Muğla
27 Şubat, 2024, Salı
  • DOLAR
    28.59
  • EURO
    30.52
  • ALTIN
    1783.9
  • BIST
    7768.17
  • BTC
    36743.46$

Yumuşamak ve yumuşatmak !

10 Ağustos 2023, Perşembe 17:23

" Yumuşamak" ve "yumuşatmak" kelimeleri okunduğunda veya duyulduğunda gönlümüze ve kulağımıza da yumuşak gelen, hani bizi rahatsız etmeyen, sert, kaba olmayan kelimelerdir. Ama anlam ve kullanımı olarak çok şey ifade ederler.
Eti yumuşatmak, plastiği yumuşatmak, deriyi yumuşatmak, sertleşmiş kauçuğu yumuşatmak, çamaşırları yumuşatmak, .... Hatta ilişkileri yumuşatmak. Ben burada üç tanesini ele alacağım:
1) Özellikle hanımlar, ama evde iş paylaşımında artık beyler için de çok önemli olan çamaşırları yumuşatmak.
2) Uluslar arası ilişkileri yumuşatmak
3) İnsan ilişkilerini yumuşatmak
1) Yumuşatıcı ne yapar? Bir numaralı amaç, tabi ki kumaşları yumuşatmaktır. Sert suyu olan bir semtte yaşıyor ve yeni yıkanmış havluların sertliğinden nefret ediyor, pamuklu tişörtlerinizin askıda kuruma şeklinden hoşlanmıyor olabilirsiniz, hatta sadece yumuşatıcıyla yıkanmış yatak çarşaflarının yumuşak dokunuşunu tercih ediyorsunuzdur. Nedenleriniz ne olursa olsun kıyafetlerinizin, ev tekstillerinizin ve banyonuzdaki havlularınızın yumuşak, düz ve pürüzsüz olmasını tercih ediyorsanız çamaşır yumuşatıcısı bunları gerçekleştirir. Yumuşatıcının diğer bir avantajı kıyafetlerinizdeki statik elektriği azaltmasıdır. Bu yüzden, çamaşırlarınızı yıkarken yumuşatıcı ekleyin veya kıyafetlerinize biraz püskürtün, bu şekilde elektriklenme çok daha azalacaktır. Yumuşatıcı ürünün ana tasarım amacı bu olmasa da güzel bir koku birçok insanın yumuşatıcı kullanmasının en yaygın nedenlerinden biridir. Kokular duyumuzun derin duygusal kökleriyle de ilgilidir. Güzel bir koku ya da olumlu bir hatırayla ilişkili bir koku, memnuniyet ve mutluluk duygularını tetikler ve rahatlamaya katkıda bulunabilir. Yumuşatıcı, kıyafetlerinizin sadece hoş bir his vermesini ve güzel kokmasını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda kıyafetler için temel açıdan da faydalıdır. İpliklerin, liflerin yumuşak ve pürüzsüz olmasını sağlayan koşullandırıcı etkisi, onları ayrıca korur.
2) Uluslararası  ilişkilerde  yumuşama, özellikle  siyasi  ilişkilerin  sözlü  iletişim  yoluyla  gerilimlerinin  azaltılması  anlamına  gelen bir  diplomasi  terimidir. Bu  terim  1912 yılında  Fransa  ve  Almanya'nın  gerilimleri  azaltmaya  yönelik  başarısız  girişimleriyle  ortaya  çıkmıştır.  Yumuşama  politikası  farklı  toplumsal  ve  ekonomik  sistemlere  sahip  ülkelerin, ülke  gruplarının, bloklarının, barış  içinde  bir  arada  yaşamayı  sağlayan, bazı  şartlara  bağlanmış, uzun  süreli, kapsamlı  iş  birliğini  ifade  eden, bilinçli  bir  şekilde  ülkeler  arasındaki  gerginliğin  genelde  aşamalı  bir  şekilde  azaltıldığını  ön  gören  politikanın  tanımıdır.
Örneğin  60 küsur  yıl  önce  Soğuk  Savaş  sırasında  ABD ve  SSCB'nin  başını  çektiği  iki  blok  arasında  gerilen  ilişkilerin  diyalog  ve  doğrudan  iletişim  yoluyla  normalleşmeye  başlamasına  ve  bu  sayede  bloklar  arası  tansiyonun  düşmesine  yumuşama  denir. Zaman aralığı  olarak  1960'ların sonunda  başlayan  yumuşama  dönemi  1979 sonunda  Sovyetler  Birliğinin  Afganistan'a  girmesi  ile  son  bulmuştur. 1962 yılındaki  Küba  Füze  Krizi  sonrasında  atılan  adımlar  aslında  yumuşama  döneminin  öncüsü  olarak  sayılabilir.  Ancak  ABD'nin  Vietnam'daki  savaşa  artan  bir  biçimde  güç  göndermesi  ve  buna  devam  etmesi  yumuşama  dönemini  uzatmış  ve  geciktirmiştir.  Yumuşama  döneminin  ana  özellikleri, tarafların  iki  bloğu  doğrudan  karşı  karşıya  getirebilecek  hamlelerden  kaçınmaları, diyalog  mekanizmalarını  açık  tutmaları  ve  anlaşmalar  vasıtasıyla  silahlanmayı  sınırlandırmaya  gitmeleridir. Amacım  burada  uzun  uzun  bir  tarih  dersi  vermek  değil. Dünyada  çeşitli  ülkeler, farklı  bloklar  arasındaki  farklı  politik  ve  askeri  ilişkilerde  olumlu  yumuşama  örnekleri,  ya  da olumlu  başlayan  yumuşama  faaliyetlerinin  çeşitli  nedenlerle  zaman  içinde  sekteye  uğramasının  örnekleri  çoktur  ve  detaylarına  girmeden  bahsetmek  bile  onlarca, hatta  yüzlerce  sayfa  doldurur. Bu  nedenle  uluslar  arası  yumuşama  konusuna  kısaca  değinmiş  olduktan  sonra  şimdi  başka  bir  yumuşamaya  geçeceğim.

3) Çok  değer  verdiğim  biri  var. Dost deyin, arkadaş  deyin, kaprisli  patron  deyin, mükemmel  yönetmen  deyin, sarı  inat  biri  deyin, hepsi  ona  uyar.  Bir  yıla  yakın  zamandır  ilişkilerimiz  limoni, hatta  keskin  sirke  gibi. Nedenini  o biliyor  ama  ben  tam  bilmiyorum. Ama o da tam  biliyor  mu  emin  değilim. Bir  nedenle  bana  kızdı  ve  bence  sarı  inat  olduğu  için  geri  dönemiyor.  Bazen  ona  bir  laf  atıyorum, ortamı  yumuşatmak  amacı  ile. En başlarda  çoğunlukla  bana  geri  dönüş  bile  yapmıyordu. Sonra  sonra  seyrek  te  olsa  bir  kelimelik  bir  cevabı  bile  beni  çok  sevindiriyordu. Geçenlerde, neredeyse  bir  yıl  sonra, hem birazcık  uzun  hem de bana  eskiden  hitap  ettiği  takma  adımla  hitap  ederek  bir şey  yazınca  havalara  uçtum, dünyalar  benim  oldu. Ama sonra  yine  sessizlik  ve  umutsuzluk  derken  onun  bir  yorumuna  benim  farklı  bakış  açım  onu  dürttü  ve  bana  cevabı  ile  yine  ümit  verdi. Ne zor  bir  işmiş  bir  sevdiğini  yumuşatmak. Çamaşır  olsa  bir  daha  dener, makinaya  yumuşatıcıyı  daha  fazla  koyarsın, kumaşın  cinsine  göre  başka  cins  yumuşatıcı  kullanırsın. Ama ya  insanlarda? Onları  yumuşatabilmek  sevgi, şans  ve  sabır  istiyor, yani  bir  ilacı  yok.
„Uçurtmalar rüzgar gücü ile değil o güce karşı koydukları için uçarlar“ demiş Winston Churchill. Şimdi ben size soruyorum, „Peki ya sevdiklerini yumuşatmak isteyenler? Onlar hangi güce karşı koyarlarsa ya da hangi nimetlere sahiplerse başarılı olurlar?“ Size sordum ama ben bunun cevabını kendimce yukarıda, birkaç satır evvel „sevgi, şans ve sabır“ olarak verdim. Bende ona karşı sevgim sınırsız, sabır derseniz aylardır sabrediyorum ama o şans anı bir türlü gelmemişti. Geçen gün bir sanal ortamdaki yazılımda iki kişi (burada A ve B diye isimlendirdim) arasında geçen şu kısa diyaloğu okudum:
A: - Bir ağaç hangi yöne düşer?
B: - Aşağı mı?
A: - Yaslandığı yöne düşer. Nereye yaslandığına dikkat et.
Ben de sanal ortamda bu diyaloğu paylaşan kişiye „Orman yangınlarından ağaç kalmışsa eğer.“ diye cevap yazdım. O da bana „Tekrar düşün, konu burada ağaç değil, insan. Bunda subliminal bir mesaj var.“ diye cevap verdi. Ben de ona „Ben o mesajı anladım ama, burada ağaç lafı edilince, fırsat bulup hepimizi çok üzen, hatta birçok defalar kasıtlı çıkarılan  orman yangınlarından dem vurayım diye böyle bir cevap verdim“ dedim ve şöyle devam ettim:
 „Yoksa ben insan olarak nereye veya kime yaslandığıma ömrüm boyunca hep dikkat etmeğe çalışmışımdır. Beni yanıltan yaslanmalarım da olmuştur ama genelde yaslandığım insanlar veya şeyler veya planlarım olumlu sonuç vermiştir. Birine güvenip ona yaslanırsam o kişi bir süre kendisini benden çekse bile eğer ona inanıyor ve önem veriyorsam yaslanmağa devam etmeğe gayret ederim. Taki o da bir gün benim ona yaslanmağa neden değer verdiğimi tekrar anlayana kadar. Tabii bunun illa bir kişi olması gerekmez. Bir fikre inanıp ona yaslanmak ta olabilir.“.
Şimdi bunları niye yazdın diyeceksiniz. İşte o şans anı artık gelmişti benim için. Çünkü bu karşılıklı yazışmalarımız (deyişlerimiz) o uzun zamandır ilişkilerimizi düzeltme çabasında olduğum o çok değerli bayan ile olmuştu. Yani onun verdiği mesajı benim yanlış anladığımı sanması onu bir bakıma sarı inatlığınıda aşarak dürtmüştü.
Fırsattı buldum ya, şimdi ben de burada ona kontra-subliminal bir mesaj yazayım. Umarım okur.
„Tamam ama sen de tekrar bir düşün, orman yangınlarından ağaç kalmışsa eğer derken ben de bir subliminal mesaj veriyorum. Yani her gün daha da kötüye giden bu çıkar, yalan dolan, bir tarafa yandaş olma gayreti içinde olanların dünyasında sırtını yaslayabileceğin bir insan, bir inanç, bir nesne kalmışsa eğer demek istiyorum.“.
Offf ne zormuş bu ilişkileriniz bozulmuş bir sevdiğinizle ortamı tekrar yumuşatmağa çalışma çabası. Ama değer, hem de sonsuza kadar değer bu çabalarım, yeter ki  „sevgi, şans ve sabır“ bende hiç eksik olmasın.
Sizin de eğer anlamlı veya anlamsız nedenlerle ilişkilerinizin bozulduğu, zedelendiği, hatta bittiği sevdikleriniz, dostlarınız, arkadaşlarınız varsa hiç tereddüt etmeyin, önce ortamı yumuşatmağa, sonra da ilişkinizi eski güzel günlerdeki haline getirip perçinlemek için her türlü çabayı yapmaktan yılmayın. Hayat sevdikleriniz, güzel dost ve arkadaşlarınızla çok daha mutlu ve keyiflidir.
                    07.08.2023


Okunma Sayısı: 705

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.