İLK ADIMDAN ÖNCEKİ ADIMLAR(4)
04 Haziran 2026, Perşembe 13:27ANA GİBİ YAR VATAN GİBİ DİYAR OLMAZ...
VEDA MI,TEKRAR GÜZEL GÜNLERDE BULUŞMAK DİLEĞİ Mİ?
Mustafa Kemal,o gün son ayrılık ziyaretlerini yaparak eve döndü.Karşısına
çıkan kız kardeşi Makbule’ye:
-Makbuş, bu akşam eve kimse gelmeyecek. Ben annemin odasında yemek
yemek istiyorum. O’nun karyolasının karşısında bana bir yer sofrası hazırlattır. Bu gece sizinle dertleşmek istiyorum.
-Mühim bir şey mi var,ağabeyciğimi?
-Yarın gideceğim.
-Nereye?
-Gideceğim işte,nereye olduğunu sorma. Hayat bu. Belki ölürüm,gelemem.
Size söyleyeceklerim var bu akşam!
Makbule hazırlıkları yaptı. M:kemal odaya girince hemen gitti,annesinin elini
öptü. Annesiyle kız kardeşini daha çok merakta bırakmak istemeyen M.Kemal, sözlerine şöyle başladı:
-Anneciğim,dedi,ben yarın gidiyorum.............Bana hakkını helal et. Paranız
biterse bile halınızı ,kiliminizi satın,sakın buralardan ayrılmayın. Ne olursa olsun
yola çıkmayacaksınız. Başarılı olamazsam zaten sizi öldürürler,o zaman elbet ben de
ölmüş olurum.
Bir anne,bir kız kardeş için bu sözlerin anlamını açıklamaya gerek yok
sanırım. .................................
-Anne,merak etme;bu kadar üzülme. Ben size en kötü olasılığı anlattım.
Başarılı olmak olasılığı daha kuvvetlidir. Tekrar buraya dönerim. Sizi yanıma
aldırırım. Üzülme! Üzülme!
Mustafa Kemal,ayrılık dakikalarının acısını şefkatin ve sevginin şiirinde boğmak
için annesinin yatağına oturdu. Onu iki koluyla sardı. Onun ellerini ve yüzünü birçok kez öptü,öptü:
-Anne,bana hakkını helal et! derken Zübeyde Hanım’ın gözlerinden yaşlar
akıyordu.Makbule ise hiç konuşacak durumda değildi.
Mustafa Kemal:
-Niçin konuşmuyorsun Makbuş? Niçin bana öyle bakıyorsun? Dedi.
-Ağabeyciğim ne konuşayım? Muharebeye giderdin bilirdim. Terfian
giderdin,bilirdim. Bir göreve giderdin bilirdim. Fakat bugün ne için gidiyorsun?
Nereye gidiyorsun? Benim aklım durdu bu gidişe!
Mustafa Kemal kız kardeşini bağrına basarak:
-Evet Makbuş, dedi, merak etme, bunu da bilirsin inşallah!
Bir evdeki böyle ayrılışlar nasılsa öyle oldu. Koşar adım indi merdivenlerden....
BANDIRMA VAPURU....
Biz inanç,ülkü ve kafa götürüyoruz!
16 Mayıs Cuma günü sabahın erken saatlerinde arkadaşı ve avukatı Saadettin
Ferit Talay,Şişli’deki eve gelerek Mustafa kemal’i uyandırdı;duyduğu önemli bir haberi
M.Kemal’e ulaştırdı. Haber şuydu:”Mustafa Kemal’i götüren gemi Karadeniz’e
çıkınca bir İngiliz muhribi tarafından batırılacaktı.”Bu haberi kendisine Merkez
Bankası müdürlerinden Berç Keresteciyan ulaştırmıştı.Bir kaç cümle ile Keresteciyan!
dan söz etmeden olmaz.
Berç Keresteciyan Kızılay 2.başkanı idi. Berç Bey,Osmanlı Bankasındaki
görevinden yararlanarak Anadolu için para yardımı konusunda çalışmış ve Kızılay
2.Başkanı olarak Anadolu’ya Kızılay yoluyla ilaç kaçırılmasını sağlayan bir Kuvayı
Milliyeci’dir.Soyadı yasası yürürlüğe girince Mustafa kemal bu Ermeni asıllı vatandaşa
Türker soyadını verdi. Berç Türker’i Afyonkarahisar’dan milletvekili seçtirdi.
Bu olayı Mustafa kemal’in ağzından aktaralım:
. ....Bir an yalnız kaldım. Ve düşündüm.
Bu dakikada düşmanların elinde idim.
Bana her istediklerini yapamazlar mıydı?
Beynimden bir şimşek geçti:Tutabilirler,sürebilirler,fakat öldürmek! Bunun için beni Karadeniz’in coşkun dalgaları arasında yakalamak lazımdır. Bu ihtimal(olasılık) mantıklıydı. Ancak benim için artık
yakalanmak,tutuklanmak,sürülmek,düşüncelerimi yapmaktan alıkonmak,hepsi
ölmekle denkti. Hemen karar verdim otomobile atlayarak Galata rıhtımına geldim.
Boğaziçi’nde çalışan gemilerden biraz daha büyükçe,eski fakat yine de bakımlı
bir tekne olan Bandırma vapuru,Galata rıhtımında değil,açıkta demirlemiş bekliyordu.
Hiç zaman geçirilmeden öğleden sonra 4 sularında kaptana yola çıkmak için
emir verildi. Kız Kulesi açıklarına geçildi. Daha sonra vapur durdurularak muayene ve
denetlemeye alındı. Birkaç subay denetleme yapacaklardı.
Mustafa Kemal kaptana sordu:
-Bu adamlar ne için gelmişler?
-Efendim,silah cephane arıyorlarmış...
-Görevinizi yapınız,sonuçtan beni haberdar edin.
Sonra orada bulunanlara dönerek,Dolmabahçe önlerinde demirli bulunan yabancı zırhlıları göstererek şöyle dedi:
-Bu sersem adamlar işte böyle...Yalnız demire,çeliğe ve silah gücüne
dayanırlar. Maddeden başka bir şey bilmezler. Bağımsızlık ve özgürlük uğrunda savaşa kararlı bir ulusun kudret ve gücünü anlamaktan acizdirler.Biz silah ve cephane değil,ÜLKÜ,İNANÇ DOLU KAFA GÖTÜRÜYORUZ...
Yazımızın başlarında Samsun’a 23 kişinin gideceği, ancak M.Kemal tarafından 19 kişinin adının verildiği bilinmekte demiştik. Gemide, M.Kemal grubuna dahil olmayan Sinop’a mutasarrıf olarak atanan Mazhar Tevfik,öteki Refet Bele idi. 18 at ile gemiye binmişti.
O da yolculardandı.
Gemi yol boyunca karaya yakın gitmeliydi. Bir saldırı anında karaya çıkacakları yer bulunmalıydı…
(Yazının Devamı Glecek)
Okunma Sayısı: 155


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.