'an'dan müminlere şifa ve rahmet olan şeyler indiriyoruz.(İsra:82). &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Soru: Ruh nedir? Cevap :Sana Ruh hakkında sorarlar. De ki: Ruh, Rab'bimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir.(İsra:85) &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;Soru: Zaman içerisinde toplumların namaza olan ilgileri nasıl olmuştur? &nbsp; &nbsp; &nbsp;Cevap :Onlara çok merhametli olan Allah'ın ayetleri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlardı. Nihayet onların peşinden öyle bir nesil geldi ki bunlar namazı bıraktılar, nefislerinin arzularını uyudular. Bu yüzden ileride azgınlıklarının cezasını çekecekler. Meryem (58 -59) Soru :Allah'ın hükümlerine saygılı olmanın göstergesi nedir? Cevap: her kim Allah'ın hükümlerine saygı gösterirse şüphesiz bu kalplerin takvâsındandır (Hac: 32). &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; Soru: Allah'ın Müslüman olarak tanımladığı kişilerde yapılmasını istediği davranışlar nelerdir? &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Cevap: O, gerek daha önce (gelmiş kitaplarda) gerekse bunda (Kur'an'da) size "Müslümanlar" adını verdi .Öyleyse namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a sımsıkı sarılın o sizin Mevla'nızdır. Ne güzel Mevla ne güzel yardımcıdır ( O)&nbsp;<br />
( Hac :78)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 17:51:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2024/12/a-hikmet-gul-1733901285.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KUR\&#039;ANA SORALIM (5)</title>
                <category>A. Hikmet GÜL</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kurana-soralim-5-2611</link>
                <author>a.hikmetgul@gmail.com (A. Hikmet GÜL)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kurana-soralim-5-2611</guid>
                <description><![CDATA[KUR\'ANA SORALIM (5)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Sevgili Dostlar! &nbsp;<br />
Dört hafta önce başlamış olduğumuz "Kur'an'a Soralım" başlıklı yazımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.&nbsp;<br />
Soru: İnanan erkeklerle inanan kadınların birbirlerine olan konumları nedir?&nbsp;<br />
Cevap: Mü'min erkeklerle mü'min kadınlar birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alı korlar , namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler Allah ve Resulüne itaat ederler. (Tevbe:71) &nbsp; &nbsp;<br />
Soru:En büyük kazanç nedir?<br />
Cevap :Allah mü'minlerden mallarını ve canlarını kendilerine verilecek Cennet karşılığında satın almıştır. O halde onunla yapmış olduğunuz bu alışverişten dolayı sevinin İşte bu (gerçekten) büyük kazançtır.(Tevbe: 111) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Soru: Karşı karşıya kalınan musibet ve belaların sebebi nedir? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Cevap :Onlar her yıl bir veya iki kez (çeşitli belalarla) imtihan edildiklerini görmüyorlar mı ? Sonra da ne tevbe ediyorlar ne de ibret alıyorlar. &nbsp; (Tevbe: 126) &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Soru: Peygambe- rin ümmetine olan yakınlığı nedir?&nbsp;<br />
Cevap: Andolsun size kendinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O size çok düşkün, mü'minlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.&nbsp;<br />
(Tevbe: 128 ) &nbsp;<br />
Soru:Memleketle- rin yok ediliş &nbsp;sebebi nedir ? Cevap: Halkı iyi olduğu halde Rab'bin haksızlıkla memleketleri helak etmez (Hûd: 117 ) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Soru:Bir milletin kendi öz değerleri- ni değiştirmesinin sonucu nedir?&nbsp;<br />
Cevap :Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah onlarda bulunanı değiştirmez. (Râd: 11). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;Soru :Allah kimi hidayete erdirir, hidayete erenlerin durumu nedir? Cevap:Allah dileyeni saptırır, kendisine yöneleni de hidayete erdirir. Bunlar iman edenler ve gönülleri Allah'ın zikriyle sükûnete erenlerdir .Biliniz ki kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur(Râd: 27-28). &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Soru: Sapıklığı seçenlerin davranışları nelerdir ? &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Cevap: Dünya hayatını ahirete tercih edenler, Allah yolundan alıkoyanlar ve onun eğriliğini isteyenler var ya, işte onlar (haktan) uzak bir sapıklık içindedirler. (İbrahim :3) &nbsp;<br />
&nbsp;Soru: Allah'ın iman eden kullarından istediği nedir?&nbsp;<br />
Cevap: İman eden kullarıma söyle! Namazlarını dosdoğru kılsınlar, kendisinde ne alışveriş ne de dostluk bulunan bir gün gelmeden önce kendilerine verdiğimiz rızıklardan (Allah için) gizli açık harcasınlar. (İbrahim: 31) &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;Soru: Allah'ın verdiği nimetler sayılabilir mi ?&nbsp;<br />
Cevap: O size her şeyden verdi. Allah'ın nimetini sayacak olsanız sayamazsınız. Doğrusu insan çok zalim, çok nankördür (İbrahim :34) &nbsp;<br />
&nbsp;Soru: Doğru yol kime aittir, doğru yola ileten kimdir?&nbsp;<br />
Cevap &nbsp;:Yolun doğrusu Allah'ındır. Yolun eğrisi de vardır Allah dileseydi hepinizi doğru yola iletirdi (Nahl:9)&nbsp;<br />
Değerli dostlar! Haftaya inşaAllah kaldığımız yerden devam etmek üzere, huzurla kalın ,sağlıklı kalın hoşça kalın...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 15:02:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2024/12/a-hikmet-gul-1733901285.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Muğla türküleri	 BAHÇALARDA KUM DARI</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri-bahcalarda-kum-dari-2610</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri-bahcalarda-kum-dari-2610</guid>
                <description><![CDATA[Muğla türküleri	 BAHÇALARDA KUM DARI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bahçalarda gum darı(*)<br />
Ben istemem dul garı<br />
Olursa da gız olsun,<br />
On parmağı gınalı</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bahçalarda İdri Şah<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Boyu uzun kendi şah,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;İki gönül bir olursa,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ayıramaz padişah</p>

<p>Saç üstünde gavurma<br />
Gız saçların savurma,<br />
Bileğinden tutunca<br />
Anam diye bağırma<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Aman aman ben dayanamam<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Sen güccüksün ben güvenemem<br />
“*” Gum darı: iki kelleli ak darı(mısır)…Ekmeği ak ve sert olur</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;Fethiye ve Teke yöresi türküsü olarak bilinir. Türkünün ilk derleyicisi &nbsp;Köçek Mustafa lakaplı Mustafa Coşkun’un adı geçmektedir.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;BAHÇALARDA AK GUZU<br />
Bahçalarda &nbsp;bir guzu,<br />
Sol boynuzu gırmızı<br />
Sen koyun ol ben guzu (ale gözlüm)<br />
Aldatalım şu gızı</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Karanfilim ek beni<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bir saksıya dik beni,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Eğer köküm tutmazsa,(Ale gözlüm)<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Tut dalımdan söz beni</p>

<p>Fethiye bölgesi türküsü olarak bilinir. Anonim mani örneklerinden oluştuğu görülmektedir.&nbsp;<br />
Türkünün ilk derlemelerini sanatçı Ahmet Günday yapmıştır.&nbsp;<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Feb 2026 15:01:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir Aşk Hikayesi: Badem Çiçeği</title>
                <category>Okan ÖZALP</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/bir-ask-hikayesi-badem-cicegi-2609</link>
                <author>arkeologdatca@gmail.com (Okan ÖZALP)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/bir-ask-hikayesi-badem-cicegi-2609</guid>
                <description><![CDATA[Bir Aşk Hikayesi: Badem Çiçeği]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>‘’Yaprağından Önce Çiçek Açan Ağaç’’</p>

<p>"Yaprağından önce çiçek açan ağaç mı olur?" demeyin; var. Üstelik bu ağacın ardında, aşkla yoğrulmuş hüzünlü bir efsane saklı.<br />
Trakya Kralı’nın güzeller güzeli kızı Phyllis (Filiz) ile cesur denizci Demophon (Demofon)’un yolları kaderin bir cilvesiyle kesişir. Filiz, çağla yeşili gözleri ve büyüleyici zarafetiyle herkesi kendine hayran bırakırken; Demofon, dik duruşu ve sarsılmaz güveniyle Filiz’in kalbine aşk tomurcuklarını düşürür. Bu, adeta zamanın durduğu bir yıldırım aşkıdır. Aşk tanrısı Eros’un okları onları vurmuş, dünya artık sadece ikisi etrafında dönmeye başlamıştır.<br />
İki ay süren tutkulu bir aşkın ardından, Demofon denizlere dönmek zorunda kalır. Ancak gitmeden önce Filiz’e tek bir söz verir: Geri dönecek ve onunla evlenecektir. Gözyaşları içinde vedalaşırlar. Filiz, sevdiğinin sözüne tutunarak her gün bembeyaz gelinliğiyle limanda ufku gözler. Ancak günler ayları kovalar; bekleyiş, yerini derin bir azaba bırakır. Demofon’dan ne bir haber vardır ne de ufukta görünen bir gemi...<br />
Hasretin ağırlığına dayanamayan ve sevdiğinin onu unuttuğunu sanan Filiz, derin bir kederle canına kıyar. Tanrılar, bu saf aşkın anısına Filiz’in cansız bedenini yapraksız bir badem ağacına dönüştürürler. O sırada Kıbrıs’ta olan Demofon, Filiz’in hazin sonunu haber alınca kahrolur. Hatasını anlayıp hemen geri döner ve sevdiğinin dönüştüğü o ağacı bulur.<br />
Demofon ağaca sarıldığı anda Filiz, sevdiğinin gelişini hisseder ve ağaç bir anda bembeyaz çiçeklere bürünür. Filiz, Demofon’u bembeyaz gelinliğiyle karşılamıştır. Demofon, pişmanlık içinde ağaca sarılır ve iki hafta boyunca atıyla ağacın etrafında döner; ta ki atı tökezleyip kendi kılıcının üzerine düşerek can verene dek... Sevdiğinin ölümüne şahit olan badem ağacı, bembeyaz çiçeklerini gözyaşı gibi Demofon’un cansız bedeni üzerine döker.<br />
O günden beri badem ağacı, yapraklarından önce çiçek açan ve bu çiçekleri kısa sürede döken tek ağaçtır. Bu beyaz çiçekler, Filiz’in Demofon’a olan sonsuz aşkının ve vuslatı kısa süren hüzünlü sevdasının sembolüdür.&nbsp;<br />
Leylalar ölür, Mecnunlar ölür; ama aşkın kendisi bakidir. Badem ağaçları bu kadim gerçeği, her yıl Datça Badem Çiçeği Festivali süresince ruhumuza fısıldamaya devam eder.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 17:17:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2026/02/okan-ozalp-1770905444.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Datça’da Badem Çiçeği Zamanı</title>
                <category>Mehmet ÖLMEZ</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/datcada-badem-cicegi-zamani-2608</link>
                <author>mehmetolmez048@hotmail.com (Mehmet ÖLMEZ)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/datcada-badem-cicegi-zamani-2608</guid>
                <description><![CDATA[Datça’da Badem Çiçeği Zamanı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>“Şubat ayında Datça, beyaz ve pembe badem çiçekleriyle baharı karşılıyor; mitolojiden günümüze uzanan bu zarif sembol, artık bir festivalin de başrolünde.”<br />
Şubat ayı Datça’da başka bir güzellik demektir. Henüz kışın serinliği sürerken, yarımada beyaz ve pembe badem çiçekleriyle süslenir. Baharın erken habercisi bu zarif çiçekler, sadece doğayı değil, Datça’nın ruhunu da aydınlatır.<br />
“Datça’nın badem çiçekleri, hem aşkın hem de baharın simgesi; yarımadayı beyaz bir örtüye bürüyen bu güzellik, kültürle doğayı buluşturuyor.”<br />
Badem çiçeği, mitolojide aşk ve hüzünle anılır. Trakya kralı Demophon ile Phyllis’in hikâyesinde, tanrıça Athena’nın Phyllis’i badem ağacına dönüştürmesiyle başlayan bu sembol, yüzyıllardır aşkın ve sadakatin simgesi olmuştur. Bugün ise Datça’da bu çiçekler, kültürle doğayı buluşturan bir festivalin ilham kaynağıdır.<br />
“2018’den bu yana düzenlenen Badem Çiçeği Festivali, Datça’yı şubat ayında bir şenliğe dönüştürüyor; tarih, mitoloji ve lezzet bir arada yaşanıyor.”<br />
2018’den bu yana her yıl düzenlenen Datça Badem Çiçeği Festivali, yarımadayı bir şenliğe dönüştürüyor. Yerel ürünlerin sergilendiği pazarlar, halk dansları, konserler ve doğa yürüyüşleriyle Datça, hem kültürünü hem de doğasını misafirleriyle paylaşıyor. Knidos’un tarihi dokusu, badem kokulu sokaklar ve gün batımıyla birleşince ortaya unutulmaz bir atmosfer çıkıyor.<br />
“Knidos’un gölgesinde açan badem çiçekleri, Datça’nın kimliğini ve ruhunu yansıtan en özel sembollerden biri.”<br />
Datça bademi ise bu şölenin başrolünde. İnce kabuğu ve yoğun aromasıyla Türkiye’nin en özel bademlerinden biri. Ezmesi, kurabiyesi, yağı… Hepsi festivalin tadını damakta bırakıyor. Festival boyunca kurulan stantlarda yöresel tatları denemek, bademli tatlılardan hediyelik ürünlere kadar geniş bir yelpazeyi keşfetmek mümkün.<br />
“Datça bademi, ince kabuğu ve yoğun aromasıyla festivalin tadını damakta bırakırken, çiçekleri baharı müjdeliyor.”<br />
Kısacası, Datça’da badem çiçeği sadece bir doğa olayı değil; tarih, mitoloji ve kültürle yoğrulmuş bir kimlik. Şubat ayında yolu Datça’ya düşenler, beyaz çiçeklerin arasında hem baharı karşılar hem de bu eşsiz yarımadanın ruhunu hisseder.<br />
Festivalin bir diğer güzelliği ise Datça halkının misafirperverliği. Çiçeklerin açtığı bu dönemde sokaklarda dolaşırken, yöre insanının sıcak selamları ve ikramlarıyla karşılaşmak, Datça’yı sadece bir turistik destinasyon değil, aynı zamanda bir kültür ve dostluk merkezi haline getiriyor.<br />
Datça’nın badem çiçeği, Van Gogh’un tablolarında ölümsüzleşen zarafetiyle, mitolojinin aşk dolu hikâyeleriyle ve günümüzün coşkulu festivaliyle birleşerek, doğanın ve insanın ortak bir kutlamasına dönüşüyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 17:16:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2025/12/mehmet-olmez-1765739910.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUĞLA TÜRKÜLERİ BAHÇALARIN BAMYASI(9)</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri-bahcalarin-bamyasi9-2607</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri-bahcalarin-bamyasi9-2607</guid>
                <description><![CDATA[MUĞLA TÜRKÜLERİ BAHÇALARIN BAMYASI(9)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bahçaların bamyası<br />
Yarın gelin alması<br />
Gızı gelin gidiyoru<br />
Ağlep(*) duru anası<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bahçalarda gök böber<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Şimdiki kızlar pek kibar<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kibarlıkta haklılar<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yanacığında güller var</p>

<p>Bahçalarda bamyayım<br />
Yeşil başlı turnayım<br />
Alaceksen beni al<br />
Ben gendimi vurmayım</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bahçadan üzüm aldım<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Sapını uzun aldım<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Tasalanma gayınna(**)<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ben gızına bayıldım<br />
AĞLEP(*): Ağlayıp<br />
GAYINNA(**) Kaynana</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;Milas yöresinde çalıp söylenen, ancak Muğla’nın başka yerlerinde de sevilen ve söylenen mani türü bir türküdür. Türkünün doğuşuyla ilgili kesin bilgi yoktur. Ancak sözlerinin anonim olduğu ve mani olduğu göz önüne alınırsa, çok eski bir ezgi olduğu düşünülmelidir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Muğla’nın değişik bölgelerinde, düğüncü kadınların leğen, sini, tef veya testi dümbeleklerle ilk olarak söylediği, daha sonraları ise ince saz denilen keman ve cümbüşle de çalındığı bilinmektedir.&nbsp;<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 17:14:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KISA  BİR  ZİYARET</title>
                <category>İ.Yekta Kolcu</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kisa-bir-ziyaret-2606</link>
                <author>yektakolcu48@gmail.com (İ.Yekta Kolcu)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kisa-bir-ziyaret-2606</guid>
                <description><![CDATA[KISA  BİR  ZİYARET]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gecici &nbsp; kısa &nbsp; &nbsp;bir &nbsp; süre &nbsp; &nbsp;için &nbsp;bulunduğum &nbsp; &nbsp;Ankara'da, &nbsp;bugün (11 &nbsp; Şubat &nbsp;),TBMM &nbsp; bulunan &nbsp;ilimizin &nbsp; &nbsp;Milletvekillerini &nbsp; ziyaret &nbsp; &nbsp;etmeye &nbsp; &nbsp;çalıştım.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;Muğlamızı &nbsp; &nbsp;temsil &nbsp; &nbsp;eden &nbsp;tüm &nbsp; Vekillerimizin &nbsp; hiçbirini &nbsp; &nbsp;ayırt &nbsp; etmeden, DATÇA &nbsp;isminin &nbsp;tescil &nbsp; edildiği &nbsp;04 &nbsp; Aralık &nbsp;1933 &nbsp; tarihli &nbsp; &nbsp;Bakanlar &nbsp; Kurulu &nbsp; Kararı &nbsp; metni &nbsp; &nbsp; ile, bu &nbsp;konuda &nbsp;04 &nbsp;Aralık &nbsp; 2025 &nbsp; &nbsp;günü &nbsp; Datça &nbsp; Demokrasi &nbsp; &nbsp;evinde gerçekleştirdiğimiz &nbsp;İSİM &nbsp;GÜNÜ &nbsp; &nbsp; söyleşisi &nbsp; hakkındaki &nbsp; bilgi &nbsp;notunu &nbsp; hepsine &nbsp; ayrı &nbsp; &nbsp;ayrı &nbsp; takdim &nbsp; &nbsp;ettim. &nbsp;Hepsini &nbsp; &nbsp;ile &nbsp; ayrı &nbsp; &nbsp;ayrı &nbsp; &nbsp;göremesemde, &nbsp; Danışmanlarının &nbsp; tepkisi &nbsp; mükemmeldi. &nbsp;Bizim &nbsp; için &nbsp; &nbsp;anlamlı &nbsp; bir &nbsp; gün &nbsp; olan &nbsp; bu &nbsp;tarihin,Rahmetli &nbsp;Kurucu &nbsp; Önderimiz &nbsp;Liderimiz &nbsp; Mustafa &nbsp; Kemal &nbsp; ATATÜRK &nbsp;ün imzasını &nbsp;taşıyan &nbsp;bir &nbsp;belge &nbsp; &nbsp;olması &nbsp; &nbsp;,ayrı &nbsp; bir &nbsp;değerdi &nbsp; elbette.Sayın &nbsp; &nbsp;Vekillerimizin de bu &nbsp;konuda &nbsp; duyarlı &nbsp; &nbsp;olacaklarını &nbsp; tahmin &nbsp; &nbsp;ediyorum.</p>

<p>Yeni &nbsp; atanan &nbsp; iki &nbsp; Bakanın , &nbsp;öğleden &nbsp; sonra &nbsp; Genel &nbsp;Kurulda &nbsp; &nbsp;yemin &nbsp; etmeleri &nbsp; anında &nbsp; çıkan &nbsp;arbedenin &nbsp; yorumunu ,herkesin &nbsp; takdirine &nbsp; bırakıyorum.</p>

<p>Toplantı &nbsp; sonunda &nbsp; şansım &nbsp; yaver &nbsp; gitti &nbsp; , &nbsp; Vekillerimizden &nbsp; &nbsp;Sayın &nbsp; Gizem &nbsp; ÖZCAN &nbsp;ile &nbsp;çok &nbsp; kısa &nbsp; ayaküstü &nbsp; bir &nbsp; &nbsp;söyleşi &nbsp;yapabildim. &nbsp;Yakın bir &nbsp; zamanda &nbsp; Datçamızı &nbsp;ziyaret &nbsp; edeceklerini ,ilçemiz &nbsp;hakkında daha &nbsp;uzunca &nbsp; sohbet &nbsp; edebileceklerini &nbsp;ifade &nbsp; ettiler. &nbsp;Marmaris &nbsp;doğumlu &nbsp; Vekilimiz ,(Aynı &nbsp; &nbsp;zamanda &nbsp; Avukat) tüm &nbsp;MUĞLA'nın &nbsp; Milletvekili &nbsp; &nbsp;olarak &nbsp;Datçamızın &nbsp; &nbsp; gönlünde ayrı &nbsp; bir &nbsp; yeri &nbsp; &nbsp;olduğunu,ifade &nbsp; &nbsp;etmesi &nbsp; üzerine, İstiklal &nbsp; Savaşına , her &nbsp; bakımdan &nbsp; desteği &nbsp;verdiğini, &nbsp;askere gitme / gönderme &nbsp; yanında, &nbsp;Devlet &nbsp; &nbsp;otoritesine &nbsp; destek &nbsp; &nbsp;için,geliştirilen &nbsp;sivil &nbsp;bir &nbsp; inisiyatif &nbsp;olarak toplanan &nbsp;,Okturuva &nbsp;(bir &nbsp;tür &nbsp; gümrük ) &nbsp; &nbsp; &nbsp;vergisini &nbsp; ,toplayarak &nbsp; &nbsp;cepheye &nbsp; gönderme &nbsp; kararlılığını ,Datçamızın &nbsp;gösterdiği &nbsp;tarafımızca da &nbsp; &nbsp; ifade &nbsp; &nbsp; &nbsp;edildi.</p>

<p>Başta &nbsp; SU &nbsp; &nbsp;sorunu &nbsp; olmak &nbsp; üzere, kendilerine &nbsp; &nbsp; iletilen &nbsp;her türlü &nbsp;ilçemiz &nbsp; sorunları &nbsp; ve &nbsp;önerilere &nbsp; her zaman &nbsp;kapısının &nbsp; &nbsp;açık takipçisi &nbsp; olduğunu &nbsp; &nbsp; &nbsp;ifade &nbsp; &nbsp;ettiler.</p>

<p>İyi &nbsp;temenniler &nbsp; dileyerek, Datça Da &nbsp; &nbsp; görüşmek &nbsp; &nbsp;üzere &nbsp; vedalaştık.</p>

<p>YK</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 17:13:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2025/12/iyekta-kolcu-1766133208.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KUR\&#039;ANA SORALIM (4)</title>
                <category>A. Hikmet GÜL</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kurana-soralim-4-2605</link>
                <author>a.hikmetgul@gmail.com (A. Hikmet GÜL)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kurana-soralim-4-2605</guid>
                <description><![CDATA[KUR\'ANA SORALIM (4)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp; Kıymetli Dostlar! &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; 3 hafta önce başladığımız "Kur'an'a Soralım" başlıklı yazımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Soru:Ağzımızdan çıkan kasıtsız yeminlerden sorumlu tutulacak mıyız? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Cevap: Allah kasıtsız olarak ağzınızdan çıkan yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz (Maide: 68- 89). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; Soru: Allah'tan başkasına tapanlara sövmek doğru mudur?&nbsp;<br />
Cevap: Allah'tan başkasına tapanlara ve putlara sövmeyin ! Sonra onlar da bilmeden Allah'a söverler.( En'am:108) &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; Soru: Sapıtmış insanlar çoğunlukta mıdır?&nbsp;<br />
Cevap: Yeryüzünde bulunanların çoğuna uyacak olursan seni Allah'ın yolundan saptırırlar( En'am: 116). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Soru: Allah'ın doğru yola ileteceği veya saptıracağı insanlardaki değişiklik nasıl olur?<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Cevap: Allah kimi doğru yola iletmek isterse onun kalbini İslam'a açar. Kimi de saptırmak isterse göğe çıkarıyormuş gibi kalbini iyice daraltır. &nbsp;(En'am:125) &nbsp;<br />
Soru:İnsanlara verilen nimetlerin farklı oluşundaki hikmet nedir?<br />
&nbsp;Cevap: Sizi yeryüzünün halifeleri kılan, size verdiği nimetleri hususunda sizi denemek için kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan odur.(En'am: 165). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; Soru: Kıyametin kopma vakti ne zamandır? &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Cevap: Sana kıyametin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: onun ilmi Rabbimin katındadır (A'raf:187).<br />
&nbsp;Soru: İnananlar (müminler) nasıl kişilerdir? &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; Cevap: İnananlar (müminler) ancak Allah'ın adı anıldığı &nbsp;zaman yürekleri titreyen kendilerine Allah'ın ayetleri okunduğunda imanlarını arttıran ve yalnız Rab'lerine dayanıp güvenen kimselerdir. Onlar namazlarını dosdoğru kılar ve kendilerine rızık olarak verdiğimizden Allah yolunda harcarlar( Enfâl: 2-3). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Cevap: Müminler elbette kurtulmuş olacaktır. Onlar salatında( Allah'a desteklerinde) huşu &nbsp;içinde saygılı olanlardır, onlar boş şeylerden yüz çevirenlerdir, onlar arınmak için çalışanlardır, onlar namazlarını koruyanlardır, onlar emanetlerine ve sözlerine uyanlardır ,onlar salatlarını koruyanlardır işte onlar gerçek müminlerin ta kendileridir. Firdevs cennetlerinin mirasçısı olarak bu kişiler ebedi olarak orada kalacaklardır. &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; ( Mü'minûn: 1-10). &nbsp; &nbsp;Soru: &nbsp;Allah'tan korkmanın mükafatı nedir? Cevap: Ey iman edenler! Eğer Allah'tan korkarsanız o size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir, suçlarınızı örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah büyük lütuf sahibidir.(Enfâl:29)&nbsp;<br />
Soru: Allah ve Resulüne itaat etmemenin ve insanlar arasındaki çekişmenin sonucu ne olur?<br />
&nbsp;Cevap: Allah ve Resulüne itaat edin,birbirinizle &nbsp;çekişmeyin, sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider.Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.(Enfâl:46) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Soru: Kurtuluşa ermek için ne yapmak gerekir?&nbsp;<br />
Cevap: Allah'ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz.(Enfâl: 45)&nbsp;<br />
Soru :Allah'ı anmanın yolu nedir ? &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Cevap: Beni anmak için namaz kıl.(Tâhâ: 14). &nbsp; Soru:Harcamadan(Allah yolunda) altın ve gümüşü biriktirenlerin akıbeti nedir?<br />
&nbsp;Cevap: Altın ve gümüşü yığıp da onları Allah yolunda harcamayanlar yok mu, işte onlara elem verici bir azabı müjdele. (Tevbe :34). &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; Haftaya devam etmek üzere sağlıkla kalın .Esen kalın Can dostlar!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 17:10:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2024/12/a-hikmet-gul-1733901285.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUĞLA TÜRKÜLERİ BAĞLAMAM VAR ÜÇTELLİ(8) (Yörük Yosması-Yörük Kızı)</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri-baglamam-var-uctelli8-yoruk-yosmasi-yoruk-kizi-2604</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri-baglamam-var-uctelli8-yoruk-yosmasi-yoruk-kizi-2604</guid>
                <description><![CDATA[MUĞLA TÜRKÜLERİ BAĞLAMAM VAR ÜÇTELLİ(8) (Yörük Yosması-Yörük Kızı)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bağlamam da var üç telli (imanım)<br />
Borcum var üç yüz elli<br />
Gitti Yörük gız gelmedi(imanım)<br />
Gocaya gaçmış besbelli<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Amanın dumanın Yörük yosması<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Gocaya da gaçtı düğün haftası<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Amanın dumanın şalvar malvarlı<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yörük gızı Allah’ına yalvarı</p>

<p>Kesik(*) başı kestane iimanım<br />
Gölgesi hurdu üstüne<br />
Kalkın gidelim baskına (imanım)<br />
Yörük gızının üstüne</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;Amanın dumanın Yörük yosması<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Gocaya da gaçtı düğün haftası<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Amanın dumanın şalvar malvarlı<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yörük gızı Allah’ına yalvarı</p>

<p>Coşardım çağlamazdım<br />
Gülerdim ağlamazdım<br />
Böyleydini bilseydim (imanım)<br />
Sevgiler bağlamazdım.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Amanın dumanın yörük yosması<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Gocaya da gaçtı düğün haftası<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Amanın dumanın şalvar malvarlı<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yörük gızı Allah’ına yalvarı</p>

<p>KESİK(*): Tarla veya bahçenin su baskınlarına engel olmak için toprakla yükseltildiği kenar yığını<br />
Muğla merkezde, Düzen, Dırlıvan, Çiçekli Yörükleri arasında daha çok bilinen bir türküdür. “Yörük Yosması veya “Yörük Kızı” adıyla da bilinir.&nbsp;<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 17:28:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HAP GİBİ YUTULMUYOR, AMA İLAÇTAN DAHA DEĞERLİDİR…</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/hap-gibi-yutulmuyor-ama-ilactan-daha-degerlidir-2603</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/hap-gibi-yutulmuyor-ama-ilactan-daha-degerlidir-2603</guid>
                <description><![CDATA[HAP GİBİ YUTULMUYOR, AMA İLAÇTAN DAHA DEĞERLİDİR…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>“Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi,<br />
Olmaya Devlet Cihan’da Bir Nefes Sıhhat Gibi”</p>

<p>Hepimiz onu kaybedince anlarız onun değerini. Yani sağlıktan söz ediyorum.&nbsp;<br />
Para, şöhret, mal, mülk, ilişkiler, kariyer onun yanında hiç kalır.<br />
Sağlık bu kadar değerli olunca akla hemen ilaç ya da ilaca benzer şeyler akla gelir.<br />
Oysa bazen bakarsınız, bizi iyileştirecek ilaçlar eczanelerde bulunmaz!<br />
Haydi gelin bunları yazalım mı(Aklınıza gelenleri ekleyebilirsiniz)<br />
1-Düzenli uyku,<br />
2-Yürümek<br />
3-Kırlara gitmek ara sıra, bir rüzgar esintisi çekmek içinize<br />
4-Hayvanları sevmek,<br />
5-Gülmek (Çoğumuzun unuttuğu şey)<br />
6-Sevdikleriyle derin bir sohbet etmek,<br />
7-Anne babanız böyledir. Yoksa onları anımsatanlarla bunu denemek<br />
8-Sevmek ve sevilmek,<br />
Sizin anlayacağınız bazı ilaçların kutusu yoktur. Rafta durmazlar, eczanelerde satılmazlar…<br />
Yani sağlığımızın ilacı bazen küçük şeylerde gizlidir. Bir yürüyüş, derin bir nefeste, bir aile yemeğinde atılan kahkahalarda, bir dostla birlikte dökülen göz yaşında… Ben bunların ne kadarını yapabiliyorum, şüpheliyim!<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 17:27:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SAĞIR   OLMAK  (Datçalıcası    KUFU)</title>
                <category>İ.Yekta Kolcu</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/sagir-olmak-datcalicasi-kufu-2602</link>
                <author>yektakolcu48@gmail.com (İ.Yekta Kolcu)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/sagir-olmak-datcalicasi-kufu-2602</guid>
                <description><![CDATA[SAĞIR   OLMAK  (Datçalıcası    KUFU)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Komşu &nbsp; &nbsp;ülkenin &nbsp;lisanından &nbsp;dilimize &nbsp; &nbsp; geçen &nbsp; kelimelerden &nbsp; biri de,elbette &nbsp; biraz &nbsp; değişerek, duymak -işitmek &nbsp; sözcüğüdür. AKUO &nbsp; &nbsp;.Bazı &nbsp;yaşlılarımız ın &nbsp;lakabı &nbsp; bile &nbsp; olmuştur.KUFU &nbsp; İbrahim - &nbsp;İBRAM &nbsp; &nbsp;gibi. &nbsp;Sesimizi &nbsp;duyuramadığımız &nbsp; zaman ,bazı &nbsp; arkadaşlara &nbsp; KUFUMUSUN &nbsp; &nbsp;deriz &nbsp; biz &nbsp; eski &nbsp;kuşak.</p>

<p>Defalarca &nbsp; bu &nbsp;köşeden &nbsp; &nbsp;,aynı &nbsp; bu &nbsp;kufu &nbsp; sözcüğünü &nbsp; kullanarak &nbsp;,ilgili &nbsp;makamlara &nbsp; sesimizi &nbsp;duyurmaya &nbsp; &nbsp;çalıştık. Kuvvetli &nbsp;bir &nbsp;yağmur &nbsp; anında &nbsp; &nbsp;ilçemizde &nbsp; hayatın &nbsp; &nbsp;felç &nbsp; &nbsp;olacağını ,bıkmadan &nbsp; usanmadan &nbsp; yazdık/söyledik &nbsp;durduk.Su &nbsp;toplama &nbsp; kanallarının /derelerin yapılaşma &nbsp; nedeniyle kapatıldığı ,bazılarının yetersiz veya &nbsp;tıkanmış &nbsp; &nbsp;olabileceğini ,hatta &nbsp; şarampol ların da &nbsp; işler &nbsp; hale &nbsp; &nbsp; getirilmesinin &nbsp; &nbsp;önemini ,yaz &nbsp; sonu/güz &nbsp;mevsiminde &nbsp; bunların &nbsp; &nbsp;çözüme &nbsp;kavuşturulmasını &nbsp; hatırlattık ancak, &nbsp;kurum &nbsp; &nbsp;ve &nbsp;sorumluları &nbsp; &nbsp;kufu &nbsp; olunca &nbsp; &nbsp;elimizden &nbsp; birşey &nbsp; &nbsp; &nbsp;gelmiyor.</p>

<p>Bu inşaat/beton &nbsp; çimento &nbsp; sevdası &nbsp; nedeniyle,mevcutlarının &nbsp; &nbsp;inşaat &nbsp; atıkları &nbsp; &nbsp; ile &nbsp;tıkanmasını &nbsp; &nbsp; görmezken,besi ahırlarının &nbsp;konuta &nbsp; dönüştüğünü &nbsp;fark &nbsp; &nbsp;etmezken, yarım &nbsp;metre &nbsp; çatı &nbsp;yüksekliğine &nbsp; takılıp kalır, bir &nbsp; kamu &nbsp; &nbsp;görevlisinin &nbsp;,önlenemeyen konut &nbsp; ve &nbsp;yapı &nbsp;mülkiyetine &nbsp; kör &nbsp; sağır &nbsp; &nbsp;ve &nbsp;kufu &nbsp; &nbsp;olursa &nbsp; yapacak &nbsp; birşey &nbsp; kalmıyor.</p>

<p>Övünerek &nbsp; &nbsp;çeşitli &nbsp; &nbsp;etkinliklerimizi &nbsp; &nbsp; &nbsp;icra &nbsp; ettiğimiz &nbsp; bir &nbsp;KÜLTÜR &nbsp; &nbsp;Evinin ,rutubet &nbsp;/ nem &nbsp;nedeniyle &nbsp; &nbsp;iç &nbsp; sıvalarının &nbsp; &nbsp;dökülmesine &nbsp; seyirci &nbsp; kalıp, &nbsp;bunu &nbsp;hatırlatanları &nbsp;duymaz &nbsp; yanı &nbsp; sağır/kufu &nbsp;olursanız,ne diyebilirim.</p>

<p>Bademi &nbsp;çiçekken /çağla &nbsp; &nbsp;iken &nbsp; ve &nbsp;toplarken sopa &nbsp; &nbsp;ile &nbsp; hatırlar &nbsp; &nbsp;ve geliştirilmesi &nbsp; &nbsp; için bir &nbsp; ENSTİTÜNÜN &nbsp; gerekliliğine &nbsp; kulağınızı &nbsp; tıkarsanız,İspanyol/Amerikan &nbsp; bademine &nbsp; &nbsp;muhtaç &nbsp; &nbsp;olursunuz.</p>

<p>Zeytin &nbsp; &nbsp;ve &nbsp;Datça Mız/yarımada mız &nbsp; için &nbsp; özel &nbsp;bir &nbsp; üzüm &nbsp; &nbsp;cinsini &nbsp; öneremezseniz,Antik &nbsp;dönemde &nbsp; &nbsp; Zeytinyağı &nbsp; ve &nbsp;Şarap &nbsp; gibi &nbsp; tarım &nbsp; &nbsp;ürünlerinin &nbsp; &nbsp;içinde &nbsp; &nbsp;ihraç &nbsp; edildiği &nbsp; KNİDOS &nbsp;AMFORALARI &nbsp; na &nbsp; &nbsp; &nbsp;bakar &nbsp; dururuz. &nbsp;Onlarıda &nbsp;Bodrum &nbsp; &nbsp;ilçemizin &nbsp; &nbsp;sembolü &nbsp;olmasına &nbsp; ses &nbsp; çıkaramayız.</p>

<p>En &nbsp;kaliteli &nbsp; TÜTÜNÜN &nbsp; &nbsp;üretildiği &nbsp; &nbsp;ilçemizde &nbsp;,tedavülden &nbsp;kalkan &nbsp; bu &nbsp; ürünün &nbsp; yerini &nbsp; &nbsp;GÜZ &nbsp;DOMATESİ &nbsp; &nbsp; tutarmı &nbsp;diyordum. &nbsp;Bu &nbsp;üründe &nbsp; hayal &nbsp; &nbsp;olmak &nbsp; &nbsp;üzere. &nbsp; &nbsp;</p>

<p>Son &nbsp; yıllarda &nbsp;betonlaşma &nbsp; sevdamızla, KÖRLER/SAĞIRLAR &nbsp; &nbsp;Birbirimizi &nbsp; &nbsp;ağırlıyoruz.<br />
&nbsp;SAĞLICAKLA:<br />
YL &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 17:26:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2025/12/iyekta-kolcu-1766133208.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KUR\&#039;ANA SORALIM (3)</title>
                <category>A. Hikmet GÜL</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kurana-soralim-3-2601</link>
                <author>a.hikmetgul@gmail.com (A. Hikmet GÜL)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kurana-soralim-3-2601</guid>
                <description><![CDATA[KUR\'ANA SORALIM (3)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Can dostlar! Atatürk 1923 yılında kendisine hediye olarak verilen Kur'an-ı Kerim için" Şanı Büyük ve en eksiksiz kitap" demiş, ayrıca "Bence kıymetini takdire imkan olmayan bu hediyeyi en derin ve hürmetkar din duygularımla muhafaza edeceğim" diyerek alıp teşekkür etmişti. Dünya ve ahiret hayatımız için vazgeçilmez bir rehber olan Kur'an-ı Kerim için Furkan suresi 30. ayette de Peygamberimiz şöyle diyordu" Ey Rabbim! Kavmim bu Kur'an'ı yalnız bıraktı ( terk etti)&nbsp;</p>

<p>Kıymetli Dostlar! ne olur il emri OKU olan bu kitaba kulak verelim. Onu baş ucu kitabı yapıp öğütlerini baştacı edelim. Çünkü O bizim Kurtuluş Reçetemizdir. &nbsp;<br />
&nbsp;Aziz Dostlar! &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;İki hafta önce başlamış olduğumuz "Kur'an'a soralım" başlıklı yazımıza kaldığımız yerden devam edelim. Soru: Kur'an'ın özellikleri nelerdir, ne gibi tesirler icra eder? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;Cevap :Allah sözün en güzelini birbirleriyle uyumlu ve bıkılmadan tekrar tekrar okunan bir kitap olarak indirdi. Rab'lerinden korkanların bu Kitabın etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah'ın zikri ile ısınıp yumuşar. İşte bu kitap Allah'ın dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir (Zümer: 23). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;S:Allah'ın kabul edeceği tövbe nasıl bir tövbedir?&nbsp;<br />
&nbsp;C: Allah'ın kabul edeceğ tövbe, ancak bilmeden kötülük edip de sonra tezelden tövbe edenlerin tövbesidir. İşte Allah bunların tövbesini kabul eder.( Nisa: 17)<br />
&nbsp;S:Büyük günahlardan sakınılırsa sonuç ne olacaktır? &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; C: Eğer yasaklandığınız büyük günahlardan kaçırırsanız sizin küçük günahlarınızı örter ve sizi şerefli bir yere sokarız.( Nisa: 31). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; S: &nbsp;Allah'a ve Resule &nbsp;itaatin sonucu nedir?&nbsp;<br />
&nbsp;C:Kim Allah ve Resulüne itaat ederse işte onlar Allah'ın kendisine lütuflarda bulunduğu peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salih kişilerle beraberdir. Bunlar ne güzel arkadaştır.( Nisa: 69). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
S: Selama nasıl karşılık verilir? &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;C:Bir selam bile selamlandığınız zaman siz de ondan daha güzeli ile selamlayın, yahut aynısı ile karşılık verin.( Nisa: 86) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; S: Kadınlar (eşler) arasında &nbsp;adil davranılabilir mi?&nbsp;<br />
C:Üzerine düşüp uğraşsanız da kadınlar arasında adil davranmaya güç yetiremezsiniz (Nisa: 129). &nbsp; &nbsp;<br />
S:Allah a inanıp ona sımsıkı sarılanların akıbeti ne olacaktır? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
C: Allah'a iman edip ona sımsıkı sarılanlara gelince; Allah onları kendinden bir rahmet ve lütuf deryası içine daldıracak ve onları kendine doğru giden bir yola götürecektir. (Nisa: 175) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
S: Kitap ehli için doğru yolda olmanın gerekleri nelerdir? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;C: Ey hitap ehli! Siz Tevratı İncili ve Rab'binizden size İndirilenleri hakkıyla uygulamadıkça (doğru) bir şey(yol) üzerinde değilsiniz. (Mâide: (68) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;S: Verilen nimetlerin seçiminde ölçü ne olmalıdır? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;C: Allah'ın size verdiği rızıkların helal ve temiz olanlarından yiyin ve kendisine iman ettiğiniz Allah'tan korkun.( Maide :88) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;S: Dünya hayatı nedir? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;C: Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Sakınanlar için ahiret yurdu muhakkak ki daha hayırlıdır. (En'am: 32). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;S Allah topluluklara verdiği nimeti ne zaman değiştirir? (azaltır çoğaltır) &nbsp;<br />
C:Bir millet kendilerinde bulunan( güzel ahlak ve meziyetleri) değiştirinceye kadar Allah da onlara verdiği nimeti değiştirmez &nbsp;(Enfâl:53). &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;Sağlıkla kalın. Esen kalın !Haftaya devam etmek üzere Can dostlar!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Feb 2026 17:25:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2024/12/a-hikmet-gul-1733901285.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUĞLA  TÜRKÜLERİ  AL YAZMAM DALDA KALDI(7)</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri-al-yazmam-dalda-kaldi7-2600</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri-al-yazmam-dalda-kaldi7-2600</guid>
                <description><![CDATA[MUĞLA  TÜRKÜLERİ  AL YAZMAM DALDA KALDI(7)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Al yazmam dalda kaldı<br />
Gözlerim yolda kaldı<br />
Ellerin yâri geldi<br />
Hayırsız nerde kaldı</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;Amanın da dumanın olmayor<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Eski de çilelerim dolmayor<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bu nasıl sevda imiş<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bir gararda durmayor</p>

<p>Al yazmamın oyası<br />
Alnıma vurdu boyası<br />
Saklı saklı seviyorduk<br />
Habar almış anası</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;Amanında dumanın olmayor<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Eski de çilelerim dolmayor<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bu nasıl sevda imiş<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bir gararda durmayor.</p>

<p>“Al yazma “ söz başlığıyla Muğla çevresinde bilinen türkü çoktur. Bu da onlardan biridir. Ancak, bu türkülerin ölçüleri, sözleri birbiriyle karışır, karıştırılır çoğu zaman.&nbsp;<br />
Bu türkünün birkaç söz değişikliği biçiminde söylenişi vardır.<br />
Bu türkü Fethiye yöresinde söylenmektedir.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;AL YAZMAMIN OYASI<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Al yazmamın oyası<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yüze vurmuş boyası<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;İlk uykumdan uyardın<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Allah’tan bulası.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Al yazmamı düreyim<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Aç goynuna gireyim<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Uyu uyan sar beni<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yar olduğun bileyim</p>

<p>Al yazmamı alladım<br />
Yare mektup pulladım<br />
Yeni yâri görüncek<br />
Eski yâri yolladım.</p>

<p>Bu türkü özellikle Ortaca ve Fethiye bölgesinde çalınıp söylenmektedir. Sözler aynı olsa bile Dirmil, Çameli, Sarıkavak, Kolak ve Akpınar yöresinde farklı ezgiyle söylenmektedir.<br />
Türküde somut bir sevgili yoktur. Hayalidir. Al yazma bir semboldür.&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;Görüldüğü gibi türkü manilerden üretilmiştir.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 16:50:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KEŞKE  DEMEMEK</title>
                <category>İ.Yekta Kolcu</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/keske-dememek-2599</link>
                <author>yektakolcu48@gmail.com (İ.Yekta Kolcu)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/keske-dememek-2599</guid>
                <description><![CDATA[KEŞKE  DEMEMEK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan &nbsp;sevdiklerinden &nbsp; &nbsp;uzak &nbsp;kalınca &nbsp; &nbsp;veya &nbsp;yitirince &nbsp; kıymetini &nbsp;daha &nbsp; iyi &nbsp; anlıyor. Kısa &nbsp;bir &nbsp; süredir &nbsp;ilçem &nbsp; &nbsp;ve dostlarından &nbsp; ayrı &nbsp; kalınca &nbsp;bunu &nbsp;daha &nbsp; &nbsp;iyi &nbsp; anlıyorum.&nbsp;<br />
Kısa &nbsp;bir &nbsp; süredir &nbsp;aile &nbsp; fertlerimin &nbsp;yaşadığı /çalıştığı &nbsp;ömrümün &nbsp; &nbsp;yarım &nbsp; &nbsp;asırlık &nbsp; zaman &nbsp;dilimini &nbsp; harcağım &nbsp;Başkentimiz Deyim.Sanki &nbsp; bura da &nbsp; &nbsp;elli &nbsp;yılını &nbsp; &nbsp;geçmemiş &nbsp; &nbsp;gibi, &nbsp;buraları &nbsp;bana ,ben &nbsp;buralara &nbsp; yabancı &nbsp; &nbsp;olmuşum.Koca &nbsp; koca yapılmış &nbsp; &nbsp;ve &nbsp;yapılmakta &nbsp; olan &nbsp; &nbsp; beton &nbsp;dikitler, &nbsp; sanki &nbsp; üzerime &nbsp; çökecekmiş &nbsp; gibi &nbsp;bir &nbsp; his &nbsp;kapladı. &nbsp;Neyse &nbsp;hayat &nbsp;devam &nbsp; ediyor,istesekte &nbsp; istemesekte,dünya &nbsp;dönüp &nbsp;duruyor. &nbsp;Duracağıda &nbsp; yok.</p>

<p>Aldığım &nbsp;haberlere &nbsp; &nbsp;göre,geçen &nbsp; gerçekleşen &nbsp;açık &nbsp;deniz &nbsp; yüzme &nbsp; maratonu ,mutlaka &nbsp; &nbsp;iyi &nbsp; &nbsp;geçmiş &nbsp; olmalı. Aktivite &nbsp; ile &nbsp; &nbsp; verilmek &nbsp; istenen &nbsp; mesaj &nbsp;,ulusal/uluslararası &nbsp; iletişim &nbsp; yolları &nbsp; &nbsp;ile &nbsp;nerelere &nbsp;kadar &nbsp; &nbsp;ulaştı,ne &nbsp; gibi &nbsp;tepkiler &nbsp; &nbsp;alındı &nbsp; bunu &nbsp;dönünce &nbsp; öğreniriz. &nbsp; Keşke bu &nbsp;etkinlik &nbsp;biraz &nbsp;daha &nbsp; &nbsp;fazla &nbsp; &nbsp;gündemi &nbsp; doldur bilseydi. &nbsp;Bunun &nbsp; &nbsp;içinde,komşu &nbsp; ülke &nbsp; ve &nbsp; akdeniz &nbsp;havza &nbsp; ülkelerinin &nbsp;katılımı &nbsp; &nbsp; ile &nbsp; &nbsp;zenginleşebilse. &nbsp;Bunun &nbsp; &nbsp;içinde, &nbsp; antik &nbsp; dönemde ki &nbsp;pentapolis &nbsp;(beş şehir &nbsp;birlikteliği &nbsp; &nbsp;benzeri gibi) yörenin &nbsp;bölgenin &nbsp; &nbsp;merkezi &nbsp; olabilmeye &nbsp; başarabilsek &nbsp; KEŞKE.</p>

<p>Yağmur &nbsp; &nbsp;bakımından &nbsp; ilçemizin &nbsp;bu &nbsp; yıl &nbsp; yüzü &nbsp; gülecek &nbsp; gibi. &nbsp;Su &nbsp; konusunda &nbsp; pek &nbsp; &nbsp;sıkıntı &nbsp; çekmeyecek &nbsp; gibi &nbsp; bir &nbsp; &nbsp;görünüm &nbsp; algısı &nbsp; varsada, &nbsp;yağmurla &nbsp; &nbsp;gelen &nbsp; suyun &nbsp; denize &nbsp; &nbsp; ulaşımına &nbsp; engel &nbsp;olabilecek &nbsp;düzenlemeler &nbsp; /tesisler &nbsp; yapabilmiş &nbsp; olaydık. Bu &nbsp;konuda &nbsp; su &nbsp; gereksinimi &nbsp; &nbsp;için,derin &nbsp;kuyu &nbsp; açma &nbsp; yönteminin &nbsp; yanlışlığını &nbsp; anladığımız &nbsp; zaman , &nbsp;KEŞKE &nbsp; &nbsp;demesek.</p>

<p>Badem &nbsp; ve &nbsp; çiçeği &nbsp;gibi festivallerin &nbsp; &nbsp;önemsizliğini &nbsp; &nbsp;söylemek &nbsp; gibi &nbsp; bir &nbsp; düşünceye &nbsp;hiç &nbsp;kapılmadım. &nbsp;ANCAK: İlçemizle &nbsp;iç &nbsp; içe &nbsp; olmuş &nbsp; BADEM &nbsp;ürününün &nbsp;geliştirilmesi &nbsp;/korunması &nbsp; &nbsp; ve ilçe &nbsp; &nbsp;ekonomisine &nbsp;katkısının &nbsp; artması &nbsp; &nbsp;için, &nbsp; BADEMCİLİK &nbsp; &nbsp; &nbsp; ALANINDA &nbsp; &nbsp;BİR &nbsp; ENSTİTÜ NÜN &nbsp; &nbsp; &nbsp;kamu &nbsp; &nbsp;öncülüğünde &nbsp; &nbsp; &nbsp; acilen &nbsp;ihdasını &nbsp; elzem &nbsp; &nbsp;görürüm.KEŞKE..</p>

<p>Balıkçılıkla &nbsp; &nbsp;geçimini &nbsp; sağlamaya &nbsp;çalışan ,yat &nbsp;turizmi &nbsp; &nbsp;, gezi &nbsp;tekne &nbsp; sahipleri &nbsp; &nbsp;ve &nbsp;diğer &nbsp;tekne &nbsp; sahiplerinin &nbsp;son &nbsp; &nbsp;fırtınalarda &nbsp; yaşadıkları &nbsp;sıkıntı &nbsp; &nbsp;ve &nbsp; sorunlarını &nbsp; anlıyor &nbsp; &nbsp;ve &nbsp;çözüm &nbsp;konusunda &nbsp; herkesin &nbsp;elini &nbsp;taşın &nbsp; altına &nbsp; koyması &nbsp; &nbsp; gerektiğine &nbsp; &nbsp;inanıyorum. Kamunun &nbsp; plansız &nbsp;programsız &nbsp;hatta &nbsp; bilinçsiz &nbsp;uygulamalarına &nbsp;kamuoyunun &nbsp; ve &nbsp; sivil toplum &nbsp;kuruluşlarının &nbsp; vermiş &nbsp; olduğu &nbsp;tepkileri,çözüm &nbsp;yolu &nbsp;önermeden &nbsp; yapmaları &nbsp;onların &nbsp; haklı &nbsp; &nbsp;olduklarını &nbsp; &nbsp;göstermez. &nbsp;Adama &nbsp; sorarlar,işin &nbsp; başında yapılırken &nbsp;nerelerdeydiniz &nbsp; diye.Herkes &nbsp; &nbsp; ve &nbsp;her &nbsp;kurum,denizden &nbsp; &nbsp;ekmeğini &nbsp; kazanan bu &nbsp; insanların &nbsp; &nbsp;ne &nbsp; yapabilecekleri &nbsp;konularında &nbsp;öneriler &nbsp; &nbsp; getirmeleri &nbsp; &nbsp;gerekmez mi.? &nbsp;LUTFEN &nbsp;karşı &nbsp; olmak &nbsp;çözüm &nbsp;değildir.</p>

<p>Oralardan &nbsp; birazcık &nbsp; &nbsp;uzak &nbsp;kalınca ,,yapılmakta &nbsp; olan &nbsp; &nbsp;etkinlikler &nbsp;hakkında &nbsp;yalnızca kişisel &nbsp; yorum &nbsp; &nbsp;ve &nbsp;doğru &nbsp; &nbsp;veya &nbsp; yanlış &nbsp; dedikoduları &nbsp; duyabiliyoruz. &nbsp;Sorumlulukları &nbsp; &nbsp;olanların &nbsp;sesleride &nbsp; pek &nbsp;kısık &nbsp;çıkıyor.Belkide &nbsp; kendilerini &nbsp;anlatmakta &nbsp;biraz yeterli &nbsp; olamıyorlar.Keşke Ülkemizin &nbsp;pekçok &nbsp; büyük &nbsp; şehirlerinden &nbsp; &nbsp;gelipte &nbsp; ilçemizde &nbsp;tam &nbsp;yıl &nbsp; &nbsp;veya yılın &nbsp; birkaç &nbsp; ayı &nbsp; ikamet &nbsp; &nbsp;edenlerin ,geldikleri &nbsp; yöre yerel &nbsp; yönetim &nbsp; sorumlularının ,ilçemizin &nbsp; sorunlarına &nbsp; duyarlı &nbsp; olup &nbsp;desteklerini &nbsp; &nbsp;alabilmek &nbsp; iyi &nbsp; olmazmı.?Yıl &nbsp; &nbsp;içinde &nbsp; yaptığımız /yapacağımız &nbsp; her türlü &nbsp;etkinliğe &nbsp;davet &nbsp; &nbsp;edilmeleri &nbsp;güzel &nbsp;bir &nbsp; &nbsp;jest &nbsp; olamaz mı?. &nbsp;Kabuğumuzu &nbsp; kırmanın &nbsp; zamanı &nbsp; &nbsp;geldi &nbsp; &nbsp;geçiyor.!!!</p>

<p><br />
Keşkeler &nbsp; &nbsp;o &nbsp;kadar &nbsp; çok &nbsp;ki, hangileri &nbsp;en &nbsp; önemli &nbsp; acaba.?<br />
Sağlıcakla..</p>

<p>YK<br />
&nbsp; &nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 16:49:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2025/12/iyekta-kolcu-1766133208.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KUR\&#039;ANA SORALIM (2)</title>
                <category>A. Hikmet GÜL</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kurana-soralim-2-2598</link>
                <author>a.hikmetgul@gmail.com (A. Hikmet GÜL)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kurana-soralim-2-2598</guid>
                <description><![CDATA[KUR\'ANA SORALIM (2)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;Can dostlar! Geçen hafta başlamış olduğumuz "Kur'an'a Soralım" başlıklı yazımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Soru: Peygamberlerin hepsi derece olarak birbirine eşit midir? Cevap: Peygamberlerden bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık (Bakara: 253)<br />
S:Dünya &nbsp;hayatında nelere karşı düşkünlük insanlara çekici kılınmıştır?<br />
&nbsp;C:Nefsani arzulara, özellikle kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, sağ mal hayvanlara ve ekinlere karşı düşkünlük insanlara çekici kılındı (Âl-i İmrân: 14 )<br />
S :Allah'ı sevmek için ne yapmak gerekir?&nbsp;<br />
C:Resulüm Deki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın (Âl-i İmrân:31)&nbsp;<br />
S:Gerçek iyiliğe ulaşmanın yolu nedir?&nbsp;<br />
C :Sevdiğiniz şeylerden (Allah yolunda) harcamadıkça "İyi"ye eremezsiniz. her ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir (Âl-i İmran:92)&nbsp;<br />
S: Allah'tan korkmanın sınırı var mıdır?&nbsp;<br />
C: Ey iman edenler ! Allah'tan O'na yaraşır şekilde korkun ancak Müslümanlar olarak can verin (Âl-i İmrân:102)<br />
S: Toplumlarda parçalanmayı önlemek için ne yapılmalıdır?&nbsp;<br />
C:Hep birlikte Allah'ın ipine (İslam'a) sımsıkı yapışın parçalanmayın (Âl-i İmrân:103) &nbsp; &nbsp;<br />
S: &nbsp;Allah'ın insanlar içerisinde bulunmasını istediği bir topluluğun vasıfları nelerdir?&nbsp;<br />
C:Sizden hayra çağıran ,iyiliği emredip kötülüğü men eden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir. (Âl-i İmrân: 104) &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;S: Muhammed ümmetinin vasıfları nelerdir?<br />
&nbsp;C:Siz insanların iyiliği için ortaya çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah'a inanırsınız. &nbsp;(Âl-i İmrân:110)&nbsp;<br />
S:Takva sahiplerini n vasıfları nelerdir? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
C:O sakınanlar ki bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar, öfkelerini yutarlar ve insanları affederler .(Âl-i İmrân: 134 ) S:Kur'an bize kendini nasıl tanıtır.&nbsp;<br />
C: Bu (Kur'an)insanlar için bir hidayet ve öğüttür. (Âl-i İmrân: 138) &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
S: Sağ duyu sahiplerinin davranışlarında ağır basan şeyler nelerdir? &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
C:Onlar, ayakta dururken, otururken,yanları üzerine yatarken (her vakit)Allah'ı anlarlar. Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler) Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın Seni tesbih ederiz. Bizi Cehennem azabından koru.&nbsp;<br />
(Ali İmran: 191) &nbsp;&nbsp;<br />
S:Allah'ın gönlünü İslam'a açtığı kişinin durumu nedir? &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; C:Allah kimin gönlünü İslam'a açmışsa O Rabb'inden bir nur üzerinde değil midir ?Allah'ı anmak hususunda kalpleri katılaşmış olanlara yazıklar olsun. İşte bunlar apaçık bir sapıklık içindedir. (Zümer: 22) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;S:İnsanı aldatan şeyler nelerdir?&nbsp;<br />
C:Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın ve Şeytan Allah'ın affına güvendirerek sizi kandırmasın. (Lokman: 33) &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Can dostlar! bundan sonraki hafta da yazı dizimize devam edeceğiz. Sağlıkla kalın .Esen kalın</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 16:42:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2024/12/a-hikmet-gul-1733901285.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUĞLA TÜRKÜLERİ AL FATMA’M(6)</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri-al-fatmam6-2597</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri-al-fatmam6-2597</guid>
                <description><![CDATA[MUĞLA TÜRKÜLERİ AL FATMA’M(6)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kuyu başında testi<br />
Kemer belimi kesti<br />
Karşımdaki mor fesli<br />
O da gönlümden geçti</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Al Fatma’m, gül Fatma’m<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Rakıya hiç su katmam,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Sen katarsan ben içmem,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Efendimden vazgeçmem.</p>

<p>Kuyu başında ayna,<br />
Kayna yüreğim kayna,<br />
Tam çalgılar çalındı,<br />
Kalk güzelim sen oyna.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Al Fatma’m, gül Fatma’m<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Rakıya hiç su katmam,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Sen katarsan ben içmem<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Efendimden vazgeçmem<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;1939 yılında Muğla Tarihi adlı eserde yayınlanmış ve notaları çıkarılmış, Muğla türküsüdür. Manilerden üretildiği görülmektedir. Dayandığı belli bir olay olsa da, Elde kesin bir öyküsü yoktur. Fatma adlı bir güzele yakıldığı, eğlenceye düşkün bir gencin ağzından söylendiği bellidir.&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;Görüldüğü gibi türkü iki dörtlükten, iki de kavuştak dörtlüğünden oluşmuştur. Mani uyak örgüsü kullanılmıştır<br />
&nbsp; &nbsp;Buna benzer daha birçok Muğla türküsünü sizlere ileride sunacağız.&nbsp;<br />
Söylemesi de, ezberlemesi de çok kolay!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 17:55:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ARTIK KUVER-MASA ÜCRETİ, SERVİS ÜCRETİ yasak!</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/artik-kuver-masa-ucreti-servis-ucreti-yasak-2596</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/artik-kuver-masa-ucreti-servis-ucreti-yasak-2596</guid>
                <description><![CDATA[ARTIK KUVER-MASA ÜCRETİ, SERVİS ÜCRETİ yasak!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bilindiği gibi bazı işletmelerde, özellikle restoranlarda tüketiciden kuver, servis ücreti, masa ücreti gibi adlarla bir bedel alınıyordu. Tabii fiyat etiketi ve listelere yazmak koşuluyla.<br />
Artık bu adlarla bir ücret alınamayacak.&nbsp;<br />
2014’deki yayınlanan fiyat &nbsp;etiketi yönetmeliğinin 8. Maddesinin 6. fıkrası değiştirildi. &nbsp;Buna göre<br />
“6“…Tarife ve fiyat listesinde gösterilen fiyatların dışında herhangi bir isim altında başka bir ücret alınması &nbsp;halinde , bunun tarife tarife ve fiyat listesinde gösterilmesi zorunludur. &nbsp;Ancak, lokanta, kafe, restoran, pastane ve benzeri yiyecek ve içecek hizmeti sunulan işyerlerinde , 4857 sayılı iş kanununun 51. Maddesi hükmü saklı kalmak kaydıyla &nbsp;tüketiciden SERVİS ÜCRETİ, MASA ÜCRETİ, KUVER ÜCRETİ &nbsp; ve benzeri herhangi bir isim &nbsp;altında ilave ek ödeme talep edilemez.&nbsp;<br />
Burada kafa karıştıran bir şey var. 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 51. Maddesi buraya neden konulmuş?&nbsp;<br />
Kanunun &nbsp;adı geçen maddesinde bazı fiyat listeleri altına yüzdelik bir ibare konulacağından söz ediyor.<br />
Benim anladığım, diyelim ki &nbsp;bin liralık bir yemek yediniz, fiyat tarifesi altında %10 garsoniye vs ad altında bir bedel talep ediliyor.<br />
İş Kanunu bunu da sıkı yaptırımlara bağlamış;<br />
Bahşiş dahil, böyle alınan bedellerin iş veren tarafından çalışana verilmesi belgelendirilecektir. Denmektedir. İtiraz halinde ispat yükünü de çalıştırana yüklüyor. Ama buraya konulması biraz sıkıntılı!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 17:54:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KUR\&#039;ANA SORALIM(1)</title>
                <category>A. Hikmet GÜL</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kurana-soralim1-2595</link>
                <author>a.hikmetgul@gmail.com (A. Hikmet GÜL)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kurana-soralim1-2595</guid>
                <description><![CDATA[KUR\'ANA SORALIM(1)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Can dostlar!&nbsp;<br />
Belki dört,belki de altı hafta sizlerle birlikte kutsal kitabımız olan Kur'an-ı Kerim'i biraz irdelemeye, onu biraz daha yakından tanımaya çalışacağız. Çünkü o öyle bir kitap ki; bizler için şifa, rahmet, öğüt, dünya ve ahiret hayatımız için açıklama nitelikleri olan ve bize kurtuluş reçetesi sunan müstesna bir kitaptır. Tek gayemiz, O'nu mezarlıklarda okunan, tozlu raflarda garip bırakılan veya ipek kılıflar içinde duvarların en görülebilir yerine asılan bir kitap olmaktan çıkarıp ona ilginç sorular yöneltip dünya ve ahiret hayatımız için önemli cevaplar alarak gönül pencerelerimize onun nurlarının girmesini sağlamak ve Kur'an ahlâkını yakalamaya çalışmak olacaktır. Çünkü O insanlığın kurtuluş reçetesidir. &nbsp; Gayret bizden, başarı, hafıza ve gönüllere nakşetmek Rabbimiz dendir. Bir kişinin gönül telini titretebilirsek ne mutlu bize. Kur'an yolunda yürüyen gönül dostlarına selam olsun. Kur'an'ın sorularımıza vereceği cevaplar parantez içerisinde sûre ve ayet ismi verilerek gösterilmiştir. &nbsp; &nbsp;Soru: &nbsp;Allah'a nasıl yaklaşılır. &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Cevap: Secde et ve yaklaş. (Alak:19) &nbsp;S:Allah'ın bize değer veriş sebebi nedir? C:De ki: Kulluk ve Duanız (yalvarmanız) olmasa Rabbim size ne diye değer versin (Furkan :77) S:Allah'a kulluğun şartı nedir ? &nbsp; C:Haydi Allah'a secde edip O'na kulluk edin.(Necm: 62) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; S:İnananların kurtuluşa ermesi için yapması gereken davranışlar nelerdir? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
C:Ey iman edenler! Rükû edip, secdeye kapanın Rabbinize itaat edin, hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz. (Hac:77)</p>

<p>Ş: Yaşadığımız sürece yüz çevireceğimiz kişiler kimler olmalıdır? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;C:Onun için sen bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden yüz çevir. (Necm: 29)</p>

<p>S:Allah'ın yardımının gerçekleşmesi için yerine getirilmesi gerekenler nelerdir? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; C:Ey iman edenler Sabır ve namazla Allah'tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir. (Bakara:153)</p>

<p>S:Allah'ın kitabından yüz çevirenin dünyada karşılaşacağı akibet nedir? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;C: Kim ki benim kitabımdan yüz çevirirse, onun için geçim sıkıntılı bir hayat vardır.(Tâhâ: 124) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; S : Allah dünyada iken kulunu nelerle dener? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</p>

<p>&nbsp; C:Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık, mallardan ve canlardan, ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. Sabredenlere müjdele.(Bakara: 155)</p>

<p>&nbsp;S:Allah'ın kuluna olan yakınlığı ne derecededir?</p>

<p>&nbsp;C:Kullarım sana beni sorduğunda (söyle onlara) Ben çok yakınım .Bana dua ettiği vakit dua edenin dileğine karşılık veririm .O halde kullarım da benim davetime uysunlar ve bana inansınlar ki doğru yolu bulalar. (Bakara:186) &nbsp; &nbsp; S:Sevmediğimiz bir şey bizim için hayırlı olabilir mi?</p>

<p>C:Sizin için daha hayırlı olduğu halde bir şeyi sevmemeniz mümkündür. Sizin için daha kötü olduğu halde bir şeyi sevmeniz de mümkündür. Allah bilir siz bilemezsiniz. (Bakara: 216 )</p>

<p>&nbsp;S:Yeryüzünün yaşanmaz hale gelmemesi için Rabbimizin müdahaleleri var mıdır ? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;C:Eğer Allah'ın insanlardan bir kısmının kötülüğünü diğerleri ile savması olmasaydı elbette yeryüzü alt üstü olurdu .(Hac 40)</p>

<p>&nbsp;S:Ülkelerin yok ediliş sebebi nedir? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;C:Halkı iyi olduğu halde Rabbin haksızlıkla memleketleri helak etmez. (Hûd 117) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;S:Şeytan bizi neyle korkutur, neyi emreder. &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;C:Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size cimriliği emreder. (Bakara: 268 ) &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; S:Kadınların erkekler için önemi nedir? &nbsp;C:Kadınlar sizin için bir tarladır. Tarlanıza nasıl dilerseniz öyle varın (Bakara:223) &nbsp;S:Allah'ın kulundan süreklilik istediği amel nedir? &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp;C:Namazlara ve orta namaza devam edin. Allah'a saygı ve bağlılık içinde namaz kılın. Bakara :(238 ) S:Allah hikmeti kime verir, verilen bu hikmet neyi ifade eder? &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;C:Allah hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse &nbsp;ona pek çok hayır verilmiş demektir. (Bakara 269) &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;Haftaya kaldığımız yerden devam edeceğiz inşallah.<br />
&nbsp;Sağlıkla kalın. Esen kalın. Kur'an'la kalın Can dostlar!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 17:51:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2024/12/a-hikmet-gul-1733901285.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUĞLA TÜRKÜLERİ	A(K)ŞAM OLDU(6) (AŞAYIM ŞU DAĞLARI AŞAYIM)</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleriaksam-oldu6-asayim-su-daglari-asayim-2594</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleriaksam-oldu6-asayim-su-daglari-asayim-2594</guid>
                <description><![CDATA[MUĞLA TÜRKÜLERİ	A(K)ŞAM OLDU(6) (AŞAYIM ŞU DAĞLARI AŞAYIM)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Aşamınan ikindinin arası<br />
Yaktı da beni gaşlarının garası<br />
Aman da garası yavrım garası.<br />
Güzelim de garası.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Aşayım da şu dağları aşayım<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Yar seni alayım da gaçayım,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Aman da gaçayım yavrım gaçayım<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Güzelim de gaçayım.</p>

<p>Aşam oldu yine bastı garanlık<br />
Ciğerime ateş düştü bir anık,<br />
Aman da bir anık yavrım bir anık<br />
Güzelim de bir anık<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Aşam oldu yine bastı karalar,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Ciğerimde göz göz oldu yaralar,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Aman da yaralar yavrım yaralar,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Güzelim de yaralar.</p>

<p>Aşam oldu yakamadım gazımı,<br />
Gadir mevlam böle yazmış yazımı,<br />
Aman da yazımı yavrım yazımı<br />
Güzelim de yazımı.</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Aşam oldu gece mi çıktın yollara,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Yarim deye sarılı mı vedin ellere,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Aman da ellere yavrım ellere,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Güzelim de ellere</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bodrum yöresinde söylenen bir türkümüzdür. Karakayalı bir genç, sevgilisine özlemini dile getirdiği, ona olan kavuşma isteğini anlattığı, sevgilisini kaçırma hayallerinin yanı sıra olanaksızlıklarını dile getirdiği sevda türküsüdür. Karakayalı Koca Şerife adlı düğüncü kadının söylediği, Bodrumlu araştırmacı ve müzisyen Mehmet Uslu tarafından tespit edilmiştir.&nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bu türkü “Aşayım Ben bu Dağları Aşayım” adıyla da söylenmiştir.&nbsp;<br />
NOT:Türkü sözlerindeki ses kaymaları tarafımızdan yapılmamıştır. Yöresel ağızda nasıl söylenmişse o şekilde yazılmıştır.&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 29 Jan 2026 15:46:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ALİM OLDUĞU NU  ZANNEDEN  NEFSİNE ZULMEDİYORDUR</title>
                <category>A. Hikmet GÜL</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/alim-oldugu-nu-zanneden-nefsine-zulmediyordur-2593</link>
                <author>a.hikmetgul@gmail.com (A. Hikmet GÜL)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/alim-oldugu-nu-zanneden-nefsine-zulmediyordur-2593</guid>
                <description><![CDATA[ALİM OLDUĞU NU  ZANNEDEN  NEFSİNE ZULMEDİYORDUR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Can dostlar! Hepimizin bildiği gibi kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'in ilk emri "Oku" &nbsp;dur. Zira okuyan yol alır, okumayan yolda kalır. Burada akla ilk gelen soru Neleri okumalıyız? Evet! Öncelikle kendimizi, kainatı, hayvanlar alemini, bitkiler dünyasını, Kur'an'da işaret edilen arıyı, sivrisineği, deveyi, İnsanların parmak uçlarındaki farklılığı. Çok şaşırdınız değil mi? Her bir varlık ayrı alem çünkü. Ğaşıye suresi'nin 17.ve devamı ayetlerde Rabbimiz nelere dikkatimizi çekiyor bakın. "Bakmazlar mı( durup düşünmezler mi) o deveyi nasıl yaratmışız? Bakmazlar mı göğe nasıl yükseltilmiş? Bakmazlar mı dağlara nasıl dikilmişler? Bakmazlar mı yere nasıl yayılmış? Sen sadece gerçeği hatırlatıcısın. Sen onların üzerinde hiçbir şekilde zorba değilsin! Ancak kim yüz çevirir ve inkar ederse, Allah ona en büyük azapla azap eder. Şüphesiz ki onların dönüşü sadece Bizedir. Sonra onların hesabı da şüphesiz &nbsp;sadece bize aittir. Kıymetli Dostlar! Bu girişten onra yavaş yavaş konumuza girelim. Alim ismi Arapça "İlm"yani bilgi kökünden türetilmiştir. Ayrıca hikmet, anlayış ve kavrayış gibi manaları da içerir. Alim olan kişiler de ,genelde düşünceli,derinlikli araştırmacı ve ahlaki değerleri özünde barındıran kişidir. Dilimizde kullanılan ilim, mâlum, muallim gibi kelimeler de hep ilim kökünden türemiştir. Hiç şüphesiz gerçek İlim ve hikmet sahibi Alemlerin Rabbi olan Allah'tır. Onun ilmi her şeyi kuşatmıştır. Allah'ın ilmiyle her şeyi kuşattığı Kur'an'da 55 yerde, birlikte anılan Hakim ise 36 yerde geçer .Aziz dostlar !Alim &nbsp;olan kişi her şeyden önce mütevazi olmalıdır. Kendisinin dışındakileri aptal yerine koyan, öğüt vermekten bıkmış bir havaya girip başkalarını verdikleri öğütleri veya fikirleri kabullenmedikleri için mankafa olarak gören alim olamaz .Alim olduğunu zanneden kişi, öncelikle peygamber ahlakıyla &nbsp; ahlaklanmalı Hazreti Eyub'un sabır kemerini kuşanmış olmalıdır .Eğer ilim binekse, edep, terbiye hayâ alimin binek taşlarıdır. Mevlevi edep telakkisin de bu tabirler ön plandadır .Bu telakki de ben denmez, "Biz" yahut "Fakir" derlerdi .Kendine gel demek istendiğinde "Agâh ol" denilirdi. Günümüzde bile bazı dergahların kapılarında veya camilerimizin içindeki duvarlarda "Edep Yâ hû" levharlarına rastlamışızdır. Büyük ozanan Yunus Emre ne güzel diyordu "İlim ilim bilmektir ilim kendini bilmektir Sen kendini bilmezsen bu nice okumaktır" Günümüzde üzülerek görüyoruz ki, Alim olduğunu zannedenler, bir hadisin râvisini bulmak için deve sırtında kilometrelerce yol kat eden Buhari'yi mezhep sahibi İmam -ı Âzamı ellerinin tersiyle itiyorlar. Hepimizin eksikleri ve yanlışlıkları olabilir. Alim olduğunu zanneden ilim erbabanın meşrû olmayan bir kazançla kesilen kurban etinin Hazreti Bektaşi Veli tarafından kabul edilmeyişini daha sonra bu etin Mevlana tarafından kabul edildiğini öğrenmesi üzerine tam bir ahlak-edep şaheseri olarak bilinir. İnternetten isteyenler kendilerini hayran bırakacak bu ifadelere ulaşabilirler.İmam-ı Azam ne diyordu birlikte hatırlayalım. "Bilmediğim şeyleri ayağımın altına koysaydım başım göğe değerdi" Pilaton veya Sokrata atfedilen "Tek bildiğim şey hiçbir şey bilmediğimdir" cümlesi de pek manidardır. diyordu Alim olma konusunda iddia sahibi olanlar, Kur'an'daki Gaşiye 21 . ve Zariyat 55.ayetleri özümsemek zorundadırlar. Gelin bu ayetlere birlikte kulak verelim. Ayetlerden birincisi olan Gaşiye 21'de ne diyor Rabbimiz? "Gerçeği hatırlat! Sen sadece gerçeği hatırlatıcısın"Görüldüğü gibi ayette bir zorlama ve dayatma yoktur. Ama kendi alim zanneden veya iddia edenler bu hatırlatma çizgisinden çok uzaklaşıp muhataplarını ahmak yerine koyuyorlar .Yazık ama çok yazık! Peygamber ahlakı bu değildir .Zariyat 55 .ayette de &nbsp;"Sen gerçeği hatırlat şüphesiz hatırlatmak müminlere fayda verir" buyurulmaktadır. İşte tam burada takınacağımız tavır çok önemli. Nasıl mı? Tıpkı o Kutlu elçinin tavrı .Bu tavrın nasıl olduğunu da Rabbimiz haber veriyor Tıpkı Ali İmran 159 .ayetteki gibi. Birlikte okuyalım "Allah'tan bir merhamet sebebiyle onlara yumuşak davranmıştın kaba, katı davransaydın etrafından dağılıp giderlerdi .İşte böyle kıymetli Dostlar! her şeyde olduğu gibi o Kutlu elçiyi örnek almamız gerekir. Atatürk'ün dediği gibi kurtuluş ancak Onu örnek alarak gerçekleşir.....O ilmiyle her şeyi kuşatmıştır (Tâhâ 98 )...Rabbimin ilmi her şeyi kuşatmıştır (En'am 8 )O'nun ilminden kendisinin dilediği kadarından başka bir şey kavrayamazlar (Bakara :255) &nbsp; Konumuzu burada noktalarken birikimlerimizin Salih ameller işlememize vesile öyle olmasını niyaz ediyor, ilmiyle böbürlenmekten Allah'a sığınıyoruz. Selam olsun mütevazı ilim erbabına .Mağfiret olsun Kur'an ahlakıyla ahlaklananlara. Sağlık ve esenlikle kalın Can dostlar!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 29 Jan 2026 15:45:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2024/12/a-hikmet-gul-1733901285.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DATÇAMIZIN  GOCAMANLARI</title>
                <category>Av. Yusuf Ziya Özalp</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/datcamizin-gocamanlari-2592</link>
                <author>filiyet83@gmail.com (Av. Yusuf Ziya Özalp)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/datcamizin-gocamanlari-2592</guid>
                <description><![CDATA[DATÇAMIZIN  GOCAMANLARI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Fotoğrafçı Kemal &nbsp;abimiz..1980.li yıllar<br />
Fanatik bir solcuydu..<br />
Can babanın(Yücel) &nbsp;samimi dostuydu..<br />
Can baba ne yapar eder..<br />
Konuyu ideolojik tartışmalara getirir..<br />
Beni de kullanarak adamcağızı çileden çıkarırdı..<br />
Küfrün bini bir para olurdu..<br />
Bir gün.. O kadar kızdırdık ki..<br />
Eski Datça mahallesinden merkez iskeleye giderken..<br />
Hareket halindeki bir kamyonetin şoför mahallinden<br />
beni dışarı attı..<br />
Ayık olsaydım..kemiklerim tuz-buz olurdu..<br />
Bereket versin hepimiz zil zurna sarhoştuk.<br />
Yere düştüm.. Bir avuç kumla kalktım..<br />
Halimi gören Can baba gevrek kahkahasını bastı..<br />
"Melekler sarhoşu koruyor &nbsp;! &nbsp;" &nbsp;dedi..<br />
Kemal abimiz hışımla yüzüme baktı..<br />
"Şeytanı şeytan koruyor ! " &nbsp;dedi..<br />
Bu da ..Unutamadığım&nbsp;<br />
Öylesine bir anı işte..<br />
Her ikisine de Tanrıdan rahmet, mağfiret..<br />
24-01-2026 &nbsp;Y.Ziya Özalp</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 29 Jan 2026 15:44:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/av-yusuf-ziya-ozalp_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DATÇA ÇAĞLASI..</title>
                <category>Av. Yusuf Ziya Özalp</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/datca-caglasi-2591</link>
                <author>filiyet83@gmail.com (Av. Yusuf Ziya Özalp)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/datca-caglasi-2591</guid>
                <description><![CDATA[DATÇA ÇAĞLASI..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>1977 &nbsp;yılı olmalı..İzmir'de Avukatlık stajı yapıyorum.<br />
Çok çok değerli arkadaşım Rahmetli Raif Dinçeriş ile Bornova'da aynı evde kalıyoruz..<br />
İkimizde &nbsp;23-24 yaşlarında filinta gibi delikanlıyız..<br />
Özellikle Cumartesi pazar günleri &nbsp;jilet gibi giyinip &nbsp;Kemeraltına dalıyor, piyasa yapıyoruz.<br />
Yine birgün aynı &nbsp;şekilde &nbsp;, kemeraltının tam girişinde &nbsp;havalı havalı yürürken..<br />
Kulağımıza &nbsp;bir Datça lafı geldi..<br />
Kemeraltının tam girişinde (fotoğraf) &nbsp;bir seyyar satıcı ,tezgahının üzerine &nbsp;tepeleme &nbsp; çağlaları yığmış, cıyak cıyak ,bas bas bağırıyor..<br />
"Turfanda Datça çağlası bunlaaar.. Kütür kütüüür... &nbsp;çıtır &nbsp;çıtııır.."<br />
Raif'le hiç konuşmadan &nbsp;aynı anda tezgaha doğru yöneldik..<br />
O yıllarda &nbsp;uzak diyarlarda " D a t ç a " adını duymak nasıl doyumsuz bir mutluluktu yarabbim..<br />
Basbas bağıran adamın izniyle tadımlık birer tane yedik..<br />
İkimizde yüzümüzü ekşittik..<br />
Raif ne kadar çesur, atılgan,kavgacı biriyse &nbsp;.. o &nbsp;yıllarda benceğizde kibar, nane molla, sünepe birniydim.. Delirmem, kafayı yemem, karizmayı çizmem, Datça'ya temelli geldiğim. 1980lı yıllardan sonradır<br />
Rahmetli Raif sağlık memuruydu.. Yaptı yapacağını..<br />
--Bana bak..! &nbsp;Bu Datça çağlası değil..Milleti kandırma ..!<br />
--Hadi gardeşim ! işiniz gücünüz yok mu sizin..Nerden biliyorsunuz Datça çağlası olmadığını ..?<br />
Bu sefer ben bütün cesaretimi toplayıp atıldım. Yoksa Raifle kavgaya tutuşacaklar..<br />
--Birader biz Datçalıyız..Bal gibi biliriz..<br />
Adamcağızın eli ayağı dolaştı..Pürtelaş &nbsp;sağına soluna bakındı..<br />
İki kese kağıdına tepeleme çağla &nbsp;doldurdu..Elimize &nbsp;tutuşturdu.<br />
--Parasını verelim ! dedik..<br />
--Hadi gardeşim.. &nbsp;lafı uzatmayın..Parası &nbsp;burayı terk etmeniz..Allah işinizi gücünüzü rast getirsin.. Benim ekmeğime mani olmayın .!<br />
Kemeraltına ,elimizde tepeleme &nbsp;çağla &nbsp;kesesi ,öyle bir daldık ki..<br />
Gülmekten yeryere yattık &nbsp;...!<br />
25-01-2026 &nbsp;Y.Ziya Özalp</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 29 Jan 2026 15:42:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/av-yusuf-ziya-ozalp_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>4- MUĞLA TÜRKÜLERİ ADEM GARDEŞ</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/4-mugla-turkuleri-adem-gardes-2590</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/4-mugla-turkuleri-adem-gardes-2590</guid>
                <description><![CDATA[4- MUĞLA TÜRKÜLERİ ADEM GARDEŞ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Adem gardeş dedim geldim senin yanına<br />
Nasıl gıydın gardeş benim tatlı canıma<br />
Hısımlarım gomaz bunu da senin yanına<br />
Doyamadım sana aman nazlı Naime’m</p>

<p>Annem annem annem beni de vuran Adem<br />
Doyamadım sana aman nazlı Naime(m<br />
&nbsp;<br />
Annem yoktur benim suyumu da verecek<br />
Babam yoktur benim salıma da girecek<br />
Gardeşlerim yoktur benim ahdımı alacak,<br />
Adem yaptıkların yanına mı kalacak?</p>

<p>Annem annem annem beni de huran Adem,<br />
Doyamadım sana aman nazlı Naime’m</p>

<p>Anneme söyleyin de lambalar yakmasın<br />
Güvey bısatlarımı askıya asmasın,<br />
Oğlum gelecek diye yola bakmasın,<br />
Doyamadım sana aman nazlı Naime’m.</p>

<p><br />
Annem annem annem, beni huran Adem<br />
Doyamadım sana aman nazlı Naime’m.</p>

<p>Mezarımı derin kazın biraz dar olsun,<br />
Etrafıma güller dikin bülbüller konsun<br />
Gelip geçen ahbaplarım halimi sorsun,<br />
Sevdiceğim gözlerinde yaşlar dolsun.</p>

<p>Annem annem annem, beni de huran Adem,<br />
Doyamadım sana aman, nazlı Naime’m</p>

<p>HURAN: Vuran&nbsp;<br />
BISATLARIM: Elbiselerim</p>

<p>&nbsp;&nbsp; &nbsp;Çakır Mehmet Yatağan-Turgut köyündendir. &nbsp;Tütün ağasıdır. Yanında çalışanlardan Adem adlı kişiyle sıkı bir dostluğu vardır. Bu dostluğu çekemeyenler Adem’in kızı Naime ile Çakır Mehmet arasında bir aşk ilişkisi olduğu dedikodusunu yayarlar. Naime ile Çakır Mehmet arasında gizli bir sevda vardır. Ancak bu sevda platoniktir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Dedikodulara kulak asan Adem, Çakır Mehmet’i öldürmeye karar verir.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Adem, Hüseyin Çavuş, Salih Kaplan ve Çakır Mehmet’i evine yemeğe davet eder. İçkiler içilir. Adem öldürmeyi planladığı Çakır mehmet’in içkisine “köpek Otu suyu” katarak sarhoş eder ve hasırının altına sakladığı kasap bıçağıyla Çakır’ı öldürür.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Olaydan sonra köylüler tarafından ağıtlar yakılır, bu ağıtlardan da Pisili Kemancı Tahir, Üç Mehmetler türküsünü çalıp söyler. Olayın geçtiği yıl olarak kaynaklar, 1941 yılının sonbahar ayları olduğunu doğrulamaktadır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Bu türkü TRT repertuarlarında kaydeeeedilmiştir.&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 Jan 2026 16:25:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklarda Sağlıklı Beslenmenin Önemi</title>
                <category>DYT. Melisa ÜZER</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/cocuklarda-saglikli-beslenmenin-onemi-2589</link>
                <author>uzermelisas@gmail.com (DYT. Melisa ÜZER)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/cocuklarda-saglikli-beslenmenin-onemi-2589</guid>
                <description><![CDATA[Çocuklarda Sağlıklı Beslenmenin Önemi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukluk dönemi, yaşam boyu sağlığın temellerinin atıldığı en önemli dönemlerden biridir. Bu dönemde<br />
kazanılan beslenme alışkanlıkları, yalnızca fiziksel büyümeyi değil; bağışıklık sistemini, zihinsel gelişimi, okul<br />
başarısını ve hatta ileriki yaşlardaki hastalık risklerini doğrudan etkiler.<br />
Günümüzde hazır gıdaların ve ekran süresinin artmasıyla birlikte çocuklarda düzensiz beslenme, obezite,<br />
vitamin–mineral eksiklikleri ve bağışıklık problemleri daha sık görülmektedir. Oysa doğru planlanmış bir<br />
beslenme düzeniyle bu risklerin büyük bir kısmı önlenebilir.<br />
Çocuklar Nasıl Beslenmeli?<br />
Sağlıklı bir çocuk beslenmesi; yeterli, dengeli ve çeşitli olmalıdır. Her gün beslenme planında şu besin<br />
gruplarına yer verilmesi önemlidir:<br />
*Süt ve süt ürünleri: Kemik ve diş sağlığı için kalsiyum kaynağıdır.<br />
*Yumurta, et, tavuk, balık, kuru baklagiller: Büyüme ve kas gelişimi için gerekli proteinleri sağlar.<br />
*Sebze ve meyveler: Vitamin, mineral ve liften zengindir; bağışıklığı destekler.<br />
*Tam tahıllar: Enerji verir, uzun süre tokluk sağlar.<br />
*Sağlıklı yağlar: Zeytinyağı, ceviz, fındık gibi kaynaklar beyin gelişimi için gereklidir.<br />
Kahvaltının Önemi<br />
Kahvaltı, çocuklar için günün en önemli öğünüdür. Kahvaltı yapmadan okula giden çocuklarda dikkat<br />
dağınıklığı, halsizlik ve öğrenme güçlüğü daha sık görülür. Yumurta, peynir, tam buğday ekmeği ve mevsim<br />
sebzeleri içeren bir kahvaltı güne güçlü bir başlangıç sağlar.<br />
Hazır Gıdalara Dikkat<br />
Şekerli içecekler, paketli atıştırmalıklar ve fast food ürünleri çocukların günlük beslenmesinde mümkün<br />
olduğunca sınırlandırılmalıdır. Bu ürünler kısa sürede enerji verse de uzun vadede kilo artışı, diş çürükleri ve<br />
insülin direnci gibi sağlık sorunlarına yol açabilir.<br />
Ailelere Öneriler<br />
*Çocuğunuza rol model olun, sağlıklı besinleri birlikte tüketin.<br />
* Yasaklayıcı değil, bilinçlendirici bir yaklaşım benimseyin.<br />
*Evde sağlıklı atıştırmalıklar bulundurun.<br />
*Yemek saatlerini düzenli hale getirin.<br />
Unutulmamalıdır ki sağlıklı beslenen çocuklar, daha enerjik, daha mutlu ve daha başarılı bireyler olarak yetişir.<br />
Çocuklarımıza vereceğimiz en değerli miras, sağlıklı yaşam alışkanlıklarıdır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 Jan 2026 16:24:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2025/12/dyt-melisa-uzer-1765285162.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EDEP TE NEYMİŞ DEME !</title>
                <category>A. Hikmet GÜL</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/edep-te-neymis-deme-2588</link>
                <author>a.hikmetgul@gmail.com (A. Hikmet GÜL)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/edep-te-neymis-deme-2588</guid>
                <description><![CDATA[EDEP TE NEYMİŞ DEME !]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Can dostlar! 2 ay kadar Datça dışında olacağım ,ama yine sizlerle beraber olup yazılarıma devam edeceğim inşaAlah .Herkese Sağlıklı, huzur dolu esenlik içerisinde güzel günler dilerim&nbsp;</p>

<p>Literatürde edep, hayâ diye de geçer Kimisi umursamaz, &nbsp; &nbsp;edepsizliği seçer &nbsp;Edep denilen kavram, imanın parça sıdır &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; Benzetmek gerekirse, aynanın sırçasıdır &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; Kadında makyaj neyse, insanda aynen odur &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; Haşmetli bir çınarla, hiç olurmu bir bodur &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Eylemdeki güzellik, onunla tamamlanır Toplum böylelerini,edepli diye tanır &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; Seninle beyitlerle,gel birlikte gezelim Edepli bir insandan, bir profil çizelim &nbsp;Büyüğünün yanında, ne uzanır ne yatar &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;Böylelikle ahlâkın, üstüne ahlâk katar Bir büyük konuşurken, lafına asla girmez Küçüğüne de demez, "sus senin aklın ermez" Büyüğüne selamı, önce kendisi verir Bu güzel davranışla, insan adeta erir &nbsp; &nbsp;Büyüğü ayaktayken, o asla hiç oturmaz Kasesinde çorbayı, o içmeden bitirmez Çocukla konuşurken, çömelir aynı boyda Tebessümle dinlerken, ona demez hiç "haydaa "Büyüyüğle yürürken, onun önüne geçmez Seçmesi icap etse, büyükten önce seçmez &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; Hem yolunda giderken, çalım satıp yürümez &nbsp; Ben geliyorum deyip, ayağını sürümez Konuşurken sesini, daima kısık tutar Öfkelendiğindeyseonu hemence yutar &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; Güzeli güzel eden, hiç şüphesiz edeptir &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; Edep ise güzeli, sevmeye bir sebeptir Başkasının evine, izinsiz asla girmez Aldığı bir selama, azıyla cevap vermez &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Vaki midir bir kızın, kırıtarak gitmesi Mahalleli ayıplar, yükselirdi pek sesi Eskilerde bir yemek, tek bir kaptan yenirdi Önünden yemeyene, "Edepli ol "denirdi &nbsp; &nbsp; &nbsp;Mümkün müydü bacağı, bacak üstüne atmak Şimdilerde normal oldu, ayak uzatıp yatmak &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Islık çalmak var mıydı, büyüğün yanındayken &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;Son nesil öğreniyor ,ananın karnındayken Sokakta bir şey yemek, çok ayıp sayılırdı &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Edepli insan görse, şak diye bayılırdı Mahallede görmezdin, evleri saysan bir bir Çocuğun elinde simit ,anasındaysa kumpir &nbsp; &nbsp;Dergahlara girerken ,bel boyun bükülürdü, &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
Orada ağızlardan "Edep Hu" dökülürdü &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
Edep denince akla, Hazreti Osman gelir &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Ondaki o edebi, Nebi görür ve bilir Nebi damadı Osman ,bir hayâ abidesi &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Kur'an okurken şehit ,verdi en son nefesi &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; Hazreti Yusuf'ta da ,biz rastlarız hayâ ya &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Devrindeki kadınlar, benzetirlerdi Aya Emir'in karısını, nasıl da reddetmişti &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;"Ben Allah'tan korkarım" hain olmam demişti Güzel ahlaklı olan, âdâp edep ne bilir &nbsp;O hikmet'in yolunda , yol aldıkça serpilir Edep ile ilgili, büyüklerden alıntı Ne kalmış zihinlerde ,edepten bir kalıntı &nbsp; &nbsp; Aşağıda bak Yunus ,edep için gör ne der &nbsp; &nbsp; &nbsp;Taptuk babadan önce, o edepten &nbsp;bi haber &nbsp; &nbsp; "Gezdim Halep'i Şam'ı,eyledim ilmi talep &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Meğer ilim bir hiçmiş, İlla edep İlla edep &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;Edebim imkan vermez edepsizlik edene &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
En güzel cevap susmak, hayâ elden gidene" Mevlânâ da şöyle der "İnsanı insan eden &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Hayvandan ayırandır İlla edep tek neden " &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp;Koca Akif de der ki ,edepsizlik var ise &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp;Edebiyat yok olur, insan kapılır ye'se Marifet ehli bilir, ilk makamı edeptir Edebi öğrenmeye önce ahlak sebeptir &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; Atatürk'te şöyle der, "Milletin zenginliği ,ahlaklı olmakladır budur edep" dediği &nbsp; &nbsp; &nbsp; Edep artık yok oldu , edepsizlik kol gezer &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Her şeyimizi çok serbest, kim ne yazar ne çizer &nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; Gel edep konusuna burda nokta koyalım, edepsiz olanları incitmeden ayalım İlahi! Sen bizlerin, eylemine edep kat Yoksa mahvolur gider, eylemler kalır sakat &nbsp; &nbsp;&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Sağlıkla kalın Esen kalın Can dostlar!<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 Jan 2026 16:23:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2024/12/a-hikmet-gul-1733901285.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DATÇAMIZIN  GOCAMANLARI..</title>
                <category>Av. Yusuf Ziya Özalp</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/datcamizin-gocamanlari-2587</link>
                <author>filiyet83@gmail.com (Av. Yusuf Ziya Özalp)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/datcamizin-gocamanlari-2587</guid>
                <description><![CDATA[DATÇAMIZIN  GOCAMANLARI..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İbrahim &nbsp;Yıldız-Y.Ziya Özalp<br />
2004 &nbsp;yılı&nbsp;<br />
Emecikli İbrahim &nbsp;aamcamızın &nbsp;lakabı &nbsp;" Ç a k t ı r &nbsp;idi..<br />
Datça ekonomisinin bel kemiği tütün &nbsp;dikiminin &nbsp;zirve yaptığı &nbsp;<br />
1960.lı yıllarda &nbsp;esas tütün alıcısı Tekeldi yani devletti ama,İzmirden özel tütün &nbsp;tüccarlarının geldiği de olurdu..<br />
Bunlardan birinin soyadı Ç a k t ı r idi.. düzgün giyinen, takım elbiseli kravatlı ,fötr (keçe ) şapkasını başından hiç eksik etmeyen zarif bir insandı Ç a k t ı r &nbsp;amca..O yıllarda rahmetli babam Lütfi &nbsp; Datçada önemli bir tütün üreticisi &nbsp;olduğu için çok iyi hatırlarım Çaktır amcayı..<br />
Emecikli olmanın bütün özelliklerini şivesiyle, tipiyle üzerinde toplamış &nbsp; İbrahim Yıldız amcamız deniz kenarında bir yer mi sattı &nbsp;ne? &nbsp;köylülüğü &nbsp; bırakıp şeherliliğe özendi. k ı l p ı r a n g a &nbsp;giyinmeye başladı..<br />
Elalemin ağzı torba değil ki.. &nbsp;b ü z e s i n..<br />
Hemen &nbsp;yakıştırdılar ve yapıştırdılar Ç a k t ı r &nbsp;adını Emecikli &nbsp;İbrahim amcamıza ..Öyle bir yapıştırdılar ki.. Ölünceye kadar &nbsp;da bu adı iftiharla taşıdı..<br />
O öyle bir &nbsp;Çaktır İbrahim amcamızdı ki..;<br />
Kimsenin köpeğine &nbsp;"hoşt " &nbsp;kedisine &nbsp;" Pist" ,tavuğuna "kişt " demez, yüzünden hiç gülücükler eksik olmaz, güldüğü zaman altın dişleri de gülerdi..<br />
Hiç karamsar olduğunu .üzüldüğünü görmedim Çaktır İbrahim Amcanın..<br />
Yukarıda Allah var..Birçok davasına girdim çıktım.. hemen hepsini de kazandım..Beş kuruş para talebinde bulunmadım..Rahmetli de " &nbsp;"Borcumuz ne ? " diye sormadı..&nbsp;<br />
Olsun vasınn..<br />
Böyle insanlara can gurban..<br />
Rahmet ve hasretle anıyorum Emecikli &nbsp;Ç a k t ı r &nbsp;amcamızı ...<br />
25-01-2026 Y.Ziya Özalp</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 Jan 2026 16:21:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/av-yusuf-ziya-ozalp_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kış Aylarında Yetişkinler İçin Sağlıklı Beslenme</title>
                <category>DYT. Melisa ÜZER</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kis-aylarinda-yetiskinler-icin-saglikli-beslenme-2586</link>
                <author>uzermelisas@gmail.com (DYT. Melisa ÜZER)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kis-aylarinda-yetiskinler-icin-saglikli-beslenme-2586</guid>
                <description><![CDATA[Kış Aylarında Yetişkinler İçin Sağlıklı Beslenme]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kış aylarıyla birlikte hava sıcaklıklarının düşmesi, günlerin kısalması ve kapalı ortamlarda<br />
daha fazla vakit geçirilmesi bağışıklık sistemimizi zorlayabilir. Bu dönemde doğru beslenme<br />
alışkanlıkları, hastalıklardan korunmada ve enerjinin korunmasında büyük rol oynar.<br />
Kış mevsiminde yetişkinlerin beslenmesinde öncelik, bağışıklık sistemini desteklemek ve<br />
vücudun artan enerji ihtiyacını sağlıklı kaynaklardan karşılamak olmalıdır. Özellikle vitamin<br />
ve mineral yönünden zengin besinlerin tüketimi ihmal edilmemelidir.<br />
Sebze ve meyveler kış beslenmesinin temel taşlarından biridir. Lahana, brokoli, pırasa,<br />
ıspanak gibi kış sebzeleri; portakal, mandalina, greyfurt gibi turunçgiller C vitamini<br />
açısından zengindir ve bağışıklık sistemini destekler.<br />
Protein alımı da kış aylarında büyük önem taşır. Yumurta, et, tavuk, balık, yoğurt ve kuru<br />
baklagiller hem kas kütlesinin korunmasına hem de tokluk süresinin uzamasına katkı<br />
sağlar. Haftada en az iki gün balık tüketimi önerilir.<br />
Kış aylarında su tüketimi genellikle azalır. Ancak vücudun sıvı ihtiyacı devam eder.&nbsp;</p>

<p>Günlük<br />
yeterli miktarda su içmeye özen gösterilmeli, bitki çayları su tüketimine destek olarak tercih<br />
edilmelidir.</p>

<p>Haftalık Pratik Beslenme Önerileri</p>

<p>• Haftada en az 3–4 gün ev yapımı sebze çorbası tüketin.<br />
• Her gün 1 porsiyon turunçgil (portakal, mandalina veya greyfurt) ekleyin.<br />
• Haftada 2 gün balık, 1–2 gün kuru baklagil yemeği planlayın.<br />
• Ara öğünlerde yoğurt, kefir veya meyve tercih edin.<br />
• Günde en az 2–2,5 litre sıvı alımını hedefleyin.<br />
• Paketli ve şekerli gıdaları haftada 1 günle sınırlandırın.<br />
• Her gün en az 20–30 dakika tempolu yürüyüş yapmaya çalışın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 22 Jan 2026 16:56:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2025/12/dyt-melisa-uzer-1765285162.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KUR\&#039;AN GÜZEL AHLAK KİTABIDIR</title>
                <category>A. Hikmet GÜL</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kuran-guzel-ahlak-kitabidir-2585</link>
                <author>a.hikmetgul@gmail.com (A. Hikmet GÜL)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/kuran-guzel-ahlak-kitabidir-2585</guid>
                <description><![CDATA[KUR\'AN GÜZEL AHLAK KİTABIDIR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Değerli DOST'lar!&nbsp;<br />
Kur'an'la hiç alakası olmayan bir Müslüman bile, Kur'an'da Yasin, Tebareke, Amme, Rahman sûreleri olduğunu bilir veya duymuştur. Bu sûreler gerçekten okunması ve üzerinde düşünülmesi gereken sûreler dir. Bu sûrelerde neler yok ki. Mesela Tebareke Suresi'nde (Mülk) hemen üçüncü ayette göğün yedi tabaka halinde yaratılmasından, müteakip ayetlerde yine göğün kandillerle (yıldızlarla) donatıldığından yani astronomiden bahseder.Yeryüzünün bizim emrimize verilmesi dolayısıyla (Mülk: 15) ve (Neb'e:7) jeolojiden, Kuşlar aleminden (Mülk: 19),insanları çoğaltıp üretmesinden, (Mülk :24) yani yani üreme sisteminden, yağmurlarını yağdırıp onun yeryüzüne yayılmasıyla (Mülk: 30 )hidroloji yani su biliminden, bahseder.Rahman sûresine gelince; Güneşin ve Ay'ın belli bir yörünge etrafında döndüğünden, (Rahman: 5 )ölçü ve tartıda dikkat edilerek dengeyi korumaktan bahsederek (Rahman :8-9) ticaretten, botanik'ten, (Rahman :11-12 68 )müteakip ayetlerde Dünyanın yuvarlak olduğundan (Rahman :17 )ve yine su biliminden, denizlerden İnci ve Mercan'ın çıkarıldığından (Rahmân :22) Amme (Neb'e)suresine gelince ;6 ayetten 16 ayete kadar çok ilginçtir ki hem jeoloji hem astronomi hem hidroloji hem de botanik'ten bahseder. Aziz Dostlar! daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi o bir HAYAT KİTAB'I DIR . Ancak Kur'an'da ahiret günü ,Allah'ın birliği ve kudreti, Allah'ın sıfatlarından sonra en fazla ağırlık ahlak konularına verir ki DİN AHLAK demektir .Hatta Kur'an-ı Kerim kimya bölümünden de bahseder. Şöyle ki; su hidrojen ve oksijenler oluşur. Hava da aynı elemanlardan oluşur .Ayette Biz her şeyi sudan yarattık (Enbiya :30 )demekle bu konuya Işık tutar. Matematik ilminin esasını teşkil eden rakamlardan da bahseder 6,,7,10,19 ,30 ,950 Kur'an'ın hangi bilim dallarına yer verdiğini kısaca açıkladıktan sonra, Kur'an'ın emrettiği müslümanda olması gereken ahlaki özellikler nelerdir ?Şimdi de yavaş yavaş bu konuyu açıklamaya çalışalım .+Öncelikle kulluk bilinç ve şuuru içinde olmak ve bu bilinci diri tutmak +Yalan söylememek +Adaletli olmak, ana babaya saygılı olmak +Sözünde durmak +Emanete riayet etmek +Kul hakkı yememek +Özellikle yetim malının yönetiminde dikkatli olmak +Tartı ve ölçüde dikkatli olmak +Harcamalarda, zamanı kullanmada ,hatta sevgi de bile ölçüyü kaçırmamak +Din kardeşinin elinden dilinden ve iffetinden emin olmak +Haram ve Helali ayırmada özen göstermek +Karada ,havada ve denizde düzeni korumak yani doğayı kirletmemek +Mahlukata karşı merhametli olmak +Müslüman'ın kendisi hakkında sevip arzuladığı şeyi Müslüman kardeşi hakkında da sevmek, arzulamak+ İyiliği öğütleyip kötülükten alıkoymaya çalışmak +Sabretmek ve affedici olmak &nbsp; &nbsp;+Günahlarda ısrar etmemek Bu özellikler daha da çoğaltılabilir ama bu hasletler müminin olmazsa olmazıdır .İşte bu hasretlere sahip olan kişi muttaki (sakınıp sorumluluk bilincini taşıyan) sayılır ki yeri Cennettir .Kıymetli Dostlar !Bizleri yaratan o yüce yaratıcı bizi Üstün ahlaklı olmamız için peygamberler göndermiş ve onları örnek almamızı istemiştir .Bunu teyit eden ayetlere çok rastlarız. Mesela Bunlardan birkaçı ;"Ey Muhammed Sen üstün bir ahlak üzerindesin (Kalem 4 )sen onlara Eğer kaba davransaydın onlar etrafından dağılıp giderlerdi artık onları Affet! bağışlanmaları için dua et (Âl-i imran 159 )Musa peygambere de elçilik görevi verildikten sonra iyice yoldan çıkan firavun &nbsp;için ona ne şekilde davranması gerekeceği öğütlenmişti Allah şöyle demişti "Firavuna git o iyice azdı (Taha :24 )ona yumuşak söz söyleyin umulur ki gerçeği hatırlar veya saygı duyar (Taha :44) Kur'an bize ahlaktan öte bazen edep dersi de verir işte Bunlardan biri "Ey iman edenler geldiğinizi fark ettirir Ev halkına selam verinceye başka evlere girmeyin bu davranış sizin için hayırlı olandır bu &nbsp;gerçeği hatırlarsınız (Nur 27 )yine aynı sure 58 ayette de şöyle buyurulur "Ey iman edenler ellerinizin (meşrubir şekilde) sahip olduğu kişiler ve içinizden henüz ergenlik çağına girmemiş olanlar sabah ibadetinden önce Öğleyin sıcaktan elbiselerinizi çıkardığınız zaman ve yatsı ibadetinden sonra (yanınıza geleceklerinde) sizden 3 defa izin istesinler .(Bunlar) sizin için 3 avret (açık bulunabilme) zamanıdır bu vakitlerin dışında (izin istememelerinde) sizin için herhangi bir vebal yoktur Birbirimizin yanına gelip çıkanlarsınız Allah ayetleri size böyle Açıklıyor Allah bilendir doğru hüküm verendir ".Kıymetli Dostlar ! İnşallah bundan sonraki yazımız 40 yıl önce kaleme aldığım yine aynı EDEP konulu bir şiirimle sizlerle beraber olacağım Şimdilik Esen kalın, sağlıcakla kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 22 Jan 2026 16:55:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2024/12/a-hikmet-gul-1733901285.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Almanya’da Datça aşığı fotoğraf sanatçısı Murat Ertem ile  Datça buluşması</title>
                <category>Adil Çulhaoğlu</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/almanyada-datca-asigi-fotograf-sanatcisi-murat-ertem-ile-datca-bulusmasi-2584</link>
                <author>adilculhaoglu@gmail.com (Adil Çulhaoğlu)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/almanyada-datca-asigi-fotograf-sanatcisi-murat-ertem-ile-datca-bulusmasi-2584</guid>
                <description><![CDATA[Almanya’da Datça aşığı fotoğraf sanatçısı Murat Ertem ile  Datça buluşması]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Datça'da geçtiğimiz günlerde, &nbsp;Almanya'da tanıştığım , foto muhabir Murat Ertem ile, &nbsp;hazırladığı Türkiye Fotoğraf Albüm ile Gezdim, Gördüm, Düşündürdü adlı kitabımı &nbsp;tanışmamızın 25 yılını &nbsp; birbirimize hediye ederek kutladık.<br />
Gazeteciliğe adım attığım &nbsp;70'li yıllarında, haberi yazan bir muhabir, bir de fotoğrafları çeken &nbsp;bir muhabirin beraber çalıştıklarını, foto muhabiri Ahmet ile beraber &nbsp;haber peşine gittiğimizi hatırlıyorum. Ancak bir süre sonra gazetelerin muhabirlerin hem haber yazmasını hem de fotoğraf çekmelerini istemeye başladılar. Muhabirler fotoğraf çekmeyi, foto muhabirler de haber yazmasını &nbsp;öğrenmeye başlamışlardı. Karanlık odaya girip, çektiğimiz karenin şekillenmeye başlamasını izlemek, benim için heyecan vericiydi. Herkes birbirinden yardım alıyordu çaktırmadan.<br />
Yıllar sonra,93 yılında Ateşe olarak görev yaptığım Almanya'da &nbsp;ilk aylarda Stuttgart CMT Fuarında elinde fotoğraf makinası, sırtında çantasıyla &nbsp;ilk tanıştığım Murat Ertem'de, 70'li yıllardaki yaşadığım &nbsp;foto muhabir ile muhabirin bir araya gelmiş olduğuna şahit olmuştum. Fuardaki etkinlikleri fotoğraflayıp, gazetelere bol resimli haberler yazıyordu, Murat Ertem. Ancak, haberler yazsa da, çalışmalarında foto muhabirliğinin ağırlığı daha fazlaydı.&nbsp;<br />
Daha sonraki yıllarda &nbsp;görüştüğüm bir arkadaş, bir dost, oldu, Murat. Yıllar önce, ülkeler ve şehirlerin fotoğraf çekim çalışmasını yapmak, tur operatörü kataloğu, broşürler ve fotoğraf albümlerini hazırlamak için Dünya'yı gezmeye başlamıştı. Stuttgart'taki fotoğraf ajansındaki &nbsp;karelerin arasına katılan şehir ve ülke sayısı hızla artıyordu .Seyahatten dönüşlerinde, çektiği karelerin hikayelerini &nbsp;telefonda dinlemek, ilk buluşmada çektiği kareleri görebilmek, benim için gazetedeki &nbsp;heyecanı yeniden yaşatan anlardı. Sıra Türkiye'de çektiği karelere geldiğinde 'en güzelleri ' bunlar derdi. Tur Operatörlerine Türkiye’den bir bölge ,şehir için katalog hazırladıysa, coşkusu büyük olurdu.<br />
Almanya'daki görevimin bitiminde,1997 yılında Datça'ya tayinim çıkınca, Datça hakkında ilk bilgiyi Karaincir'de yazlığı olan &nbsp;Murat Ertem'den aldığımı hiç unutmuyorum.97 yazında sonra da Datça'da buluşmaya &nbsp; başladık, Ertem ile. Datça'dan sonra, Tanıtma Ataşesi olarak gittiğim Almanya’da, 2003 CMT Fuarı’nda, önerimle &nbsp;açtığı Türkiye Fotoğraf Sergisi &nbsp;büyük beğeni almıştı. Tatile gidilen, Tunus, Mısır, Küba, İtalya ve Türkiye gibi &nbsp;ülkelerden &nbsp;binlerce slaytlarıyla Ertem’in Fotoğraf Ajansı, Almanya’daki bu ülkelerin &nbsp;turizm zenginliklerini yansıtan karelere ihtiyaç duyan, turizm basını ve tur operatörlerinin başvuru noktası haline gelmişti. Foto muhabirlikten seyahat fotoğrafçısı olmuştu, Murat.&nbsp;<br />
Datça'da her zamanki gibi Foto Esat'ın stüdyosunda buluştuk, geçtiğimiz günlerde. Bu sefer Esat'a bir görev vereceğiz. Murat, Türkiye Albümünü bana verirken , ben de ona Gezdim, Gördüm, Düşündürdü &nbsp;kitabımı ona verirken, birinin bizi fotoğraflaması gerekliydi. Datça’daki stüdyosunda bir vitrinde aynı zamanda eski &nbsp;fotoğraf makinalarını da sergileyen, ortak dostumuz Esat’a poz veriyoruz. İşlerinin yoğunluğu nedeniyle, onu işiyle baş başa bırakıp, Serap kafeteryada 25 yılın Almanya ve Datçalı anılarımıza dalıyoruz.&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 22 Jan 2026 16:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2024/02/adil-culhaoglu-1709211157.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GÜNÜ GEÇMİŞ GIDA SATILIR MI?</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/gunu-gecmis-gida-satilir-mi-2583</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/gunu-gecmis-gida-satilir-mi-2583</guid>
                <description><![CDATA[GÜNÜ GEÇMİŞ GIDA SATILIR MI?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bu Gıdalar Günü Geçmiş Gıda değil<br />
Güvenli olmayan gıdadır.Son günlerde, basın-yayın organlarında, Tüketim tarihi geçmiş gıdaların satıldığı, bunlara yeni fiyat etiketi konulduğu yazılıyor?<br />
Peki üzerinde son tüketim tarihi yazılı olan, bir gıda ürünü satılabilir mi?<br />
Bu konuda elimizde hazırlanmış bir iki kanun var.<br />
Bunlardan söz etmek istiyorum:<br />
Birincisi “Türk Gıda Kodeksi( Gıda Etiketleme ve Tüketiciyi Bilgilendirme Yönetmeliği)<br />
Bu yönetmeliğin 28/1 maddesi bu konuya ayrılmış” Son Tüketim tarihi geçmiş olan gıdalar 5996 sayılı Kanunun 21. Maddesinin, 1. Fıkrasının (a),(b),(c),(ç) bentlerine göre güvenilir olmayan gıda olarak kabul edilir.<br />
Türk Gıda kodeksine göre;&nbsp;<br />
“Tavsiye edilen Tüketim Tarihi geçmiş ürünler, gerekli uyarılar yapıldıktan sonra “Tavsiye edilen Tüketim Tarihi Geçmiş Üründür” ibaresi eklenerek, öteki gıda ürünlerinden ayrı bir yerde satılır.&nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
Bahsedilen 5996 sayılı kanun ise,&nbsp;<br />
Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı Gıda ve Yem Kanunudur.<br />
Kah kanunlarda, kah adı geçen yönetmeliklerde tavsiye edilen tüketim tarihi geçmiş ürünlerin, kısmen satışına izin verilmişse de, eğer sağlığı tehdit edecek bir boyut söz konusuysa, bu gıdalar hiçbir koşulda satılamazlar.&nbsp;<br />
Özetlersek;<br />
Bu gıdalar Tavsiye edilen Günü geçmiş gıda değil,<br />
Güvenilir olmayan gıdalardır…<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 22 Jan 2026 16:53:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUĞLA TÜRKÜLERİ(4) Abdastlıktan Su Damlar   (Büryan Havası)</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri4-abdastliktan-su-damlar-buryan-havasi-2582</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri4-abdastliktan-su-damlar-buryan-havasi-2582</guid>
                <description><![CDATA[MUĞLA TÜRKÜLERİ(4) Abdastlıktan Su Damlar   (Büryan Havası)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Abdastlıkdan su damlar<br />
Bostan verin adamlar<br />
Gel gel amman<br />
Bostan yerinde yoksa<br />
Ev altında gavunlar<br />
Naz etme beyim<br />
Gel gel amman<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Büryan yedik usandık<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hararetten pek yandık<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Gel gel amman<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Karpız verin adamlar<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kapınıza dayandık<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Naz etme beyim<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;Gel gel amman</p>

<p>Ah mezerlik mezerlik<br />
Yaylıda barba gezerdik<br />
Gel gel amman<br />
Bülbülleri dinlerken<br />
Gendimizden geçerdik<br />
Naz etme beyim<br />
Gel gel amman.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 22 Jan 2026 16:51:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ ..</title>
                <category>Av. Yusuf Ziya Özalp</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/gecmis-zaman-olur-ki-2581</link>
                <author>filiyet83@gmail.com (Av. Yusuf Ziya Özalp)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/gecmis-zaman-olur-ki-2581</guid>
                <description><![CDATA[GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ ..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Datça /Kumluk koyu-Ağustos -1968 yılı<br />
Cumhurbaşkanı C e v d e t -S u n a y 'ın<br />
Datçayı ziyareti..(elinde asası, şapkalı,gözlüklü )<br />
14-15 yaşlarındaydım.Dün gibi hatırlıyorum.<br />
Garson,rahmetli Korsan Adem(Coşar) abimiz<br />
Heyecanlanıp Sunay'ın üzerine Ayran<br />
bardağını boca etti..<br />
Sunay Adem abimize sinirlenip<br />
beyaz asasını salladı..<br />
Rahmetli Adem abimiz sonradarı<br />
yıllarca lokanta işletti..<br />
Kafayı bulduğu zaman ;<br />
"Ben T.C. Cumhurbaşkanının üzerine<br />
ayran döken adamım..Kimseyi tanımam ! "derdi..<br />
Karşılama için,tepede,su deposunun yanında<br />
ramazan topunu patlatan P a p i t S ü l e y m a n amcamız.<br />
çalıları tutuşturdu,yangın çıktı..<br />
Ortalık karıştı..<br />
Millet ,Cumhurbaşkanını bırakıp,<br />
can havliyle yangın söndürmeye gitti..<br />
Sunay buna da sinirlendi..<br />
"Datçanızı gördük..Küçücük bir yermiş<br />
inşallah böyle kalmaz,büyür ,turistik bir yer olur"<br />
gibi laflar ettiğini çok çok iyi hatırlıyorum .<br />
Bu ziyareti hatırlayanlar ,hatırlayabildiklerini<br />
lütfen yazsın.Geleceğe intikal ettirelim.<br />
Ayaktaki kravatlı :<br />
Tufan Serin örtmenimiz.<br />
Oturanlar :<br />
1-Nail Özerim- Belediye başkanımız.<br />
2- ....?<br />
3- Yener Ünlüer -Kaymakamımız.<br />
(Halen Datça'da yaşamaktadır.)<br />
Ölenlere rahmet.. kalanlara sıhhat...<br />
Not:Tüm bu olup bitenleri mizahi bir üslupla<br />
yıllar önce yazıp , paylaşmıştım.<br />
09-01-2026 Y.Ziya Özalp&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 22 Jan 2026 16:43:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/av-yusuf-ziya-ozalp_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DATÇAMIZIN GOCAMANLARI ..</title>
                <category>Av. Yusuf Ziya Özalp</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/datcamizin-gocamanlari-2580</link>
                <author>filiyet83@gmail.com (Av. Yusuf Ziya Özalp)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/datcamizin-gocamanlari-2580</guid>
                <description><![CDATA[DATÇAMIZIN GOCAMANLARI ..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>- Kaptan G &nbsp;o c a - Y u s u f &nbsp;oğlu..<br />
&nbsp; &nbsp;H a l i l -K a p t a n ..<br />
&nbsp; &nbsp;Babası Goca Yusuf'la &nbsp;ve &nbsp;Datçanın denizcilik geçmişiyle&nbsp;<br />
ilgili öyle şeyler anlattı ki..<br />
Mesela &nbsp;bir defasında &nbsp;fırtınalı bir havada&nbsp;<br />
Şimdiki Ak-Tur &nbsp;Tatil köyünün &nbsp;Ç i f t l i k &nbsp;olduğu 1950.li yıllarda&nbsp;<br />
Çiftliğin sahibi M ü n i r &nbsp;B e y 'in &nbsp;hanımı &nbsp;Türkan hanımı Datça merkezden &nbsp;Çi f t l i ğ e &nbsp;yelkenli tekneleri &nbsp;ile götürmüşler..<br />
B a t a -y a z m ı ş l a r ..!<br />
Münir Beyin hanımı Türkan hanım &nbsp;aslen &nbsp;Alman olup,asıl adı&nbsp;<br />
G e r t r u d e &nbsp; imiş..&nbsp;<br />
&nbsp;Yusuf Kaptan ile &nbsp;oğlu Halil kaptan &nbsp;batma tehlikesi anında &nbsp;Müslümanca dualar etmişler..<br />
Türkan hanım, Türkanlığını unutup &nbsp;Halil kaptanın deyimiyle c a v u r c a &nbsp;dua etmeye başlamış..<br />
&nbsp; Keşke gençlerimizi böyle paylaşımlarla heveslendirebilsek de..<br />
Nenelerinin, dedelerinin ,köylerindeki ,mahallelerindeki yaşlıların anılarını &nbsp;derleseler de ..Geleceğe intikal ettirsek..<br />
Arşivimiz zenginleşmiş olur..<br />
Hadi bakalım gençlik..&nbsp;<br />
Akıllı telefonlarınızı &nbsp;birazda Datçamıza faydalı şeyler için kullanın..<br />
Yaşlılarımızı sonsuza dek yaşatalım...<br />
18-01-2026 &nbsp;Y.Ziya Özalp</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 Jan 2026 18:20:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/av-yusuf-ziya-ozalp_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BU GENÇLER NE İSTİYOR? SERMAYENİN BİLE SÖZÜ GEÇMEYEN BİR ÜLKE Mİ OLDUK?</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/bu-gencler-ne-istiyor-sermayenin-bile-sozu-gecmeyen-bir-ulke-mi-olduk-2579</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/bu-gencler-ne-istiyor-sermayenin-bile-sozu-gecmeyen-bir-ulke-mi-olduk-2579</guid>
                <description><![CDATA[BU GENÇLER NE İSTİYOR? SERMAYENİN BİLE SÖZÜ GEÇMEYEN BİR ÜLKE Mİ OLDUK?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kendisini sosyal medyadan yeni tanıdım. Son yılların en güzel değerlendirmesini yapıyor. Kendisini KUŞAK ARAŞTIRMACISI &nbsp;olarak tanımlıyor. EVRİM KURAN.<br />
Bizler bir Z kuşağı tanımlaması yapıp, eksi, artı bir şeyler söylüyoruz. Ama gelin Sayın Kuran’a kulak verelim;<br />
Kuşaklar arasındaki farka parmak basarken;<br />
*…Ancak bugün bu farkların üzerine çöken ortak bir atmosfer var; güven yorgunluğu ve sürekli tetikte olma hali. Bu duygu 25 yaşındakiyle 55 yaşındakini aynı anda yakalıyor.&nbsp;<br />
*Artık mesele kuşakların ne istediği değil, aynı iklime karşı nasıl farklı savunma mekanizmaları geliştirdikleri.&nbsp;<br />
*2026 yılı Türkiye’nin kolektif hafızasında bir &nbsp;iyileşme yılı olmayacak. Çünkü toplum son on yılın krizlerini, pandemiyi ve depremi henüz sindiremedi.<br />
*2026’da derin bir toparlanma değil, sessiz bir dayanma göreceğiz.&nbsp;<br />
*İnsanlar büyük umutlar kurmak yerine küçük riskleri azaltmaya çalışıyorlar.&nbsp;<br />
* Farklı kuşaklar aynı anda ama farklı yerlerden yoruldu. Gençler kaçış planı yapıyor, orta kuşaklar tükenmişlik kıskacında, yüksek kuşaklar ise tanıdıkları dünyanın kayboluşunu izliyor…Ortak bir IYI OLMA hikayesi henüz yazılamıyor.&nbsp;<br />
*…Gençler şu taraftayım demek yerine, “BANA RAĞMEN TANIMLANAN HİÇBİR YERE SIĞMAK ZORUNDA DEĞİLİM “diyor.&nbsp;<br />
*Siyasetin iktidarıyla, muhalefetiyle yeni nesli hala doğru okuyamadığı kanaatindeyim. Mevcut sistem, gençlerin bu duruşunu &nbsp;“APOLİTİKLİK” tanımlıyor. Oysa gençler siyaseti terk etmiyor, siyasetin dili onları terk etmiş durumda.&nbsp;<br />
*Alışılmış siyaset kimlikler üzerinden sadakat üretmeye çalışırken, gençler anlam bekliyor ve somut bir soru soruyor;<br />
“…Hayatım nasıl değişecek?&nbsp;<br />
Bu değişim ani olmayacak, ancak mahalle siyaseti etkisini kaçınılmaz olarak kaybedecek…<br />
*Gençlerin kolektif kimliklerden bireysel özgürlüklere kayan “Türkiye’de siyaseti bağırarak ikna etme dönemini kapatmaya zorluyor. Tabii bu sesi duyabilen varsa!...<br />
*Gençler daha mutlu değiller ama itiraz etme ve vazgeçme olosılığına sahipler. Önceki kuşaklar-Bizden söz ediyor-çoğu zaman hayatla pazarlık yapmadan sisteme uyum sağladı. Bugünün gençleri ise “Ben bu oyunu oynamayabilirim” diyebiliyor. İşte asıl rahatsızlık burada başlıyor. Gençlere yönelen ” dayanıksızlar, şımarıklar “ gibi etiketler,aslında bir bir üstünlük dili değil, bir savunma mekanizması.&nbsp;<br />
*Gençlerin sınır çizmesi, önceki kuşaklara şu soruyu anımsatıyor;&nbsp;<br />
-BİZ NEDEN ÇİZEMEDİK? Bu bireysel değil, kolektif bir pişmanlığın yan ürünüdür.&nbsp;<br />
Z kuşağından bahsederken de şunları söylüyor:<br />
*Homojen bir Z anlatısı yok. Dijital ortaklık, sınıfsal eşitlik anlamına gelmez. Sosyal medya gençleri aynı ekranda buluşturuyor olabilir ama onlara aynı hatayı yapma lüksünü vermiyor.&nbsp;<br />
*Z kuşağı kusursuzluktan çok tutarlılık arıyor. &nbsp;Bir marka samimiyet anlatırken, çalışanına farklı, müşterisine farklı davranıyorsa, o radar anında çalışıyor. İletişim diliyle kurum davranışı arasındaki en küçük çatlak, filtreye takılıyor. Z kuşağı reklama değil, kanıta bakıyor…Bu marka hata yaptığında ne dedi? Kriz anında nasıl davrandı?&nbsp;<br />
Şimdi çok önemli bir cümleye geldik. Dikkatli okumanızı isterim:<br />
-Sermaye, ilk kez “ciddiye alınmama” RİSKİYLE KARŞI KARŞIYA” Dönüşmesi gereken şey, daha az “biz harikayız” diyen ve “burada eksik kaldık” diyebilen şeffaf bir yapı…<br />
Bizim gençliğimize gittim. Sermayenin o ahım şahım örgütleri vardı ya, yanlarından “tu destur” denilmeden geçilmezdi! Şimdi, iktidara küçük bir iki muhalif cümle edince dooğru savcılığa…Hey gidi günler…&nbsp;<br />
Sayın Kuran liseler için de şunları söylüyor:<br />
*Lise çağındaki gençlerde üç temel bulgu gözlemliyorum:<br />
1-Yüksek kaygı,2-Düşük kontrol duygusu, 3-Görünmeme hissi…Bu yaş grubu hem gelecek konusunda endişeli, hem de bu geleceğe dair söz söyleme alanları dar.&nbsp;<br />
Uzun bir makaleyi özetlemek zok zor.<br />
Liseliler için bence en çarpıcı ifadesi şu;<br />
*En büyük hatamız ise lise yıllarını “ASIL HAYAT BAŞLAMADAN ÖNCEKİ BEKLEME ODASI “ gibi görüp, bu dönemi küçümsemek. &nbsp;Oysa;<br />
LİSE BEKLEME ODASI DEĞİLDİR…<br />
Sayın Evrim Kuran’ın makalelerini bulup daha ayrıntılı bilgileri okuyabilirsiniz. Ben kendi hoşuma gidenleri, seçip, özet olarak sizlerle paylaşmak istedim.&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 Jan 2026 18:18:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUĞLA TÜRKÜLERİ(3)</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri3-2578</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri3-2578</guid>
                <description><![CDATA[MUĞLA TÜRKÜLERİ(3)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Abdastlıktan Su Damlar<br />
&nbsp;(Büryan Havası)<br />
Abdastlıkdan su damlar<br />
Bostan verin adamlar<br />
Gel gel amman<br />
Bostan yerinde yoksa<br />
Ev altında gavunlar<br />
Naz etme beyim<br />
Gel gel amman<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Büryan yedik usandık<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hararetten pek yandık<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Gel gel amman<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Karpız verin adamlar<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kapınıza dayandık<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Naz etme beyim<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Gel gel amman</p>

<p><br />
Ah mezerlik mezerlik<br />
Yaylıda barba gezerdik<br />
Gel gel amman<br />
Bülbülleri dinlerken<br />
Gendimizden geçerdik<br />
Naz etme beyim<br />
Gel gel amman.</p>

<p>&nbsp; &nbsp; Halk arasında Büryan havası adıyla &nbsp;bilinen bir Muğla türküsüdür. Büryan; eğlence amaçlı, özel olarak hazırlanan ve içi közle doldurulmuş, yer kuyusunda, iç organları alınmış bütün bir oğlağın pişirilmesiyle elde edilen et yemeği çeşididir. Karabağlar yaylasında sıklıkla yapılır. Topluca yenilir. &nbsp;Büryan hazırlanırken gençler de konuu komşuya giderek “bostan” isterler.</p>

<p>&nbsp; &nbsp; Abdastlık İse, ahşap yapılı yayla evlerinin &nbsp;üst katlarında el ayak yıkamak için hazırlanmış, dışa doğru uzatılmış, içine dökülen suyun &nbsp;aşağıya damladığı &nbsp;abdest alma yeridir.<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp;Türkünün en eski söylenişiyle ilgili kaynaklar 1800’lü yılların sonunu göstermektedir. Yöre sanatçıları tarafından kuşaktan kuşağa aktırılmıştır. Muğlalı bağlama sanatçılarından Mustafa Karaosmanoğlu’ndan &nbsp;Yılmaz İpek derleyerek &nbsp;TRT Müzik dairesi Yayınları THM arşivlerine kazandırmıştır. Ancak bu kaynakta &nbsp;hem türkünün adı “Sacaklıktan Su Damlar” olarak kaydedilmiş, hem de bir dörtlüğü belirtilmemiştir.&nbsp;<br />
&nbsp;<br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;2005 yılında türkünün belgesel film çekimleri, araştırmacı yazar H.İlker Altınsoy VE trt Mahalli sanatçısı İbrahim Ethem Yağcı tarafından yapılarak yerel televizyonlarımızdan bazılarında belgesel olarak gösterilmiştir. (devam edecek)<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 Jan 2026 18:17:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YARADANA KİBİRLENMEK NE DEMEKTİR   ?</title>
                <category>A. Hikmet GÜL</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/yaradana-kibirlenmek-ne-demektir-2577</link>
                <author>a.hikmetgul@gmail.com (A. Hikmet GÜL)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/yaradana-kibirlenmek-ne-demektir-2577</guid>
                <description><![CDATA[YARADANA KİBİRLENMEK NE DEMEKTİR   ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Değerli Dostlar !<br />
&nbsp;Bu yazımızda Allah'a kibirlenmenin ne demek olduğunu Kur'an ayetleri ışığında dilimizin döndüğü kadar açıklamaya çalışacağız.Gayret bizden ,yardım ise Alemlerin Rabb'indendir. Hani hatırlarsınız Rabb'imiz Adem'i yarattıktan sonra meleklere dönerek Haydi ona secde edin demişti de (Bakara 34 )İblis kibirlenerek bu emre uymamış, bu nasıl olur, ben ateşten onu topraktan yarattın (Sâd:76 )diye itirazda bulunmuş ve haddini aşarak isyanda bulunmuştu .Allah, takip eden ayette şöyle diyordu ."Çık oradan Şüphesiz ki sen kovuldun hesap gününe kadar lanetim senin üzerinedir." (Sâd:78 ) &nbsp; &nbsp;Kıymetli Dostlar!Çoğumuzun bildiği ilk insanın (Adem'in )yaratılışı ile ilgili bu ayetlerden sonra secdenin mü'minin hayatında ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkmaktadır.Kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'de 14 secde ayeti geçer .Bu secde ayetlerinin okunması veya işitilmesi durumunda tilavet secdesi yapılması gerekir.Namazın rükünlerinden (bölümlerinden) biri olan secdenin mü'minin hayatında önemli bir yeri vardır. Günde 5 vakitte toplamda 40 rekat, her rekatta iki secdeden tam tamına günde 80 defa Allah huzurunda alnını yere koymak suretiyle hedefini küçülterek acizliğini kanıtlamak .!Hani ayette de diyordu ya ."Muhammed Allah'ın elçisidir, beraberinde bulunanlar da kafirlere karşı şiddetli ,kendi aralarında merhametlidir. Allah'tan lütuf ve rıza isteyerek onları rükû halinde secde halinde görürsün .Onların nişanları yüzlerindeki secde izidir. "(Fetih: 29) Secde aynı zamanda kulun Allah'a en yakın olduğu andır. (Alak:19) &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; Aziz Dostlar! Secdeyi anlatırken namazı teğet geçmek hiç olur mu ?Çünkü o dinin direği ,mü'minin miracı olarak vasıflandırılır. Gerçekten namaz zor ve ağır bir görevdir. (Bakara:45) &nbsp;Onu dosdoğru (Bakara: 110) ve huşû içinde(Mü'min:2)kılanlara selam olsun .Onu kılamayanlara da Rabbim onun zevkini ve şevkini lütfetsin .Zira ilk hesap namazdan olacak (Nesâi muharebe :2) &nbsp;Namaz kılmayanları &nbsp;kutsal kitabımız azmış, (Meryem: 59) &nbsp; yoldan çıkmış bir grup olarak niteler. Namaz konusunu İnşallah başka bir günde başlı başına işleriz. &nbsp; &nbsp;Can Dostlar ! &nbsp; &nbsp;90'lı yılların hemen başında kaleme aldığım "Kazasız Namaz " başlıklı şiirimle ile konuya nokta koyalım. Herkese dosdoğru ve huşu içinde kılınan uzun secdeli, uzun rükûlü namazlar diliyorum .Sağlıkla kalın,esenlikle kalın can dostlar! &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; KAZASIZ NAMAZ Namazın önemidir, asıl demek gayemiz Lütfen Allah aşkına, biraz kulak veriniz Ayet ve hadisleri, hep kaynak alırken biz Hakkın inayetiyle, belki alınır feyiz Kılmadan geçirmişsen, bir namazın vaktini Dindar'ım deme sakın, ağır ol bil haddini Kaza için mazeret, tanımıyor Mevlamız Dinle birkaç ayetle, peygamber hadisini Daha beşikte iken ,İsa nasıl konuştu Onu dinleyen herkes, bu işe pek de şaştı Dediğinde Rabbimden ,ilk emir bana namaz, Bütün kulakları sağır ,kalpler sanki bir taştı &nbsp; Rabb'inin bir vahyi de, peygamberi Musa'ya Tebliğ için çağırdı, onu Vadii Tûva'ya Bilmek istersen eğer ,hadiseyi özüyle Kulak versen o zaman, bak sureyi Tâhâ'ya Dedi kelimallaha, rasul seçtim seni ben Bana ibadet için, evvela namaz kıl sen İlk hitabında Rabbin, böyle dedi Musa'ya Hakka varmadan namaz, çok önemli bir bilsen Habibullah'ına da, ilk emir namazdandır Mü'minin alameti, ona şeref ve şandır Hatırla Bir an için ,sûreyi Kevseri sen Venhar &nbsp;emrinden önce ,ilk emre bak namazdır Düşmanla çarpışırken ,nasıl kılınır namaz Sûre i Nisa'ya bak, 102.ayet mehaz Nebiye tarif etti, namazı bu ayette Hiç şüphesiz namazla, Hak'ka ulaşır niyaz Namazla alakalı, birkaç hadis İstersen Biraz da dinle şimdi, Allah habibini sen İlk imtihan namazdan, verilecek şüphesiz Hak katında en makbul, en sevimli en aziz Devamlı olanıdır, önemli değil azı Dinin direği diye tavsif ettin namazı Namaz deyip de geçme, gönüller ilacıdır Kalplere huzur veren ibadetler tacıdır Onunla geçiliyor, Hak'ka ulaşan yollar Peygamber müjdeliyor, mü'minin miracıdır Nasıl da göğüs gerdi, hakarete yokluğa Taş atanlara bile, hep etti hayır dua yalnız Hendek harbinde, bozmuştu bu kuralı Namaz kıldırmayana, etti sade beddua İslamiyet fidanı, gelişiyle yeşerdi O gelmeseydi eğer, tüm kainat bir şerdi Rahmetiyle bir anda ,cümle alem buldu can Öpülesi ayaklar, namazdan hep şişerdi Alemlere rahmettir , sevgili Peygamberim ona binlerce defa, salat ,selam ederim Ümmetinden olmaya, layık görürse eğer Ondan rahmet, merhamet, şefaatler dilerim &nbsp;Mustalik seferinden de, bahsedelim mi dersin Namazın önemi taaki, hafızada yer etsin Harp dönüşüydü hani, çok yorgundu kafile Bu yorgunlukla böyle, yol alınmaz nafile Emir verdi peygamber, bir vadi kenarında Biraz dinleniverin, sonra yine menzile Azıcık dinlenildi, ihtiyaç giderildi Toparlanan denirken ,birden bir haber geldi Ayşe validemiz, kolyesini kaybetmiş Ebubekir &nbsp;pür hiddet ,olacak iş mi şimdi Kafilede hiç su yok, geçecek namaz vakti Herkes telaş içinde , bir mucize gerekti Dedik ya mazeret yok, namazın kazasına Aniden vahyolundu ,o teyemmüm ayeti &nbsp;Bir sevinç geldi birden,çırpınan yüreklere Seccadeler serildi, ateşten kızgın yere Eda edildi namaz,teyemmümle böylece Daha yollar varacak ,kim bilir kaç sefere İşte böyle hülasa, en büyük ibadet namaz Hele secde halinde ,Rabbinle mesafe az Aklı olana bunlar, Hak katından öğüttür aklı olmayana da, ha dümbelek hada saz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 Jan 2026 18:15:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2024/12/a-hikmet-gul-1733901285.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Datça’da Denizin İçinden Hayata Uzanan  Cesaret ve Dayanışma Hikâyesi</title>
                <category>Mehmet ÖLMEZ</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/datcada-denizin-icinden-hayata-uzanan-cesaret-ve-dayanisma-hikayesi-2576</link>
                <author>mehmetolmez048@hotmail.com (Mehmet ÖLMEZ)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/datcada-denizin-icinden-hayata-uzanan-cesaret-ve-dayanisma-hikayesi-2576</guid>
                <description><![CDATA[Datça’da Denizin İçinden Hayata Uzanan  Cesaret ve Dayanışma Hikâyesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Datça’nın kış yüzme maratonu artık yalnızca bir spor etkinliği değil, bir yaşam felsefesinin sahnesi haline geldi. Ocak ayının ortasında, Ege’nin serin sularına atılan yüzlerce sporcu, aslında bize insanın sınırlarını zorlamanın ne kadar anlamlı olabileceğini gösteriyor. 2007’den bu yana düzenlenen bu maraton, 2026’da 20. kez yapılacak ve yaklaşık 500 sporcuyu bir araya getirecek. Parkurlar 1.500 ve 5.000 metre; kulaçlar ise yalnızca mesafeyi değil, cesaretin ve dayanıklılığın ölçüsünü de belirliyor.<br />
Datça’nın kendine özgü iklimi, kışın bile denize girilebilir bir ortam sunuyor. Bu durum, maratonu sıradan bir yarış olmaktan çıkarıp doğayla uyumun bir kutlamasına dönüştürüyor. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın, Datça Belediyesi’nin ve yerel kurumların desteğiyle büyüyen organizasyon, artık kentin tanıtımında da önemli bir vitrin. Yalnızca sporcular değil, izleyiciler, gönüllüler ve Datça halkı da bu maratonun bir parçası. Kıyıda bekleyenlerin alkışları, suyun içindeki mücadeleyi daha da anlamlı kılıyor.<br />
Soğuk suya atılmak, yalnızca bedensel değil zihinsel bir cesaret işi. Her kulaç, insanın kendi sınırlarını aşma iradesinin bir sembolü. Sporcuların yüzündeki kararlılık, izleyenlere de ilham veriyor. Bu maraton, aslında bir dayanışma hikâyesi. Tribünlerdeki seyircilerden gönüllülere, organizasyonu sahiplenen Datça halkına kadar herkesin katkısıyla ortaya çıkan bir kolektif ruh var.<br />
Bir köşe yazarı olarak şunu söylemek isterim: Datça Kış Yüzme Maratonu, kışın ortasında denize giren yüzlerce insanın cesaretini sahneye taşıyor. Bu cesaret, yalnızca sporculara değil, izleyen herkese hayatın her mevsimde tutkuyla yaşanabileceğini hatırlatıyor. Datça’nın soğuk suları, aslında sıcak bir mesaj veriyor: Hayat, cesaretle yüzüldüğünde güzelleşir.<br />
İşte bu yüzden Datça’daki maraton, bir spor etkinliğinin ötesinde; yaşamın kendisine dair bir metafor. Cesaret, dayanışma ve doğayla uyum… Belki de hepimizin kulaç atması gereken asıl parkur tam da bu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Jan 2026 17:08:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2025/12/mehmet-olmez-1765739910.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUĞLA TÜRKÜLERİ(2)</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri2-2575</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri2-2575</guid>
                <description><![CDATA[MUĞLA TÜRKÜLERİ(2)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>(Popstar ‘dan Türkücü Çıkmaz!)<br />
Birinci bölümde Kitabın yazarı H.İlker Altınsoy’un önsözünden bahsetmiştim. Oradan devam ediyorum;<br />
“…Her türlü değerin un ufak edilerek “zamane”değirmeninde öğütüldüğü bu dönemde, popstar yarışmalarında yaldızlanarak gözümüze sokulan, ardından da silik bir yalnızlığın içine itilen ve hep trajik öykülerle son bulan hayatların peşinden gidiliyor…”<br />
Bugün yalnızca bir televizyon yarışması ağzıyla “performans” sözcüğüne indirgenen türkülerin kolektif belleğimizde kapsadığı alan sanılandan çok daha önemlidir.&nbsp;<br />
Medyada asılsız uydurma senaryolarla “türkü filmleri” yapılmaya çalışılıyor”&nbsp;<br />
Yazar, daha sonra türkülerin kaynaklarına göre kısımlara ayrıldığını anlatır.<br />
A-Anonim<br />
B-Aşık Ağzı<br />
Ben burada sayın yazarın bu türkü örneklerini vermeyeceğim. Zaten yazı dizimiz boyunca, o türkülerden örnekler sunmaya çalışacağım.&nbsp;<br />
İÇERİK BAKIMINDAN TÜRKÜLERİMİZ DE ŞÖYLE SIRALANMIŞ<br />
1-Güzellemeler,2-Yiğitlemeler-Kocaklamalar,3-Ağıtlar,4Ninni ve Çocuk Türküleri.<br />
EZGİLERİ BAKIMINDAN TÜRKÜLERİMİZ;<br />
A-Sözlü Türküler,B-Sözlü Oyun Havaları<br />
KONULARI BAKIMINDAN TÜRKÜLERİMİZ<br />
a-Ölüm ve acıklı bir olaya dayanan türkülerimiz<br />
b-Aşk konulu(sevda) türküleri<br />
c-Güzellik Duygusu, doğayı işleyen Türküler,<br />
d-Hayvan-eşya konulu, günlük yaşamı işleyen türküler<br />
e-Konusu belli olmayan oyun havaları<br />
BİÇİMSEL AÇIDAN TÜRKÜLERİMİZ<br />
1-Mani kaynaklı türküler<br />
2-Dörtlüklerlekurulan fakat 11’li,13’lü,15’li hece ölçüsüyle söylenenler<br />
3-Bentleri üçlük, dörtlüklerle kurulup,12’li, 14’lü hece kalıbıyla söylenenler.<br />
4-Bentleri üç dizeli, kavuştakları iki dizeli olarak kurulan türküler.<br />
5-Beyit birimine dayalı türküler<br />
6-Biri uzun ölçü diğeri kısa ölçülü dizelerle kurulanlar<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Jan 2026 17:06:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HANGİSİ  DOĞRU</title>
                <category>İ.Yekta Kolcu</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/hangisi-dogru-2574</link>
                <author>yektakolcu48@gmail.com (İ.Yekta Kolcu)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/hangisi-dogru-2574</guid>
                <description><![CDATA[HANGİSİ  DOĞRU]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İlçemizde &nbsp; &nbsp;yaşanan &nbsp; olaylar &nbsp; &nbsp;, gündemi &nbsp; işgal &nbsp;eden &nbsp; konuların &nbsp; hangisinin doğru &nbsp; hangisinin &nbsp; &nbsp;yanlış &nbsp; olduğunu ben &nbsp; hiç &nbsp;takip &nbsp; etmiyorum &nbsp;desem &nbsp; yeri &nbsp;var.Kimilerimiz bir &nbsp;evcil &nbsp;hayvanının,kimilerimiz alınmayan &nbsp; çöplerinin , olagelen &nbsp; su - &nbsp;elektrik &nbsp;kesintilerinin,mahalle &nbsp; &nbsp;içinde &nbsp; yapılan &nbsp; &nbsp;besicilik &nbsp; &nbsp;faaliyetinin &nbsp;bu &nbsp;konu &nbsp; başlıklarını &nbsp; &nbsp; artırabiliriz, &nbsp;gündem &nbsp; &nbsp;olmasını ,öncelikle &nbsp; ivedilikle &nbsp; kendi görüş/beklentisi &nbsp; doğrultusunda &nbsp; çözülmesini &nbsp; arzu &nbsp; ettiğini &nbsp; &nbsp;görüyoruz. Bazen,çoğu &nbsp;zaman &nbsp; sorunun &nbsp;kaynağının &nbsp; kendileri &nbsp; &nbsp;olduğunun &nbsp; &nbsp;farkında &nbsp; bile &nbsp; değillerdir.Hele &nbsp; çoğu &nbsp;zaman &nbsp; sorunların &nbsp; çözümünde ,taşın &nbsp; altına &nbsp;bizde &nbsp; elimizi &nbsp; koyalım &nbsp; &nbsp;demezler.</p>

<p>İşte &nbsp; &nbsp;bu &nbsp;nedenle;<br />
Hizmet &nbsp; &nbsp;veren &nbsp; kamu &nbsp;birimlerinin &nbsp; temsilcilerinin ,hizmet &nbsp; alan &nbsp; &nbsp;ve &nbsp;beklentisi &nbsp; olanlarla &nbsp;,belirli &nbsp; zamanlarda toplantılar &nbsp; düzenleyerek, eteğimizdeki &nbsp; taşları &nbsp; dökmemizi &nbsp; &nbsp;öneriyorum. &nbsp;Buna &nbsp; DATÇA sohbetleri &nbsp;konu &nbsp; başlığı &nbsp; altında her &nbsp;hafta &nbsp; bir &nbsp; veya &nbsp;birkaç &nbsp;kamu &nbsp; temsilcilerinin ,halkı &nbsp; aydınlatma &nbsp;toplantılarında &nbsp;buluşmalarını &nbsp; &nbsp;öneriyorum. &nbsp;</p>

<p><br />
Böyle &nbsp;bir &nbsp; &nbsp;uygulamada ; &nbsp;karşılıklı &nbsp; beklentiler &nbsp; &nbsp;masaya &nbsp; konulduğunda, sorunların &nbsp; &nbsp;daha &nbsp;üst &nbsp;makamlara &nbsp; taşınmasına &nbsp; gerek &nbsp; kalmayabilir.<br />
Buna &nbsp; kamu &nbsp;halk &nbsp;kaynaşması &nbsp;diyebilirmiyiz.?</p>

<p>Örneğin yerel &nbsp;yönetimin &nbsp;temsilcileri -sorumlulukları,hizmet &nbsp; alanlarla paylaşılabilir.Genel &nbsp;veya &nbsp;kişisel &nbsp;talepler &nbsp;ortaya &nbsp;konarak karşılıklı &nbsp;talepler aktarılabilir.<br />
-Emniyet/güvenlik &nbsp;/trafik &nbsp; sorunlarımızı &nbsp;birde &nbsp;sorumlularından &nbsp; dinlesek &nbsp;olmazmı.?<br />
-MUSKİ-AYDEM-PTT &nbsp;sorumlularını &nbsp;birde &nbsp;biz &nbsp; dinlesek.Bizlerin &nbsp;hataları /ihtimallerimiz &nbsp;yokmu &nbsp; acaba,<br />
_-Ulaştırma &nbsp; hizmeti &nbsp; &nbsp;verenlerin &nbsp; sorunları &nbsp;yokmu, Odaları &nbsp;ne &nbsp;yapar.?<br />
-Hastane/Sağlık &nbsp;hizmetleri &nbsp; nasıl &nbsp;yürümekte-yürütülmekte.?<br />
-Konaklama/ &nbsp;Otel Apart &nbsp;Vb, Lokanta &nbsp;-esnafının &nbsp;diyeceği &nbsp;yok mu.<br />
-Gezi &nbsp;motorları &nbsp; &nbsp;işletmecileri &nbsp;ne &nbsp; &nbsp;alemde birde &nbsp; onları &nbsp;dinlesek.<br />
-İlçemizde &nbsp;teşkilatı /temsilciligi &nbsp;bulunan; Tarım-Orman &nbsp;kamu &nbsp;birimlerimiz &nbsp; ne yapar &nbsp; veya &nbsp;ne &nbsp;yapabilmeyi &nbsp; &nbsp;amaçlıyor.?<br />
-Bilhassa &nbsp; yapı /imar &nbsp; sektöründe &nbsp;neler &nbsp; &nbsp;oluyor.Birde &nbsp; temsilcilerini &nbsp; &nbsp;dinlesek.<br />
&nbsp;Bence &nbsp;böyle &nbsp;bir &nbsp; &nbsp;iletişim &nbsp;platformunun &nbsp; &nbsp;oluşturulması &nbsp;halinde,tüm &nbsp;DATÇA &nbsp; yaşayanları &nbsp; &nbsp;ve &nbsp; Datça Mız &nbsp;kazanır &nbsp; &nbsp;inancındayım.</p>

<p>Yapılacak &nbsp;haftanın &nbsp;belirli &nbsp; günlerindeki &nbsp;bu tanıtım bilgilendirme &nbsp;toplantılarda:Vatandaş &nbsp;Devlet &nbsp;, &nbsp;birlikteliği &nbsp; dahada &nbsp; güç &nbsp; kazanır &nbsp; inancındayım.</p>

<p>Sağlıcakla ,güzel &nbsp; bir &nbsp;2026 yılını &nbsp; yaşamak &nbsp; dileklerimle.</p>

<p>YK</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Jan 2026 17:05:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2025/12/iyekta-kolcu-1766133208.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SORMAZ Kİ BİLSİN</title>
                <category>A. Hikmet GÜL</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/sormaz-ki-bilsin-2573</link>
                <author>a.hikmetgul@gmail.com (A. Hikmet GÜL)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/sormaz-ki-bilsin-2573</guid>
                <description><![CDATA[SORMAZ Kİ BİLSİN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Aziz dostlar! Hepimizin bildiği gibi soru sorma merakı insanın doğasında vardır. Çocuklar 24 ayda iki kelimeyi bir araya getirmeye başlar .Arkasından da büyüdükçe yağmur gibi sorular gelir. Sordukları sorular da içinde bulundukları evreni keşfetmelerini ve merak ettiği birçok şeyleri öğrenmelerini sağlar .Bazen ebeveynler bu sorulara nasıl cevap verecekleri konusunda da sıkıntıya düşerler. Çocukların sorularına sorularla cevap verildiğinde de onun daha çok ve daha derin düşünmesini sağlamış olursunuz .Zeka seviyesi yüksek cins kafalar daima sorgular. Tıpkı Hazreti İbrahim'de olduğu gibi. Nasıl mı? Gelin Hazreti İbrahim'in Rabb'imize sorduğu soru ile konumuza girelim. "Hani bir zaman İbrahim, Rabbim bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster demişti de Allah da ona yoksa inanmıyor musun? deyince Hayır Elbette inanıyorum ancak kalbimin tatmin olmasını için bunu istiyorum demişti .Cenabı Hak da ona öyleyse dört kuş tut, onları kendine alıştır sonra onları parçalayıp karıştır ve her bir parçasını bir dağın üzerine bırak sonra da onları kendini çağır göreceksin ki sana koşarak geleceklerdir. Bil ki Şüphesiz Allah üstün ve güçlü olandır. Hüküm ve Hikmet sahibidir" buyurmuşlardı. (Bakara :260) Kıymetli Dostlar! Kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'den öğrendiğimize göre sahabeden de birçokları Peygamberimize sorular sormuştur Kur'an'da bu yes'elûneke &nbsp;diye başlayan ayetlerden anlaşılmaktadır ki sayıları 15 civarındadır. Mesela bu ayetlerden birkaçına kulak verelim- Sana yeni doğan hilal şeklindeki ayları sorarlar (Bakara: 189) -Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını sorarlar (Bakara: 215 )-Sana haram aydan ve onda savaşmanın doğru olup olmadığından sorarlar (Bakara: 217) Sana şaraptan ve kumardan sorarlar (Bakara:219) -Sana Yetimler hakkında sorarlar (Bakara: 220 -Sana kadınların ay halini sorarlar (Bakara: 222) -Sana Kıyamet saatinden onun ne zaman gelip çatacağından sorarlar (Araf :187) -Sana Savaş ganimetlerinden sorarlar (Enfal :1) -Sana ruh hakkında sorarlar (İsra :85) -Sana Zülkarneyn hakkında sorarlar Kehf(83 :)-Sana dağlar hakkında sorarlar (Tâhâ :105) İşte bu sorulan sorulara peygamberin ne şekilde cevap vermesi gerektiğini hemen arkasından gelen De ki :diyerek başlayan ilgili ayetlerden anlıyoruz .Değerli Dostlar !Sadi Şiraziye &nbsp;atfedilen şu cümle ne kadar manidardır .Sor mazki bilsin ,sorsa bilirdi ,Bilmez ki sorsun bilse sorardı. Şunu unutmamak gerekir ki insan bir şeyi ne kadar çok iyi bilirse bilsin, muhakkak surette kendisinden daha iyi bilen biri vardır. Onun içindir ki insan bir işe başlamadan önce o iş üzerinde geniş bilgisi herkes tarafından kabul edilen kimselerinde düşüncesini almalıdır. Bundan seneler önce kızım bana şu soruyu sormuştu. "Baba! ailede birçok çocuğa isim babalığı yaptın. Çocukların kulakları ilk senin sesinle ezanı duydu .Peki Allah'a Allah ismini kim verdi. Hani yukarıda demiştik ya tam cins kafalarınsoracağı bir soru. Toplumda çok kişinin aklına gelmeyen bir soru. Hemen açıklayalım ve dilimizin döndüğü kadar da Kur'an'dan bu sorunun cevabını vermeye çalışalım. Bu konu Kur'an'da açık açık anlatılır. Ama kitabımıza yabancı olduğumuz için bu konu kimsenin aklına gelmez. Gelin konuyu birlikte hatırlayalım yine Kur'an'dan öğrendiğimize göre Hz Musa Cenabı Hak ile 40 gece söyleşmişti.( Bakara :51) Tâhâ sûresindeki 9 ile 14 ayetlerden anladığımıza göre Peygamberimize hitaben, "Musa'nın haberi sana ulaştı değil mi" dedikten sonra hani o bir ateş görmüş ve ailesine siz burada bekleyin bir ateş gördüm ,umarım ki ondan size bir kor getiririm veya ateşin yanında bir rehber bulurum demişti. Oraya ulaştığında tarafımızdan kendisinde şöyle seslenilmişti .Ey Musa ! Şüphesiz ki ben evet Ben senin Rabb'inim hemen ayakkabılarını çıkar .Şüphesiz ki sen kutsanmış Tuvâ vadisindesin. Seni elçi olarak ben seçtim, vahyedilmekte olanı dinle .Evet Şüphesiz Evet ben Allah'ım benden başka ilah yoktur. Bana kulluk et ve beni hatırlamak için namaz kıl .İşte Dostlar! Anlaşılıyor ki Allah'a Allah ismini Alemlerin Rabb'i kendisi için seçmiştir Aziz dostlar !Yazımızı bir ayet meali ve bir dua ile bitirelim. "Bilenler ile bilmeyenler hiçbir olur mu ? Şüphesiz ancak akıl sahipleri bunu idrak edip anlar. (Zümer: 9 )Ey Rabbimiz! İlmimizi arttır! Anlayışımızı kolaylaştır! İmanımızı çoğalt! Bizi öncelikle kendilerini bilenlerle karşılaştır! Bilmediklerimiz ve unuttuklarımızdan dolayı bizleri hesaba çekme !Sen affedicisin affetmeyi seversin bizleri de affet! Sağlıkla ve esenlikle kalın Can dostlar!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Jan 2026 17:04:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2024/12/a-hikmet-gul-1733901285.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BAHAR GELDİ HAYAT GELDİ DATÇA’YA KOKUSU İNSANA HAYAT VERİYOR</title>
                <category>AŞIK SEFİL DURSUN ALABIYIK</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/bahar-geldi-hayat-geldi-datcaya-kokusu-insana-hayat-veriyor-2572</link>
                <author>gonnabeparadise@hotmail.com (AŞIK SEFİL DURSUN ALABIYIK)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/bahar-geldi-hayat-geldi-datcaya-kokusu-insana-hayat-veriyor-2572</guid>
                <description><![CDATA[BAHAR GELDİ HAYAT GELDİ DATÇA’YA KOKUSU İNSANA HAYAT VERİYOR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Reyhan çiçek açmış Bahar mı gelmiş<br />
Kokusu insana hayat veriyor<br />
Gönlümüze neşe mutluluk dolmuş<br />
Kokusu insana hayat veriyor</p>

<p>Reyhan kokuları sarmış Datça’yı<br />
Bahar geldi süsleyelim bahçeyi<br />
Tarlalarda gördüm badem çiçeği<br />
Kokusu insana hayat veriyor</p>

<p>Datça’da geçiyor benim Hayatım<br />
İsterim Reyhanı Baharda tadın<br />
Ömür yaklaşıyor hep adım-adım<br />
Yaşamak insana hayat veriyor</p>

<p>ÂŞIK SEFİL mutlumuzun Hayatla<br />
Hayatım çok mutlu geçti rahatla<br />
Seyahat edelim denizde yatla<br />
Mutluluk insana hayat veriyor</p>

<p>14.1.2021<br />
ÂŞIK SEFİL DURSUN ALABIYIK</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Jan 2026 17:03:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2025/11/asik-sefil-dursun-alabiyik-1764248324.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DATÇA’DAN ŞİİRLER DOSTLAR BENİ HATIRLAR MI  BİLEMEM</title>
                <category>AŞIK SEFİL DURSUN ALABIYIK</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/datcadan-siirler-dostlar-beni-hatirlar-mi-bilemem-2571</link>
                <author>gonnabeparadise@hotmail.com (AŞIK SEFİL DURSUN ALABIYIK)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/datcadan-siirler-dostlar-beni-hatirlar-mi-bilemem-2571</guid>
                <description><![CDATA[DATÇA’DAN ŞİİRLER DOSTLAR BENİ HATIRLAR MI  BİLEMEM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Çok zamanım geldi geçti Datça’da<br />
Dostlar beni hatırlar mı bilemem<br />
Ben ömrümü hep geçirdim bahçede<br />
Dostlar beni hatırla mı bilemem</p>

<p>Bahçemde yetişti türlü çiçekler<br />
Yalan değil görünüyor gerçekler<br />
Türlü-türlü açar tomurcuk güller<br />
Dostlar beni hatırlar mı bilemem</p>

<p>Datça’ya kar yağmaz havası hoştur<br />
Çalış kazan yaşa bu dünya boştur<br />
Yaş yetmişi geçti yolum yokuştur<br />
Dostlar beni hatırlar mı bilemem</p>

<p>ÂŞIK SEFİL oldum abdal misali<br />
Hakikat yolunda olmuşum deli<br />
Kapında kulunum ey kerem kani<br />
Dostlar beni hatırlar mı bilemem</p>

<p>6.1.2019<br />
ÂŞIK SEFİL DURSUN ALABIYIK</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Jan 2026 17:03:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2025/11/asik-sefil-dursun-alabiyik-1764248324.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BEDEN TOPRAK OLUR  KEMİKLER KALIR</title>
                <category>AŞIK SEFİL DURSUN ALABIYIK</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/beden-toprak-olur-kemikler-kalir-2570</link>
                <author>gonnabeparadise@hotmail.com (AŞIK SEFİL DURSUN ALABIYIK)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/beden-toprak-olur-kemikler-kalir-2570</guid>
                <description><![CDATA[BEDEN TOPRAK OLUR  KEMİKLER KALIR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Az yaşa çok yaşa bir gün göçersin<br />
Beden toprak olur kemikler kalır<br />
Ecel şerbetinden sende içersin<br />
Beden toprak olur kemikler kalır<br />
Bütün emeklerin kalır burada</p>

<p>Yapacağın hiç iş yoktur orada<br />
Orada geçmez altın dolar paranda<br />
Beden toprak olur kemikler kalır<br />
Burada gözün doymaz dünya malına</p>

<p>Haram yer düşersin elin dilline<br />
Şaşırırsın gidemezsin yoluna<br />
Beden toprak olur kemikler kalır<br />
Hükümdar olursan neler yaparsın</p>

<p>Haram yersin çok paraya taparsın<br />
Bu dünyada yaşıyorken kokarsın<br />
Beden toprak olur kemikler kalır<br />
İnsanoğlu sen kanaat bilmezsin</p>

<p>Şaşırırsın doğru yolda gelmezsin<br />
ÂŞIK SEFİL hep çalışır durmazsın<br />
Beden toprak olur kemikler kalır&nbsp;<br />
12.1.226<br />
ÂŞIK SEFİL DURSUN ALABIYIK</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Jan 2026 17:00:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2025/11/asik-sefil-dursun-alabiyik-1764248324.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akdeniz’den Ege’ye Uzanan 25 Yıllık Bir Hikâye</title>
                <category>Mehmet ÖLMEZ</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/akdenizden-egeye-uzanan-25-yillik-bir-hikaye-2569</link>
                <author>mehmetolmez048@hotmail.com (Mehmet ÖLMEZ)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/akdenizden-egeye-uzanan-25-yillik-bir-hikaye-2569</guid>
                <description><![CDATA[Akdeniz’den Ege’ye Uzanan 25 Yıllık Bir Hikâye]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Datça’da bazı gelenekler vardır; takvimde yazmaz ama herkes bilir. Sorulmaz, tartışılmaz, “bu yıl olacak mı” denmez. Akdeniz’den Ege’ye Doğa ve Dostluk Yürüyüşü de işte tam olarak böyle bir gelenek.</p>

<p>Bu yürüyüş, sadece bir rota değildir. Bir testinin içine konan sudan ibaret hiç değildir. Bu yürüyüş, Datça’nın ruhunu anlatır.</p>

<p>Yirmi beş yıl önce Avukat Turgay Sönmez’in aklına düşen bir fikir, bugün yüzlerce insanın adımlarında hayat bulur. Akdeniz’den alınan su, omuzlarda taşınır, Ege’ye ulaştırılır. İki deniz, iki yaka, iki ayrı mavi; ama tek bir amaç vardır: doğayı korumak, dostluğu büyütmek.</p>

<p>Cumhuriyet Meydanı’nda davul zurna çalar. O ses Datça’da sadece bir başlangıcı değil, aynı zamanda bir hatırlatmayı da işaret eder. “Buradayız” demenin sesidir o. Sevgi Yolu’ndan geçilir, Azmak Boyu’nda nefes alınır, Kızlan Yel Değirmenleri selamlanır. Her adımda biraz Datça, biraz geçmiş, biraz da emek vardır.</p>

<p>Bu yürüyüşte kimse acele etmez. Kimse kimseyi geçmeye çalışmaz. Yan yana yürünür. Sohbet edilir. Tanımayanlar tanışır, eski dostlar yeniden karşılaşır. Belki de en kıymetlisi budur.</p>

<p>Pandemi yıllarında yapılamadı. İki yıl sessizlik oldu. O sessizlik, bu yürüyüşün ne kadar değerli olduğunu herkese bir kez daha gösterdi. Çünkü bazı şeyler yokluğunda anlaşılır.</p>

<p>Bugün gelinen noktada Akdeniz’den Ege’ye Doğa ve Dostluk Yürüyüşü, Datça’nın hafızasına kazınmış durumda. Bir etkinlikten çok daha fazlası. Bir duruş. Bir hatırlatma. “Doğa varsa biz varız” diyen bir ses.</p>

<p>Testilerde taşınan su, aslında Datça’nın ortak belleğidir. O su Ege’ye dökülürken, geriye dostluk kalır. Dayanışma kalır. Ve bir sonraki yıl yeniden yola çıkma sözü kalır.</p>

<p>Çeyrek asır az değil. Hele Datça gibi bir yerde, bu kadar yıl aynı inançla yürümek hiç az değil.</p>

<p>İyi ki var bu yürüyüş.<br />
İyi ki Datça’da böyle gelenekler var.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 12 Jan 2026 16:56:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/2025/12/mehmet-olmez-1765739910.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUĞLA TÜRKÜLERİ…(1)</title>
                <category>Orhan Keskinsoy</category>
                <link>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri1-2568</link>
                <author>keskinsoy@hotmail.com (Orhan Keskinsoy)</author>
                <guid>https://www.datca-haber.com/index.php/makale/mugla-turkuleri1-2568</guid>
                <description><![CDATA[MUĞLA TÜRKÜLERİ…(1)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir can öğretmenim tarafından hediye etmişti kitabı. Epey oldu okuyalı” Muğla Türküleri ve Öyküleri, Çalgılarımız, Çalgıcılarımız” H. İLKER ALTINSOY<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Çok beğenmiştim. Bunu yeni yılda anlatırım diye sıraya koymuştum. Tabii Tüketici Hakları, Hak Arama yollarını da ihmal etmeyeceğim.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;DUYGULARIN YOĞUNLAŞTIĞI FERYAT!<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Kitabın önsözünde böyle diyor sayın Altınsoy. Cümle tam şöyle” …İşte bu sessiz yığınların yaşadığı, gördüğü, etkilenip duygularını yoğunlaştırdığı olaylar sonrası FERYADIDIR TÜRKÜLER…”<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;“Alişar ortasında düğün kuruldu,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp; Davullar zurnalar çaldı duyuldu,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp; Cuma gecesinde Kardeli vuruldu”<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Derken tarihe kayıt düşer;&nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;“Allan gavağına vardım da geldim<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp; Daraklı dabancam güvendim de geldim<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp; Arkıdeş oyununa aldandım da geldim”<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Derken olayın şeklini anlatır.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;“Evlerine vardım da imanım, kapıları kapalı<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp; Mustafa’ya sen sebep oldun,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Hayıtlı’nın topalı<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Neden bildiren çığlıktır<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;“Pınarın başında söylenir sözler,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp; Baba sen de yok mu utanır sözler,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp; Burada utancı ve kızgınlığını anlatır,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;“Nasıl astın hakim Hanım ipe de kendi kendini,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Çifte doktorlar doğradı gülden beyaztenini”<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Derken acıma duygusu yoğunlaşır<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;“Dam üstünde sazım var<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp; Sana bir çift sözüm var<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Söylemeye utandım,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Al yanakta gözüm var”<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Derken yâre kavuşma isteğindeki yalınlıkla<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;“Ev yaptırdım dabandan<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp; Gelin geldi yabandan,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp; Elif gız gebe galmış,<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp; Keçi güden çobandan”<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;Derken de aynı yalınlıkla uzaktan gelen yârin geçmişine ışık tutulmaya çalışılır (devam edecek)<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 12 Jan 2026 16:55:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.datca-haber.com/index.php/images/kullanicilar/orhan-keskinsoy.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
