RIZIK KİMDENDİR?
01 Haziran 2026, Pazartesi 15:28Can Dostlar ! Bugün sizlerle kalemimizin yettiği ölçüde rızık konusunu işleyeceğiz. Rızık, Arapça kökenli bir kelime olup, tüm canlıları yiyip içmeleri faydalanmala- rı ve hayatlarını devam ettirmeleri için bahşettiği maddi ve mânevi nimetleri ifade eder .Hava, Güneş, Su gıda maddeleri gibi. İlim , makam ve benzeri mânevi nimetler de birer rızıktır. Bu rızkın elde edilmesine vesile olana da" Râzık "yani rızkı veren ,denilse de bu mecaz anlamdadır .Hiç şüphesiz rızık veren ,sağlam, kuvvet sahibi olan ancak ,Allah'tır (Zâriyat: 58 )Yüce Allah kullarına rızkı dilediği ölçüde indirmekte (Şûra: 27) dilediğine de hesapsız derecede bol rızık vermektedir. Esmâ ül Hüsna (Allah'ın en güzel isimleri) arasında rızık veren yüceler yücesi "Er Rezzâk" ismi ile anılır. O, öylesine büyük bir rızık bahşedicidir ki inanana da inanmayana da rızkı verir. Kur'an'da rızık ve türevlerine 130'a yakın yerde rastlarız Hatta Hazreti İbrahim'e bir mecûsi (ateşe tapan) gelerek karnının aç olduğunu bildirmişti de Hazreti İbrahim de ona," Müslüman olursan seni doyurur ,misafir ederim" dediğinde adam geri dönüp gitmişti .Bunun üzerine Cenabı Hak'tan şöyle bir vahiy geldi ."Ey İbrahim !Ben 70 senedir bana iman etmediği halde onun rızkını veriyorum. Sen ise onu bir gün bile misafir etmeye yanaşmadın, karnını doyurmadın! Bunun üzerine Hazreti İbrahim adamın peşine düşmüş onun karnını doyurmuş ve misafir etmiştir. Olayın açıklanmasını isteyen mecûsiye olayı tüm çıplaklığıyla anlatmıştır. Mecûsi "Allah benim hakkımda böyle mi konuştu? benim gibi kendisini inkar eden biri yüzünden senin gibi bir dostunu peşimden göndererek sana uyarıda mı bulundu? O halde bana dinini öğret ben de müslüman olacağım demişti. Kur'an'da geçen başka bir olay da buzağıya tapan Musa'nın kavmini bile önce affetmiş, onları bulutla gölgelendirip üstün nimetle nimetlendirmişti .Bu konu Bakara 57. ayette şöyle anlatılır. "Sizi bulutla gölgelendirmiş , size kudret helvası ile bıldırcın eti indirmiş (vermiş)size rızık olarak verdiğimiz temiz şeylerden yiyin (demiştik) Emirlerimizi dinlememekle onlar bize zulmetmemişlerdi Ancak kendilerine yazık et - mişlerdi Değerli Dostlar ! Heyecan verici bir ayette Âl-i İmran sûresi 37'de geçer. Meali de aynen şöyle! "Rabbi onu (Hannenin duasını) güzel bir şekilde kabul etmişti onu (Meryem'i) güzel bir bitki olarak yetiştirmiş ve Zekeriya'yı da onun (bakımıyla) görevlendirmişti. Zekeriya mabette onun yanına her girişinde orada bir rızık bulurdu.( Zekeriya) "Ey Meryem ! Bu sana nereden (geliyor) dediğinde, O da bu Allah katındandır demişti. Şüphesiz ki Allah dilediğine (layık olana) hesapsız rızık verir". Burada rızkının dar olduğunu iddia eden bir kişi ne yapmalıdır ? diye bir soru akla gelebilir .Cevabını yine Kur'an verir. Hz Musa kavmine şöyle diyordu ayette (İbrahim: 7 ) "Hani Rabbiniz size şükrederseniz elbette size nimetimi arttıracağım nankörlük ederseniz şüphesiz azabım elbette çok şiddetlidir" diye bildirmişti .O halde rızkının genişlemesini isteyen şükretmelidir Ayrıca başka bir ayette de rızkı Allah'ın yanında arayın! O'na ibadet edin, ona şükredin ( Ankebût 17)buyurulur. Er-Rezzak ismi celiliyle dua eden, gayret ve teslimiyetle helal olanı helal yolla elde etmek isteyen kimse bilir ki ; yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah'a ait olmasın (Hûd: 6) Kültürümüzde "Er rızk u Alallah "ifadesi o kadar yaygınlaştırmıştır ki, birçok mağaza ve ticarethanelerin en görülecek yerinde çerçeve içinde yazılmış olarak asılmıştır. Kıymetli Dostlar! Rızık konusunu işlerken beni çok etkileyen bir olayı da sizlerle paylaşmadan geçmek istemedim. Son dönemin âlimlerinden muhtaçların ve fakir öğrencilerin hamisi (koruyucusu) Gönenli Mehmet Efendi, İstanbul'daki Sultan Ahmet Camii'ne imamı olarak tayin edilir ve hemen soruşturmaya başlar .Bu mahalle de kimsesiz, muhtaç kimse var mı ? Kendisine iki gözü görmeyen muhtaç birinin bulunduğunu söylerler .Ertesi günü tarif edilen evi bulur ve kapısını çalar. Kapıyı açan âmâ kişiye "Sultanahmet camii'ne imam olarak atandığını, üzerine düşen bir görev olup olmadığını "sorar. Âmâ adam hoca efendiyi içeri alır. Hoca efendi sormaya başlar. Emekli maaşınız var mı? Âmâ adam hayır diye cevaplandırır .Hoca efendi sormaya devam eder. Peki geçiminizi neyle temin ediyorsunuz ? der. Bunun üzerine âmâ adam sinirlenir. "Bundan size ne Hocaefendi bir de imamsınız" diyerek sert bir sesle "Gidebilirsiniz" der. Hoca efendi mecburen âmâyı yalnız bırakarak oradan ayrılır. Ama o gece gözüne uyku girmez. Ertesi günü tekrar âmâ adamın kapısını çalar . Âmâ adam içeriden seslenir." Kimsiniz" Mehmet efendi cevap verir. "Dünkü kovduğunuz yüzsüz imam .Beni bin kere de kovsanız yine geleceğim" der. Bunun üzerine hoca efendiyi içeriye alır. Hoca efendi aynı soruları sormaya devam eder. Âmâ adamın cevabı aşağıdaki şekildedir Hoca efendi kusura bakma. Dün kalbini kırdım. Benim sırrım şöyledir. Her sabah kuşluk namazını kıldıktan sonra ellerimi açar , "Ya Rabbi ! Kuşluk senindir, güzellik senindir, rızık senindir, gökte ise yere indir, yerdeyse çıkar, uzakta ise yaklaştır , elime ver , dar ise genişlet! diye dua ederim. Bu arada birisi gelir sağ dizime vurur rızkımı verir ve gider .Bugün o kişi yine geldi. Sağ dizime vurup rızkımı verdi , Bu defa sol dizime de vurup bunu da Gönenli Mehmet Efendi'ye ver" dedi . Al rızkını hoca ! Hoca efendi rızkını alarak oradan ayrılır ve şöyle der. "İşte ben o rızka nail olduktan sonra hiç darlık çekmedim. Aziz Dostlar! Yazımızı kendimize ait bir beyit ile tamamlamak istedim. Allah bazen nimeti kulu eliyle verir İlm-i Hak'kı bilmeyen onu kul verdi bilir. Bundan sonraki yazımızda tekrar beraber olabilmek umuduyla helalinden bol rızıklı günler diliyorum. Sağlıkla kalın! Esen kalın! Hoş kalın Can Dostlar !
Yanıtla
Okunma Sayısı: 137


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.