Akdeniz’den Ege’ye Uzanan 25 Yıllık Bir Hikâye
12 Ocak 2026, Pazartesi 16:56
Datça’da bazı gelenekler vardır; takvimde yazmaz ama herkes bilir. Sorulmaz, tartışılmaz, “bu yıl olacak mı” denmez. Akdeniz’den Ege’ye Doğa ve Dostluk Yürüyüşü de işte tam olarak böyle bir gelenek.
Bu yürüyüş, sadece bir rota değildir. Bir testinin içine konan sudan ibaret hiç değildir. Bu yürüyüş, Datça’nın ruhunu anlatır.
Yirmi beş yıl önce Avukat Turgay Sönmez’in aklına düşen bir fikir, bugün yüzlerce insanın adımlarında hayat bulur. Akdeniz’den alınan su, omuzlarda taşınır, Ege’ye ulaştırılır. İki deniz, iki yaka, iki ayrı mavi; ama tek bir amaç vardır: doğayı korumak, dostluğu büyütmek.
Cumhuriyet Meydanı’nda davul zurna çalar. O ses Datça’da sadece bir başlangıcı değil, aynı zamanda bir hatırlatmayı da işaret eder. “Buradayız” demenin sesidir o. Sevgi Yolu’ndan geçilir, Azmak Boyu’nda nefes alınır, Kızlan Yel Değirmenleri selamlanır. Her adımda biraz Datça, biraz geçmiş, biraz da emek vardır.
Bu yürüyüşte kimse acele etmez. Kimse kimseyi geçmeye çalışmaz. Yan yana yürünür. Sohbet edilir. Tanımayanlar tanışır, eski dostlar yeniden karşılaşır. Belki de en kıymetlisi budur.
Pandemi yıllarında yapılamadı. İki yıl sessizlik oldu. O sessizlik, bu yürüyüşün ne kadar değerli olduğunu herkese bir kez daha gösterdi. Çünkü bazı şeyler yokluğunda anlaşılır.
Bugün gelinen noktada Akdeniz’den Ege’ye Doğa ve Dostluk Yürüyüşü, Datça’nın hafızasına kazınmış durumda. Bir etkinlikten çok daha fazlası. Bir duruş. Bir hatırlatma. “Doğa varsa biz varız” diyen bir ses.
Testilerde taşınan su, aslında Datça’nın ortak belleğidir. O su Ege’ye dökülürken, geriye dostluk kalır. Dayanışma kalır. Ve bir sonraki yıl yeniden yola çıkma sözü kalır.
Çeyrek asır az değil. Hele Datça gibi bir yerde, bu kadar yıl aynı inançla yürümek hiç az değil.
İyi ki var bu yürüyüş.
İyi ki Datça’da böyle gelenekler var.
Okunma Sayısı: 626


Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.