GDO DOSYASI(2)
10 Eylül 2026, Perşembe 16:30-ÇOKÇA SORULAN BİR SORU.HİBRİT ÜRÜNLE GDO
ARASINDAKİ FARK VAR MIDIR? NEDİR?
Doğru bildiğimiz bir yanlış var. Bu çokça karıştırılan bir durum. Oysa ikisi tamamen
farklıdır. Hibrit(melez) 1930 lardan bu yana uygulanıyor. Aynı tür içinde iki ayrı çeşidin
normal ıslah yöntemleri ile tozlaştırılarak tohumların alınmasıdır. Hibrit uygulamalar
köylülerin elinde olsaydı iyi sonuçlar verebilirdi. Ancak şirketler elinde endüstriyel tarımı, yani
kimyasal gübre kullanılan tarımı teşvik etmiştir. GDO ve hibrit birbirine karıştırılmamalıdır.
Burada bir şeyin daha altını çizmek istiyoruz. Bu hibrit tohumların tohumunu almak da
mümkündür. Ama yukarıda anlatıldığı gibi çiftçilerin elinde olsaydı!
-GDO’LU ÜRÜN ÜRETEN VE PARA KAZANAN
ÜLKELER,TEKELLER VAR. ALICI,ÖDEYİCİ ÜLKELER
VAR(TÜRKİYE GİBİ…) KONUNUN SÖMÜRGE BOYUTU
NEDİR? YA DA ŞÖYLE SORARSAK;BU KONU ÜZERİNE
SÖMÜRÜ SÖYLEMİ KURULMASI DOĞRU MUDUR?
Kazanan her zaman dev şirketler(bunların yaptıklarını da ileride anlatacağım tek tek
adlarıyla) Bunlar hem tohum, hem tarım ilacı üretiyorlar. Herbisite(tarım ilacı) dayanıklılık
içeren GDO’lu mısır ve pamukta şirketin hem tohumu, hem de herbisite karşılık ilacı var.
İkisini de satar.(ileride göreceksiniz, hem GDO’lu ürün satıp, hem de kanser ilacı satan
şirketler var) ABD’de GDO yaygındır. Şirket çıkarları her şeyin üzerindedir. Aile tarımı yapan
Amerikalı çiftçiler de kaybediyor. (Yani Türkiye’de çoğunlukta olan tarım sistemi) Ancak,
büyük işletmelerde tarım yapan şirketler ,çok az işçi ile çalışmak için, insan sağlığı ve çevreyi
düşünmeden bu tarıma evet diyorlar(katmerli sömürü) Bu gidişle GDO’nun yaygınlaşması,
çoğu ABD’de bulunan GDO şirketleri nedeniyle ülkeler arasında gelir dağılımının bozulmasına
da yol açacaktır.
-TÜRKİYE’YE GDO’LU ÜRÜN GİRMİŞ MİDİR?
Türkiye’ye pirinç olayından önce de, sonra da GDO’lu ürün girmiştir, girmektedir.
Dışalımı yapılan soya, mısır ve pamuğun hemen tümünün GDO’lu olduğu tahmin
edilmektedir. Geçtiğimiz yıllarda, buna pirinç de dahil oldu. Bakmayın siz eski bir tarım
bakanının”-Pirincin içinde değil, kabuğunda GDO varmış” demesine. Böyle bakan bir başka
uygar ülkede olsa, mizah dergileri birkaç aylık mizahı çıkarırlardı. Bu bakan da bir dakika
yerinde kalamazdı. Adam GDO’yu kuş pisliği sanıyor!
-GDO’LU ÜRETİM HER ÜRÜNDE OLABİLİR Mİ?
Bildiğimiz kadarıyla yaygın uygulama pamuk, mısır, soya ve kolzadadır. Biraz da
kanola. Diğerlerinde olma olasılığı çok çok küçüktür. Ama ,-Oh! Oh! Başka bir şey de yokmuş!
Diye de sevinmeyin. Çünkü soya denince, o marketlerde aldığınız yüzlerce ve hatta binlerce
üründe var. Dondurmadan, çikolataya, kaşar peynirinden, işlenmiş etlere kadar….Mısır
denince durum daha da vahim! Binlerce üründe, içeceklerde mısır şurubu kullanılmaktadır,
hem de GDO lu mısır şurubu. O marketlerdeki tüm bisküvi, pasta vs.(biz 900 ürün sayabildik)
içecekler(gazlı-gazsız) yani tatlı olan her şeyde hemen hemen GDO lu mısır şurubu
kullanılmaktadır. Tabii kullanmayan dürüst üreticiler de var! Hem de ülkemizde. Haksız
rekabet olmasın diye isim vermiyorum. Birebir konuşursak söylerim.
-TÜM BUNLARA KARŞI BİR CARTAGENA
SÖZLEŞMESİ VAR,NE GETİRİYOR?İMZALANMASI
ZORUNLU MUDUR? İMZALAMAYANA YAPTIRIM
ÖNGÖRÜLÜYOR MU?
Türkiye bu sözleşmeyi imzaladı. Sözleşme ülkelere biyogüvenlik yasası çıkarmalarını
öngörüyor. Bunu uygulamayan ülkeler diğerleri tarafından kara listeye alınabilir. Çin
mallarının birçok ülkede kara listeye alındığı gibi…(devam edecek….)
Okunma Sayısı: 281


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.