ESMÂ İLE AHLAKLANMAK - 24 ALLAH VE ES-SABÛR
01 Ekim 2026, Perşembe 16:10*Can Dostlar!*
9 Temmuz’da başlamış olduğumuz *“Esmâ ile Ahlaklanmak”* yolculuğumuzda bugün son halkaya gelmiş bulunuyoruz.
Rabbimize hamdolsun; elimizin, dilimizin ve gönlümüzün yettiği ölçüde Rabbimizin güzel isimlerini tanımaya, bu isimlerin hayatımıza koyduğu ölçüleri düşünmeye çalıştık.
Bugün de nasip olursa bütün güzel isimlerin sahibi olan *Allah* lafza-i celâlini ve sabırla eğiten, aceleyle cezalandırmayan, kullarına mühlet veren *es-Sabûr* ismini işlemeye çalışacağız.
Gayret bizden; yardım, kolaylık ve gönüllerde yer etmek Âlemlerin Rabb’indendir.
Bu son bölümde üzerinde duracağımız iki büyük hakikat şudur:
**Allah, bütün güzel isimlerin sahibidir; kul kulluğunu yalnız O’na yöneltir.
Allah es-Sabûr’dur; kul acelecilikten, isyandan ve ümitsizlikten uzak durup sabırla Rabbine dayanır.**
Esmâ ile Ahlaklanmak yolculuğu bize şunu öğretti:
Rabbini tanıyan insan, kendini de tanır.
Kendini tanıyan insan, haddini bilir.
Haddini bilen insan, hayatı başıboş yaşamaz.
Çünkü Allah’ın güzel isimleri yalnız dilde anılacak kelimeler değil; kalbi terbiye eden, hayatı ölçüye çağıran, ahlâkı inşa eden ilahi işaretlerdir.
Kur’an şöyle buyurur:
*“En güzel isimler Allah’ındır. Öyleyse O’na o güzel isimlerle yönelin.”*
(A‘râf, 7:180)
Bu ayet bize yolun başını da sonunu da gösterir: Güzel isimler Allah’ındır; kulun görevi o isimlerle Rabbini tanımak, O’na yönelmek ve hayatını O’nun ölçüsüne göre güzelleştirmektir.
## ALLAH: BÜTÜN GÜZEL İSİMLERİN SAHİBİ
*Allah*, kulluğun yöneldiği tek Rab, bütün güzel isimlerin sahibi, göklerin ve yerin yaratıcısı, yaşatan, rızık veren, bağışlayan, hükmeden, bilen, gören, işiten ve dönüşün kendisine olduğu yüce Rabbimizin özel ismidir.
Allah ismi, bütün esmâyı kendisinde toplar.
Rahmân olan O’dur.
Rahîm olan O’dur.
Melik olan O’dur.
Kuddûs olan O’dur.
Azîz olan O’dur.
Hakîm olan O’dur.
Gafûr olan O’dur.
Vedûd olan O’dur.
Hayy ve Kayyûm olan O’dur.
Evvel ve Âhir olan O’dur.
Zâhir ve Bâtın olan O’dur.
Nûr olan O’dur.
Hâdî olan O’dur.
Bâkî olan O’dur.
Sabûr olan O’dur.
Kur’an şöyle buyurur:
*“Allah, O’ndan başka ilah yoktur; en güzel isimler O’nundur.”*
(Tâhâ, 20:8)
Bu ayet, insanın kalbini bütün sahte dayanaklardan koparıp yalnız Allah’a yöneltir. Çünkü O’ndan başka ilah yoktur. Kulluğa layık olan yalnız O’dur. Güvenilecek mutlak kapı yalnız O’dur. Yardımı beklenecek gerçek merci yalnız O’dur. Hükmüne teslim olunacak Rab yalnız O’dur.
Allah ismini tanıyan kul, hayatını parça parça ilahlara dağıtmaz.
Malı ilah edinmez.
Makamı ilah edinmez.
Nefsini ilah edinmez.
Korkularını ilah edinmez.
İnsanların övgüsünü ilah edinmez.
Gelenekleri, çıkarları, arzuları, kalabalıkları Allah’ın ölçüsünün önüne geçirmez.
Çünkü bilir ki hayatın sahibi Allah’tır. Ölümün sahibi Allah’tır. Rızkın sahibi Allah’tır. Affın sahibi Allah’tır. Hükmün sahibi Allah’tır. Dönüş Allah’adır.
Kur’an şöyle buyurur:
*“De ki: O Allah birdir. Allah Samed’dir. Doğurmamış ve doğurulmamıştır. Hiçbir şey O’na denk değildir.”*
(İhlâs, 112:1-4)
Bu sûre, kulluğun özünü bildirir. Allah birdir. O’na denk hiçbir varlık yoktur. O hiçbir şeye muhtaç değildir; her şey O’na muhtaçtır.
Allah ismini tanıyan insan, kul olduğunu unutmaz. İyilik yaparsa Rabbinden bilir. Başarırsa Rabbinden bilir. Bağışlanırsa Rabbinden bilir. Yol bulursa Rabbinden bilir. Ayakta kalırsa Rabbinden bilir.
Bu isim bize şunu da öğretir: Esmâ ile ahlaklanmak, Allah gibi olmak değildir. Kul Allah gibi olamaz. Kul yaratılmıştır, sınırlıdır, muhtaçtır. Fakat kul Rabbini tanıdıkça O’nun razı olduğu ahlâka yönelir.
Allah Rahmân’dır; kul merhameti öğrenir.
Allah Adl’dir; kul adaleti ayakta tutmaya çalışır.
Allah Gafûr’dur; kul affa muhtaç olduğunu bilir.
Allah Hakîm’dir; kul acele hüküm vermekten sakınır.
Allah Vedûd’dur; kul sevgiyi ve gönül bağını çoğaltır.
Allah Nûr’dur; kul karanlığı değil, aydınlığı seçer.
Allah Hâdî’dir; kul hidayeti yalnız Rabbinden ister.
O hâlde kendimize soralım:
*Ben Allah’ın güzel isimlerini yalnız dilimle mi anıyorum, yoksa hayatımı O’nun razı olduğu ölçüye göre mi düzeltmeye çalışıyorum?*
## ES-SABÛR: ACELEYLE CEZALANDIRMAYAN, MÜHLET VEREN RAB
*Es-Sabûr*, aceleyle cezalandırmayan, kullarına mühlet veren, onları hemen yakalayıp yok etmeyen, dönüş kapısını açık tutan Allah demektir.
Bu isim de dikkatli anlaşılmalıdır. Allah’ın sabrı, acizlikten değildir. Allah’ın mühlet vermesi unutmasından değildir. Allah’ın hemen cezalandırmaması, zulmü görmediği anlamına gelmez.
Allah bilir, görür, kuşatır; fakat kullarına dönüş imkânı verir.
Kur’an şöyle buyurur:
*“Eğer Allah insanları yaptıkları yüzünden hemen cezalandırsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı bırakmazdı. Fakat onları belirlenmiş bir süreye kadar erteler.”*
(Fâtır, 35:45)
Bu ayet, Rabbimizin kullarına mühlet verdiğini gösterir. İnsan hata eder, fakat hemen yok edilmez. Yanılır, fakat dönüş kapısı kapanmaz. Günah işler, fakat tövbe imkânı hâlâ vardır. Zulmeden de mühlet bulur; fakat bu mühlet sorumsuzluk değildir. Mühlet, imtihandır.
Es-Sabûr ismini tanıyan kul, Rabbimizin mühletini yanlış anlamaz.
“Nasıl olsa ceza gelmedi” diyerek günaha devam etmez.
“Nasıl olsa fırsat var” diyerek tövbeyi ertelemez.
“Nasıl olsa Allah sabırlıdır” diyerek haddi aşmaz.
Tam tersine, Rabbimizin sabrı karşısında utanır, toparlanır, yönelir ve kendini düzeltmeye çalışır.
Kur’an şöyle buyurur:
*“Rabbin çok bağışlayandır, rahmet sahibidir. Eğer onları kazandıkları yüzünden hemen cezalandıracak olsaydı, azabı onlar için çabuklaştırırdı. Fakat onlar için belirlenmiş bir zaman vardır.”*
(Kehf, 18:58)
Bu ayet bize Rabbimizin rahmetini ve mühletini hatırlatır. Fakat mühlet sonsuz değildir. İnsan kendisine verilen zamanı gafletle tüketmemelidir.
Es-Sabûr ismi kula da büyük bir ahlâk ölçüsü verir. Rabbini Sabûr olarak tanıyan insan, hayatında aceleci, öfkeci, yıkıcı ve ümitsiz olmamaya çalışır.
Her şey hemen olsun istemez.
Duasının sonucunu hemen görmek için sabırsızlanmaz.
İnsanları bir hatasıyla silip atmaz.
Çocuklarına, eşine, dostuna, komşusuna, kardeşine karşı daha ölçülü davranır.
Hakka çağırırken kaba ve aceleci olmaz.
Kendisi de değişirken sabır ister; başkasının değişiminde de sabırlı olur.
Fakat sabır, haksızlığa razı olmak değildir. Sabır, zulmü onaylamak değildir. Sabır, tembellik değildir. Sabır, elinden geleni yaptıktan sonra Rabbine güvenmek; doğru bildiğin yolda ölçüyü bozmadan yürümektir.
Kur’an şöyle buyurur:
*“Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım isteyin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.”*
(Bakara, 2:153)
Sabır, insanı ayakta tutan büyük bir güçtür. Sabreden insan aceleyle yıkmaz. Öfkeyle karar vermez. Ümitsizlikle yolu terk etmez. Hakka bağlılığını, duasını ve gayretini sürdürür.
Es-Sabûr ismini tanıyan kul, özellikle şu dört yerde sabrı öğrenir:
Darlıkta sabır.
Genişlikte şükürle sabır.
Haksızlık karşısında ölçüyü koruyarak sabır.
Hakka çağırırken güzel sözden ayrılmadan sabır.
Şu hâlde kendimize soralım:
*Ben Rabbimin bana mühlet vermesini tövbe ve düzelme fırsatı mı biliyorum, yoksa gafleti sürdürme bahanesi mi yapıyorum?*
## BÜTÜN ESMÂ ALLAH’A, BÜTÜN KULLUK O’NA
*Can Dostlar!*
Bugün üzerinde durduğumuz bu iki büyük isim, bütün yazı dizimizin özünü toplar.
*Allah* bütün güzel isimlerin sahibidir.
*Es-Sabûr* ise bu yolculuğun sonunda bize sabrı, mühleti, dönüş imkânını ve acele etmeden istikamet üzere yürümeyi öğretir.
*Bir kez daha özetlemek gerekirse:*
*Allah* ismi bize, kulluğun yalnız O’na yapılacağını, bütün güzel isimlerin O’na ait olduğunu ve hayatın merkezinde yalnız Rabbimizin ölçüsünün bulunması gerektiğini öğretir.
*Es-Sabûr* ismi bize, Rabbimizin aceleyle cezalandırmadığını, kullarına mühlet verdiğini, tövbe ve dönüş kapısını açık tuttuğunu hatırlatır. Kula düşen, bu mühleti gaflet için değil, arınmak ve düzelmek için değerlendirmektir.
Unutmayalım:
*Allah bütün güzel isimlerin sahibidir; kul bütün kulluğunu yalnız O’na yöneltir.*
*Allah es-Sabûr’dur; kul acelecilikten, isyandan ve ümitsizlikten uzak durup sabırla Rabbine dayanır.*
Esmâ ile ahlaklanmak; yalnız güzel isimleri saymak değil, o isimlerin bize öğrettiği kulluk bilincini hayata taşımaktır.
Bu yazı dizisi burada tamamlanırken, aslında kulluk yolculuğumuz bitmiş değildir. Çünkü Rabbini tanıma gayreti, ömür boyu süren bir yolculuktur.
Her yeni gün, Allah’ın rahmetini yeniden fark etme günüdür.
Her yeni imtihan, sabrı yeniden öğrenme günüdür.
Her yeni hata, tövbe kapısına yeniden yönelme günüdür.
Her yeni nimet, şükrü yeniden hatırlama günüdür.
Her yeni ayet, hayatı yeniden düzeltme çağrısıdır.
Rabbimiz bizleri; güzel isimlerini tanıyan, O’na samimiyetle yönelen, kulluğunu yalnız Allah’a yapan, sabırla istikamet üzere yürüyen kullarından eylesin.
Kalplerimizi tevhide, sözlerimizi doğruluğa, amellerimizi ihlasa, adımlarımızı sabra ve istikamete yöneltsin.
Bu güzel yolculukta emeği geçen, okuyan, düşünen, dua eden bütün gönül dostlarından Rabbimiz razı olsun.
*Esmâullâh ahlâkı ile ahlaklanma gayreti içinde olan gönül dostlarına selam olsun.*
*Rabbimiz tamamlamayı nasip etti; kabulünü de lütfetsin.*
*Sağlıkla kalın, esen kalın, hoş kalın Can Dostlar!*
Okunma Sayısı: 224


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.