TRT INT’ te Datça’yı Anlatmak…
14 Mayıs 2026, Perşembe 16:00Türkiye’mizin bulunduğu bölgemizdeki savaş ve çatışmaların olduğu ayları yaşadığımız
günlerin getirdiği sıkıntıların turizm sektöründe neden olduğu daralmanın medyada yer
alması, 1999 yılında yaşadıklarımızı hatırlattı.
Yıllar önce, TRT’nin, 1999 yılındaki Marmara depremi ve Uzakdoğu başta olmak üzere, 2001 krizinin ayak seslerinin duyulduğu zamanlarda Türk turizminde yaşanan krizin iç turizmi canlandırarak aşılması amacıyla, Tatil Yörelerini tanıtan TRT İNT kanalındaki programa
katılmıştık.
TRT İzmir stüdyolarında TRT İNT kanalında canlı yayınlanan yöreleri tanıtan programa
Datça’dan konuşmacı olarak, dönemin Belediye Başkanı merhum Erol Karakullukçu ile
Turizm Müdürü olarak ben, İzmir’e davet edilmiştik. Belediye Başkanı Datça’nın bir tatil
kasabası başta turizm sezonuna hazırlık, çevresel sorunları, ben de turizm konularında bilgi
verecektik.
Programın yayınlanacağı günden bir gün öncesinde Erol Bey ile yola çıkmaya karar verdik.
Katılacağım özel etkinlikler için hazır takım elbise, gömlekten oluşan giysiyi askısıyla beraber
alıp, arabaya yerleştirip, Erol Bey ile İzmir’e hareket etmiştik. İzmir’e vardığımızda TRT İzmir
stüdyolarının bulunduğu Fuar alanına yakın Alsancak semtinde otele yerleştik. TRT’ye ertesi
sabah gitmeden önce takım elbise ve gömleği yeniden ütületmiş odaya getirtmiştim. Sabah gömleği giyip kravatı bağladığımda bir sürpriz beni bekliyordu.
Gömleğin yakası birbirine kavuşmuyordu. Uzun süredir giymediğim gömlek ne kadar süre
giymemişim ki, şişmanlayınca boynum kalınlaşmış, dar gelmişti. Yeni bir gömlek almak için
otel dışına çıkıp bir butik aradığımda Alsancak’ta otele yakın bir mağaza bulamadan otele dönmek zorunda kalıyordum. İzmir’in Alsancak’ında bir gömlek bulamamak, ayrı bir sürpriz
olmuştu benim için.
Fuar alanına gitmek için yürüyerek gitmeye ve yol da gömlek bulabileceğimiz bir dükkan aramaya karar veriyorduk. Her gördüğümüz dükkana girip benim kalınlaşan boynuma uygun
gömlek sormaya başlamıştık. En sonunda küçük bir butikte şişmanlayan bana uygun bir
gömlek bulmuş, satıcı hanımın gömleği ütülemeyi kabul etmesiyle yeni gömlekle kravatlı
olmuştum.
Artık sürprizlerden kurtulmuş, rahatlamış olarak TRT stüdyosuna gitmiş, sunucunun bu
haziran gününde ceketsiz olarak stüdyoya girebileceğimizi söyleyince, kendimizi Datça’da gibi
rahat hissetmeye başlamıştık.
Tatil beldelerini tanıtan programda, biz de Datça’yı tatilcilere anlatıyorduk, ben 1500 yatak kapasitesi olan Datça’da 45 gün gibi kısa süren sezonu yaşayan tatil kasabası özelliği
taşıdığını, tarih ve doğa zenginliği bozulmamış nadir tatil beldesinden biri olduğundan, Datça yarımadasının yat turizmi için öneminin büyük olduğundan söz ediyordum. Datça’dan
görüntülerin gösterilmesi sonunda ve sunucunun sorularını cevaplıyorduk.
Gösterilen görüntülerde turizmcilerin ve tatilcilerin dile getirdikleri konuları, Erol Bey ile cevaplıyorduk. Gelen telefon bağlantılarında Datça’nın pahalı oluşunun konu edilmesi
üzerine, seyirciler adına sunucu’ tatil yapmanın bütçesi nedir, pahalı mıdır Datça’da ’ diye
sormuştu. ‘Datça’da her keseye uygun tatil imkanı var ’ şeklinde pahalı sözcüğünü telaffuz
etmeden cevap vermiştik. Ayrıca, programı seyredenler arasında yapılan çekilişle, 2 çifte
Datça’da 1 hediye edilmişti.
Program su gibi akıp gitmiş, her katılımcının hissettiği gibi anlatacak daha çok şeyimiz vardı
düşüncesiyle stüdyodan ayrıldığımızda Datça’dan ilk düşünceler ve eleştirileri telefonumuzu
açtığımızda almaya başlamıştık. Bense yıllar öncesinden arkadaşım Selahattin Yılmaz’ın canlı
yayına Mersin’den bağlanmasıyla sesini duymamın verdiği sevinci yaşamıştım.
Belediye başkanı Erol Bey ve Turizm müdürü ben TRT INT ’in programında Datça’yı temsil etmiş olmanın rahatlığı ile Datça’ya dönmüş, videoya alınmış programın tamamını
seyredince, söyleyebildiklerimiz ve zamanın yetmemesi nedeniyle söyleyemediklerimiz
üzerine uzun süre sohbete etmiştik.
Datça’ya döndükten sonra, sabah büroya giderken Atatürk caddesinde seyyar simit büfesinde satış yapan bir hanım,’ Müdür bey, Datça’mızı iyi tanıttınız, çok teşekkür ederim’
diyerek size bir simit ikram etmek istiyorum’ diyerek bir simit uzatmıştı. Simit satıcısı Hatice
hanımın bu jesti, programdaki konuştuklarımızı, şu konuyu da gündeme getirseydiniz, bunu
da söyleseydiniz şeklindeki eleştirilere en iyi cevap olmuştu. Benim için de moral olmuştu.
Okunma Sayısı: 210


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.