HIDRELLEZ–(BİR)
07 Mayıs 2026, Perşembe 16:12Hıdrellezin kökeni hakkında çeşitli fikirler ortaya atılmıştır. Kimi kaynaklarda,
Hıdrellezin Orta Asya, Orta Doğu ile Anadolu kültürlerine ait olduğu, bazıları ise İslamiyet
öncesi Orta Asya Türk kültür ve inançlarına ait olduğu yönündedir. Eski Türkler 21
Haziran’da baharın gelişini kutlardı.
Orta Asya Türklerinde , hıdrellez mevsimlik bayramlardan biridir. Ruz-i Hızır(Hızır
Günü) olarak adlandırılan Hıdrellez Günü, dünyada darda kalanların yardımcısı olduğu
düşünülen Hızır ile denizlerin hakimi olduğuna inanılan İlyas’ın yeryüzünde buluştukları gün
olarak düşünülür ve kutlanır.
Gregoryen takvimine (miladi takvim) göre 6 Mayıs eskiden kullanılan Rumi Takvim
olarak da bilinen Julyen takvimine göre 23 Nisan Hıdrellez günüdür. 6 Mayıs’tan başlayıp, 7
Kasım’a kadar olan süre Hızır Günleri adıyla yaz mevsimini, 8 Kasım’dan 5 Mayıs’a kadar
olan süre ise Kasım Günleri adıyla kış mevsimini oluşturmaktadır. Bu yüzden 5 Mayıs gecesi
kış Mevsiminin bitip sıcak yaz günlerinin başladığı anlamına gelmektedir.
Türkiye’de 5 Mayıs’ı, 6 Mayıs’a bağlayan gece yazın geldiğini anlatır. Bunu
Hıristiyanlar da böyle görür. Yani doğanın uyanması derler. Örneğin; Rum Ortodokslar Aya
Yorgi, Katolikler “Aziz George “ günü olarak kutlamaktadırlar.
Şunu da ekleyip, devam edelim; Hıdrellezin UNESCO ‘nun Somut Olmayan Kültürel
Miraslar Listesine alınması amacıyla 2010 yılında başlayan çalışmalar sonucunda 2017
yılında listeye alınmıştır…(Türklerde Hıdrellezi Muazzez İlmiye Çığ’dan tekrar alıntılayarak
anlatacağım)
Günümüzde de Anadolu’da dilek dilenmiş kağıdı ağaca asma, ateşten atlama gibi eski
Türk gelenekleri devam etmektedir. Yine de Hıdrellezi tek bir kültüre mal etmek olanaksız ve
haksızlıktır.
İlk Çağlardan itibaren Mezopotamya, Anadolu, İran, Osmanlı dönemiyle Balkanlar ve
hatta bütün Doğu Akdeniz ülkelerinde bahar ya da yazın gelişiyle belli başlı sevinç kutlamaları
yapılmaktadır. Kimi yazılı eserler bu tipten, kutlamaların, M.Ö. Mezopotamya’da Ur şehrinde
yapıldığını göstermektedir. Kışın bitişiyle Temmuz ismiyle kutlanan bu ritüeller
Mezopotamya ovasını sulayan Fırat ve Dicle nehirlerinin uyaran gücünü temsil eder.
HIZIR İNANCI
Hızır’ın abıhayatı((bengi su) içerek ölümsüzlüğe ulaşmış, özellikle de baharda insanlar
arasında, sağlık dağıtan darda kalıp, başı sıkışanlara yardım eden bir ermiş(veli veya
peygamber olduğuna inanan, hüviyeti tam olarak bilinmese de halk arasında ve İslam
geleneğinde bir Hızır geleneği vardır. Bazıları Hızır ile İlyas Peygamberin aynı kişiler olduğunu
da iddia etmektedirler.
Halkın, Hızır hakkında kanaat ve inanışı onun ölümsüz olduğu ve baharda tabiatın
uyanışını sağladığı yönündedir. Anadolu’dan başka Kafkasya, Trakya, Kırım, Azerbaycan ve
Suriye’nin birçok yerinde mekanları vardır. Bu da onun İslam aleminin hemen hemen her
yerinde varlığına inanılan, ancak belirli bir hüviyete bürünmemiş sembol olduğuna götürür
bizi. Hızır tabii ki, baharın geldiğinin simgesidir. Onun müjdecisidir.
Halk arasında deyim haline gelmiş Hızır’ın insanlara şifa, sağlık, uğur getirdiğine
inanılır olmuştur. Tabiatta uyanış, direniş gibi güzellikleri simgeler.
İslamiyet öncesi Gök Sakallı, Ak Sakallı, Kocalar medet umulan, yardım istenen , akıl
danışılan , kılavuzluk etmesi beklenen , barış, mutluluk , sağlık , refah getirdiğine inanılan bir
kurtarıcı güç olarak düşünülür.
Okunma Sayısı: 208


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.