LAÇİNNN
Muğla
14 Mayıs, 2026, Perşembe
  • DOLAR
    44.51
  • EURO
    51.67
  • ALTIN
    6625.8
  • BIST
    12.938
  • BTC
    66595.100$

EMANET/EHLİYET İLİŞKİSİ

14 Mayıs 2026, Perşembe 15:54

Can Dostlar!        
Biliyorsunuz ki yazılarımızda bir konuya girerken o konu ile ilgili bir âyeti esas alırız. Yani Kur'an, bizim için rehber olur. Bugün de yine öyle. En'am sûresi 38.âyet aynen şöyle:                                    

"Biz bu kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık."             
İşte eksik bırakılmayan ve insan/toplum hayatını düzenleyen kurallarda bir tanesi... 
O da hangisi diyeceksiniz ? 
Evet ..O da emaneti ehline verme meselesi. Bununla ilgili âyet de aynen şöyle:  "Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında adâletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğüt veriyor. Şüphesiz Allah duyandır görendir. ( Nisâ sûresi 58 ayet )                

Sözü uzatmadan hemen konuya girelim.                 
Aziz Dostlar!                
Mekke fethedilmiş, o kutlu elçi çeşitli baskılarla kendi öz yurdundan 10 yıl ayrı kalmak zorunda bırakılmış, ancak bu fetihle doğduğu şehre geri dönmüştü. Daha gençlik yıllarında müşrikler bile emanetlerini ona bırakıyorlardı. Onun içindir ki kendisine " Muhammed ül Emin" lakabını takmışlardı. Mekke'nin fethi ile Kâbe'nin anahtarlarının kimde bulunması gerektiği konusunda bazı tereddütler oluşmuştu. İşte bununla ilgili aşağıdaki bilgileri sizlerle paylaşmak istedim. Beraber okuyalım.                            

Kâbe'nin anahtarları o an için Müslüman olmayan ve hâlâ puta tapan Osman bin Talha'da idi. Peygamberimiz Hazreti Ali'ye Osman bin Talha'yı bulup Kâbe'nin anahtarlarını ondan alma görevini verir. Bu emir üzerine Hazreti Ali, Osman bin Talha'yı bulur ve Kâbe'nin anahtarlarını kendisine vermesini ister. Osman bin Talha, Kâbe'nin anahtarlarının yıllarca kendi kabilesinde olduğunu ve Kâbe'nin korunmasının kabilesi tarafından yürütüldüğünü Hz.Aliye anlatmaya çalışsa da, Hazreti Ali ,bu emrin Hz. Muhammed'in emri olduğunu söyler. Talha, Hazreti Muhammed'in peygamber olduğuna da inanmadığını açıkça söyleyerek Kâbe'nin anahtarlarını vermek istemez. Hazreti Ali ısrarlı davranır ve bu isteğin Hazreti Muhammed'in emri olduğunu bir kez daha Osman bin Talha'ya hatırlatarak, anahtarı her ne şartlarda olursa olsun alacağını söyler ve Osman Bin Talha'nın bileğini bükerek anahtarı elinden alır. Canı yanan Talha anahtarı vermek zorunda kalır. Anahtarı Osman bin Talha'nın elinden zorla da olsa alan Hazreti Ali, hızlıca efendimizin yanına gelir ve anahtarı uzatarak kendisine teslim eder. Efendimiz anahtarı Hz Ali'den alır ve tekrar kendisine uzatarak, anahtarı Osman bin Talha'ya götürmesini ister. Hazreti Ali şaşkınlık içinde kalır ve efendimize sorar.     
"Ey Allah'ın Resulü ! Biraz önce emrinizle gidip anahtarları alıp getirdim ve size teslim ettim .Şimdi de  yine aynı şahsa anahtarları götürüp teslim etmemi emrediyorsunuz.Bunun sebebi nedir."? Kutlu elçi şöyle cevap verir. "Yâ Ali !  Sen anahtarları bana getirirken Cebrail bir vahiy ile bana geldi.
(Gelen vahiy yukarıda sözünü ettiğimiz Nisa sûresinin 58. ayetindeki emanetleri ehline veriniz emridir) Biliyorsun Kâbe'nin anahtarları uzun süreden beri Osman bin Talha'nın kabilesindeydi. Onlar Kâbe'nin nasıl temizleneceğini ,ona nasıl sahip çıkılacağını çok iyi bilirlerdi .Emanetin ehilleri onlardı. Git ve anahtarları emanet ehli olan Osman bin Talha'ya geri ver buyurur." Bunun üzerine Hazreti Ali Osman bin Talha'yı bulur. Önce helallik ister ve sonra da anahtarı ona teslim eder. Bu defa hayret etme sırası Talha'dadır. Anahtarları teslim alır  ve sorar." Ya Ali! anahtarları az önce elimden zorla ve canımı acıtarak alan sen değil miydin niçin geri getirdin" der Hazreti Ali olanları Talha'ya anlatır. Peygamberimize vahiy geldiğini, gelen vahye göre de anahtarları sana geri vermem gerektiğini söyledi" der. Osman bin Talha bu olay üzerine Peygamberimize giderek müslüman olmak istediğini söyler ve Müslüman olur. Aziz Dostlar!                          
O zaman sormak gerek.    Ehil olmak nedir? Ehil olmak, kişinin o konunun uzmanı olması, işini adaletle yapması, kendi çıkarlarını kullanmaması, halka yararlı olması, herkesi eşit görerek ayrımcılık yapmaması, makamını kullanarak kimseyi kayırmamasıdır.        

Değerli Dostlar!                    

O kutlu elçin'in emanet- liyakat konusuna verdiği önem , sadece bu olayla kalmamış, kaynaklarda bunun dışında atadığı valileri görevlerinden aldığda olmuştur.                            

Aynı hassasiyeti, dört halife döneminde de görürüz. azil (görevden alma )sebepleri arasında ehliyet eksikliği, şahsi kusurlar , halkın şikâyetleri veya daha uygun birinin bulunması gibi sebepler gelir.Bu uygulama özellikle Hz Ömer döneminde daha sistemli bir hale gelmiştir. Halifeliği 10 yıl süren Hazreti Ömer'in vali olarak atadığı Muhris Bin Hârise, Nûman bin Âdi, Nâfi bin Abdülharis, Kudâme bin Maz'un, Sürahbil bin Hase- neyi görevlerinden aldığına kaynaklarımızda rastlıyoruz. Konuyu şöyle bir temenni ile noktalayalım. Selâm olsun işlerine en güzel bir şekilde yapmak suretiyle o işin ehli olanlara.Selâm olsun ehliyet sahiplerini iyi sizinleyip bu işi lâyık olanlara tevdi edenlere (verenlere) Bundan sonraki yazımızda başka bir konuda buluşmak ümidiyle...   
                    
Sağlıkla kalın, 
esen kalın hoş kalın 
Can dostlar !


Okunma Sayısı: 159

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.