İLK ADIMDAN ÖNCEKİ ADIMLAR(5)
08 Haziran 2026, Pazartesi 15:38“BU GEMİ BU KARADENİZ.....”
Kaptan İsmail Hakkı Durusu çok düşünceliydi. Yüzü somurtkandı. Mustafa Kemal
O’nun bu havasını dağıtmak için yanına gitti:
-Karadeniz’e bu kaçıncı seferinizdir,kaptan?
-Marmara’dan dışarı ilk çıkışımdır Paşam!
-O halde bu denizin tehlikeli noktalarını bilir misiniz? İcabında nerelere
yanaşabiliriz?
Kaptan harita üzerinde göstererek:
-Şu Kerempe Burnu’nu geçersek tehlikeyi kısmen atlatmış oluruz,dedi.
-Fırtına pek şiddetli değil mi?
-Evet,Paşam!
-Peki,hangi rotayı takip ediyorsunuz?
Kaptan az önce somurtkandı,şimdi öfkelendi:
-Ne rotası paşam? Allah’a sığındık gidiyoruz işte!
-Peki ama niçin böyle gidiyoruz?
-Hareket için iki gün önce emir verdiler. Gemiyi gözden geçirdim. Birçok
noksanları var.”Ben bu gemiyle yola çıkmam “ dedimse de,kimseye söz dinletmek mümkün
olmadı. Elde pusula yok,parakete bozuk,böyle bir geminin rotası olur mu?
-Demek devamlı tehlike içindeyiz. Diyerek,harita üzerinde parmağıyla
göstererek kaptana şu talimatı verdi:
-Bu normal rotayı takip etmeyeceksiniz. Kayalara çarpmamak
koşuluyla,mümkün olduğu kadar sahili takip eden bir rota ile gideceksiniz ve icabında
tereddüt etmeksizin gemiyi sahile vuracaksınız.
-Gemiyi feda ettikten sonra istediğiniz noktaya çıkarız paşam.
-Evet,icap ederse istediğimiz yere gideceğiz.!
Mustafa Kemal’in kafasını kurcalayan birçok soru daha vardı:
-Kaç mil ile gidiyoruz kaptan?
-Paşam,sekiz on mil ama havaya bakar.
-Ne havası?
-Yani,deniz olur da dalgaların üstünde bocalarken pervane havada boşu
boşuna dönerse pek yol alamayız.
17 Mayıs günü de fırtına ve dağlar gibi dalgalarla boğuşarak gece saat 21.3
larda İnebolu’ya vardılar. Gemi burada duramadı. İnebolu’nun yürekli kayıkçıları bile gemiye
yanaşamadı.
Haa gemide Sinop’a mutasarrıf olarak giden Mazhar Tevfik’le ilgilendi. Hürriyet
ve İtilaf’ın bu adamını yanına çekmeyi başardı. O’na bir şifre verdi.
18 Mayıs 1919 sabahı;bandırma gemisi Sinop limanına girdi. Müthiş bir fırtına
vardı. Genç mutasarrıf Mustafa kemal’in elini tutarak karaya çıkabildi.Sinoplular genç
mutasarrıfı bekliyordu. O da iner inmez gemideki önemli konuğu anlatmıştı. Sinoplular
M.Kemal’i dışarı çağırmışlar, ancak denizin rahatsız ettiği M.Kemal, bir kartvizit arkasına özür dileyen birkaç cümle yazmıştı.Hastalıktan öte,karaya çıkmasını engelleyen nedenler
vardı. Suikast gibi...Hatta bir ara karaya çıkıp,Sinop’tan,Samsun’a karadan gidebilirler miydi?
Bunun daha zor olacağı tartışılarak,geri alındı.
19 MAYIS 1919......
Samsun tütün merkezi/limanı pek işlektir
Koyu mavi suların/Kenarında sedeftir.
19 Mayıs 1919 sabahı saat 6’da(kimi kaynaklar 007 olarak da yazar) direğine ordu
kumandanlığı forsu çekilmiş olduğu halde Samsun limanına demirledi. Samsun,yamaçlara
tırmanmış ak badanalı evleriyle,yemyeşil tepelerin eteğinde ve masmavi bir gökyüzü altında
bir kartpostal gibi güzeldi.
Bu idealist yolcular şimdi,karada mı,denizden gelecek bir katiller sürüsü mü
olur,kaygılarıyla Samsun’a ayak bastılar.
“Onlar mitolojinin Argonatları gibi ülkelerine hürriyet getirecek tılsımı bulmak üzere
kalkıp bu şehre gelmişlerdi. Yason ve arkadaşları da memleketlerinin kurtuluşu için aynı
deniz yolunu geçerek kurtuluşun tılsımı olan altın yapağıyı arayıp bulmaya gelmişlerdi.
Samsun’daki tümenden Binbaşı Mahmut Ekrem Bey geldi ve yolcuları motora çağırdı.
Önce kaptanla vedalaşan Mustafa Kemal atladı. Mustafa Kemal’in gözleri ışıl ışıl yanıyordu.
Hepsi dışarı çıktıktan sonra:
-Haydin,arkadaşlar,dedi. Artık burada bize ölüm yok.
Mustafa Kemal’in hürriyet düşü,artık gerçeğin kırmızı,granit kayalıklarına ilk adımını
atmıştı. Burada kazanacağı utkularla O’nun hürriyet düşleri,etten,kemikten,kandan ve
candan yeni bir millet gerçeğine ulaşacaktı.
Okunma Sayısı: 259


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.