PARAYLA KANSER SATIN ALACAĞINIZA ORGANİK GIDA SATIN ALIN!
27 Ağustos 2026, Perşembe 16:08Geçen günlerde yazdığım bir yazı üzerine kaç telefon aldım bilmiyorum. Bir de
gazeteyi internette bulup okumayanlar şikayette bulundu. “-Bir yazı varmış
kaçırdık,internette de gazeteye ulaşamıyoruz” türlü serzenişler geldi. Devamı var mı dediler.
Ben de hem de çok fazla yazacağım bu konu hakkında dedim. İşte bildiklerimi sizinle
paylaşıyorum.
Ben Samsunluyum.Samsun’un Çarşamba ilçesinde geçti çocukluğum.Elmaları yerden
toplayıp,tozunu,çamurunu şöyle bir siler yerdik. Hıyarı,domatesi dalından koparıp,yine
kolumuza sürter yerdik.Yumurtanın lezzetine doyulmazdı,hele bir de tereyağına kırılmışsa.
Ben köy çocuğuyum. Sebze de yaptım. Tüm otları kazma ile,elle yolardık. İlaç
bilmezdik.Ninem ısırgan otundan sular dökerdi böcekleri kaçırmak için. Daha neler neler…
Sonra balık çok olurdu. Öyle her balığı yemezdik yani. İstavrit en düşük balıklardandı.
Hamsinin yüzüne çok bakılmazdı. . Yine mi hamsi? Denirdi evlerde.Palamut çift satılırdı. Tek
alamazdınız.Çifti 150 kuruştu. Lüfer çoktu. Bir de bizim Yeşilırmak’ta 100 kiloya kadar yayın
balığı tutulur ki,tadına doyum olmazdı. Bunlar yeni nesillere masal gibi geliyordur.
Köyün ve kasabanın fırınları,fırıncıları vardı. Özellikle bayram önceleri nokullar,
güveçler atılırdı fırınlara. Fırıncı hakkı da verilirdi hani.
Mevsimler okullarımızın kapısına gelirdi.
Kestane kebapçı, macuncu(çubuğa sarılıp verilen renkli şekerler) tereyağlı diye satılan
un kurabiyecisi gelirdi.Meyveler bitince okullar da biterdi .
Bize ve öğretmen olarak biz ”ürettiğiyle kendini besleyebilen yedi ülkeden biri”diye
tanınırdık. Şeker bulunmazdı,azdı,yağ karaborsaydı,kahve hiç yoktu denecek kadar azdı(-
Çocuklar büyüklerin yanında kahve içmez sözü kıtlıkta uydurulmuştu!) Ama gıda,yerel ve
gerçekti.Kimse aç değildi.
Ben çocukken,35 milyon kadar nüfusumuz vardı.
50 milyon küçükbaş hayvan yetiştiriliyordu.Nüfusumuz iki katına çıktı,şimdiki hayvan
sayımız 24 milyon. Lüfer avımız on yıl öncesinin dörtte birine,(4 bin tona kadar düşmüş
durumda).30 yıl kadar önce 60 milyon olan büyükbaş hayvan sayımız bugün on milyon ve
artmıyor, eksiliyor. TÜİK’in rakamlarına göre, buğday üretimi %8.8,arpa %28.6,kırmızı
mercimek %78.8,nohut %20.3 ve kuru fasulye %38 oranında azaldı. Şeker pancarı ise %34.6
oranında geriledi.Patates üretimi %19,kavun-karpuz üretimi ise %10 düştü.
Benim çocukluğumda, kuruyemişçide iğde, leblebi tozu, keçiboynuzu, ege ve mabel
sakızları, bir de muzlu ve fıstıklı çikolata satılırdı.
Sonra Coca Cola, kulağa takılan Walkman, güzel popoların taşıdığı Wranglerler,Adidas
Top Tenler….Bunları ithal ederken,tarımı da yok edecek tarım ürünleri ithal etmeye başladık.
Bu ithalatla birlikte,tarım hastalıkları,tarım ilaçları girdi ülkemize. Tabii beraberinde
kanser de… Ve başka hastalıklar da.…Tabii bu arada köylü de kalmadı gibi…
Yüzde 70-80 lerde diye ifade edilen şehirleşmenin karşılığı ,sanayi ürünü tavuklar ve
süttozu ile çırpılmış,soya yağıyla kıvam katılmış peynirlerdir artık….Anneler,yeni doğmuş
çocuklarına paraya kıyıp,organik sebze alırken,babalar gıdanın aile bütçesindeki yerini
kontrol altında tutmak zorunda…Zira, yenilenecek dizüstü bilgisayarları, cep telefonları
sırada.
Değerli veliler, çocuklarımız daha ilkokul sıralarında buluğ çağına eriyorlar. Niye?
Memleketim nüfusuna denk cep telefonu aboneliği olduğunu da söylemiş olayım bu
Son söz olarak,bırakın bu Batılıların palavralarını,biz eski beslenme alışkanlıklarımıza
dönelim. Kendi bildiğimizle üretelim. İlaçsız,hormonsuz.Şimdilik bu kadar….
arada.
Okunma Sayısı: 289


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.