s
Muğla
24 Temmuz, 2024, Çarşamba
  • DOLAR
    28.59
  • EURO
    30.52
  • ALTIN
    1783.9
  • BIST
    7768.17
  • BTC
    36743.46$

ANTİK MÜZİK ...(1)

08 Temmuz 2024, Pazartesi 18:30
ANTİK MÜZİK ...(1)

Yine başımı alıp gitmişim... Kendimi, benim sonsuzluk vadisi dediğim ruhumu bu dünyadan alıp götüren mistik ve egosentrik (!) duygulara kapılmış, 30-35 yıl öncesine intikal etmiştim. Yanımda yaşlı kavalım ve yaşsız sevgilim vardı.
O yılların Datçası işte... Küçük bir sahil kasabası ve küçük kasaba sendromuna yakalanmış üç beş kafadar, küçük ve basit ilişkiler içinde bunalıp sıkışıp kalmıştık. Yazın Ankaralı, İstanbullu büyük şehirli genç grupların gelmesini hasretle beklerdik. Bunların içinde kışın da takılanlar olurdu. Genellikle Ankara'nın, İstanbul'un gençliğini hippy özentisi içinde geçirmiş sosyetik, asortik (!) zengin ve üst bürokrat çocukları...
Kışın Datça'nın yapayalnızlığı, yalınlığı ve egzotizmi içerisinde, bu tür gruplarla yapılan kızlı-erkekli doğa gezilerinin zevkine diyecek yoktu doğrusu. Kuru-yaş ne bulduksa götürür, o yılların küçük balıkçı kasabası, kuş uçar, kervan geçmez Datça'nın altından girer üstünden çıkardık.
Genellikle bunlar - ne derece doğrudur bilinmez - Avrupa'da eğitim görmüş, çatur çutur yabancı dil konuşan, ağızları laf yapan, ama hiçbir şey üretmeyen, geçmişte yaşayan, babalarının miras artıklarıyla geçinen, kendilerine göre kültürlü tahsilli asosyal, bunalımlı asalak tiplerdi. Ve ben onlar için: her nasılsa basit bir Türk okulunda yüksel tahsil yapabilmiş, batı kültüründen yoksun, çağdaş yaşamdan uzak, kendi halinde basit ve mütevazi, serkeş ve serseri ruhlu bir küçük balıkçı kasabası çocuğuydum... Neme lazım...
Uygar eğitimin iki yüzlülüğünden, çağdaş yaşamın sahte değerlerinden bıkmış, doğallık ve yalınlık arayan şehir kızlarına yaklaşmak konusunda bu köylü, basit ve masum görünümümün avantajlarını çok ama çok iyi kullandım! Zaten bir yaratılış hatası olarak namuslu ve masum görünüşlü bir adam suratına malikim....(!)
Ve bir kış günü, deniz ve hava sakin iken... Böyle bunalım kokan şehirli kızlı-erkekli bir grupla, Karaköy'den bir balıkçı teknesi kiralayıp bu ıssız ve sessiz vadiye intikal ettik. Benim torbamda rakım, yaşlı kavalım... Ve yanımda yaşsız sevgilim vardı.
Yaşlı kavalım ve yaşsız sevgilimle sahilde derin bir felsefeye dalmış, Descartes'ın "Cogito ergo sum" (düşünüyorum o halde varım) kuramını tartışan gruptan yavaşça sıyrılıp bu mistik vadiye daldık. Ve tam fotoğrafta görülen yere bağdaş kurup oturduk... nevalemizi önümüze serdik... Rakı kadehlerimizi sessizce tokuşturduk... Yaşlı başlı kavalımı elime alıp öyle bir üfledim ki... Aman da aman... O nasıl bir akustik... Dağlar, taşlar, kayalar "Echo... echo" diye bağırmaya başladı. Ben de binlerce yıl öncesine intikal edip kendimi 'pan-flüt' ünü üfleyen Pan sanmaya başladım... (devam edecek)
29-06-2024 


Okunma Sayısı: 65

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.