LAÇİNNN
Muğla
02 Mart, 2026, Pazartesi
  • DOLAR
    43.97
  • EURO
    51.81
  • ALTIN
    7577.7
  • BIST
    13.718
  • BTC
    66779.368$

HALİFELİĞİN KALDIRILMASI ( 03 Mart 1924)

02 Mart 2026, Pazartesi 17:41

“Efendiler, yabancılar Türklere saldırmak için halifeliğin kaldırılmasını istemiyorlardı”
    Halifeliğin kaldırılmaması taraftarı çok büyük bir grup vardı TBMM ‘de. 
    Meclisteki uzun tartışmalar sonunda Halifelik kaldırılmış, Halife Abdülmecit’in yurt dışına sürülmesi karar altına alınmıştı. Bunu halifeye birinin bildirmesi ve hatta halifenin hemen hazırlanıp, terenle Türkiye topraklarını terk etmesini birilerinin sağlaması gerekiyordu.
    İstanbul Valisi Haydar ‘la, polis müdürü Sadettin bu görev için Abdülmecit’in kapısını çaldı. Abdülmecit öfkeliydi:
    -Bana yeterli bilgi belge verin. Bu karar 1 Ekim güvencesine aykırıdır. Beni C.Başkanı Mustafa Kemal ile görüştürün. İslamlığı siyaset dışına itmek için halifelik mi kaldırılmış?
    -Saltanatı, yalnız halkımızı  hoşnut etmek için bıraktım(kendi bırakmış gibi) ama hilafeti(halifeliği) bırakamam. Bunu Ankara’ya bildiriniz. Başımdan hemen gitmeniz için size emir veriyorum!...
    Vali Haydar:
    -Aldığım buyruk, TBMM in kararıdır, görevim sadene bu kararı size bildirmek değil, bunu yerine getirmektir de aynı zamanda. 
    Abdülmecit daha hiddetlenerek;
    -Olmaz vali Bey olmaz! Büyük bir din mercii olan , halifeye sizin de saygılı olmanızı anımsatırım.  Sizi tekrar uyarıyorum ki, ülke dışı  şöyle dursun, saraydan, hatta şu salondan bile bir adım dışarı çıkmam. Ve beni çıkartamazsınız da. Söylediklerimi Ankara’ya bildiriniz. Yoksa ben de….
    O zamana kadar sakinliğini ve saygısını bozmayan Vali Haydar:
    -Efendi hazretleri, ben bu ülkeyi temsil eden TBMM’nin buyruğunu yerine getirmek istiyorum. Siz de bana uyacaksınız. Şimdi tekrar söylüyorum; direnmeyi bırakıp, derhal yolculuk hazırlığına başlayınız…
    Bu arada polis müdürü Sadettin , saatine sık sık bakarak söze karıştı:
    -Efendi hazretleri, size ayrılan trenin Sirkeci’den kalkmasına bir buçuk saat bir süre kaldı. Lütfen hazırlansanız da, bizi de zor durumda bırakmasanız…
    Abdülmecit:
    -Beni sarayımdan zorla mı çıkaracaksınız?
    Polis müdürü Sadettin:
    -Evet, gerekirse, üzülerek…
    -Yaaa! Öyle mi? Peki direnirsem ne yaparsınız?
    Daha hava kararmadan saray sarılmıştı. Telefon telleri kesilmişti.
    Bu arada Vali ile Polis müdürü, Ankara’yla görüşmüş gibi yaparak,A.Mecit Efendi’ye daha sert davranmalarını gerektiren durum varsa, o şekilde davranmaları emri aldıklarını söylediler.
    Artık Mecit sonun geldiğini anlamıştı. Tüm odalar kilitlenmişti. Kimse kımıldayamıyordu. 
    20 dakika kadar koltuğa yığılıp kalan Mecit, daha sonra:
    -Vali Bey, gönderileceğimiz yer Ankara tarafından belirlenmiş midir?
    -Hayır efendim, bu sizin isteğinize bırakılmıştır. 
    -Şu halde bizi hangi yöne göndereceksiniz?
    -Özel bir trenle Balkan sınırına kadar…
    -Peki bu tren, bizi son olarak nereye bırakacaktır?
    -O da sizin arzunuza bırakılmıştır.
    -O halde harem dairesine gidip, akşama kadar son hazırlıkları yapayım.
    Vali ile Mecit arasında kutsal emanetlerin gidip gitmeyeceği, yani Mecit’in bir kısım eşyayı alıp almaması tartışması sürdü. Vali bir Türk vatandaşı olarak şöyle diyordu:
    -İstediğiniz şeyler Türk ulusuna aittir…
    Mecit umarsız:
    -Trene nereden bineceğiz Vali efendi.
    Vali hemen yanıt vermedi. Çünkü, Çatalca’ya kadar gidip, orada trene bindirilecekti.
    Mecit, gidişin biraz sorunlu olacağını anlamıştı. 
    -Sirkeci’ye karadan mı, yoksa denizden mi gideceğiz?
    -Hangi yolu isterseniz…
    Vali ile kara, deniz konuşulurken, Sadettin içeri girip, hazırlıkların tamamlandığını söyledi.
    Yola çıktılar…
    İsviçre’nin soğuk martına sorunsuz gitti sayılır. Ama İsviçre’de, o halifelik, o şeriat başına iş çıkardı. Pasaport kontrolü sırasında, dört karılı  birini ülkeye alamayacaklarını bildirdiler. İsviçre Cumhurbaşkanı’na telgraf çekerek içeri aldılar!...
    Orada İslam dünyasına bir bildiri yayınladı. Bu bildiride T.C ni kötülüyordu. Ama hiçbir İslam Devleti bu bildiriyi dikkate almadı. Artık o İslam devletleri de Mustafa Kemal Cumhuriyeti’ni tanımak için sıraya girmişlerdi…
        
 


Okunma Sayısı: 148

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.