Knidos-7 Hasır Gölgelikte Başlayan Yolculuk: İlk İngilizce Öğretmenim İris C. Love
10 Eylül 2026, Perşembe 16:30(Knidos)’ta kazı yapan İris C. Love ve ekibiyle ilgili o kadar çok, birbirinden ilginç anım var ki hangisini anlatacağımı bilemiyorum. Aradan yaklaşık altmış yıl geçmiş olmasına rağmen 1967 yılının bazı görüntüleri hâlâ gözlerimin önündedir. Sanki dün yaşanmış gibi…
İris C. Love, ekibiyle birlikte (Knidos)’a kazı yapmak için geldiğinde ekipte Türkçe bilen hemen hemen hiç kimse yoktu. O yıllarda köyümüzde yaşayan gençlerin de yabancı dil bilgisi bulunmuyordu. İris Love köylülerle, köylüler de onunla iletişim kurmakta zorlanıyordu. Fakat bazen insanlar aynı dili konuşmasalar bile bir bakışla, bir gülümsemeyle ve iyi niyetle birbirlerini anlayabiliyorlardı.
Yazıköy ve Belenköy’ün 1955-1970 kuşağı, çevredeki diğer köylere göre eğitim seviyesi oldukça yüksek bir kuşaktı. Bu kuşaktan pek çok kişi en az lise mezunuydu. Ancak 1967 yılında şartlar yine de son derece kısıtlıydı. Köyümüzdeki ilkokul yalnızca iki derslikten ibaretti. Datça’da ise ortaokuldan başka bir okul yoktu.
Ben, 1960 yılında (Knidos)’ta, bugün “Yuvarlak Tapınak” olarak bilinen Afrodit Tapınağı’nın bulunduğu yerde dünyaya gelmişim. Benden on bir yıl sonra, 1971 yılında, İris C. Love ve ekibi yaptıkları kazılarla bu tapınağı gün yüzüne çıkardı.
1967 yılında henüz yedi yaşında bir çoban çocuğuydum. Dünyanın ne kadar büyük olduğunu bilmiyordum. Uzak ülkeleri, üniversiteleri ve yabancı dilleri tanımıyordum. Bildiğim dünya; keçilerimiz, koyunlarımız, taşlı patikalar, Ege’nin tuzlu rüzgârı ve (Knidos)’un mavi denizlerinden ibaretti.
Ayağımızda çoğu zaman tozlu ayakkabılar, üzerimizde güneşte solmuş giysiler vardı. Ellerimiz taşlara, toprağa ve hayvanların iplerine alışkındı. Fakat gözlerimiz merakla parlıyordu. Çünkü (Knidos)’a gelen bu yabancı insanlar, bizim için dünyanın başka bir tarafından gelen bilinmeyen bir hayatın temsilcileriydi.
Belki de iletişim kurmakta yaşanan bu zorluk nedeniyle, kazı ekibindeki üç kadın arkeoloji öğrencisi biz çoban çocuklarına İngilizce öğretmeye başladı. Dersler, o yıllarda hizmet veren ve Ruşen Topuz’a ait olan Baba Restoran’ın üst katında, hasırdan yapılmış bir gölgeliğin altında gerçekleştiriliyordu.
İngilizce öğrenmeye çalışan biz çoban çocukları; Nuri Korkut, Serpil Korkut, Ramazan Karadeniz, Ruşen Topuz’un oğlu Doğu Topuz ve bendik.
Bugün gözlerimi kapattığımda o hasır gölgeliğin altındaki çocukları yeniden görüyorum. Aşağıdan denizin ve kıyıya vuran dalgaların sesi gelirdi. Rüzgâr estiğinde hasırlar hafifçe hışırdar, sıcak yaz havasına denizin serinliği karışırdı. Karşımızda, Long Island Üniversitesinden (Knidos)’a gelen genç arkeoloji öğrencileri vardı.
Onların söylediği her kelimeyi büyük bir dikkatle dinlerdik:
“What is this?”
“My name is…”
Belki söylediklerimizin anlamını bütünüyle kavrayamıyorduk. Belki telaffuzlarımız da doğru değildi. Fakat içimizde tarifsiz bir öğrenme heyecanı vardı. Yeni öğrendiğim her kelime bana, önümde bilmediğim bir dünyanın kapısını açıyormuş gibi geliyordu.
Düşünsenize; yıl 1967… Henüz yedi yaşındayım. Köyümüzdeki okul iki derslikli, Datça’da ortaokuldan başka bir okul yok. Buna rağmen ben, dünyanın öbür ucundan gelen Long Island Üniversitesi öğrencilerinden, (Knidos)’ta İngilizce öğreniyorum.
O günlerde bunun nasıl büyük bir ayrıcalık olduğunu anlayacak yaşta değildim. Benim için bunlar yalnızca eğlenceli birkaç kelime ve yabancı insanlarla geçirilen merak dolu saatlerdi. Fakat yıllar sonra denizlerde çalışmaya başlayınca o hasır gölgeliğin altında atılan tohumların hayatımda ne kadar önemli bir yere sahip olduğunu anladım.
Öğrencilik hayatım boyunca özel bir İngilizce kitabım veya İngilizce defterim olmadı. Ancak öğretmenlerimi can kulağıyla dinledim ve İngilizce derslerinden daima yüksek notlar aldım. Çünkü kulağım, İngilizcenin sesleriyle daha yedi yaşındayken, (Knidos)’un rüzgârı altında tanışmıştı.
Yıllar geçti… O küçük çoban çocuğu büyüdü ve kaptan oldu. Dünyayı baştan sona dolaştığımı söyleyemem; ancak dünyanın dörtte üçünde yelken açtım, denizlerde seyir yaptım. Farklı milletlerden insanlarla aynı güvertede çalıştım, yabancı limanlara girdim ve açık denizlerde sorumluluk aldım.
Her yabancı limanda, İngilizce konuştuğum her insanda, o çocukluk günlerinden bir parça buldum. Bazen denizin ortasında, yabancı bir ülkeden gelen insanlarla konuşurken aklıma 1967 yılındaki o hasır gölgelik geldi. İçimden, “Bu yolculuk aslında burada değil, (Knidos)’ta başlamıştı,” dedim.
Hayatım boyunca İris C. Love’a, biz çoban çocuklarına verdiği değer nedeniyle minnet duydum. O, belki de yaptığı bu küçük iyiliğin bir çocuğun hayatına nasıl yön vereceğini o günlerde bilmiyordu. Fakat benim için o dersler, yalnızca birkaç İngilizce kelimeden ibaret değildi. Onlar, kendi küçük dünyamın dışına uzanan ilk köprüydü.
Aradan uzun yıllar geçtikten sonra, ölümünden birkaç yıl önce, araştırmacı Gökçer Karaağaç’ın yardımlarıyla kendisine ulaştım. Onunla yeniden iletişim kurabilmek beni çok duygulandırdı. Sanki altmışlı yılların o küçük çoban çocuğu, yıllar sonra öğretmeninin karşısına kaptan olarak çıkmıştı.
Ona, hasır gölgeliğin altında öğretilen birkaç İngilizce kelimenin boşa gitmediğini; o kelimelerin beni yabancı denizlere, uzak limanlara ve uzun bir denizcilik hayatına taşıdığını anlatabildiğim için kendimi şanslı hissediyorum. Böylece bana verdiği emeğin hakkını bir ölçüde vermiş olduğuma inanıyorum.
İris Love memleketimden neler götürdü? Neler çalındı veya kayboldu? Yaptığı kazıların memleketime ne kadar faydası oldu?
Bunları o günkü çocuk aklımla bilmem mümkün değildi. Bu konuların tarihçiler, arkeologlar ve yetkili kurumlar tarafından belgeler ışığında değerlendirilmesi gerekir.
Ancak benim kendi hayatımdan bildiğim ve hiçbir zaman unutmadığım bir gerçek var:
İris C. Love benim ilk İngilizce öğretmenimdir.
Bugün geriye baktığımda yedi yaşındaki hâlimi; (Knidos)’un rüzgârında saçları dağılan, gözleri merakla parlayan o küçük çoban çocuğunu görüyorum. Ona uzaktan seslenmek ve şöyle söylemek istiyorum:
“Dikkatle dinle çocuk… Bugün öğrendiğin bu birkaç yabancı kelime, bir gün seni uzak denizlere ve dünyanın dörtte üçüne taşıyacak.”
27 Ağustos 2026 – Datça
Kaptan Aslan Atilla Yorulmaz
Okunma Sayısı: 197


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.